Bu hafta ağımıza takılanlar

İliya, kış ortasında bir kaç gün okula gelmeyince merak ettim, okuldan eve dönerken kapılarını çaldım. Kapıyı açan anne şaşkın bakarken, kendimi tanıttım ve doğru İliya´nın yanına gittim. İliya, soğuk algınlığından yataklara düşmüş, anneannesi başucunda torunuyla ilgileniyordu. Kapıyı duyan ablada yanımıza geldi. Gülümseyen yüzlerindeki şaşkınlığı bu gün bile hatırlıyorum. İliya da şaşkındı ama çok sevindi, yatağında doğruldu. Ona okulu anlatırken, annesi bir bardak suyla yanımıza geldi ve bardağı bana uzattı. Gülümseyerek su bardağını uzatan anne, narin yapısıyla İliya´ya benziyordu. Büyük bir hürmetle suyu içmemi ayakta bekledi. Ziyaretimden tüm aile ziyadesiyle memnun kalmıştı. Sıkılgan, içine kapanık kızlarını arayan-soran arkadaşı olmasına hem şaşırmışlar hem de sevinmişlerdi. Üç kadının gözleri üzerimizde merakla bizi izliyorlardı. Ziyaretin sonunda vedalaşırken İliya, İsrail´e göç edeceklerini söyledi. O gün onu son görüşümdü. http://rabia-serteli.blogspot.sg/

İzak BARON Diğer
28 Ekim 2015 Çarşamba

NETANYAHU’NUN İDDİA ETTİĞİ GİBİ MÜFTÜ ‘NİHAİ ÇÖZÜM’ÜN (SOYKIRIM) MİMARI DEĞİL HİTLER’İN ARAP DÜNYASINDA KENDİ PROPAGANDASI İÇİN KULLANMAYA ÇALIŞTIĞI BİRİYDİ

Holocaust tarihçisi Christopher Browning, Foreign Policy’deki makalesinde Netanyahu’nun kaba bir yalanla Yahudi soykırımını istismar ettiğini yazdı. Browning’e göre Hitler Yahudileri katletmeye Kudüs Müftüsü ile görüşmesinden aylar önce başladı. Görüşme 28 Kasım 1941’de Berlin’de yapılmıştı. Kadın, çocuk ve yaşlı demeden sistematik katliamlar ise ilk olarak Temmuz 1941’de Doğu Avrupa’da görüldü. Kiev yakınlarında 33 bin kişinin katledildiği Babi Yar katliamı ise Eylül 1941’de gerçekleşti. Hitler, Yahudi katliamını eski Sovyet coğrafyasının batısına genişletme planını Ekim 1941’de onayladı. Belzec ve Chelmno’daki gaz odalarının inşası kasım başına denk geliyor. Yani görüşmeden önce Nazilerin Yahudi politikası ‘sürgün’den ‘sistematik yok etme’ye dönüşmüştü. Ayrıca Naziler, 1930’larda Hüseyni’nin itirazlarına rağmen Yahudilerinin Filistin’e göç ettirilmesi politikasını sürdürmüştü.

Özetle Browning, Hitler’in mütercimi Paul Schmidt’in toplantıya dair tuttuğu notlara da değiniyor: ‘Hitler, müftüyü Nazilerin Ortadoğu’da toprak edinme çabası olmadığı garantisi verdi…. Almanya’nın hedefi İngiliz korumasında Arap bölgelerine yerleştirilen Yahudi unsurlarının imhası olabilirdi.’

Netanyahu’nun iddia ettiği gibi müftü ‘nihai çözüm’ün (soykırım) mimarı değil Hitler’in Arap dünyasında kendi propagandası için kullanmaya çalıştığı biriydi.

Browning gibi başka uzmanların da altını çizdiği şey: Netanyahu tarihi gerçekleri siyasi amaçları için tahrif ediyor. Soykırıma sadece Yahudiler değil Filistin’le alakası olmayan Romanlar da maruz kalmıştı. Soykırım Hitler ve ekibinin tasarladığı, planladığı ve yürüttüğü bir suç. Nitekim Angela Merkel hükümeti de bu gerçeği Netanyahu’ya yanıt olarak bir kez daha tekrarladı.

Fehim Taştekin

http://www.radikal.com.tr/yazarlar/fehim-tastekin/bibinin-tarihle-oyunu-1458436/

 

  • İSRAİL’DE ARTAN TANSİYON İLE BİRLİKTE, İSRAİL BAŞBAKANI BENJAMİN NETANYAHU İLE RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN HER NE KADAR BİRBİRİNE DÜŞMAN İKİ POLİTİKACI GİBİ DURSA DA, YURTİÇİ BÖLÜCÜ POLİTİKALARININ BENZERLİĞİ İTİBARİYLE ADETA İKİZ KARDEŞ GÖRÜNTÜSÜ VERDİKLERİ ÇARPICI ŞEKİLDE ORTAYA KONUYOR

Bugünlerde Türkiye’nin bulunduğu coğrafya her zamankinden daha çok kaynıyor. Durup baktığımızda, 2011 öncesi periyodun şimdiye göre sütliman olduğu görülüyor.

