Batya Natan

Bu hafta ağımıza takılanlar...

Sağdan soldan birileri geldi bir millet oldu. Ben söylemiyorum ha sakın yanlış anlaşılmasın. İsrail’in kuruluşunun 50. senesinde beni davet ettiler, merasimler için, bu saptamayı kendileri konuştular. Rusya’dan 1 milyon Yahudi gelmiş, 80 bin siyah Yahudi var ayrıca. Onların tek bir millet olmak için bir düşmana ihtiyacı var. Çünkü paylaşılan bir düşmanı olanlar hep beraber olurlar. Bunu anlamadan İsrail’in neden böyle kronik işler yaptığını açıklamak mümkün değildir. Prof. Vamık Volkan

Bu hafta ağımıza takılanlar...

Güncel

“YOKSA İSRAİL’LE GÖRÜŞMEK İSTEMEDİĞİMİZDEN BAHANE BULUP TAVIR MI ALDIK”

İsrail ile bu kez görüşülmesi önem taşımaktaydı; çünkü Amerika, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkinin soğuk olmasından son derece tedirgin ve iki ülkenin bir an önce görüşüp meselelerini çözmesini istiyor.

Ben, Cumhurbaşkanı’na, bu işte bir tuhaflık olduğunu, burnuma büyük bir haber kokusu gelmeye başladığını söyleyip, “Yoksa İsrail’le görüşmek istemediğimizden bahane bulup tavır mı aldık” diye sordum. Cumhurbaşkanı “gerçekten işinin olduğunu” söyledi. Ben bu konunun yoruma açık olduğunu belirttim, o da bana “Sen istediğini yap” dedi ve bu yazıya bu nedenle giriştim.

Benim gördüğüm ve olaylarla da desteklenen durum şu: Amerika ile ilişkilerimiz daha da gerginleşmeye gidiyor, İsrail ile zaten gergin durumda olan ilişkilerin düzeltilmesi için önemli bir girişim henüz yok. Gülen cemaatine yakın bazı yayınlarda, “alınmış bir karar yokken Cumhurbaşkanı’nın İsrail lideriyle görüşeceği neden yazıldı” bu hâlâ tam net değil.

Görülen o ki, İsrail-Türkiye-Amerika arasındaki ilişkiler daha da girift ve gergin olmaya namzet. Amerika’nın, İHH’yı terörist örgüt ilan etmesinden sonra Türkiye’nin üzerine daha fazla gitmeye hazırlandığı belli ama Cumhurbaşkanı’nın tavrından ve dediklerinden anladığıma göre, Türkiye de bu durumda geri adım atmayacak ve gerektiği kadar sert tepkiler koyacak.

Serdar Turgut

http://www.haberturk.com/yazarlar/553871-israil-ve-abd-ile-buyuk-krize-dogru

İSRAİL SENTETİK BİR MİLLET

Evet. Sağdan soldan birileri geldi bir millet oldu. Bunu biliyorlar, ben söylemiyorum ha sakın yanlış anlaşılmasın, bunu bizzat gördüm, İsrail’in kuruluşunun 50’nci senesinde bu ülkedeydim, beni davet ettiler, merasimler için, bu saptamayı kendileri konuştular. Rusya’dan 1 milyon Yahudi gelmiş, 80 bin siyah Yahudi var ayrıca. Onların tek bir millet olmak için bir düşmana ihtiyacı var. Çünkü paylaşılan bir düşmanı olanlar hep beraber olurlar. Bu çok önemli. Bunu anlamadan İsrail’in neden böyle kronik işler yaptığını açıklamak mümkün değildir. Çünkü en altında bu büyük direnç yatıyor barışın. Buna karşın Filistin ne yapıyor? “Dünyada en büyük yaralanmış millet, en büyük mazlum millet biziz!” diyor. Sen eğer mantıki olarak ortada mazlumiyet yoksa daha rahat edersin değil mi? Ama o zaman ne oluyor? Kimliğini kaybediyorsun. Onun için devamlı dayak yemek için bir şeyler yapıyorlar. Anlatabildim mi? Devamlı bir bomba atarsın, bir füze atarsın, İsrail gelir seni bombalar. Yukarıdaki iki tarafın psikolojisi birbirini destekleyerek çatışmayı çok kronik bir hale getirmiş.

