Mavi Balina

Geçen hafta işten eve dönüş yolunda araba haberleri dinlerken Mavi Balina oyunu oynayan dört çocuğun topluca intihar etmek için kayalıklara çıktığını, üç çocuğun son anda intihar etmekten vazgeçtiğini, çocuklardan birinin ise atlayarak hayatını kaybettiğini öğrendim. O güne kadar Mavi Balina’nın ne olduğunu bilmediğimden ve bir ‘oyunun’ özellikle de ergenliğe geçişteki çocukları nasıl intihara kadar sürükleyebileceğini algılayamadığımdan bu oyunla ilgili haberleri okudum. Ne de olsa bizim internetsiz çocukluğumuzda erişimimiz olan tek balina figürü boyama kitaplarındaki tepesindeki delikten su fışkıran sevimli beyaz balina, ortaokul çağlarımızdaki balina figürü ise okullarda okutulan Herman Melville’in romanı Moby Dick’teki aynı adlı balina idi. Her zaman çocukların gözünde balinalarla ilgili “denizde bulduğunu yutar” bir imaj olsa da, intihar ve oyun kelimeleriyle bağdaştırdığım bir canlı olmadı. 

 

Okudukça kendini asan çocukları, tüm dünyada yayılan bu ’intihar’ oyunun nasıl bu kadar etkileyici olduğunu anlamakta güçlük çektim. Aydın’dan Teksas’a kendini asan çocukları okudukça içim parçalandı. Whatsapp üzerinden genelde ortaokul yaşındaki gençlere bir link ile yollanan bu oyun 50 gün sürüyor ve genelde 50 şiddet içeren talimatı yerine getirmesi isteniyor. Sonuncu gün ise gençlere bir tepeden atlayarak ve da iple kendini asarak intihar etme talimatı veriliyor. Daha da korkuncu gençler online intihar sohbet grupları kurarak bunu yaşatıyor, tartışıyor ve belki de birbirini intihara teşvik ediyor. Hatta yurtdışında intihar eden gençlerden bunu ‘sohbet’ grubunda canlı yayınlayan bile olabiliyor, son anda aklı başına gelip vazgeçen nadir şanslılar ise intihar sohbet gruplarındaki arkadaşları tarafından yuhalanıyor. Tüyler ürpertici…

 

Kafa dinlemek için çocuklarının eline birer tablet tutuşturan ebeveynlerin küçük çocuklarına veya saatlerce bilgisayar başından ayrılmayan daha büyük yaştaki çocuklarına çok dikkat etmesi gerek. Mavi Balina oyunun içeriğini görmesem de, daha küçük yaştaki çocukları intihara özendiren Momo adlı karakteri izledim.  Online izlenebilen gayet normal (vahşet içermeyen) sevimli bir çizgi filmin ortasında birdenbire çıkan pörtlek gözlü korkunç bir karakter. Arkasında hipnotize edici bir arka fon var. Çocuklara mutfağa gidip kesici bir alet bulmasını, bulamazsa çekmeceleri karıştırmasını söylüyor ve bileklerini nasıl ‘doğru’ keseceğini öğretiyor.  Ben seyrettiğimde birkaç gün etkisinde kaldıysam, küçük çocuklarda yaratacağı etki ve endişeyi tahmin bile edemiyorum.

 

Çocukların internete tamamen girmesini yasaklamak imkânsız. Ne de olsa artık eğitim için de araştırma yapmak için de bilgisayarlar şart. Dolayısıyla onları tamamen kontrol etme olanağı yok. Ancak çocuklardaki en ufak değişlikler, çok daha sıkıntılı değişikliklerin habercisi olabilir. Uyku bozuklukları, aşırı durgunluk, aşırı keyifsizlik gibi.  Bu aralar belki de biraz evhamlı olmakta fayda var zira teknolojinin çok kötüye kullanıldığı bir zaman diliminin içindeyiz…

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın