Sir Moses Hayim Montefiore 19 yüzyıl Yahudileri arasında çok önemli yeri olan bir kişilik. Faaliyetleri, yalnız İngiltere ile kısıtlı kalmamış, Yahudilerin haksız yere suçlandığı, ezildiği ve zulüm gördüğü bir dönemde nerede olurlarsa olsunlar zor durumda olan dindaşlarının yardımlarına koşmuş ve destek olmaya çalışmıştı.

" />
Batya Natan

19. yüzyılın önemli Yahudi simalarından biri MOSES MONTEFİORE (1784 - 1885)

Sir Moses Hayim Montefiore 19 yüzyıl Yahudileri arasında çok önemli yeri olan bir kişilik. Faaliyetleri, yalnız İngiltere ile kısıtlı kalmamış, Yahudilerin haksız yere suçlandığı, ezildiği ve zulüm gördüğü bir dönemde nerede olurlarsa olsunlar zor durumda olan dindaşlarının yardımlarına koşmuş ve destek olmaya çalışmıştı.

19. yüzyılın önemli Yahudi simalarından biri MOSES MONTEFİORE  (1784 - 1885)

İngiltere'de köleliğin kaldırılması

1834 yılında İngiltere’de kölelerin özgürleştirilmesi gündeme geldi. Ancak tazminatlar dolayısıyla oluşacak büyük maddi tutarlar nedeniyle hükümet bu kanunun yürürlüğe girmesini geciktirmeye başladı. İki bacanak, Rothschild ve Montefiore şahsi servetlerinden 20 milyon poundluk bir fon kurup özgür bırakılacak kölelerin sahiplerine verilecek tazminatları ödemeyi üstlendiler. Böylece 1835 yılında İngiltere tarihi için çok önemli bir kanun, ’köleliğin kaldırılması’ kanunu büyük bir oranda iki Yahudi sayesinde gerçekleşti.

Montefiore, 1837 yılında ikinci kez bir Yahudi’ye verilecek olan Londra ve Middlesex Şerifliği görevine getirildi. Bir yıl sonra ise İngiltere’ye yaptığı maddi katkılar nedeniyle Kraliçe Viktorya tarafından kendisine ’Sir’ asalet unvanı verildi.

1840 yılında, üzücü bir olay Montefiore’nin bir kez daha uluslararası sahneye çıkmasına neden oldu. Şam’da Papaz Tomasso ve hizmetkârı, en son Yahudi mahallesi etrafında görüldükten sonra ortadan kaybolmuşlardı. Bu olaydan Yahudiler sorumlu tutuldu, yeni bir ‘kan iftirası’ vakası oluştu, Yahudi evleri ve işyerleri saldırıya uğradı, birçok Yahudi işkence altında olayı ’itiraf’ etme durumunda kaldı ve sözde itiraflar sonrasında yedi cemaat lideri hapse atıldı ve 35 genç rehin tutuldu. Şam ve çevresindeki Yahudiler tehdit altında tutulmaktaydı.

Olay uluslararası boyut kazanınca Montefiore, Adolphe Cremieux eşliğinde bölgeye gittiler, Mehmet Ali Paşa’yı suçsuzlukları konusunda ikna ettiler ve tutuklu Yahudilerin serbest kalmalarını sağladılar. Dönüşlerinde, İstanbul’da Sultan Abdülmecit tarafından kabul edildiler, kendisine gerçekleri anlattılar ve bu sayede olayların bir ’iftira’ olduğunu belirten bir fermanın yayınlanmasını sağladılar. Hemen peşinden de Sultan, Osmanlı Yahudilerinin sadık bir tebaa olduğunu ve onlara zorluk çıkartılmaması için bir ferman daha yayınladı.

İstanbul’dan sonraki durakları Roma’da konu ile ilgili olarak Papa ile görüşmek istediler, ancak Papa bu talebi reddedince, ellerindeki Sultan Fermanı’nın bir kopyasını Papa’ya iletiler ve Kilise’nin olay karşısındaki tutumumun yanlışlığını anlatmaya çalışmıştılar.

1846 yılında Rus Çarı Yahudilerin Almanya ve Prusya sınırından en az 50 km uzağına gitmeleri için bu bölgeleri terketmelerini emreden bir kanun çıkarttı. Montefiore hemen Çar’ın kendisi ile görüşüp bu kanunun iptal edilmesini sağladı. Ayrıca Rusya’da Yahudilere dinlerini uygulama konularında konulan kısıtlamaların hafifletileceği konusunda güvence aldı.

Londra’ya dönüşünde Sir Montefiore’ye Kraliçe Viktorya tarafından ’Baron’ unvanı verildi. Artık Montefiore İngiltere’de ender olan Yahudi asiller arasına girmişti.

1848 ve 1855 yılında tekrar Filistin’e gitti. Bölgede yaşayan Yahudilerin sefaleti karşısında, onlara geçim kaynakları sağlamak amacıyla, eğitim kurumları açılmasını sağladı; bu kurumlarda normal eğitim yanında meslek eğitimi de verildi. Toprağın işlenmesi, tarım ve hayvancılık yapılabilmesi için topraklar satın alıp bölge halkının kullanımına açtı.

Kudüs dışında ilk yerleşim

1854 yılında yakın arkadaşı ABD’li hayırsever Judah Touro vefat etmiş ve mirasının büyük bir kısmını Moses Montefiore denetiminde Filistin Yahudileri yararına kullanılmasını istemişti. Moses, 1855 yılındaki Filistin seyahatinde Judah Touro fonu desteğiyle eğitim kurumları ve yerleşim alanları konusunda çalışmalar yaptı. Genç kızlar için dikiş, elişi eğitimi veren bir okul açtı. Okulun açıldığı gün 140 genç kız kayıt için başvurdu. Bu seyahatin diğer önemli olayı, Yeruşalayim duvarları dışında yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere satın aldığı topraklardı. O dönem için şehir duvarları dışında, değil yaşamak dolaşmak bile tehlikeli sayılırdı. Buna rağmen, bölgede yerleşimi teşvik etmek için,  bölgeye yerleşeceklere maddi destek sağladı. Bu bölgeye Mishkenot Sha’ananim adı verildi. Bu bölge gerçek anlamda yerleşimcilerin ilk merkezi oldu. Montefiore, fakirlere bedava un dağıtmak üzere bir yel değirmeni inşa ettirdi. Kendi adıyla, (Yemin Moshe- Moşe’nin Sağ Kolu)  olarak bilinen bu yel değirmeni halen ayakta durmakta.

Bölgede oturan her ailenin evi ve tarım yapmak üzere toprağı vardı. İlk yıllarda yerleşimcilerin tüm maddi ihtiyaçları, vaad edildiği gibi, Montefiore tarafından karşılandı. 1860’lı yıllara gelindiğinde, bu bölgede oturanlar belirli bir seviyeye gelince, Aşkenaz ve Sefaradlar için iki sinagog inşa ettirdi.

Yine bu seyahat esnasında, Filistin’de Yahudi toplumla ilgili olarak çok ciddi bir nüfus sayımı yaptırdı ve demografik bilgiler toplattı. Her Yahudi için çok detaylı bilgi toplanmaya çalışıldı.

1858 yılında tüm Avrupa’nın dikkatini çeken bir olay Montefiore’nin yine Adolphe Cremieux ile birlikte Vatikan kapılarına dayanmasına neden oldu. Mortara adlı bir çocuk, bebekliğinde evin hizmetçisi tarafından gizlice vaftiz edilmiş, hizmetkâr da vaftiz olayını din adamlarına itiraf edince çocuk Vatikan gizli polisi tarafından zorla evinden alınmış ve papaz olarak yetiştirilmek üzere bir din okuluna yerleştirilmişti. Ailenin tüm gayretlerine rağmen ne çocuk ailesine iade edilmiş ne de görüştürülmüştü. Cremieux ve Montefiore, Papa nezdindeki tüm çabalarına rağmen olumlu bir sonuç alamadılar.

1862 yılında Moses’in 50 yıllık eşi Judith vefat etti. Montefiore eşi için Bethlehem’deki Raşel mezarının bir kopyasını Ramsgate Malikânesi’nin yanına yaptırdı ve Judith oraya gömüldü.

1863’de Montefiore’yi tekrar İstanbul’da görüyoruz. Sultan Abdülaziz tahta çıktığında Montefiore Sultan’ı kutlamak üzere İstanbul’a geldi. Sultan ile yaptığı görüşme sonucu Abdülmecid tarafından Osmanlı Yahudileri lehine çıkartılan tüm fermanların yenilenmesini sağladı.

