Hayata ilişkin

Fransız Akademisi üyesi ünlü yazar André Maurois’nın, romancılığından çok düşünür yanı ilgimi çekmiştir. Onun yazdığı yaşam öyküleri, denemeleri kadar, ele aldığı alçakgönüllü hayat felsefesi, her zaman düşüncelerimi kışkırtmıştır. Nitekim yazılmasının üstünden uzun yıllar geçmesine karşın, Bir Gence Açık Mektup’da dile getirdiği görüşleri okuduğumuzda, bunların güncelliğini koruduklarını görüyoruz. Maurois, uygarlık ve teknolojik gelişmeler bir yana, gerçekliklerini hiç yitirmeyen, hayata ilişkin birkaç kuralı gençlere şöyle anımsatıyor:

İlk kural, insanın kendinden başka bir şey için yaşaması gerektiğidir. Yalnızca kendini düşünen bir insanın sürekli mutsuz olacağını söyler. Oysaki başkaları kadar ülkesi için, sevdiği bir kadın ya da bir eser yaratmak için, açlar, ezilenler, kısacası yaşayan her insan için emek harcayan her kişi, kendi sıkıntılarını seve seve unutur. “Gerçek dış dünya, aslında gerçek iç dünyadır.” der.

İkinci kuralın, eyleme geçme gereği olduğunu söyler. Dünyanın saçmalığı üstüne kafa yormak yerine, öncelikle kendimizi, sonra da içinde yaşadığımız toplumu değiştirerek ilk adımı atmamız gerektiğini öne sürer. Bununla ilgili olarak mesleğimizi iyi seçmemizi, bu seçim sonucunda işimizi en iyi şekilde yapmamızı önerir. Böylece çevremize, toplumumuza olumlu bir örnek oluşturarak, başkalarını etkileyebildiğimiz gibi mutluluğumuzu da onlarla paylaşmış oluyoruz.

Üçüncü kural olarak irade gücüne inanmamız gerektiğini söyler. Yazgıya teslim olmadığı sürece her insan, istemek yürekliliğini gösterdiğinde, geleceğini değiştirebilir. “Tembellik, ihanet, teslim olmak demektir; çalışmak, yüreklilik ise irade gücü isteyen davranışlardır. İrade, belki de erdemlerin en yücesidir.”

Ünlü düşünür dördüncü kural olarak sadakati önerir. Bir başka deyişle, sözlerimiz ve sözleşmelerimizle başkalarını düş kırıklığına uğratmayan kişilerden olmamız gerektiğini söyler. Düşündüğümüzde, çevrenin tüm olumsuzlukları karşısında bu kuralı uygulamak, erdemli bir insan olmanın en önemli göstergelerinden biri sayılabilir.

Maurois, bu kuralları sıraladıktan sonra, sözlerini şöyle bağlar: “Yeni teknoloji eylem yöntemlerini değiştirir; ama eylemin değerini, nedenlerini değiştirmez. Bu, başından beri böyleydi ve sonuna dek böyle olacaktır.”

Ünlü düşünür ele aldığı bu kurallarla yalnızca gençlere değil, aslında hepimize seslenmektedir. Odak noktasına insanı koyduğumuz sürece, yaşantımızı o doğrultuda düzenliyor, ona bir anlam katıyoruz.

Sevdiğim bir Zen söylemini paylaşmak istiyorum:

“Ben değiştiğim zaman içinde bulunduğum koşullar da değişiyor.”

Gerçekten de çevreme olan bakışımı değiştirdiğimde hayatımın da değiştiğini görebiliyorum. Düşüncelerim başkalarını anlamaya yöneliyor, kesin yargılardan kaçınıyor, sevgiye daha açık olabiliyorum.

Her ne kadar hiçbirimizin öğüt almaya gereksinimi yoksa da, yaşadığımız deneyimler bize gereken dersleri zaten veriyor!

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın