Bayramların en neşelisi…

Köşe Yazısı
23 Mart 2011 Çarşamba

Çocukluğumdan beri dini bayramlarımızın pek neşeli olmadığını düşünürüm. Ne süslenecek bir ağacımız, ne parlak kağıtlarla ve saten kurdelelerle kaplanmış hediyeler, ne de boyanacak yumurtalarımız ve çikolatadan yapılmış tavşanlarımız vardır. İlk cümlemden bana kızan birkaç kişi hissediyorum ama çocuktur bu özenir; ona ağaç yok ama mum yakacağız diyebilirsiniz. Bizim çok güzel Pesah keklerimiz var diyebilirsiniz, biz de Hanuka’da hediyeler veririz dersiniz ama çocuğu yüzde yüz ikna edemeyebilirsiniz. Ne de olsa aynı havuçlu cevizli kektir herkesin evindeki ya da Hanuka’da çok azımız gerçekten hediye alırız her ne kadar gelenek olsa da.

Ancak bir Yahudi bayramı vardır ki tüm çocukların gönlünde taht kurar. Bu bayram herkesin anılarında güzel bir şekilde yer alır; Purim. Bana Purim her zaman dedemin hayattayken bize yolladığı kırmızı beyaz şekerden yapılmış bir sepetin içinde bulunan badem ezmesinden yapılmış minik meyveler, havuçları hatırlatır. Uzun yıllardır elime Purim şekeri geçmedi fakat bu bayramı her zaman neşeyle hatırlarım.

***

Geçtiğimiz günlerde Amerika’da yayınlanan 60 Minutes (60 Dakika) adlı televizyon programının yiyecek bulamadığı için yatağa aç giden çocuklar hakkında yaptığı bir programdan sonra, açlıkla mücadele eden Yahudi bir kuruluşun Purim vasıtıyla Amerika’nın her yerindeki çocuklara yardım ettiğini okudum. Yemenin içmenin- hatta yaş müsait olunca şarap içmenin- sevap olduğu bir bayrama sahip olmak hakikaten güzel. Ancak Purim sadece yemekten ibaret değil, ihtiyacı olanlara da yardım elini uzatmak bayramın güzelliklerinden. Dünyanın her yerinde açlıkla mücadele eden çocuklar, Purim’de yapılan kıyafet balolarındaki maskeler gibi kapalı kapılar ve maskeler ardında olabiliyorlar.

***

Neşelenmek demişken, geçtiğimiz hafta Cem Yılmaz’ın CM101MMXI Fundamentals adlı stand up gösterisini seyredebilme şansım oldu. Söylemeye gerek yok ama Cem Yılmaz hâlâ çok komik, komik olmasının sebeplerinden biri de bence esprilerinin çok güncel olması. Hepsi olan/olabilecek olaylar, doğruluk payı yüksek, TIM Show Center gibi büyük bir gösteri merkezini doldurması ve insanları gülmekten kırması da bundan olsa gerek. Cem Yılmaz’ın gösterisindeki en dikkat çekici olaylardan biri de seyirciler üzerinde dolaşan kırmızı lazer ışınlar idi. Yapılan anons sonrasında bunun cep telefonlarıyla gösteriyi çekip internetle yükleyenlere karşı bir önlem olduğunu anladım. Gösteri sırasında bir mesajlarıma bakayım, arayan soran var mı diye telefonunuza elinizi değdirdiğiniz anda kırmızı lazer sizi buluyor, işin ucunda rezil olmak var… Benim gibi Blackberry’e yarı esir olanlar için iyi bir tecrübe; hem yaşadığınız an dağılmıyor, hem de nasıl olduğunu hâlâ bilmiyorum ama lazer de sizi bulmamış oluyor.

Emeğe saygı, korsana merak olmasa sanatçıyı korumak için lazerle işaret etme noktasına gelmezdik sanki…