Jordan Farmar: "Yahudilik ile her zaman iç içeydim...

Efes Pilsen’in NBA Şampiyonu patentli point guard’ı Jordan Farmar ile bu hafta dobra dobra bir sohbet yaptık. Oldukça sıcak biri olan Farmar, sorularımıza tüm samimiyetiyle cevap verdi

Sami MORHAYİM Spor
5 Haziran 2013 Çarşamba

Öncelikle merhaba, öğrendiğime göre üvey babanız Yahudi’ymiş ve Yahudi bir ailede yetişmişsiniz, bu doğru mu acaba?

Evet, Yahudi bir ailede yetiştim.

Evet, 4 yaşındayken annem şu anki üvey babamla evlendi ve hep Yahudi bir ailede büyüdüm aslında; Bar-mitvzamı yaptım... Aynı zamanda biyolojik babam da Hıristiyan’dı ve bu sayede kiliseye de gidiyorduk. Sonuç olarak da hem Yahudi hem de Hıristiyan sentez kültürü içinde yetiştim.

Biraz Eurolig’den bahsedelim. Anadolu Efes, ligden çok Eurolig’e önem veriyor. Buna doğru orantılı olarak da, sen Eurolig maçlarında takımın skor yükünü çekiyorsun. Oynamadığında, takım hücum konusunda sıkıntı çekiyor…

Takıma geldiğimde, önemli bir rolde olmam ve takımı sırtlamam gerekiyordu. Lider olup, yaratıcı olmam lazımdı. Bu rolde oynamaya uzun sürede alışıyorsunuz. Küçük bir değişiklikle de oynama stilinde değişime gidiyorsunuz.

2-3 yıldır Avrupa basketbolunda oynuyorsun, ama bundan önce Amerika’da uzun süre basketbol oynadın. İki basketbol stili arasında büyük farklar var, buna nasıl alışabildin?

Maccabi Tel-Aviv’de oynanan basketbol Amerika’da oynadığım basketbol stiline çok benziyordu. Zaten Tel-Aviv’deki koçum David Blatt de Amerikalı olduğundan, yeni stile alışmam çok vaktimi almadı. Tel-Aviv’deki tecrübem açıkçası benim buraya daha rahat ısınmamda etkili oldu. Büyük bir olay değildi benim için, kolay bir değişiklik oldu; ama Türkiye’ye gelmek başından beri çok büyük bir değişimdi. Burada, diğer her yerden farklı olarak kendimi yeni bir basketbol felsefesine hazırlamaya başladım. En başlarda da, bu konuda sıkıntı çekerek, takıma adapte olmakta zorlandım. Takımla da kaynaştıktan sonra da, her şey daha kolay oldu.

New Jersey Nets’den Avrupa’ya geçiş yapmanın nedeni tam olarak neydi? Lock-out nedeniyle mi oldu?

NBA’de ara verildiğinden kendimi formda tutmak ve üst düzey basketbol oynamaya devam etmek istedim. Bu da bana bu fırsatı sundu.

Tel-Aviv’den geri döndüğünde de tekrar NBA’ye gittin...

Aynen öyle.

Ve iki yıllık maceradan sonra, Türkiye’ye gelmeye karar verdin?

Evet, artık yeni bir maceraya atılmam gerekiyordu.

O zaman, konu dağılmadan Efes’teki son maçlardaki performansına dönmek istiyorum. Olympiakos’a karşı geri dönüşte son saniyelerde bir üçlüğün vardı. Bu da galibiyeti getirmede büyük rol oynadı; ama üçüncü maçta büyük farkla önde olmamıza rağmen, geri düştük ve yenildik. Nedeni tam olarak neydi?

Olympiakos çok büyük ve çok tecrübeli bir takım ve finalin son dakikasına kadar çok iyi bir iş başardılar. Kişisel olarak baktığımda da, üçüncü maçın devre arasında ufak bir sakatlık yaşadım. Bu da ilk yarıdaki performansımı, büyük ölçüde düşürdü. Açıkçası, onlar evinde oynuyordu ve maçı aldılar. Hatta bundan sonra da sakinliklerini koruyarak galibiyetlerine devam ederek, önce Real Madrid’i, sonra da CSKA’yı eleyerek büyük başarı elde ettiler.

Los Angeles’ta NBA şampiyonluğuna ulaştın ve şu an Eurolig’de mücadele ediyorsun. Kendini düşüşte mi görüyorsun, yoksa eski heyecanın hâlâ var mı?

NBA’da şampiyonluk kazanmak tabii ki çok önemliydi; ama bu tamamen farklı bir mücadele. Şu an burada takımın lideri olma şansım var ve takımı şampiyonluğa doğru götürmek benim için gurur verici bir sorumluluk. Benim için NBA’de şampiyonluk hayaldi ve gerçek oldu, şimdiki amacım da Avrupa’da aynı başarıyı elde etmek. Bu heyecanı yaşamak için de buraya geldim. Bu asla daha kolay bir mücadele değil, sadece daha farklı bir olay.

Oktay Mahmudi, bilindiği kadarıyla çok disiplinli ve çalışkan bir koç. Tel-Aviv’de ve Amerika’da ünlü koçlarla çalıştıktan sonra şu an nasıl duygular içindesin?

Büyük bir değişimdi, çünkü onun basketbolu görüşü ve oynatma tarzı eski koçlarıma göre çok farklıydı. Basketbol görüşü, bana küçüklüğümden beri öğretilen basketbol felsefesinden çok değişikti, ama bir profesyonel olarak takıma katkı sağlamam gerekiyordu. Tabi, sene başından beri de kendi oyunumla takımın felsefesini birleştirmeye çalışıyorum. Hiçbir zaman öğrenme durmaz, bu da yeni oyun stilleri öğrenerek sürekli gelişir. Şu an burada yaptığım da tam olarak bu. Sene başından beri de takım ve benim için de en önemli şey kendimizi geliştirmekti, bunu da çok iyi becerdik.

Türkiye’deki taraftarlar çok ateşliler. Eski takımlarında da böyleler miydi?

Türkiye’de uzun süredir yaşamıyorum ve dinamikleri açıkçası çok iyi bilmiyorum. Eurolig maçlarında 10 bin kişi izlerken, lig maçlarında ise bunun yarısına bile rastlayamıyoruz. Bu da bizim gerçekten çok sabit ve kemik bir kitleye sahip olduğumuz anlamına gelmiyor. Kısacası, iyiysek bizleler, kötüysek yoklar.

Ufak bir sakatlığın var galiba, ligdeki play-off’larda oynayabilecek misin?

Evet, planım bu. Oyuncu her zaman sağlıklı ve formda olmalıdır. Bugün de doktorumla bunu ciddi ciddi konuşuyorduk ve amacımız play-off’larda en iyi şekilde oynayabilmem.

Şu anda biz röportajı yaparken de, arkadaşların sürekli seninle şakalaşıyor. Hep mi böyleler?

Tabii ki, takım arkadaşlarım çok sıcakkanlılar. Çoğu da İngilizce biliyor. Ufak bir sıkıntım var, o da koçumuzla iletişim kurarken tercüme nedeniyle gecikme olabiliyor; ama bir sıkıntı olduğumda tek yaptığım sormak oluyor ve arkadaşlarım-koçum sağ olsun hemen anlaşabiliyoruz.

Ligde şu an ikinci durumdasınız. Galatasaray mı, Fenerbahçe mi, yoksa siz mi ipi göğüsleyeceksiniz; ya da başka bir takım mı?

Bunu hiçbir zaman bilemeyiz. İyi oynamalıyız, oynamadan hiçbir şey kazanılmıyor. Mesela Los Angeles’ta Nash, Kobe, Dwight Howard gibi iyi oyuncular olmasına rağmen şu an ne durumda olduklarını biliyorsun. Sakatlıklar önemli rol oynuyor. Sahaya çıkıp oynamalıyız ve yenmeliyiz, tek cevabı bu.

Belki sen oynayabilirsen, şampiyon olabilirsiniz.

Dediğimiz gibi planımız bu! Sonuçta biz neredeyse Final Four’a geliyorduk. İyi bir takımız. Şimdi de, konsantrasyonumuzu sağlayıp ligde büyük işler başarmalıyız.

Los Angeles’ta büyük efsane Kobe Bryant’la oynadın. Ben bunu hayal bile edemem, ama sen onunla aynı takımda senelerce oynadın. Sana ne gibi katkıları oldu?

Birileriyle şampiyonluk kazanınca bu her şeyi değiştiriyor ve çok sıkı bağlar içinde oluyorsunuz. Kobe ile de şansım buydu. Bana hep destek oldu ve o zamanlar çok iyiydi. Günlük hayatta ve oyuncu olarak bana çok şey öğretti ve beni çok geliştirdi. Kobe gerçekten sahada olduğu gibi saha dışında da çok önemli biri!

Vakit ayırdığın ve bu sıkışık zamanda bile sorularımı cevapladığın için çok teşekkürler.

Toda raba.

 

 JORDAN FARMER   KİMDİR?

Jordan Robert Farmar (d. 30 Kasım 1986, Los Angeles, Kaliforniya) Beko Basketbol Ligi ve Euroleague’de mücadele eden Anadolu Efes’te forma giyen 1.88 boyunda Point guard pozisyonunda oynayan ABD’li profesyonel basketbolcudur.