İsrail ise, 2011’den itibaren toz bulutuna dönen bölgede dengeleri kendi lehinde çevirmeyi başardı. Bu dönemde İsrail ordusunun en güçlü düşmanı pozundaki Suriye Ordusu yer ile yeksan oldu.

Son dönemde ise İsrail’de giderek artan bir tansiyon var. Terör korkusu ile İsrailliler sokaklarda yürümekten korkuyorlar. İsrail’in Filistinlilere karşı süregiden işgal ve yeni yerleşkeler kurma politikasının da büyük etkisi altında İsrailli birçok Arap vatandaş, sokaklarda İsraillilere bıçak veya arabaları ile saldırıyorlar. Bir panik havası olduğunu vatandaşlarından, Amerikan tvlerine verdikleri mülakatlardan anlıyoruz.

Diğer taraftan İsrail’de artan tansiyon ile birlikte, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile Recep Tayyip Erdoğan’ın her ne kadar birbirine düşman iki politikacı gibi dursa da, yurtiçi bölücü politikalarının benzerliği itibariyle adeta ikiz kardeş görüntüsü verdikleri çarpıcı şekilde ortaya konuyor.

İsrail’de, özellikle West Bank’de giderek artan tansiyon, bıçaklama olayları, yerleşkelerdeki İsraillilerin adeta sorumsuzluk zırhıyla Filistinli öldürmesine karşılık Türkiye’nin güneydoğusunun olağanüstü hale geri dönmesi, önce Diyarbakır, Suruç şimdi Ankara katliamları ve ülkenin tümünde artan tansiyonuyla birçok benzerlikler gösteriyor.

Pazartesi günü İsrail’in liberal gazetesi Haaretz’de Zvi Bar’el tarafından bu iki lider oldukça ilginç bir şekilde karşılaştırmaya tutulunca birbirinden nefret eder görünen iki liderin ne kadar da benzer yöntemlerle ülkelerini yönettikleri farkediliyor.

İlhan Tanır

http://www.haberdar.com/netanyahu-ve-erdogan-ikiz-siyasetciler-makale,376.html

 

  • GEÇEN YILLARLA MAZERETLER DEĞİŞEBİLİR. ANCAK GERÇEK DEĞİŞMEDİ. 1921, 1929, 1936 VEYA 2015 OLSUN, YAHUDİLER SADECE YAHUDİ OLDUKLARI İÇİN ÖLDÜRÜLÜYORLAR

Bir efsane özellikle dillendiriliyor. Yahudilerin İslam’a ve Kudüs’teki kutsal yapılarına zarar verdiğini, El Aksa’nın tehlikede olduğunu 1920’lerden beri duyuyoruz. O zaman Kudüs müftüsü Hacı Emin el-Hüseyni yerel isyancıları bu sözlerle kışkırtıyordu. Hüseyni dağıttığı broşürlerde “Araplar! Unutmayın ki Yahudiler sizin en kötü düşmanınızdır, atalarımızın da düşmanlarıydılar.”

Geçtiğimiz ay Filistin Yönetimi Lideri Mahmud Abbas Yahudilerin kirli ayakları ile Tapınak Tepesini kirletmemelerini söyleyerek Yahudi karşıtı şiddeti körükledi. Ve Filistinli aktivistler bu kutsal yeri İsraillilere saldırmak için üs olarak kullanıyorlar. Burada taş, havai fişek ve patlayıcı saklıyorlar. Asıl onlar bu kutsal yeri kirletiyorlar.

İsrail ve El Aksa hakkında atıp tutanların göz ardı ettiği bir şey var. Geçtiğimiz sene 3,5 milyon Müslüman, 200 bin Hıristiyan ve 12,500 Yahudi El Aksa’yı ziyaret etti. İsrail 1967’den beri hassas bir denge kurdu ve Müslümanlarca kutsal dini yerlerin yönetimini İslami yönetim olan Vakıf’a bıraktı. İsrail statükonun değişmemesi için kararlı ve gerilimi düşürebilmek için en son politikacıların bu bölgeye girişini yasakladı. Ancak, burada tanık olduğumuz dini haklar veya toprak kavgası değil. Bu hala eski bir konunun devamı. Bu konu kişilerin en az konuşmak istediği ama aslında en çok konuşulması gereken konu. Geçen yıllarla mazeretler değişebilir. Ancak gerçek değişmedi. 1921, 1929, 1936 veya 2015 olsun, Yahudiler sadece Yahudi oldukları için öldürülüyorlar.

