Tükendik…

Köşe Yazısı
22 Mayıs 2013 Çarşamba

NEDİM BÜYÜKABOLAFYA


Tüm samimiyetimle kendi adıma itiraf etmeliyim ki tükendik ve tükettik.

Tüm sevdiklerimizi hatta öz sevgimizi parayla takas ettik.

Sevgi ranta meze oldu farkında değiliz.

Rant uğruna geleceğimize sırt çevirdik.

Çoluk-çocuk demedik, genç-yaşlı demedik sevgisiz, rant düşkünü bir toplum yarattık ve geleceğimizi buna göre şekillendirdik.

Geleceğimiz dediğimiz gençleri zehirledik.

Sevgisiz, nefret dolu bir neslin temelini attık.

Attık diyorum, çünkü bir azınlık gazetesinde gönüllü yazar dahi olsam değil mi ki benim adım da bu gazetenin künyesinde yer alıyor, bende bu camianın bir neferi sayılırım; dolayısıyla ben de suçlu sayılırım.

Üç kuruş para için gençleri kandırmaktan, eksik bilgi vermekten kendimizi alıkoyamadık.

Sabahlara kadar televizyon programları yapıldı. Bu konuşmalarda incir çekirdeğini dolduracak kadar bilgi - saygı verilmedi. Sayfalarca makaleler yazıldı tek kelime saygıdan bahsedilmiyor.

Maç başlamadan haftalarca evvel lig bitmiş, nereden çıktığı belli olmayan laf atılıyor ortaya; sayfalarca yazı, saatlerce program bu lafı bir balon gibi şişiriyor. Peki, ne oluyor sonunda?  Bir bıçak darbesiyle patlıyor balon.

Aradan yıllar geçmedi, daha on gün oldu kim hatırlıyor ismini, ne rahmetlinin ne zanlının? Kimse…

Uğruna canından olduğu takım bile hatırlamaz artık onu…

Kaç tane televizyon programında insanlar şapkalarını önlerine koyup “Bu spor teröründen nasıl kurtuluruz?  Bu duruma gelmemizde bizim hatamız var mı, varsa ne kadar?” diye iç hesaplaşmaya gitti. Gitmedi. Gidemez. “Bu işte bizim de hatamız olmuştur, bizler de kelimelerimize dikkat etmeliyiz, yorumlarımızı, eleştirilerimizi daha duyarlı yapmalıyız,” diye kimler öz eleştiri yapmıştır. Yapmadılar-yapamazlar. Onlar ancak televizyonda cacık veya muz şovla milletin gözünü boyarlar.

İşte bugün, bu saate hangi spor sevdalısı bizimde artık bir spor şehidimiz var diye düşünüyor?

Yirmi yaşında bir delikanlının hayallerinin yok olduğunu hatırlıyor?

Maalesef sadece ailesi…

Uyanın artık, iyi taraftar olmak kendi takımından gayrisini tanımamak değildir. Kendinden başkasına düşman olmak değildir. Taraftar olmak rakip takımın taraftarını öldürmek demek değildir.

Bu olayların bu kadar büyümesinin tek sebebinin TFF olduğunu düşünüyorum. Tüm yetkileri elinde bulunan, kulüp yönetiminden gelmiş bir başkana sahip TFF bu durumun boyutlarını daha iyi görmeli. Elinden geldiğince en ağır cezalarla önlemlerini almalı.

Artık medya maymunları acilen kafeslerine sokulmalı!

Adı spor programı olup sabahlara kadar insanlara nefret aşılayan gösteriler yasaklanmalı. 

Kulüp yöneticileri ve teknik direktörler hizaya çekilmeli.

Bir teknik direktör yok ki “yanlış yaptık” desin. Bir kulüp yöneticisi yok ki yanlış yapan futbolcusunu cezalandırsın. Üstüne üstlük bu kişiler yangına körükle gidip açıklamaları, yazıları, davranışlarıyla taraftarları daha da galeyana getiriyorlar. Onların futbola zarar verecek, insanları kutuplaştıracak her davranışı cezalandırılmalı. Spor teröründe spor programları kadar teknik direktörlerinde açıklamalarının etkili olduğu aşikar. Bu göz önünde bulundurularak onlara da yapılan tahrik edici açıklamalarda gerekli yaptırımlar uygulanmalı…

Futbolcular ıslah edilmeli!

Sporcu oldukları hatırlatılmalı, milyonlarca insanın onları takip etiği, saha içinde ve dışında hayatlarını başkaları tarafında takip edildiği bu nedenle davranışlarının kontrol altında tutmaları gerektiği hatırlatılmalı.

Derbide bilet fiyatları artar. Reklam fiyatları, hakem ücretleri yüksek olur. Gişe hâsılatı tavan yapar. Cezalar da artmalı. Kırmızı kartın cezası da derbi farklı olmalı, birse iki, ikiyse dört olmalı.

Eğer gelecek sezona bu konularda tedbir alınmadan başlanırsa, Türk futbolunu daha kötü günler bekliyor.