Başarınızın formülünü paylaşır mısınız?

Çocuklara mesajlar veren Burcu ve Berk ile kitap serilerinin ve 0 km.Bızdıklar adlı blogun yazarı, Hikâyeli YapBoz oyunun yaratıcısı Defne Ongun Müminoğlu ile yazı serüveninin nasıl başladığını, çok yönlü olmayı nasıl başardığını ve bu başarısını çocuklara nasıl aktarabileceğini konuştuk.

Müminoğlu ayrıca yeni doğum yapmış annelere, yeni evlenecek olanlara ve iş hayatına yeni atılacak olanlara başarının förmülü ile ilgili tavsiyelerini aktardı

 

 Muhteşem bir enerjiniz var, çok keyif ile takip ettiğim bir blogunuz var, çok faydalı konular hakkında çocukların eğitimi üzerine hikâye kitaplarınız var. Şimdi ki modern zamana ayak uyduran hem başarılı bir iş kadını, hoş bir eş ve belli ki çok ilgili bir annesiniz. Bu kadar çok meziyeti bu kadar dengeli bir şekilde hayatınızda tutmayı nasıl beceriyorsunuz, lütfen bizimle sırrınızı paylaşır mısınız?

Çok teşekkür ederim, çok naziksiniz. Profesyonel iş hayatıma baktığımda hep sevdiğim işi yaptığımı görüyorum. Sadece bir gelirim olması için bir şirkete girip çalışmadım.

Üniversitede istediğim konuyu seçtim, ilk işimde de istediğim alanda çalıştım. O iş miyadını doldurduğunda değişiklik o an için zor gelse de, o adımı atma cesaretini gösterdim.

Her gün yaşadığım ve yaptıklarımdan mutlu olmak benim için en büyük motivasyon. Sanırım benim sırrım bu. Böyle olduğunda insan yaptığı şeyden öyle bir keyif alıyor ki enerjiniz azalmıyor.

 ‘Burcu ve Berk ile...’ kitaplarını çok keyif ile okuyoruz. Acaba bu karakterler nasıl doğdu?

Kızım büyüdükçe onu bazı konularda bilgilendirme ihtiyacı duymaya başladım. Mesela sağlıklı beslenme konusunda kızıma doğru bilgiyi aktarmaya çalıştığımda, bir süre sonra annesi olarak kendimi durmadan  mesaj veren bir modele dönüşmüş buluyordum. Çocuklar bu durumda annelerini bir zaman sonra dinlememeye başlıyorlar.

Ben de bu konuları kızıma kitaplar aracılığı ile anlatmayı denemek istedim. Maalesef ki bulabildiğim iyi kaynaklar temelde yabancı kaynaklar oldu. Yani kendi dilimizde, bizden çıkmış kaynakların eksikliğini, yaşayarak fark ettim.

Çok sevdiğim bir arkadaşımın özellikle ‘Sağlıklı Beslenme’ konusunu işlemem için beni teşvik etmesi, blogum 0km.Bızdıklar’ı takip eden, kızımın çocuk doktorunun da bana sık sık çocuklara yönelik bilinçlendirici kitap yazmam gerektiğini vurgulamasıyla taşlar yerine oturdu adeta.

Artemis Çocuk Yayınevi’ndeki editörümün yönlendirmesiyle tek değil, altı konuyla, ilk altı kitabı aynı anda çıkarttık. 

Ancak konuları oluştururken, kitapların güvenilir kaynaklar olabilmeleri için, her kitabın konusuna göre uzmanıyla çalışmak istedim. Sonunda dokuz kitapta da psikolojik konularda Uzman Psikolojik Danışman Feriha Dildar, beslenme konusunda çocuk beslenme uzmanı Prof.Dr. Muazzez Garipağaoğlu ve vücut ile ilgili konularda çocuk doktoru Dr.Perihan Özren bana yardımcı oldular. İçerikteki tüm bilgilerin doğruluğu uzmanlar tarafından iyice incelendikten ve garantilendikten sonra kitaplarımız basıldı.

Esra İlter Demirbilek ise tüm çizimleri ile kitapları çok keyifli, renkli ve okumaya heveslendirecek bir hâle getirdi.

 Yeni çıkacak olan başka ‘Burcu ve Berk ile...’ serileri var mı?

Şu an çizim aşamasında olan bir sanat üçlememiz var. Fazla detay vermeyeyim, biraz sürpriz olsun. Çocuklara hem eğlenceli hem kapsamlı bir üçlü hazırlıyoruz. Yine birbirinden kıymetli uzmanlarımızın desteğini kitapların her aşamasında hissediyor olacaksınız.  İnanın yeni bir bebek doğacakmış gibi heyecanlı bir süreçteyim.

 ‘0 km.Bızdıklar’ çok ilginç bir blog ismi. İçerdiği konular da bir o kadar çok yönlü ve ilginç başlıkları içeriyor. Kimi zaman bir maraton, kimi zaman güncel konular, bazen bir derneğin aktiveteleri, bazen ise çocukların başarılarını okuyabiliyoruz. Peki, bu keyifli site nasıl kuruldu?

Evdekiler lafımı dinlemiyordu, ben de dinleyenleri bulmak için yazmaya başladım…

Şaka bir yana, yazı yazmayı her zaman çok sevdim. Kızım doğduktan sonra iş ve bebek konusunda bir orta yol bulamadım. İşe ara verdiğim bu dönemde tabii ki boş duramadım. Her ne kadar bebek ile yoğun bir 6 ay - 1 sene geçirseniz de, insanın kendisi için bir şeyler yapıyor olması onu canlı tutuyor.

Bu sebepten 1,5 sene sonra wellness işlerine giriştim. Ancak içimde hep bir yazı yazma isteği vardı. Ne yazayım diye düşünürken, birden aklıma annelik işini fazla ciddiye almak ile dalga geçme fikri geldi. Hani şu her şeyi ölçtüğümüz, kitap dışına çıkmadığımız, sürekli bebek konuştuğumuz, her gram sapmada panik olduğumuz, biraz da ‘sinir’ bir dönemimiz var ya, işte onunla hafif hafif eğleneyim dedim.

Yurtdışında bir arkadaşımın yardımı ile bir gecede, uzaktan tarif, bloğumu kurduk.

Çocuklar doğduklarında hayatlarının sıfırıncı kilometresindeler. Sonrasında giderek kilometreler artıyor, o minicik bireyler kocaman oluyorlar. Nasıl yetiştikleri, sevdikleri, sevmedikleri pek çok dış etkene bağlı olabiliyor. İsim bu yüzden 0 km.Bızdıklar oldu. 

 Edukids işbirliği ile ‘Hikâyeli YapBoz’ oyununu yarattınız ve Türkiye’de bir ilke daha imza attınız. Bunu ne zaman ve nasıl hayat geçirdiniz?

Bu benim ilk hikâye çalışmam idi ve 2011’de hayata geçti. Nuran Gür ile Bambino Oyuncak’ta yaptığım etkinliklerin birinde tanıştık. O gün sevgili Nuran böyle bir ürün için içerik ve kurgu teklifi ile geldi. Benim de fikir çok hoşuma gitti. Olmayan şeyleri yapmayı seviyorum.

Çok kısa bir sürede altışar puzzle parçasından oluşan dört hikâye belirdi, çizimleri ise Murat Tanhu Yılmaz tarafından yapıldı. 

 Sizi tanıdıkça daha da takdir ediyorum. Hedef odaklı, iş bitirici, pratik ve disiplinli çalışan bir bayan var karşımda. Sizi gerçekten tebrik ediyorum.  Daha nice başarılara ve ilklere imza atacağınıza eminim. Bu kadar çok işi aynı anda nasıl başarılı bir şekilde yapabiliyorsunuz?

Çok teşekkürler, her zaman öyle olamıyor tabii.

Yine de okulumun çok katkısı olduğunu düşünüyorum. Tarsus Amerikan Koleji mezunuyum. Okulda bize her zaman birden fazla işi aynı anda yapabilme becerisi öğretildi. Bazen aykırı gibi gördüğün şeyler birbirini tamamlar. Gündelik yaşamda da bunu her zaman uyguluyorum.

 Sizi başarılara taşıyan bu çok yönlü işleri yapabilme becerisini sizce çocuklara nasıl aşılayabiliriz?

Kendimce kızıma hep örnekleme yaparak bunu vermeye çalışıyorum. Mesela kahvaltısını ederken, servisin gelmesine beş dakika kaldıysa, ona bir lokma ağzına atıp, ayakkabısını aynı anda giyebileceğini öğretmeye çalışıyorum. Her iş için tek tek vakit ayırmasına gerek yok. İki işi aynı anda yapabileceğini anlatmaya çalışıyorum.

Ya da iki antreman arasında ödevini bitirebilirsin, gibi örnekler ile ona gündelik yaşamda bu yönünü geliştirmesini öğretmeye çalışıyorum.

Bu birden fazla işi aynı anda yapma dürtüsü bazen çok yorucu olabiliyor. Ancak çok verimli olduğunu da itiraf etmeliyim.

Şu yaşadığımız devirde ve özellikle de çocuklarımızın yaşayacağı yakın gelecekte bu yaklaşım daha da önemli bir hâl alacak. Çünkü hem zaman darlığı, hem de rekabet ortamında fark yaratabilmek açısından önemli bir avantaj olacak.

 Anladığım kadarı ile bu bir çalışma disiplini, bir terbiyeye ve zamanla bir alışkanlığa dönüşüyor. Yıllar içinde de yaşamınızın bir tarzı haline gelmiş. Yeni doğum yapmış annelere çocuklarını yetiştirirken vereceğiniz en önemli tavsiyeniz ne olurdu?

Çocuklarını gerçekten duyabilmelerini, gözlemleyebilmelerini,  mimiklerine kadar inceleyip, ruh hallerini çözebilmelerini tavsiye ederdim.  Onları dinliyormuş gibi gözükmek yerine, onları gerçekten kafamızda başka bir şey olmadan duyabilmek, çocuklarımızı gerçekten tanımamızı, satır aralarını okumamızı sağlayacaktır.

Özellikle bir süre telefonlardan uzak kalabilsek bunu daha rahat becerebileceğiz.

İlişkilerin daha rahat ve açık olabilmesi için, özellikle ergenlikte anne ve babaya rahatça konuşabilme güvenini oluşturmak için ilk yapılması gereken şey çocuğa duyulduğunu hissettirmek bence.

 Peki, yeni evli veya evlenmek üzere olan bayanlara ne tavsiye verirdiniz?

Yeni evli olmak aslında çok keyifli, asıl karışıklıklar çocukla başlıyor. Evliliklerin başında birbirinize karşı daha toleranslı oluyorsunuz.

Çocuk işin içine girince, eskiden gözünüze batmayan konular birden rahatsız etmeye başlıyor. İlk başlarda rahatsız olacağınızı hiç düşünmediğini konularda bile farklı düşüncelere sahip olabiliyorsunuz. İki taraf aslında özünde değişmiyor, sadece konular farklılaşıyor. 

İnsanlar ilişkilerine,  ileriyi düşünerek bakabilse, rahatsız edeceğini düşündükleri noktaları doğru iletişim yöntemi ile başından ele alabilseler, belki de gelecekte ortaya çıkacak sıkıntıları minimize edip, farkındalığı arttırabilirler.

Örneğin çalışan kadının iş dışı sorumluluklarda ciddi anlamda desteğe ihtiyacı var. Çiftler bu konuyu tüm açıklığıyla konuşurlarsa, birbirlerinden beklentileri daha zamanlı ortaya çıkar. Orta yol da daha kolay bulunur.  

 İş hayatına girecek olan genç bayanlara ne tavsiye edersiniz?

Yapmak istedikleri iş ile ilgili bir kurumda parasına puluna, verilen ünvanlara bakmadan, tecrübe edinmeye bakmaları. Başladıkları işlerde kademe kademe ilerlemeyi göze almaları, sabırlı olmaları, işten gocunmamaları, en önemlisi ise sevdikleri konularda çalışmaları.

  Bugün sizden çok güzel tavsiyeler aldık; şöyle özetlemek istiyorum;

Başarı ve mutlu olmanın formülü:

Sabır                  

Cesaret

Sevdiğin işi yapmak

Yaptığına 100%’nü verebilmek

Sırrınızı paylaştığınız için TEŞEKKÜRLER...

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın! Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın