Batya Natan

Dominik Cumhuriyeti: Yahudilerinin ilginç serüveni

Geçenlerde okuduğum bir makalede, ‘Maydanoz Katliamı’ diye adlandırılan tarihi bir olaydan bahsediliyordu. Meraktan araştırdım ve bu sırada “Dominik Cumhuriyeti Yahudileri”ne de rastladım. Bakın neler olmuş

Dominik Cumhuriyeti: Yahudilerinin ilginç serüveni

İlk önce Dominik Cumhuriyeti ile ilgili kısa bilgiler…

Dominik Cumhuriyeti (İspanyolca República Dominicana, okunuşu ‘Republika Dominikana’), Karayiplerdeki Hispanyola adasında yer alan bir ülkedir. Hispanyola, Porto Riko’nun batısında, Küba ve Jamaika’nın doğusunda yer alır. Venezuela ile deniz sınırı vardır. Adanın batı kısmında Haiti bulunur. Dominik Cumhuriyeti ile Dominika karıştırılmamalıdır.

Dominik Cumhuriyeti Avrupalıların Amerika kıtalarında ilk oluşturdukları yerleşim. Başkenti, Santo Domingo da Amerika’lardaki ilk sömürge başkentiydi. Bağımsızlığının büyük bir bölümünde ülkede siyasi buhran yaşandı, halkı temsil etmeyen ve baskıcı pek çok hükümet tarafından idare edildi. 1961’de diktatör Rafael Leonidas Trujillo Molina’nın ölümünden sonra Dominik Cumhuriyeti temsili demokrasiye geçti.

Yahudilerin varlığı

Dominik Cumhuriyeti’nde Yahudilerin varlığı çok eskilere, Kristof Kolomb dönemine uzanır. İspanyol sömürgelerinde, engizisyon nedeniyle Yahudilik kimliği açıkça gösterilememesine rağmen, Yeni Dünya’ya gelen ilk İspanyol yerleşimciler arasında Yahudilerin de olduğu düşünülüyor, hatta Kristof Kolomb’un bir Marrano, gizli Yahudi olabileceği söylenmekte. Daha sonraki dönemlerde, 19. yy. ortalarında birçok Yahudi aile Dominik Cumhuriyeti’ne yerleşti. Ülkede, birçok eski mezarlıkta Davut Yıldız’lı, Cohen, Levi, Attias gibi tipik Yahudi soyadları taşıyan mezar taşlarına rastlanması buna kanıt olarak gösterilmekte. Bazılarına göre, 1894 yılında, Fransa’daki Dreyfus olayı Dominiklilerin Yahudilere karşı açık görüşlü olduklarını ortaya çıkarttı. Dreyfus olayı sonrası, Fransa’da antisemitik düşünce, yaklaşım ve saldırılar yoğunlaşınca, Dominik Cumhurbaşkanı Gregorio Luperon, Fransa’daki elçisinden Yahudilerin durumu hakkında bilgi istemişti. İlaveten, elçisinden, Yahudilere, durumları zorlaştığı takdirde Dominik Cumhuriyeti’ne gelmelerini tavsiye etmesini istemişti.

Dominik Cumhuriyeti’nde Yahudilerin çok eski bir geçmişi olmasına rağmen, gerçek anlamda bir Yahudi Cemaati ancak 2. Dünya Savaşı dönemlerinde oluşabilecekti.

Tarihin en karanlık dönemlerinden birinde, Yahudilere kimse yardım eli uzatmazken, Dominikli Rafael Leonides Trujillo uluslararası arenada ortaya çıkacak ve Nazi’lerden kaçmaya çalışan Yahudilere bir cennet vaat edecekti.

Evian Konferansı

1938 yılına gelindiğinde, Avrupa’da ve özellikle Almanya’da Yahudilerin durumu daha da kötüleşmeye ve tehlikeli olmaya başlamıştı.  Ve bir gece aniden, sosyal, ekonomik ve politik ayrımcılık, fiziki zorbalığa dönüştü. 9 Kasım 1938 gecesi Alman aşırı grupları, Yahudi işyerlerine, evlerine ve mahallelerine saldırıp talan ettiler.  100 kadar Yahudi öldürüldü, yüzlerce sinagog yakıldı, binlerce Yahudi toplama kamplarına gönderildi. Bir de zararın faturası Yahudilere kesildi, tüm maddi zararın Yahudiler tarafından ödenmesi istendi. Kristallnacht olarak bilinen bu olay, Almanya’nın Paris Büyükelçiliği çalışanı olan Ernst Von Rath’ın, Paris’te yaşayan bir Yahudi tarafından öldürülmesi gerekçesiyle başlatılmıştı. Bu olay, Nazilerin, Avrupa ve Almanya Yahudileri üzerindeki niyetlerinin ilk göstergesi olmuştu. Artık Yahudilerin iki seçeneği kalmıştı, ya Avrupa’dan kaçacaklar ya da kalıp antisemit şiddete göğüs gereceklerdi. Ancak isteyen Yahudiler nereye kaçacaklardı? Dünya üzerinde hiçbir ülke Avrupa’daki birkaç milyon Yahudi’ye kucak açmaya niyetli değildi. Bu olayları daha önceden sezinleyen ABD Başkanı Franklyn D. Roosevelt’in talebiyle Evian Konferansı toplandı. 6-15 Haziran 1938 tarihlerinde 32 ülkenin temsilcileri Fransa’da Evian-les-Bains’de Yahudi göçü sorununu görüşmek üzere toplandı. Dokuz gün boyunca temsilciler bu konuyu görüştü. Hepsi Yahudiler için çok üzüldüklerini ve onlara karşı sempati beslediklerini belirtti ancak hiçbir çözüm önerilmedi ve üretilemedi. Başta ABD olmak üzere, Fransa, İngiltere bu kadar büyük bir göç dalgasına ekonomik nedenlerle kaldıramayacaklarını ve dolayısıyla izin veremeyeceklerini vurguladılar. Bazı Güney Amerika ülkesi az sayıda vize verebileceklerini söyledi. Neticede toplantıdan gerçek anlamda bir çözüm kararı çıkmadı. Bu sorun için bir tek ülke çözüm önerdi ve Yahudilere kapılarını açabileceğini söyledi.

Dominik Cumhuriyeti Diktatörü Trujillo’nun kardeşi ve ülkenin konferanstaki temsilcisi Virgilo Trujillo Molina ve ülkenin Milletler Birliği temsilcisi Dr. Salvador E. Paredes, ülkelerinin 100.000 kadar Yahudi’yi kabul edebileceğini duyurdu. Detayların belirtilmemesine rağmen, bu konferans sonucunda ortaya çıkan tek somut çözüm önerisi ve katkısı olarak ortaya çıktı. Birçok tarihçinin vurguladığı gibi Dominik Cumhuriyeti’nin Evian Konferansı’ndaki önerisi Trujillo’nun iyi kalpliliğine değil başka politik ve özel nedenlere dayanıyordu. Bazılarına göre ilk neden “ırk temizliği” idi. Çok sayıda bekâr Yahudi ülkeye geldikten sonra yerel halkla evlilikler yapacak, doğacak yeni nesil de çoğu Dominikli de olan geri kalmışlığın, esaretin simgesi olan “Afrika kanı”nı temizlemeye başlayacak ve daha medeni nesillere doğru gidilecekti. Bir anlamda, ırkları, kanları nedeniyle yok edilmek istenen Yahudiler, Dominik’te ırk temizlemek için kullanılacaktı.

Maydanoz Katliamı

Diğer önemli nedene gelince, 1937 yılında Trujillo “Maydanoz Katliamı” olarak tarihe geçecek olayın düğmesine basmıştı. Bu olayda beş gün içinde 15.000-30.000 arası Haitili öldürülmüştü. Sınır bölgesinde yaşayan Haitililerin, Dominik Cumhuriyeti sınırlarını geçip, bölgedeki sığırları çalmaları neden olarak gösterilmişti. Yakalananların Haitili olup olmadığını anlamak için ilginç bir yöntem uygulanmıştı. Kara tenli Dominikliler ile Haitilileri ayırt etmek için Yahudi tarihindeki Şibolet olayı örnek alınmıştı. Ispanyolca’daki maydanoz ( Perejil) kelimesi sınırın iki tarafında değişik telaffuz edilmesine dayanarak yakalananlara bu kelime söyletiliyor, uygun telaffuz etmeyenler topluca kamyonlarla ormana götürülüyor ve orada öldürülüyordu. Bu olay da uluslararası arenada büyük infial yaratmış ve tepki almıştı. Avrupa Yahudilerini topluca ülkeye kabul etmek gibi insancıl bir tutum da bu meşum olayı unutturmak için iyi bir neden olacaktı.

Diğer bir neden de ekonomikti. Yahudiler sayesinde ülkenin gelişmesi, ilerlemesi öngörülmüştü.

Evian Konferansı sonrası Dominik Cumhuriyeti’nin konu ile ilgili ilk somut adımı Dominik Cumhuriyeti Yerleşim Kurumu (DORSA) nın kurulması ve çalışmaya başlaması oldu. American Joint ( Joint Distribution Committee) ve Amerikan Tarım Birliği (AGROJOINT) desteğiyle kuruldu. DORSA kurumu aracılığıyla Yahudi yerleşimcilerin özlük hakları belirlendi. Meclisten geçen yasayla DORSA Yahudilerin Dominik Cumhuriyeti’ndeki resmi temsilcisi oldu.

Yine aynı yasayla göçmenlik prosedürleri ve vergi-gümrük muafiyetleri karara bağlanmıştı.

DORSA Yahudiler adına toprak satın alıyor, bu toprakları yerleşimcilere dağıtıyor ve destekçi kuruluşların temin ettiği fonları yönetiyordu.

Avrupa Yahudilerinin Dominik Cumhuriyeti’ne göçü baştan engellere takılmaya başladı. Başta bürokratik engeller, okyanusta seyahat etme olanaklarının zorluğu Yahudilerin bu Karayip adasına göç etmelerinde ilk zorluklar olarak ortaya çıktı. 1939-42 yılları arasında Dominik Cumhuriyeti yaklaşık 5000 vize talebini karşılamasına rağmen yalnızca yaklaşık 600 Yahudi bu ülkeye fiilen gidebildi. 1942 yılından sonra da savaş nedeniyle ulaşım kesildi. Şanghay’a kaçabilmiş Yahudilerden ufak bir kısmı da savaş sonrası bu ülkeye geldi. Toplamda yalnızca 705 Yahudi Dominik Cumhuriyeti’ne göçmen olarak giriş yaptı.

Dominik’te Yahudi yerleşim bölgesi olarak adanın kuzeyinde tamamıyla ıssız Sosua bölgesi tahsis edilmişti. Göçmen Yahudilerin büyük çoğunluğu 30 yaş altı gençlerdi. Ancak 1948 yılına gelindiğinde ilk 705 göçmenden yalnızca yarısı ülkede kaldı.

Trujillo, ülkede kalan Yahudilere 22.320 hektarlık bir alan sattı. Hedefi, bu bölgede tarım sektörünü geliştirmeleriydi. Ancak 1947 sayımına göre ülkede kalan 363 Yahudi’den yalnızca 167 si tarım sektöründe çalışıyordu. Geri kalan çoğunluk ise ticaret ve finans sektörüne yönelmişti. Her şeye rağmen Sosua örnek bir bölge oldu. Köyün sulama, su dağıtım, kanalizasyon altyapısı kuruldu. Yine köyde, dispanser, eczane, okul, kütüphane, sinagog, tiyatro, yerel gazete, dükkânlar ve hatta ufak bir banka da bulunmaktaydı. Aslında göçle birlikte aynı zamanda kurulan Produductos Sosua kooperatifi, Dominik Cumhuriyeti’nde halen Yahudi hayatının önemli bir parçası olup ülkenin en büyük et ve süt ürünleri üreticisidir.

Sosua modeli göçmenlerin yeni hayatlarına adapte olmalarının güzel bir örneğidir. Zaman içinde Sosua Yahudileri tarım haricinde diğer sektörlere de girmiş, bölge ve ülke genelinde kendilerini ispatlamışlardır. Bir zamanlar ıssız olan bu bölge zaman içinde hızla kalkınmış ve nüfus artışı sağlanmıştır.

1960lı yıllara gelindiğinde, Sosua, dönem şartlarına uyarak ekonomik modelini değiştirmeye başladı. 1963 yılına gelindiğinde Sosua’nın Yahudi nüfusu 163 e düştü. Bağımsız çalışma, meslek değiştirme, ticaret ve serbest mesleklerin cazibesi karşısında bölgeden ayrılma ve başkente veya başka ülkelere göç başladı.

1970 lerde Sosua hala ıssız, merkezlerden uzak konumunu devam ettirmekteydi.

1980 yılı başında ise bölge ulusal yol şebekesine bağlandı, yollar asfaltlandı, hatta yakınlarda Puerto Plata’da havaalanı inşa edildi. Böylece Sosua tarihinde yeni bir dönem başladı. Yalnız Yahudi yerleşim bölgesi olma özelliği ile birlikte çevredeki doğal güzelliklerden de pay almaya başladı. Dominik Cumhuriyeti’nin gelişmekte olan turizm pazarının yeni gözde bölgesi oldu.

1990 yılında, Yahudilerin Sosua’da yerleşmelerinin 50. yıldönümünde görkemli bir tören düzenlendi. Geçmişte ülkeden ayrılanlar dâhil bu törene aşağı yukarı tüm ilk yerleşimciler ve aileleri katıldı. Bu tören esansında kentte Yahudi Müzesi’nin açılışı yapıldı. Uzun bir yenileme döneminden sonra 2003 yılında sinagog ve yanındaki ufak müze tekrar hizmete açıldı.

 

Santo Domingo’da Yahudiler

Santo Domingo, Dominik Cumhuriyeti’nin hem başkenti hem de büyük kentidir. Zaman içinde Sosua’dan ayrılan Yahudiler bu kente yerleşmeye başladılar. Başkentteki sinagog 1958 yılında inşa edilmişti. Günümüzde bu sinagoga bağlı yaklaşık 60 aile bulunmaktadır. Bu sinagog, her Şabat akşam, günü ve Salı günleri dini törenler için açılmaktadır. Tüm Yahudi dini bayramlarında da hizmet vermektedir. Roş Aaşana ve Kipur esnasında yaklaşık 160 kişi dualara katılmaktadır. Mahazike Tora, Bar/Bat Mitzva hazırlık eğitimi de verilmektedir. Ortodoks Yahudi geleneğine uyularak dualar İbranice okunmakta, gerektiğinde İspanyolca tercümeleri de verilmektedir. Kadın erkek ayrı oturmaktadır.  Kentin ihtiyaç duyduğu kaşer et Miami’den ithal edilmektedir. Ancak ülkede kaşerut takibi yapan ve gerektiğinde kaşerut sertifikası verebilen bir kurum da bulunmaktadır. Kentte, 60 yıl önce açılmış bir Yahudi Mezarlığı da bulunmaktadır. Her yerleşik Yahudi cemaati gibi, kentte ve ülkede fakirlere yardım gibi kuruluşlar da bulunmaktadır.

Dominiklilerin Yahudilere Karşı Tutumu

Yahudiler ilk giriş yaptıkları günden itibaren, yerel halk tarafından saygı ve sevgi gördüler. Ülkede hiç bir ayrımcılığa tabii tutulmadan tüm vatandaşlar gibi eşit tutuldular. Santo Domingo Sinagogu Başkanı Chicole Ghitis, bir söyleşide, Yahudilerin ülkeye bütünleşme ve uyum yolunda attıkları büyük adımlardan gurur duyduklarını belirtmişti. Yerel halkın da Yahudileri ve geleneklerini merakla izlemelerine rağmen hiçbir zaman saygıda kusur etmediklerini vurgulamıştı.

Halen Dominik Cumhuriyeti’nde, çoğunluğu başkent Santo Domingo’da yaşayan 300 civarında Yahudi bulunmaktadır. Sosua’da Yahudi nüfusu çok azalmakla birlikte halen varlıklarını sürdürmektedirler. Geçmişte hep geri planda kalmaya özen gösteren Dominik Yahudileri, son yıllarda bu tutumlarını değiştirmiş görünmektedirler. Ülke politikasına katılmaya, çevre ülkeler, özellikle Küba ve Venezuela Yahudilerini ülkeye yerleşmeye davet etmeye başlamışlardır.

Görüldüğü gibi 1940 yılında başlayan bu ilginç serüven, mutlu bir yolda devam etmektedir.

Dialog Dergisi’nden alınmıştır.

 

Kaynaklar:

• Sosua News-Jewish pioneers in Sosúa

• The New York Holocaust Museum – Sosua Project -http://www.newyorkholocaustmuseum.com/final/index.htm

• American Jewish Joint Distribution Committee Archives

• The Dominican Republic’s Haven for Jewish Refugees – Jewish Virtual Library

• Sosua – Mandel Cohen

• Sosúa: Hundreds of Jews fleeing the Holocaust found a home in D.R. By Elissa Strauss

• The History of Sosua Jewish Community – Jeffrey Oberman 12.02.2012 presentation

• http://en.wikipedia.org/wiki/History_of_the_Jews_in_the_Dominican_Republic

• http://en.wikipedia.org/wiki/Rafael_Trujillo

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
2392