Her şeye alışıyoruz

“Yaşamak alışmaktır.” diyor Paulo Coelho Hippi adlı kitabında.

Düşünürsek, nelere alışmadık ki hayatımız boyunca?..

Sevdiklerimize, nefret ettiklerimize, karşıt sözlere, yanlış davranışlara, haksızlıklara… Karşı çıktığımız, birlikte olamayacağımızı düşündüğümüz, doğrudan ya da dolaylı tepki gösterdiğimiz kimi insanlarla da yaşamaya alışmışızdır. Hayat mı bizi değiştiriyor yoksa bulunduğumuz ortama uyum sağlamak için biz mi değişiyoruz, bilmiyorum.

Nedeni ne olursa olsun, her şeye alışıyoruz!

Geçmişimizi bir film şeridi gibi gözlerimizin önünde saracak olursak: Kimler girmedi, kimler çıkmadı ki hayatımızdan… Büyük bir dostluk ya da sevdayla bağlandığımız kimi insanlardan, bir söz ya da bir davranış nedeniyle ansızın kopmadık mı? Onların varlıklarına da alıştık, bir süre sonra yokluklarına da… Bağlanmalar, karşılıklı verilen sözler, buluşturan tutkular nasıl da unutuluyor!

Varsıllığa da alışıyoruz, yoksulluğa da… Bir ömür boyu ne ile karşılaşacağımızı kim bilebilir ki… Bir servet içinde doğmuş ya da tırnaklarımızla kazıyarak bunu biz de elde etmiş olabiliriz. Bir anda bu serveti de yitirebiliriz. Yaşam yine de sürüyor!

Ünlü Rus yazar Dostoyevski, Suç ve Ceza romanında şöyle diyor:

“Önce biraz ağladılar, ama alıştılar şimdi. Aşağılık insanoğlu her şeye alışır.”

Yine Ölü Bir Evden Anılar’da geçen şu sözlerini anımsayalım:

“İnsan her şeye alışan bir yaratıktır.”

Bu yazarı okuduğumuzda, sözlerini haklı çıkaran bir yaşam öyküsüyle karşılaşıyoruz. Acılar, sürgünler, ölümle yargılanmalar, darağacında asılmak için bekleyiş… Bu deneyimleri yaşamak kadar, bunlara katlanmak kolay olmasa gerek!

Başarıya da alışıyoruz, başarısızlığa da… Hayat yolculuğumuzda tökezlediğimiz, düştüğümüz anlar eksik olmuyor. Karşılaştığımız tüm olumsuzluklara karşın, kaldığımız yerden yolumuzu sürdürüyoruz.

Kurallara da alışıyoruz, kuralsızlığa da… Toplum içinde yaşadığımız sürece, uymak zorunda olduğumuz kurallar, gelenekler, yasalar bizi bağlıyor, koşullandırıyor. Çoğu kez bilinçli olarak bunlara uyarken, kimi zaman da bilinç dışı kendimizi bu çemberin dışında buluyoruz. Yine de çarkın bir dişlisi olmayı sürdürüyoruz.

Afşar Timuçin’in yazdığı bu şiiri Teoman seslendiriyor:

“bunu sen de bilirsin /alışmak yaşamaktır bakıp bakıp kendine / yaşamak bir gün uyanmaktır /birgün birdenbire yalnız kalmaktır / yaşamak alışmalardan sonra / alıştığın herşeyle savaşmaktır.”

En acısı, ölüme de alışıyoruz! Sevdiklerimizi bir bir toprağa verirken, onlarsız yaşamanın olanaksız olduğunu düşünürdük. Bir süre sonra onları anılarımıza gömerek, yine hayatımızı eskisi gibi sürdürüyoruz.

Her şeye alışıyoruz!

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın