Batya Natan

Ofra’nın babası

Anneannemin en sevdiği arkadaşlarından biri Mari Altabev’di. Eşi, kitaplardan okuyup resimlerini gördüğüm DP İstanbul milletvekili İsak Altabev’di.

Çok sık olmasa da anneannem ziyarete gittiğinde beni de yanında götürürdü. Kocaman bir salonu vardı  Madam Altabev’in. Gerçi çocuk gözüyle her yer olduğundan büyük gözükürdü. Şahsiyeti evine de yansımıştı. Çay saati bir merasim gibiydi. Kolalı örtü, gümüş kaşık ve pasta maşası olmazsa olmazlardandı. Altabevler’in çocuğu olmamıştı. Herhalde bu nedenle Madam Altabev kızkardeşi Ester Pinhas’ın kızı Sonia’ya  aşırı düşkündü. Sonia’yı tanıdığımda, annem yaşlarındaydı. Baruh Pinto ile evliydi ve benim yaşımda Ofra adlı bir kızları vardı. Çilli, uzun bacaklı güzel bir kızdı Ofra. Annelerin tanışıyor olması arkadaşlığımıza yol açtı. Çok samimi olmadık ama bir bağ da oluştu. Ofra, sanırım liseden sonraydı, İsrail’e gitti. Orada evlendi ve iki kızı oldu. Pintolar Topağacı’nda otururdu. Sık sık yolda karşılaşır, ayaküstü sohbet ederdik. Sonia yalnızsa sohbet uzardı; Baruh Pinto yanındaysa daha kısa keserdik. Gerçi bir şey söylemezdi ama dik duruşu ve bakışları karşısındakine belli bir disiplini hissettirirdi. Çok tatlı bir kadındı Sonia. Ne yazık ki, erken yaşta vefat etti. Ölümünün ardından, eşi kızının yanına taşındı. Ondan sonra Ofra’dan haber alamadım.

Aradan uzun yıllar geçti. Bir gün Şalom’dayım. Gila Erbeş’in odasından gür bir ses duydum. Merakla içeri girdim. Yaşını almış bir bey kızgın bir ifadeyle konuşmasını sürdürüyordu. Tanıştırdılar; Baruh Pinto. Biri de kulağıma fısıldadı, ‘Bensiyon Pinto’nun amcası’. Baruh Pinto, bir kitap hazırlığı içindeydi. Ne var ki, şu veya bu nedenle dizgide sorun çıkıyordu. ‘Eyvah’ dedim içimden, ‘yanmışız. Adam haklı da olsa haksız da olsa bu iş hallolacak.’ Zira Bensiyon Pinto’nun sevdiklerine nasıl sahip çıktığını herkes iyi bilir.

Sonuç olarak kitabın dizgisi bizde yapılmadı. Ama üç kitabını da Gözlem yayınladı.

Bu dönem zarfında Baruh Pinto’yu, Bensiyon Pinto’nun amcası ve Klara-Elie Perahya’nın yakın dostları olarak bildim. Başka bir bağlantı kuramadım. Ta ki, Baruh Pinto’yu bir gün Gila Erbeş’in odasında Ofra ile yan yana görene dek. Şaşırdım, sevindim, hepsi birbirine karıştı. Bir taş daha gediğine oturdu. Baba-kız karşımdaydılar yine.

Baruh Pinto’yu geçtiğimiz hafta kaybettik. Dolu dolu bir yaşam… dimdik,  disiplinli, doğru bildiğinden ödün vermeyen sıra dışı bir insan.  Nitekim, taziye ziyareti için gittiğim Klara Perahya’nın evinde, Ofra ile sohbet ederken, ‘dışarıdaki kara bak, hava sert güçlü, tıpkı babam gibi’ dedi. Haklıydı. Sert ve güçlüydü Baruh Pinto.

Toprağı bol, mekanı cennet olsun.

***

Geçen hafta kuryeyle bir zarf geldi. Dışından yokladım, bir kitaptı. Bayılırım böyle paketlere. Zarfı açtım, Yakup Almelek’ten geliyordu. ‘Helal olsun Yakup Abi’ye’ dedim içimden. Üretkenliği için kutluyorum. Kitabın başlığı Marşlar/Marches.  Almelek’in marşlara olan ilgisi malum. Bugüne dek yazdıklarını bir araya toplamakla yetinmemiş, onları bir de İngilizce’ye çevirtmiş. Kitabın kapağının ayrı bir zerafet olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

Nice güzel yayınlara…

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
1488