Batya Natan

Milattan Önce İzmir´de Yahudiler vardı

Milattan önceye dayanan bir Yahudi yerleşimi olan İzmir’de ilk cemaate 1605 yılından itibaren rastlıyoruz. 17. yüzyılda altın çağını yaşayan İzmir cemaati zamanla bazı felâketler nedeniyle küçüldü. Tarihte birçok ünlü kişiliğin yaşamış olduğu İzmir’de Yahudi yaşamı kurumları ve sinagoglarıyla devam ediyor.

OSMANLILARDAN ÖNCE EGE BÖLGESİ’NDE YAHUDİLER

MÖ 4. yüzyılda yaşayan Yahudilere ait, özellikle Ege Bölgesi eski kent kazılarında kanıtlar bulundu. MÖ 260-246’da Selevkos Kralı olan II. Antiohus Efes’i fethettiğinde, oradaki Yahudilere geniş haklar sağlamıştı. Keza Ödemiş yakınlarında Hypaepa harabelerinde bulunan bir kitabede, MÖ 3. ve 2. yüzyılda Yahudilerin yaşadıkları belgelendi.

 MÖ 59’daki bir söylevinde ünlü hatip Cicero Edremit ve Bergama’da Yahudi cemaatlerinin varlığına değinir. Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde de bu yörede Yahudiler yaşıyordu. Fethiye’de bulunan bir lahitteki yazılar MS 4. ve 5. yüzyıllarda bu kentte Yahudilerin yaşadığına ışık tutmaktadır. 6. yüzyıldan kalma ve Bodrum’un Gümüşlük Limanı’nda bulunan bir mezar taşının üzerindeki İbranice yazılardan da, bu asırlarda bölgede Yahudilerin yaşadığı anlaşılmakta. Miladın ilk yıllarında İzmir’de Yahudilerin yaşadığı da, Yeni Ahit’teki bazı ifadelerden anlaşılmakta.

İzmir’de bulunan ve MS 2. ve 3. yüzyıla ait olduğu sanılan bir kitabede ‘Sinagogun Anası’ diye tanımlanan ‘Rufuna’ adlı bir kadından söz edilmesi, o tarihlerde şehirde Yahudilerin bulunduğunun bir kanıtıdır.

İzmir’deki ilk Türk beyliği 1081’de Çaka Bey tarafından kuruldu. Kent 1390’da Yıldırım Beyazıt tarafından fethedildi; daha sonra  Timur’un eline geçmişse de, 1425’te II. Murat tarafından kesin olarak yeniden fethedildi. Kent fethedildiğinde, Osmanlılar gene Yahudiler ile karşılaştılar.

OSMANLI DÖNEMİNDEN İTİBAREN İZMİR YAHUDİ CEMAATİ

İzmir’de örgütlenmiş bir Yahudi cemaatinin varlığından ancak 1605’ten itibaren bahsedilebilir. Selanik’teki doğal afetler nedeniyle İzmir’e olan göçler sayesinde İzmir, Ege’de bir ticaret merkezi olmaya başladı.1631’de 7000 olan Yahudi nüfusu 1675’te 15 bine yükseldi. 1620’de İzmir’de  altı sinagog mevcuttu.

17. yüzyıl İzmir’inin en büyük hahamı Jozef Eskapa idi. Eskapa, cemaati düzene sokan kaidelerinin yanı sıra, dini eserleri ile ünlüydü. Bu yüzyıldaki yangın, salgın hastalıklar ve depremde birçok Yahudi yaşamını yitirdi. Bununla beraber 17. yüzyıl İzmir Yahudilerinin altın çağı oldu. Okul ve yeşivaların sayısı fazlalaştı, ilk matbaa kuruldu ve ekonomik refah arttı. Yahudiler; ticaret, sanayi, bankerlik ve tercümanlık gibi işlerle de uğraşıyorlardı…

Bu yüzyılda İzmir’de Aaron Lapapa, Salamon Algazi, Hayim Benveniste gibi değerli hahamlar yetişti. Ayrıca kentte 1658’de Abraham Ben Yidya Gabay tarafından ilk matbaa kurularak takanotları ile hala ünlü Jozef Eskapa’nın Roş Yosef’i ve İspanyolca başka eserler basıldı.

SABETAY SEVİ

İzmir’in gelişimi, Sabetay Sevi hareketi ile durakladı. Sahte Mesih Sabetay Sevi,1626’da İzmir’de doğdu. Sevi, 22 yaşında kendini Mesih ilan edip taşkınlıklarda bulununca, cemaat 1651’de kendisini İzmir’den kovdu. 1665’te tekrar kente dönen Sevi, muhaliflerin de desteği ile İzmir’in hahambaşısını değiştirdi. Bu çılgın hava, İmparatorluğun diğer kentlerine de sirayet ettiğinden, olay Sevi’nin tutuklanması ile son buldu. Daha sonra Müslüman olan Sabetay Sevi’nin müritlerinin bir kısmı İzmir’de de Sevi’nin ideolojisini bir süre sürdürdüler.

Sabetay Sevi hareketi, 18. yüzyıl Osmanlı ve hatta Avrupa Yahudileri üzerinde umutsuzluk, fakirlik ve pasiflik getirmişti. İzmir’deki Yahudiler bu dönemde, kentlerine bir çeki düzen verme çabası içine girmişler, ayrıca matbaacılıkta gelişmişti.

19. yüzyılın ikinci yarısının İzmir’inin en önemli Yahudi şahsiyetlerinden birisi Hahambaşı Haim Palaçi’dir. Palaçi İzmir Cemaati’ndeki yönetim anlaşmazlıkları ile uğraştı. Haim Palaçi ve daha sonra İzmir Hahambaşısı olan oğlu Avram Palaçi’nin de birçok eseri mevcuttu. Öte yandan Türkiye’de yayınlanan ilk Yahudice gazete olan ‘La Buena Esperansa’ 1843’te İzmir’de basıldı. Bu gazetenin başyazarı Aron de Yosef Hazan, 1892 yılı (400.yıl) kutlamalarının öncüsüydü. İzmir’in 1918’deki işgalinde Türkler ve Yahudiler arasındaki dayanışma da güçlü olmuştu. Yunan kaynaklarına göre aynı yıl İzmir’deki Yahudi nüfusu 55 bin idi.

1926 yılı saptamalarına göre İzmir’in Hahambaşısı Rabi Moşe Melamed idi. Bet-Din’in(dini kurul) yanı sıra bir yönetici Meclis-i Cismani de bulunuyordu. İzmir’in nüfusu 15 bin dolaylarındaydı.

Ayrıca Talmud Tora, hastane, Karataş Okulu, ‘Eskuela Popular’ ve beş diğer okul mevcuttu. Liga eski Alliance öğrencileri, ‘Ozer Dalim’ vb.gibi dernekler faaldi. Fakat daha önce beş Yahudi gazetesinin yayınlandığı bu kentte bu cemaatin tek bir basın organı kalmamıştı. Cemaat’in kurumlarıyla küçülmesinin ana nedeni, 14 Eylül 1922 yangının tahribatı ve çevre ile göçleriydi. İzmir Yahudileri aslında ilk kez böyle bir felâket ile karşılaşmıyorlardı. 1668 ve 1752’deki deprem, 1837’deki salgın hastalık, 1841’deki yangın, 1865 ve1893’deki kolera salgını Yahudiler arasında da büyük tahribat yapmış ve binlerce kişi ölmüştü.

YİRMİNCİ YÜZYILDA İZMİR YAHUDİ CEMAATİ

İzmir’deki Yahudi topluluğu önce Havra Sokağı ve Karataş semtlerinde yoğunken, zamanla başka semtlere ve Alsancak’a göçtü. Dış göçler nedeni ile de nüfusta sürekli bir düşüş gözlendi. İzmir’deki cemaat, 1994’te 2300 kişiden oluşmaktaydı ve Yahudilerin çoğu ihracat dâhil ticaretle uğraşmaktaydı. Bu tarih itibarı ile başlıca kurumlar; Karataş Hastanesi, İhtiyarlar Yurdu, Yahudi Ana ve İlkokulu, Hevra Kadişa, Kültür Derneği (Liga), Kabristan Derneği, Eski Gürçeşme Mezarlığı ve Yeni Mezarlık, sinagoglardı. (Beth İsrael, Şaar Aşamayim, La Sinyora, Asansör, Algazi, Şalom, Etz Hayim, Bikur Holim). İzmir’in yetiştirdiği 1921 doğumlu ve kısa bir yaşamdan sonra vefat eden uluslararası şöhretli şarkıcı Daryo Moreno’nun anısına Haziran 1993’te düzenlenen belediye töreninin ardından İzmir’in Asansör Sokağı’na  merhumun adı verildi. 1994 itibari ile Anaokulu ve İlkokul’da 105 öğrenci okuyordu. Karataş Hastanesi’ne iki modern ameliyathane eklenmişti. İzmir Yahudi Cemaati Yönetim Kurulu seçimleri üç yılda bir yapılır. 1995 yılı başlarında yapılan seçimlerde 8 yıldır cemaat başkanlığı yapan Jozef Özel, seçimlere katılmadı ve yeni baştan olarak Moris Bencuya seçildi. Siren Bora,1995’te 1908-1923 yılları arasında İzmir Yahudilerinin çeşitli yönleriyle incelendiği bir eser yayınlandı.

