İstanbul Ekolü’nden kâhin Roubini çıkar mı?

Finans merkezi adayı olan bir şehrin niye Avusturya Okulu gibi dünya çapında bir iktisadi doktrini olmasın diye yola çıktık ve İstanbul Ekolü olarak kısa makaleler, köşe yazıları ile dünyadaki ekonomik, finansal gelişmeleri yorumlamaya çalışıyoruz.

Cüneyt DİRİCAN Ekonomi
19 Mart 2014 Çarşamba

Bu kısa değerlendirmemiz ile bir iddiamız yok, herhangi bir amacımız da bulunmuyor. Ama yüz yılda bir görülecek tüm ekonomik kuramları yaşadığımız 2008’den bu yana, paranın arzı ve enflasyonla ilişkisi açısından, bir de Fischer’in Miktar Kuramı’na güncel veriler ile bir bakalım dedik

 

Likidite Tuzağı, Paranın Yansızlığı, Too Big to Fail, Big Run gibi kavramlara daha önceki köşe yazılarımızda ve haberlerimizde değinmiştik. Fischer’in Miktar Kuramı’na bakarsak bize, - Paranın miktarı ile velocity’sinin (dolaşım hızı) çarpımının, ekonomideki üretim (mal) miktarı ile fiyatlarının (fiyatlar genel seviyesi enflasyondur) çarpımına eşit olmalıdır, - der.

Buna göre, aynı seviyelerde GSYİH büyüklüğündeki Avrupa Birliği ve Amerika arasında, merkez bankaları FED ve ECB bilançosundaki emisyon (fiziki para arzı) miktarı (iki hafta önceki 1,38 civarında olan pariteye göre) aynı seviyedeyken, iki bilanço büyüklüğü arasında, (pasifteki kalan kalemlerden oluşan), kaydi para arzından doğan yüzde 25 (velocity olarak düşünülebilir), iki ülke enflasyonları arasında yüzde 50 fark var ise, mantıken Euro / Dolar paritesinde Euro lehine en az yüzde 25 değer kazanımı söz konusu olmalıdır. Bu durumda parite 1,70 seviyelerini işaret etmekte. Veya eşitliği sağlamak için FED bilançosunu yüzde 25 daraltmalı ya da ECB aynı büyüklüğe oransa olarak çıkmalı ya da enflasyon oranı ya da GSYİH’larda bir veri sorunu bulunmuyor ise, Paranın Yansızlığı doktrini dikkate alınarak, bu sıcak paranın gittiği borsalarda / bonolarda yüzde 25 civarında bir şişme bulunuyor denilebilir. Çünkü, eşitliği sağlamak adına Amerika’nın ekonomisini küçültmesi ya da Avrupa Birliği’nin deflasyon korkusundayken ekonomisini ya da enflasyonunu büyütmesi söz konusu olamadığına göre, FED’in varlık alımlarını sıfırlamasının yanında bilançoyu daraltması da uzun yıllar alacağından, eşitliği denkleme göre bu durumda ancak parite sağlayabilir. ECB’nin bilançosunu geçen yıla göre yaklaşık 900 milyar Euro küçülttüğü dikkate alınırsa, paritenin yukarı doğru hareketlenmesini açıklamak böylece daha kolay olacaktır. Kırım’daki gelişmeler, Avrupa Birliği’ndeki deflasyon korkuları veya Amerikan Doları’nın daha çok değer kaybedebileceği endişeleri belki de Altın’daki hareketlenmenin açıklaması olacaktır.

Tabii, bu 1.38 Euro / Dolar paritesine göre, güncel verilerle salt bir denklem üzerinden yapılmış bir varsayım. İki ülkenin ekonomik büyüklüklerinin aynı olduğundan hareketle, enflasyonları da eşit olsaydı, bire bir olarak eşit başlangıç seviyesi baz olarak alınırsa, parite 1,25’e gitmeli diye de düşünülebilir başka bir bakış açısı ile. Kim bilir, belki İstanbul Ekolü olarak bu topraklardan bir Roubini de bu yazı ile biz çıkarırız.

 

Not: Bu yazıda yer alan bilgi ve yorumlar herhangi bir şekilde yatırım danışmanlığı ve önerisi kapsamına girmemektedir. Yer alan bilgiler ve bunların kapsamında alınan karar ve uygulamalardan, doğabilecek sonuçlarından, Şalom ve yazarın herhangi bir yükümlülüğü ve sorumluluğu bulunmamaktadır.