Saklasak mı, atsak mı?

“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.”

Buraya kadar güzel söylenmiş bir cümle. Ama nereye kadar doğru? Her değişim beraberinde ne kadar iyilik getirir veya her değişimin uygulanması gerekli midir?

Şalom Gazetesi çok yakında yıllardır hizmet verdiği mekânından taşınıyor. Bina kentsel dönüşümden nasibini aldı. Oysa bana göre taş gibi sağlam. Belki de teknik açıdan bizlere intikal etmeyen başka nedenler var.

Binayı terk etmek, yirmi yıldır orada çalışan çekirdek kadro için duygusal anlamda zor gelirken, yazılarını daha çok, bilgisayar ortamında yollayan gençlere ‘değişim’ belki iyi gelecektir.

Taşınacağımız mekânın son rötuşları yapılırken, Şalom’da hummalı bir faaliyet başladı. Bana göre gidecek eşyalar arasında en önemlisi, ‘arşiv’ bölümüdür. Ayrıca her yazarın masasında bulunan üç çekmecede kişisel arşivler bulunduğundan eminim. Şimdilerde gazeteye haftada bir gün geldiğim için fırsat buldukça çekmecelerimi ayıklamaya başladım. Ne zordu, bazılarından kurtulmak. Haftalık çizelgeler bile duruyordu. İzel Rozental’in henüz elektronik ortama geçmediğimiz dönemde elle çizdiği karikatürleri… Kıyamadım, tekrar yerine koydum.

↔↔↔

Kulağımda annemin sesi çınladı. Anneannem 20 yıl önce vefat etti. Uzun bir ömrü oldu. Bu süre içerisinde hiçbir şey atılmadı. Evi boşaltmak annem için hiç de kolay olmadı. Bir süre geçtikten sonra annem, “Evimde dolapları, çekmeceleri ayıkladım” dedi. Allah sağlıklı, uzun ömür versin, bir sene sonra annem, “Çekmeceler gene doldu. Sakladığım her bir belge, hayatımın bir dönemini simgeliyor. Dolayısıyla kendi elimle atamam,” dedi.

Annemi anlamam için 20 sene geçmesi gerekiyormuş. İşte aynı nedenle masamdaki çekmecelerde biriktirdiklerimi kendi elimle çöpe atamıyorum.

Dilerim yeni mekanımız huzurlu bir ortamda, nice gazetelere ve hoş sohbetlere vesile olur.

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın