Batya Natan

FENERBAHÇE: Uçurumun kenarındaki sağlam dal

İtiraf etmeliyim ki iyi bir futbol takipçisi değilim. Sadece futbolun saha dışındaki olaylarıyla ilgilenmeyi tercih ediyorum. Bildiğiniz gibi 3 Temmuz’dan itibaren futbol, saha içinden çok saha dışındaki olaylarla gündeme geliyor.

FENERBAHÇE: Uçurumun kenarındaki sağlam dal

İtiraf etmeliyim ki Galatasaraylım ve hiçbir zaman Fenerbahçe’ye karşı sıcak duygular beslemedim. Nedeni ise bilinmez; belki de stadın isminin Şükrü Saraçoğlu olmasındandır. Aslında kızgınlığın kendi takımıma… Değil mi ki son on senede sen Fenerbahçe’ye karşı hiçbir üstünlük kuramamışsın, değil mi ki sen Avrupa’da fırtına gibi eserken Fenerbahçe’ye sahanda yenilmişsin, değil mi ki sen 3-0’dan 3-4 ve 2-0’den 2-3 maçı kaybetmişsin; bunda Fenerbahçe’nin suçun ne?

Aslında koyu bir taraftar olduğumda söylenmez. Başkaları gibi ilk on biri sayamam, öyle şu maçta golü bu attı, pası şu verdi gibi detayları hayatta aklımda tutmam. Aklımda kalan tek olay Galatasaray’ın Süper Kupayı aldığı maçta Teknik Direktör’ün Lucescu olduğu, kupayı getiren golü ise Jardel’in attığıdır. 

3 Temmuz’da basına bomba gibi düşen şike söylentileri öyle yenir yutulur gibi değildi.

Sekiz takımın şikeye bulaşmış olması, üstelik son şampiyon Fenerbahçe’nin, lig ikincisi Trabzon ve Ziraat Türkiye Kupası sahibi Beşiktaş’ın da bu söylentilere muhatap olması da işin cabası. Söz konusu Fenerbahçe olur da işin içinde Aziz Yıldırım olmaz mı?

Aziz Yıldırım ki, on iki senelik başkanlık süresince Fenerbahçe’ye maddi olarak dünyaları kazandırdı, fakat kendince istediği başarıyı bir türlü yakalayamadı. Öyle ki başkanlığı süresinde ezeli rakibine şampiyonluk sayısında geri kaldı, üstelik Eric Gerets’in sahasına diktiği bayrak ve 20.45 efsanesi de cabası… Sonunda uğruna hayatını verdiği Fenerbahçe için hapse de girdi.

Şike söylentileri dallanıp budaklandıkça,  şu anda gündemde olan 58. maddede değişiklik yapılması isteği oldukça baskı gördü.

Şike söylentileri çeşitli belgelere bağlanarak daha da derinleşince işe UEFA da yandan yandan müdahil olmaya başladı. UEFA-Fenerbahçe-TTF üçgeninde neler konuşulduğu, kimin ne kadar doğru söylediği belli olmamakla beraber, TTF olası her türlü felakete sebebiyet vermemek için Fenerbahçe’nin bu sezon Şampiyonlar Ligi’ne katılımını engelledi ve yerine lig ikincisi Trabzon’u yolladı. Bu arada yaptığı kulis çalışmaları ile hem halkı hem de kulüpleri 58. maddedeki gerekenleri uygulamak yerine bir kereliğine puan silme ile içinden çıkılması gittikçe zorlaşan bu durumdan kurtulma yoluna gitmeyi planlıyordu… Düşünsenize şike söylentilerine sekiz takım karışmıştı ve bunlardan üçü büyük takımdı.

TTF, Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’ne yollamayarak onlara gerekli maddi cezayı verdiğini, Trabzon’u Şampiyonlar Ligi’ne yollayarak belki de onlara bir kıyak yaptığını düşünmüş olacak.  Ama bana göre dikkate almadığı bir nokta oldu. Yapılan soruşturmalarda Trabzon ve Beşiktaş’ın da adı geçiyor. Fenerbahçe’yi UEFA müsabakalarından men eden TTF, Trabzon ve Beşiktaş’ın şike veya teşvikten suçlu bulunması halinde yine aynı UEFA’nın yaptırımları ile karşı karşıya kalabilir. Fenerbahçe’yi bu konuda günah keçisi olarak gören TTF bu kararda da hata yaptı.

Halk sadece Fenerbahçe’yi konuşuyordu. Diğer takımlar o kadar basında yer almıyordu. Bu durumdan yararlanıp 58. maddede yapılacak değişiklik kesinlikle kabul göreceğini umdular.

Güç Fenerbahçe’deydi ve bu durumdan fayda sağlanılmaya çalışıldı.

Ama hata yaptılar…

Belki de 2011-2012 sezonunu hiç başlatılmamalıydı…  Olaylar aydınlanıncaya kadar beklemeyi tercih etseydi, tek hesap verilmesi gereken kurum yayıncı kuruluş olacaktı.

Ama şimdi durum tam bir felaket.

Şimdi hiç konuşulmamış fakat olası bir kaç durumdan bahsedelim.

Ola ki Fenerbahçe ve Trabzon şikeden suçlu bulundu.

2010-2011 sezonunun şampiyonu kim olacak? Ben söyleyeyim, Bursa.

Bu durumda Bursa TTF alehine dava açarsa ne olacak? Felaket!

Sekiz takımın şike yaptığı tespit edilirse ve hangi maçlarda şike yaptığı ortaya çıkarsa, bahis kurumları aracılığı ile bahis oynayan kişiler eğer ki ellerinde kuponlar bulunursa haklarını bahis kurumlarından, dolayısıyla TTF’den istemeyecekler mi? İsteyecekler ve yine felaket.

Maçların yayın hakkını elinde bulunduran kurum şike söylentileri sebebiyle özellikle Fenerbahçeli taraftarlar tarafından üye kaybına uğradıklarına ve bu sebepten dolayı ciddi zarara uğradıklarını iddia etmekteler. Dolayısıyla küme düşme uygulanılırsa daha da zarara uğrayacaklarını iddia ediyorlar. Bu konuda anlayış ve kolaylık bekliyorlar… Haklılar ve yine felaket.

Tüm bu gelişmelerin ışığında TTF başta yaptığını hatadan dolayı düştüğü kaostan yolunu Fenerbahçe’nin gücünü kullanarak çıkmayı planlıyordu ki, Fenerbahçe bir anda yön değiştirdi ve 58. maddenin değişmemesi yönünde fikir beyan etti. Bu beyan Kulüpler Birliği toplantısında da beklenmedik bir şekilde 58. maddenin değişmemesi yönünde karar çıkmıştır.

Bu durumda TTF de ters köşeye yattı ve TTF Başkanı da beklemediği bu kararla istifa etti. Belki de sizler bu satırları okuduğunuzda Sayın Başkan tekrar adaylığını açıklamış olacak.

Şöyle biraz gerileri gidelim; küme düşme yerine puan silinmesi ilk ne zaman gündeme geldi, hatırlıyor musunuz? Cevabınız hayır ise ben hatırlatayım. İlk olarak yayımcı kurum söylentiler sırasında kendi durumunu gündeme getirdiği zaman.

Ne demişti Sir Alex Ferguson, “Futbolun tek patronu televizyondur.”

TTF ilk başta ligi ertelemek gibi basit bir karar alamadı. Sayın Eric Cantona ne demişti, “Futbol basit bir oyundur, önemli olan basit futbolu oynamaktır.” 

Bu konu daha uzar gider. Yeni yapılacak TTF seçimleri ve play-off zamanının yaklaşması gelişmelere hız kazandırsa dahi, bu meselenin kolay kolay kapanacak bir görüntüsü yok.

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
1029