Batya Natan

16. 17. ve 18. yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu’nun siyasi yaşamında ünlü Yahudiler

İspanya ve Portekiz’den kovulan, uzun ve tehlikeli yolculuktan sonra varlıklarını da yitirerek Osmanlı topraklarına varan Yahudiler, II. Beyazıt tarafından hoşgörü ile karşılandı. Padişah, hoşgörüsünün yanı sıra Yahudilerin belirli konularda teknolojik bilgi içeren işgücü sıkıntısını gidereceğinin de bilincindeydi. Nitekim Yahudiler kısa sürede teknik, mali, idari mevkilere atandılar.

Geçtiğimiz ay  başladığımız Osmanlı’da yaşamış önemli Yahudi şahsiyetlerle ilgili yazımıza bu ay devam ediyoruz. Yükselme devrinin ardından, Duraklama ve Gerileme devirlerinde etkili olmuş kişileri tanıtıyoruz

 

16.YÜZYILIN ÜNLÜ YAHUDİ AİLELERİ

Haman Ailesi

Moşe Haman (1490-1567), II. Beyazıt ve Yavuz Sultan: Selim’in Hekimbaşısı olan ve onların katıldığı her sefere katılan Granada doğumlu Jozef Haman’un (1450-1518) oğludur. I. Selim’in ve Kanuni  Sultan Süleyman’ın özel hekimliğini yapmış, ayrıca diş hekimliği üzerinde bir eser bırakmıştır. Moşe Hamon, Divan erkânı ile aynı seviyede tutulmuş,1540’ta Venedik Devleti ile imzalanan barış antlaşmasından sonra ödüllendirilmiştir.

Kanuni Sultan Süleyman’ın divanında yer alan tıp doktorları arasında Don Gedaliah Ibn Yahya, Abraham Levi Migas , Moşe Bataril  ve Moşe Hamon’un ölümüyle beraber aynı göreve beraberce getirilen Jozef Hamon ve Yuda de Sagara bulunmaktaydı.

Moşe Hamon’un oğlu Jozef  Hamon, Sultan II. Selim’in özel doktoru olmuş ve İspanyollara karşı Osmanlı diplomasisinde ülkenin menfaatlerini  oğlu İsak korumuştur.

Nasi Ailesi

Muhtemelen  İspanya kökenli Portekiz bir Marano ailesi olup, Mendes adıyla tanınmışlardır.

Dona Gracia Nasi (La Senyora) (1510-1559):

Portekiz’de Beatrice de Luna Hıristyan  adı ile doğdu. Anvers ‘te Mendes Bankası’nın tek sahibiydi. Kanuni’nin devreye girmesiyle 1553’te Osmanlı vatandaşı oldu. Donna Gracia Nasi, son Yahudi devletinin yıkılmasından sonra tarihin kaydettiği en önemli  Yahudi kadınlarındandır. Tiberya’da  bir yeşiva, İstanbul ve İzmir’de adını taşıyan sinagoglar yaptırmıştır.

Don Jozef Nasi: Portekizli Marano  bir ailede doğdu. Halası Beatrice de Luna tarafından büyütüldü.1554’te İstanbul’a gelerek eski dinine döndü ve Jozef Nasi adını aldı.1566’da  tahta çıkan II. Selim, Jozef Nasi’yi Naksos  Adası Dükalığı’na getirdi. Sokullu Mehmet Paşa’nın muhalefetine rağmen padişahı Kıbrıs’ı fethe zorladı(1570-1571). Ancak İnebahtı savaşı kaybedilince, Venedik ile uzlaşma tartışmaları için Salamon ben Eskenazi görevlendirildi ve Nasi’nin saraydaki etkinliği kayboldu ve III. Murat zamanında servetine el kondu.

Salamon Ben Natan Eskinazi :(1520-1602):

1564’te İstanbul’a yerleşti. Sokullu’nun Sadrazamlık  Danışmanlığı makamına getirildi ve 30 yıl süre ile konumunu koruyarak uluslararası birçok hassas sorunun görüşülmesi görevini yüklendi. İngiltere  ve Vatikan  temsilcileri arasında arabuluculuğun sağlanması gibi işlevlerde de bulundu. Ayrıca Sokullu Mehmet Paşa’nın ölümünden sonra da III. Mehmet zamanında (1595-1603)sadrazamın  danışmanı  ve doktoru olarak da görev yaptı.