Eitan Na’eh

http://israilblogu.com/2015/10/22/yahudiler-sirf-yahudi-olduklari-icin-olduruluyorlar/

 

  • ZİYARETİMDEN TÜM AİLE ZİYADESİYLE MEMNUN KALMIŞTI. SIKILGAN, İÇİNE KAPANIK KIZLARINI ARAYAN-SORAN ARKADAŞI OLMASINA HEM ŞAŞIRMIŞLAR HEM DE SEVİNMİŞLERDİ. ÜÇ KADININ GÖZLERİ ÜZERİMİZDE MERAKLA BİZİ İZLİYORLARDI. ZİYARETİN SONUNDA VEDALAŞIRKEN İLİYA, İSRAİL'E GÖÇ EDECEKLERİNİ SÖYLEDİ. O GÜN ONU SON GÖRÜŞÜMDÜ.

Ortaokulun ilk yılında sınıfımızda ekalliyetten iki kız öğrenci vardı. Mahalleden aşinaydım ama arkadaşlığımız yoktu. Biri, üç katlı müstakil evleri olan zengin ailenin kızı Rebeka, diğeri ise bir evin girişinde dükkandan bozma iki göz odalı bir yerde ailesiyle barınan babasız, fakir İliya. Rebeka, ne kadar dik başlı, hakkını koruyan, kendine güvenli bir genç kız ise İliya da bir o kadar içine kapanık, yumuşak başlı, narin yapılı bir kızdı. İkisini, Müslüman olmaya davet eden biyoloji hocamıza Rebeka diklenirken zavallı İliya başını önüne eğer, kızarır bozarır, bir suçlu gibi susardı.

İliya, kış ortasında bir kaç gün okula gelmeyince merak ettim, okuldan eve dönerken kapılarını çaldım. Kapıyı açan anne şaşkın bakarken, kendimi tanıttım ve doğru İliya'nın yanına gittim. İliya, soğuk algınlığından yataklara düşmüş, anneannesi başucunda torunuyla ilgileniyordu. Kapıyı duyan ablada yanımıza geldi. Gülümseyen yüzlerindeki şaşkınlığı bu gün bile hatırlıyorum. İliya da şaşkındı ama çok sevindi, yatağında doğruldu. Ona okulu anlatırken, annesi bir bardak suyla yanımıza geldi ve bardağı bana uzattı.

Gülümseyerek su bardağını uzatan anne, narin yapısıyla İliya'ya benziyordu. Büyük bir hürmetle suyu içmemi ayakta bekledi. Ziyaretimden tüm aile ziyadesiyle memnun kalmıştı. Sıkılgan, içine kapanık kızlarını arayan-soran arkadaşı olmasına hem şaşırmışlar hem de sevinmişlerdi. Üç kadının gözleri üzerimizde merakla bizi izliyorlardı. Ziyaretin sonunda vedalaşırken İliya, İsrail'e göç edeceklerini söyledi. O gün onu son görüşümdü.

Rabia Serteli

http://rabia-serteli.blogspot.sg/2015/10/yahudi-oykuleriiliyann-hatrasna.html

 

Netten okumalar

  • IŞİD FİLİSTİNLİLERE İLHAM VERİYOR – BASSAM TAWİL

http://tr.gatestoneinstitute.org/6746/isid-filistinlilere-ilham-veriyor

 

  • İSRAİL'DE BİR TABAK HUMUS BARIŞTAN DAHA MI PAHALI?

http://tr.sputniknews.com/gunaydin_turkiye/20151023/1018554049/israil-filistin-humus.html

 

  • VİCDANİ RETTEN İBADET YERLERİNE: İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ YERLERDE SÜRÜNÜYOR – BURCU KARAKAŞ

http://www.diken.com.tr/vicdani-retten-ibadet-yerlerine-inanc-ozgurlugu-yerlerde-surunuyor/

 

  • DÜNYANIN EN İLGİNÇ RESTORANLARINDAN BİRİ: BİR ZAMANLAR KAZİMERZ – ÖZNUR DEMİRHAN

https://gaiadergi.com/dunyanin-en-ilginc-restoranlarindan-biri-bir-zamanlar-kazimerz/

 

  • VARŞOVA YAHUDİ GETTOSU

http://onurataoglu.blogspot.sg/2015/10/varsova-yahudi-gettosu.html

 

Netten seyredin

  • WHAT IS GOİNG ON IN JERUSALEM? – CÜNEYT ÖZDEMİR

https://www.youtube.com/watch?v=QQQGXBJU8UY

 

  • MATALON FAMİLY LADİNO

https://www.youtube.com/watch?v=BzXgll0q3RA

 

Takılan Tweet’ler

 

Ceren Candemir ‏@Ceren_Candemir  23 Eki

Bugün Ortaköy Etz Ahayim Sinagog'unda dünyanın en kibar insanlarıyla tanıştım, keşke daha önce tanışabilseydim.

 

rïva ‏@Rivokhay  22 Eki

Netenyahu anladığım Holokostu kullanarak müftüyü gündeme getirdi ve bunda da başarılı oldu Bilinçli hata diye bişi politikada var mı :/

 

Natali AVAZYAN ‏@NataliAVAZYAN  24 Eki

Tekirdağ'da bir sinagog ve haham-1930