Batya Natan

Çizgilerle Galata

Seneler önce Schneidertempel Sanat Merkezi’nde bir sergi açılışına katılmıştım. Doğrusu uzun süre hiçbir açılışı kaçırmadım. Böylece hem İzel Rozental, hem de Tan Oral sayesinde karikatür camiasının önde gelen isimlerini tanımış, hatta kimileriyle selamlaşır olmuştum. Bu dalda ufkumu genişlettikleri için her iki dostuma minnettarım.

O günkü sergi Ferit Öngören’e aitti. Yanılmıyorsam başlık: ‘Çizgilerle Galata’ idi. Sergi kitapçığını Çağla Turgul tasarlamıştı. Gördüğüm en kalabalık açılışlardan biriydi. Ferit Bey, zarif eşi ile birlikte konukların ortasındaydı. Sakin duruşunun yanısıra gözleriyle konuşuyor, gülüyordu. Meşhur bir “İstanbul Çizimleri” vardı Öngören’in. Semtleri sokak sokak oya gibi çizmişti. Bu kez ‘Galata’ Schneidertempel’in duvarlarında yer almıştı. En büyük arzusu diğer semtleri de İstanbul halkına izletebilmekti.

Ferit Öngören ile başka vesilelerde de karşılaştık, sohbet ettik. Ünlü karikatürcünün mütevazı kişiliği karşısında her seferinde daha fazla saygı duydum.

Ölümünü geçen hafta internette son dakika haberlerinden öğrendim. Çok üzüldüm. ‘Çizginin ustası uğurlandı…’ diye başlık attı gazeteler. Karikatürcüler Derneği’nin kurucularından olan Ferit Öngören için karikatürist Kamil Masaracı: “Şaşırtıcı zekası ve rafine çizgisiyle tadına doyum olmayan karikatürler çizerdi. İstanbul çizimleri Türk karikatürünün ‘Google earth’üdür” dedi.

Mekânı cennet olsun.

***

Ada sokaklarında yürürken, henüz çiçek açmaya başlayan ıhlamur ağaçlarının kokusu etrafa yayılıyor. Yolumun üzerindeki ağaçlara bakıyorum. Genelde bahçelerden sokaklara doğru uzanan dallar vardır. Gelen geçen üç beş ıhlamur almaya niyetlenirken dalları da beraberinde koparırlar. Ne zaman kırılmış bir dal görsem içim sızlar. Bunları yapanlar adalı olamaz. Bir adalı toprağın ne olduğunu bilir, onun nimetlerini de sahiplenir.

***

Her yaz Ada’ya ilk gelişimde en çok sevindiğim olaylardan biri restore edilmiş eski ahşap köşkleri görmektir. En çok üzüldüğüm ise inşa edilmiş apartman daireleridir. Ada yerinde bir apartmanda oturmak, eşyanın tabiatına aykırıdır gibime gelir.

Gerçi büyük ölçüde restorasyonu geçen sene tamamlandı ama önünden geçmenizi önerdiğim, Kumsal’ın bir üst paralelinde bulunan Ayios Dimitrios Kilisesi’dir. Rum Ortodoks’ların minicik cemaatleri ayinlerini burada yapar. Günümüzde toplam Rum nüfusu 1500 – 2000 kişi arasında. İnanılır gibi değil. Adayı ada yapan mozaiğin en neşeli, en yaşamasını/yaşatmasını bilen grup zaman içerisinde çeşitli vesilelerle uzaklaştırıldı. Öte yandan, sahildeki tüm lokantalardan Rumca müzik yankılanır. Acaba neden?

***

Geçen hafta kuryenin getirdiği zarftan Yakup Almelek’in derlediği son kitap çıktı. Almelek 1998 ile 2002 yılları arasında Şalom’da yazdığı köşe yazılarını bir araya getirmiş. Ancak yazıları seçme konusunda o kadar özenli davranılmış ki, herbiri birbirini takip eden öyküler tadında olmuş. Arion Yayınevi’nden çıkan kitabın başlığı: ‘Köşe Yazıları’. Doğrusu eskiden bu tür kitaplara burun kıvırırdım. Nedenine gelince, bir yenilik getirmediklerini düşünürdüm. Fikrimi değiştirdim. Son zamanlarda Yakup Almelek dahil birkaç yazarın köşe yazılarından oluşan yapıtlarını okudum. Ve büyük keyif aldım. Hatta imrendim bile diyebilirim. Sıcaklara rağmen tatlı bir esintinin de yer aldığı yaz aylarında okuyacağınız kitaplar arasına Almelek’in ‘Köşe Yazıları’na mutlaka yer verin. Kitabı yayınevlerinden temin edeceğiniz gibi, Gözlem’den de alabilirsiniz. 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
1416