Arkadaş

Tek çocuksunuz ya da çocuğunuz tek diye asla ama asla üzülmeyin… Tek çocukların en büyük şansı, Tanrı’nın onlar için seçtiği, onlara armağan olarak gönderdiği arkadaşlarıdır.

Ben de böyle şanslı tek çocuklardanım. Etrafım kuru kalabalıklarla çevrili değildir. Sağlam, eski ve çok değerli arkadaşlarım vardır. Bugün de onlardan ikisiyle beraberdim. Onlarla bir araya gelmek nasıl bir şeydi biliyor musunuz? Çocukluğa, gençliğe yolculuk yapmaktı… O tanıdık gülüşlere, o bildik bakışlara, o bazen konuşmadan anlaşılan an’lara geri dönmekti... Yenilenmek, tazelenmek ama bir o kadar da yeniden kendim olmaktı…

Arkadaş sözcüğünü; ekine, köküne ayırmayı çok severim. Ortak bir ‘arka’yı paylaştığın, arkanı yasladığın aynı zamanda da onu arkana yaslattığın kişidir arkadaş… Ortaklığın aklın, ortak ruhun ve ortak zamanındır. Onunla paylaştığın hayatın kendisidir. Hiç gitmeyen, hiç vazgeçmeyen; seni hatalarınla, kusurlarınla, güzelliklerinle, iyiliklerinle seven kişidir. Senin de ona aynı pencereden baktığın, başka bir yere koyduğun, hayatın içinde kendin için ayırdığın; bazen çok benzediğin, bazen hiç benzemediğin, hiç ama hiç vazgeçmediğindir.  

Arkadaşlık, emek filan istemez bana göre… İşin içine emek girerse, berberinde hesabı kitabı da getirir. Arkadaşlık, bir tercih meselesidir. Gönüllülüktür. Karşındakini değiştirmeden değişmesini istemeden, olduğu gibi kabul etmek ve sevmektir. Kendi kendine, kendi yatağında akan bir sudur…

Her an yanında da olsa, onu yıllarca görmesen de çok sağlam bağlarla bağladığın, ondan ayrı olsan da ayrı değilmiş gibi yaşadığın, bir araya geldiğinde okumaya hep kaldığın yerden devam ettiğin, hiç bitmeyecek bir öyküdür…

Onlardan her zaman bir leyler kalır yanımıza… Bazıları tecrübe olur, bazıları örnek, bazıları neşe ama en çok mutluluktur onlardan bize kalan… Onlar, hayatımızın bilinmeyenlerine karşı kalelerimizdir. Çok şanslıyım. Benim çok sağlam kalelerim var. Onlar hep oradalar çünkü… Gitmeyi seçmeden, kalmaktan yana olan; kendine pay ayırmak yerine hep paylaşmayı seçen, almak yerine hep vermek fiilinde buluşanlar onlar… İyi günlerde, zor günlerde, özel zamanlarda, en sıradan anlarda hayata yeniden anlam katmayı bilenler onlar…

En arka sokaklarımı, en gizli köşelerimi, en sahici taraflarımı, en keskin yanlarımı bilen, benimle olmayı seçen armağanlarım…

Bugün yeniden şükrettim var oldukları için…

Hayatın bunca değişen tarafına rağmen onlar hiç değişmeden, değiştirmeye hiç çalışmadan, sadece istedikleri için hayatımdalar.

Lisedeki Psikoloji öğretmenimiz bir deneme kitabıyla gelmişti derse bir gün. Nermi Uygur’un Yaşama Felsefesi’ydi kitap. Sevgi başlıklı denemesinden bir cümle hala aklımdadır: “Sevdiğim öz benim değildir, ama öz benimi ondan ayrı tasarlayamam.”

İşte arkadaşlar bizim için böyledir bence… Sevgi sözcüğünün tam anlamıyla karşılığıdır onlar. Aynı yaştan olsak da olmasak da, bizden çok küçük ya da çok büyük olsalar da, hem cins ya da karşı cins olsalar da öz benimizden ayrı tasarlayamadıklarımızdır.

Gitmeyenler, kalanlardır…

Sevmekten hiç vazgeçmeyen, yargılamayan, sevgiye pazarlık karıştırmayanlardır…

Yılmaz Güney’in dizelerindeki gibidir arkadaş:

“Olmasın o ta içten / Gülen gözlerde yaş / Bir gün gelip ayrılsak da / Seninle arkadaş

Bir kıvılcım düşer önce / Büyür yavaş yavaş / Bir bakarsın volkan olmuş / Yanmışsın arkadaş

Dolduramaz boşluğunu / Ne ana ne kardaş / Bu en güzel bu en sıcak / Duygudur arkadaş

Ortak olmak her sevince / Her derde kedere / Ve yürümek ömür boyu / Beraberce el ele

Olmayacak o ta içten / Gülen gözlerde yaş / Bir gün gelir ayrılsak da / Seninle arkadaş”

Dizeleri okurken aslında şarkısını söylediniz değil mi?

Öyledir…

Arkadaş, size her zaman en güzel şarkıları söyletir.

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın