Alman sinemasının harika çocuğu Tom Tykwer “Üç” ile olgunluk dönemine girdiğini gösteriyor.

" />
Batya Natan
Batya Natan

Sıradışı Bir AŞK TRAFİĞİ

Alman sinemasının harika çocuğu Tom Tykwer “Üç” ile olgunluk dönemine girdiğini gösteriyor.

Sıradışı Bir AŞK TRAFİĞİ

 Truffaut başyapıtı “Jules ve Jim”deki üçlü ilişkiyi tersine çeviren “Üç” cüretkar, aykırı, çarpıcı, dürüst ve gerçekçi bir film. Cesur sahneler eşliğinde, üç kişi arasında gelişen sıra dışı bir aşk trafiğinde, aynı adama aşık olan bir çiftin öyküsü anlatılıyor. 20 yıldır uyum içinde yaşayan karşı cinsten iki insan, hayatlarına ayrı ayrı giren bir yabancı erkeğe aşık oluyorlar. Kadının iki erkekten de hamile kalmasıyla filmin finali tokat etkisi yaratıyor.

 

Bu haftaki yazımda üç ünlü sinemacıyı bir araya getiren, Oscar adayı İspanyol filmi “Yağmuru Bile”den bahsedecektim. “Gözlerimi de Al” ile uluslararası bir şöhret sağlayan genç kadın yönetmen İciar Bollain, Ken Loach’ın demirbaş senaristi. Paul Laverty, karizmatik Meksikalı aktör Gael Garcia Berual’i bir araya getiren “Yağmuru Bile” ellerinden su kaynakları alınan Bolivyalı köylülerin isyanını dile getiriyor.

Ancak, bu yaz sıcağında vizyona giren filmin seyirci sayısı 1000’in altında kalmasıyla, daha ilginç bir filmden, genç Alman sinemasının en iddialı yönetmeni Tom Tykwer’in cüretkar ve aykırı filmi “Üç / Drei”den söz etmeyi tercih ettim.

François Truffaunt’nun 1962 tarihli başyapıtı “Jules et Jim” aynı kadına (Jeanne Moreau) aşık olan iki erkeğin (Oskar Werner – Henri Serre) sürdürdüğü üçlü ilişkiyi şiirli bir sinema diliyle işlemişti.

45 yaşındaki Alman sinemasının harika çocuğu Tom Tywker’i “Koş Lola Koş”, “Koku” gibi seviyeli filmlerden sonra, “Üç” ile olgunluk dönemine girdiğini gösteriyor.

Tom Tywker, “Jules et Jim”den bu yana, sinemanın 50 yıldır kullandığı “aşk üçgeni” temasını tersine çeviriyor. Filmde, cesur sahneler eşliğinde, üç kişi arasında gelişen sıra dışı aşk trafiğinde, aynı adama aşık olan bir çiftin öyküsünü izliyoruz.

Konusu Berlin’de geçen filmin başında, evlenmeksizin 20 yıldır uyumlu bir beraberlik sürdüren TV sunucusu Hanna ile küratör Simon’un kör topal yürüttükleri ilişkiye tanık oluyoruz.

Entelektüel bir çevrede, uyum içinde yaşayan karşı cinsten iki insan, sönükleşen seks hayatlarıyla zaman içinde kardeş gibi oluyorlar.

Hayatlarına ayrı ayrı giren, kök hücre araştırmacısı Adam, çiftin tıkanmış ilişkilerine son verip seks hayatlarını canlandırıyor.

 

 

DİNAMİK ANLATIMLI ROMANTİK KOMEDİ

Kanserli annesini kaybeden Simon, habis tünörlü bir testisini de ameliyatla aldırıyor. Spor yaptığı havuzda tanıştığı biseksüel Adam ile yaşadığı ilişkide farklı eğilimleri olduğunu anlıyor.

Orta yaş krizi geçiren Hanna tesadüfen tanıştığı Adam’a aşık olur, cinsel yaşamı hareketlenir. Boşlukta sallanan Simon ile Hanna birbirlerinden habersiz bir şekilde hayatlarına giren aynı adam sayesinde yaşamlarının renklendiğini görürler.

Hanna’nın iki erkekten de hamile kaldığını öğrenmeleriyle üçlü ilişki ortaya çıkar. Dışardan bakıldığında, sorunlarını halletmiş, mutlu bir çift gibi görünen Simon ile Hanna, Adam’la yaşadıkları ilişki için birbirlerini suçlamıyorlar. Zira her ikisi de birbirlerine ihanet ettiklerinin bilincinde.

Filmin müthiş finali izleyicide tokat etkisi bırakıyor. Tom Tykwer, incelikli diyaloglarla, enginleştirdiği sıra dışı senaryosunda bizlere modern hayatta beraberliklerini sürdüren çiftlerin karşılaşabileceklerini sorunları, gündelik hayatın içerisinden çekip çıkarttığı bazı ayrıntılar eşliğinde anlatıyor.

Kendini yeniden keşfeden, cinsel tercihini sorgulayan, kendini heteroseksüel sanan Simon homoseksüelliğini kabul ediyor, iki cinsel tercihin arasında bir yerde olduğunun bilincine varıyor.

Ancak açık fikirli, geniş ufuklu da olsa tutucu izleyiciye “biseksüelliği denemelisiniz” önerisini getirince hudutları aşıyor.

 

 

ZOR, İTİCİ OLABİLECEK BİR KONU

Zor ve itici olabilecek bir konuyu, hem dramatik hem de eğlenceli sahneler eşliğinde alt metinleri hayli zengin bir senaryo ile anlatan Tom Tykwer, izleyicisini şaşırtarak, şoke ederek amacına ulaşıyor.

Berlin’in modern mekanlarının fon olarak kullandığı filmde Tywker, kara mizahını devreye sokarak, cüretli konusunu fazla rahatsız etmeden anlatmanın yolunu buluyor.

Filmin jenerik yazılarının sonunda, beyaz bir fon önünde, 2 erkekle kadının modern dansı, “Üç”ü adeta özetliyor.

Üç ana karakteri canlandıran isimlerin üstün performansları yönetmenin işini kolaylaştırıyor. Adam’da Demokratik Almanya doğumlu Devid Streisow, Hanna’da Avusturyalı Sophie Rois, Simon’da Sebastian Schipper çok başarılı.

Senaryo yazarı-yönetmen Tywker bazı filmlerinin müziklerini besteleyip, yapımcılığını da üstleniyor.

Filmografisinde, Kieslowski’nin senaryosundan, Cate Blanchett Giovanni Ribisi ile çektiği “Cennet”, Naomi Watts-Clive Owen’li “Uluslararası” gibi yarım başarılar var.

Dinamik anlatımı ve romantik komediye yakın duran yapısıyla, cesur konusuyla, 8. filmi “Üç”e kayıtsız kalmak imkansız.

 

 “Drei / Üç”

YÖN VE SEN:

Tom Tykwer

OYUNCULAR:

Sophie Rois, Sebastion Schipper, Devid Striesow, Annedore Kleret, Angela Winkler

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
1570