1864 yılında, Montefiore, antisemit olayların başlaması üzerine Kral ile görüşmek üzere Fas’a gitti. Kral’dan bu olayların tekrarlanmaması konusunda güvence aldı.

1866 yılında, kolera salgını sonrası tekrar Ortadoğu’ya gitti. Salgın nedeniyle zor durumda kalanlara sağlık hizmeti sağladı. Bu arada Yafo’ya yakın bir yerde, meyve bahçeleri olarak kullanılmak üzere toprak satın aldı.

1867 yılında Yahudilere karşı sistematik saldırılar başlayınca Romanya’ya gitti. Yahudilerin korunmasını sağlamak için Kral’la görüştü. Bu seyahati esnasında Romanya’da saldırıya uğradı ancak zarar görmeden kurtulmayı başardı.

1872 yılında Rus Romanof ailesinin tahta çıkmalarının 200. yılı kutlamalarına İngiltere Yahudileri temsilcisi olarak katıldı.  Çar II. Alexander tarafından büyük bir hürmetle karşılandı, çeşitli konularda birçok görüşme yapıldı. Sonuçta, Montefiore,  Rus Yahudilerinin dini özgürlüklerinin genişletilmesi konusunda güvenceler aldı.

1875 yılında 90 yaşına geldiğinde son kez olarak Filistin’e gitti. Dönüşünde ’Kutsal Topraklar Seyahatim: 40 Günün Hikâyesi’ adlı çok kapsamlı bir kitap hazırladı.

1884 yılında Moses’in 100. doğum yılı başta İngiltere ve Filistin’de olmak üzere tüm Avrupa’da özel etkinliklerle kutlandı. Kraliçe bizzat Montefiore’yi kutladı. Diğer Avrupa Kraliyet mensupları özel olarak kendisine tebrik mektupları gönderdiler. Moses Montefiore tüm dünyada yalnız Yahudilerin değil tüm insanlığın yardımseverlik sembolü olmuştu.

Moses Montefiore, 28 Temmuz 1885 tarihinde 101 yaşında vefat etti. Malikesinde eşinin yanına defnedildi.

Tüm Yahudi cemaatleri ve özellikle Filistin Yahudileri ’ha Sar- Bakan’ olarak adlandırdıkları koruyucuları Moses Montefiore’yi hiçbir zaman unutmadılar. Hastanelere, kurumlara, yollara verdikleri adıyla ve yakın bir tarihte yapılan bir şarkıyla adını ölümsüzleştirdiler.

Kaynaklar:

• Encyclopedia Judaica – Sir Moses Montefiore

• Sir Moses Montefiore & centennial biography- LUCIEN WOLF 1825

• Sir Moses Montefiore – PAUL goodman 1925

• 1911 Encyclopedia Britannica- Montefiore, Sir Moses Haim

• Sir Moses Montefiore at Jewish History – www.chabad.org

• The Sir Moses Montefiore & Lady Judith Montefiore Heritage Site  www.sirmoses.org.uk

• Diaries of Sir Moses Montefiore and Lady Montefiore www.seforimonline.org

Hasar Montefiore*

(...)

Montefiore doksan yaşına gelince,

Ona dediler ki,

“Kalk seni Yukarıdan istiyorlar”

“Ayıplar olsun , nasıl böyle bir şeye izin verilir?

Söyleyin “Şam’daki kan iftirası” nasıl çözülecek?”

 

Birisinin Paşa’ya gidip,

Ayıplar olsun, nasıl böyle bir olaya izin verirsin demeli,

Birisinin eline bahşiş tutuşturmalı,

Veya hiç belli etmeden büyük bir hediye vermeli

Paşa’ya bunları benden başka kim yapabilir ki?

(...)

*Sözleri Chaim Hefer, müziği Dubi Zeltzer tarafından yazılmış Yehoram Gaon tarafından seslendirilmiş İbranice şarkının tercümesinden alıntıdır.

ilk bölüm yazısı için tıklayın;

http://www.salom.com.tr/news/detail/19995-19-yuzyilin-onemli-Yahudi-simalarindan-biri--MOSES-MONTEFIORE-1784.aspx

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
1050