2000 yılında İletişim Yayınları tarafından yayınlanan ve Henri Nahum tarafından kaleme alınan ‘İzmir Yahudileri’ adlı eserde ise yazar, özellikle Alliance Israelite Universelle arşivlerinden yararlanarak 19.  yüzyılın sonu ve 20. yüzyıl başı İzmir Yahudilerini çeşitli istatistikleri de vurgulayarak anlatmakta.

Şu an İzmir’de açık bulunan sinagoglar; Beth Israel, Şaar Aşamayim, Bikur Holim ve Şalom’dur. Bayramlarda Şar Haar (Asansör) ve Algazi de açıktır. Sinyora, sinagog olarak kapalıdır; cemaat toplantılarında kullanılır. Etz Hayim ise yıkıktır ve restorasyonu planlanmakta. Halen İzmir’de 1400 kadar Yahudi dinine mensup vatandaş yaşıyor. Resmi makamlar ve halkla ilişkiler iyidir ve antisemitik eylemler seyrektir. Karataş Hastanesi devredilmiş ve anaokuluyla İlkokul kapanmıştır. Günümüzde de İzmir Yahudi Cemaati’ndeki nüfus gerilemesi sürmekte ve cemaatin iyi organize olmuş idari ve kültürel etkinliklerine karşın karışık evliliklere rastlanmakta ve gençler arasında İstanbul’dan eş alanlar çoğalmakta. İzmir Kültür Derneği ise etkinliklerini sürdürüyor. Ayrıca mail yolu ile iki ayda bir çeşitli cemaat ve dünya haberlerine yer veren ve 100 sayfaya aşkın ‘Dialog’ adında bir e-dergi yayınlanmakta. Cemaat başkanlığını Moris Bencuya’dan sonra bu görevi 10 yıl kadar sürdüren Jak Kaya devraldı. Halen de bir yıldır başkanlık Samuel Azar tarafından yürütülmekte.

2004 yılında İzmir Kemeraltı bölgesindeki yedi tarihi sinagog, Dünya Anıtlar Vakfı’nın (WMF) ‘Korunması Gereken 100 Dünya Mirası’ listesine dâhil edildi. Bu arada gerek mimari özellikleri ve gerek çarpıcı görüntüsü ile İzmir’in en görkemli Yahudi ibadethanesi olan Beit İsrael’e değinmekte yarar var. Bu sinagogun yapım izni, 30 Ocak 1905 tarihinde Osmanlı Padişahı Abdülhamit’in, Aydın vilayeti valisi Kamil Paşa’ya gönderdiği talimatname ile verildi. İnşaat maliyeti 1200 altın oldu. İzmir ve kazalarındaki sinagogların hemen hepsinde bölgesel bir stil hâkimdir; bu sinagogların çoğu yüksek duvarlarla çevrili olup, duvarların içinde bir avlu yer alır. Genellikle bu avluda Çardak Bayramı’nda kullanılan bir suka, Tevrat eğitiminin verildiği bir beit-midraş ve bir su sarnıcı bulunur. Çoğu taş ve tuğladan yapılmış olan binaların hepsi kare ya da dikdörtgendir. İçeride holün ortasında tavanı destekleyen dört sütun bulunur. Beit İsrael Sinagogu’nun duahanın dua ettiği yer olan teva, ibadethanenin ortasında değildir. İki adet teva Ehal Akodeş’in (Tora tomarlarının yer aldığı dolap) solunda ve sağında yer alır. Beit İsrael Sinagogu’nun yapımı ve süslemeleri, İtalyan sanatkârlar tarafından gerçekleştirilmiş fakat İzmir’e özgün bir şekilde işlenmiştir. Sinagog’un en gözde alıcı yeni ahşap süslemeleridir. 400 kişilik kapasiteye sahip ibadethane iki kattan oluşmaktadır.

İzmirli yazar Avram Ventura’nın ‘İzmirim, Belleğin Tozlu Sayfalarında Karataş’ adlı eserinde İzmir Yahudilerinin yaşamları, kurumları, yaşadığı mahalleler, renkli simalar, tramvay, Daryo Moreno, dini gelenekler ve sosyal ilişkiler, düğünler gibi konular nostaljik bir betimleme ile resmedildi.

Kaynakça: 

Osmanlı ve Türk Yahudileri, Yusuf Besalel

Samuel Azar’la Telf görüşmesi

Beit İsrael Sinagogu 2007 yılı broşürü

İzmirim…, Avram Ventura,Heyamola Yay. 2011 

 

 

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
3122