Salamon ben Natan Eskenazi’nin oğlu Natan Eskenazi de doktor oldu ve Venedik’i 1605’te gizli bir diplomatik görevle ziyaret etti. Kardeşi İbrahim, Dr Ben Veniste, Siyavuş Paşa’nın danışmanlığını yürüttü. Gabriel Buenaventura ise, Osmanlı İmparatorluğu adına İspanya ile diplomatik ilişkileri sürdürdü.

Salamon Aben Yaeş (1520-1603): Portekiz’de Marano bir ailede doğdu. Portekiz de başardığı uluslararası diplomatik çalışmalar nedeniyle  şövalye oldu.1585’te Selanik’e geldi ve Salamon Aben  Yaeş adını alarak  Yahudiliğe döndü. III. Murat’ın güvenini kazanarak ‘Midilli Dükü’ unvanını aldı  ve ‘Saray Komiseri’olarak 20 yıl görev yaptı. Aben Yaeş, Osmanlı ve İngiltere yönetimleri arasında sağladığı ilişkiler sayesinde İspanya’nın gelişmesini durdurdu.1595’te tahta geçen III. Mehmet döneminde  görevini sürdürdü.

David Passi: Portekiz’de  bir Marano olarak doğan, bir süre Venedik’te oturduktan sonra İstanbul’a gelip Yahudiliğini ilan etmiş ve III. Mehmet’in ve III. Murat’ın vezir kaymakamı olmuştur ve Halil Paşa adını taşımıştır. Malta’nın fethi için İspanya’ya karşı bir Osmanlı- İngiliz ittifakı kurulması için çaba sarf etti. Halil Paşa, III. Murat’ın kızıyla evlendi, kayınpederi III. Mehmet  tahta geçince, kendisine Kaptan Paşa  rütbesi verildi.

Ester Kira: 16.yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı saraylarında etkili bir Yahudi  kadın olan Kira, Kanuni’nin, II. Selim’in ve III. Murat’ın padişahlık dönemlerinde haremin ipek kumaş, mücevherat, ziynet eşyası gibi gereksinmelerini karşılayarak, valide sultanlar ve gözde sultanlar  ile yakın ilişkiler geliştirdi. 1580’de Venedik’e barış döneminde yaşanan anlaşmazlıkları çözümledi. Ancak devlet işlerine fazla karıştığından çok düşman edindi.1592’de Valide Sultan’a karşı ayaklanan Sipahiler, Ester Kira ve bir oğlunu linç ettiler.

Ester Kira, Yahudi yazar ve bilim adamlarını korudu. Yahudi kökenli olan Nurbanu Sultan’ın da yardımıyla, sultanın oğlu III. Murat’ın Yahudilerin öldürülmesi emrinin iptal ettirilmesinde katkısı oldu.

17. VE 18. YÜZYIL

Sokullu Mehmet Paşa’nın 1579’da öldürülmesinden sonra Osmanlı İmparatorluğu Duraklama Devri’ne girdi. Bunda devlet işlerindeki yolsuzluklar ve Osmanlı Ordusu’ndaki disiplin  bozulmasının da etkisi vardır ve ekonomi de bozulmuştu. Bu gidişata uygun olarak, Yahudilerin de ekonomik ve kültürel gerilemesi başladı. Bunun nedenleri arasında İmparatorluğa yapılan göçlerin bu yüzyılda durması ve Osmanlı Yahudilerinin  Avrupa ile temasının zayıflaması; İmparatorluktaki  azınlıkların durumunun düzelmesi nedeniyle Yahudilerin tekelinde bulunan bazı mesleklerin Hıristiyan azınlıkların eline geçmesi;17.yüzyılın ortalarında ortaya çıkan Sabetay Sevi hadisesinin Yahudileri meşgul ederek ekonomik sekteye uğratması vardır. Bu durumda Yahudiler, bir yüzyıl önceki gibi saraya yakın etkin  kişilere sahip olmamışlardı. Örneğin devlet yönetimindeki katı tutumu ile tanınan IV. Murat (1623-1640) devrinde, İstanbul’a yıllık ‘giysi vergisi’ yatırmaya gelen Selanik Yahudileri heyetinin başında bulunan Yuda Kavo,Sultan’ın emri ile idam edildi.

17. YÜZYILDA OSMANLI’NIN SİYASİ YAŞAMINDA ÜNLÜ YAHUDİLER

Gabriel Buena Ventura,1614’te İspanya ile mütareke akdi için Divan tarafından I.Ahmet zamanında İspanya özel temsilcisi sıfatıyla bu ülkeye gönderildi. Israel Korian, Kara Mustafa Paşa’nın özel hekimliliğini yaptı ve II. Mustafa zamanında 1699’da Karlofça Anlaşması  görüşmelerine katıldı. Moiz Yuda Beberi, Ruslara karşı bir anlaşma önermek isteyen İsveç Kralı XI. Charles ile konuyu görüşmek üzere Stockholm’e gönderildi.

17. yüzyılda da birçok Yahudi doktor saraydaki hizmetlerini sürdürdü. Eliezer Eskendari IV. Murat’ın (1623-1640) veziri, Sinan Paşa’nın ve IV. Mehmet ‘in (1648-1687) hekimi ve Yahudilerle  ilgili konularda danışmandı. Hekim Salamon Eskenazi ‘nin karısı Bula Eskati  çicek hastalığında uzmandı ve I. Ahmet ‘i (1603-1617) tedavi etmişti. Naftali ben Mansur, Baltacı Mehmet Paşa’nın(1660-1713)hekimi idi.

18. YÜZYILDA OSMANLI YAHUDİLERİ

Osmanlı İmparatorluğu’nun Gerileme Dönemi, II. Viyana Kuşatması veya Karlofça Antlaşması (1699) ile başlar ve Yaş Anlaşması’na dek (1792) sürer. Bu devirde özellikle Ruslarla savaşılmış  ve artık toprak kazanma dönemi bitmiştir. Bu devirde Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Yahudilerde Sabetay Sevi hadisenin bıraktığı hayal kırıklığı, ayrıca sosyal ve kültürel bir çöküş yaşanmıştı. Cemaatin yönetimle ilişkileri zayıfladı. Osmanlı Yahudilerinde matbaacılık gelişmeyi sürdürdü.1711’de kurduğu geniş matbaasıyla Rabi Yona Ben Yaakov Eskenazi bu meslekte yüzyılın en ünlü şahsiyetidir.

1730’da Yaakob Ben MeirKuli’nin yazdığı ve ‘Yabancı Dil Konuşan Kavim’ anlamına gelen Meam Loez bu yüzyılın en kıymetli Yahudi edebi yapıtlarındandır. Müzikle ilgili olarak, 18. yüzyıldan ünü günümüze dek gelen iki Türk Yahudi bestecisi, Haham Moşe Faro(Musi) ve III. Selim’in tambur hocalığını yapan İsak Fresko Romano(Tamburi İshak Efendi)’dir.

Bu yüzyılda yönetimle  olan ilişkileri açısından isim yapmış Yahudiler arasında zikredilebilecek isimler şunlardır:

Daniel de Fonseca (1672-1740), diploması yeteneği ve nüfuzuyla Fransa ve İşveçle ilişkilerde ağırlığını ortaya koymuştur.

Yeşaya Acıman: 18.19.yüzyılda Osmanlı maliyesinde önemli mevki sahibi olan Acıman ailesinin fertlerindendi. I. Mahmut, III. Osman ve III. Mustafa zamanında (1730’dan 1773’dek)Yeniçeri ocağının  sarrafı olarak vazife yaptı. Bir iftira üzerine idam edilmişti. Keza Yeşaya Acıman’ın Saray Sarraf başısı olan kardeşi Meir de, bir yeniçeri tarafından öldürüldü. Meir Acıman’dan sonra bu mevkiye getirilen yeğenleri Yakov ve Baruh Acıman, IV. Mustafa ve III. Selim zamanında öldürüldüler.

Yuda Baruh (1738-1754): I.Mahmut’un sarraf başlığını  yaptı. Tobia a Kohen,  II. Mustafa’nın Sadrazamı Rami Paşa’nın ve daha sonra III. Ahmet’in Sadrazamı Baltacı Mehmet Paşa’nın hekimliğini yaptı. Öte yandan,18.yüzyılda Yahudilere kısıtlama getiren bazı fermanlar da neşrolundu.

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
4287