Prof. Dr. Vamık Volkan

http://haber.gazetevatan.com/kurt-meselesi-psikoloji-yoluyla-her-alana-yayiliyor/330035/1/Gundem

İSRAİL’İ ELEŞTİRMEKTEN ZİYADE, YAHUDİ KAVRAMINI TEK BAŞINA “ÖTEKİLEŞTİRMEK”, TARİHTEKİ YAŞANANLAR ANIMSANDIĞINDA ÜRKÜNTÜ VERMEKTEDİR

İsrail’e karşı düşmanlık güden cephenin öncüsü konumundaki İran’ın lideri Ahmedinejad ise, işi ‘soykırım inkarı’na ve Hitler övgüsüne kadar vardırdı. Nasıl Hitler Avrupa’nın antisemitizmini kusmuşsa, Ahmedinejad da, Ortadoğu’daki antisemitizmi kustu. Holokost’u yok sayarak ya da hafifleterek, Yahudilere karşı, ‘yeni kampanyalar’ üretmek, bir hayli ‘avantaj’ sağlar durumda ele alınıyor. Değişik ülkelerdeki Yahudi nüfuslarına şiddet uygulayacak bir fırsat kalmadı. Zira Avrupa’da zaten kayda değer bir Yahudi nüfustan söz etmek zor, Ortadoğu’da ise, İsrail kurulduktan sonra çoğunluğu göç etti.

Bu sefer Yahudiler’in toplu yaşadığı İsrail’i hedeflemek, Yahudiler’in yok edilmesi stratejisinde değerlendiriliyor. Sık sık İran ve İran yanlısı örgütler, bu meyanda “İsrail’i yok etmek”, “İsrail’i denize dökmek” sloganlarını kullanıyorlar. (ABD’deki Yahudi nüfus ve etkin Yahudi lobisi bu yüzden İslamcılar’ın tepkisini çekiyor.)

Ahmedinejad’ın ısrarla İsrail’in varlığının sona erdirilmesi söylemi, İsrail’e dünyanın bir başka yerinde toprak arama önerileri tesadüf olmasa gerek.

Son zamanlarda Türkiye’de sözde ulusalcılıktan İslamcılığa kadar uzanan geniş bir spektrumda, her bir olayda ‘Yahudi parmağı’ ya da ‘İsrail parmağı arama’, ‘Sabetay avı’na çıkma, İslamcılığın meşruiyet zeminine hizmet etmektedir.

İsrail’i eleştirmekten ziyade, Yahudi kavramını tek başına ‘ötekileştirmek’, tarihteki yaşananlar anımsandığında ürküntü vermektedir.

Deniz Tansi

http://www.hasturktv.com/arsiv/815.htm

TÜRKİYE, İSRAİL'İN İÇİNDEKİ ALT KİMLİKLERİ ÇALIŞARAK BUNLARDAN KALICI BİR BARIŞA DESTEK VEREN KESİMLERE DESTEK OLMALI

İsrail'i topyekûn ‘gemi basanlar ülkesi’ olarak görmek hem adaletsiz, hem de neticesiz bir tavır. Lizbon'da tanıdığım genç bir grup solcu İsrailli, Mavi Marmara olayından sonra kendilerinin yaşadıkları ‘mahalle baskısına’ Türk ve dünya basınının gösterdiği ilgisizlikten yakınmıştı bana. Türkiye, İsrail'in içindeki alt kimlikleri çalışarak bunlardan kalıcı bir barışa destek veren kesimlere destek olmalı, bu kesimlerin sesinin İsrail iç siyasetinde daha gür çıkması için devreye girmeli, bu sesin Türkiye ve dünyada da duyulabilmesi için yardımcı olmalıydı. Anti-Siyonist oldukları için İsrail devletinin varlığına karşı çıkan bir grup Naturei Karta hahamının Türkiye bayrağı sallayan fotoğrafları antisemitizmin yükselmesi ihtimaline engel olması açısından önemlidir, evet, ama İsrail-Filistin barışına inanan bir kuşağın yetişmesi için daha akılcı hamlelere ihtiyaç var.

Kerim Balcı

http://zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1031459&title=bill-clinton-ve-rus-yahudileri

BU DURUMDA İKİ ÜLKE ARASINDAKİ GERGİNLİĞİN YAKIN ZAMANDA GEÇMESİ İHTİMAL DIŞIDIR

Rapor konvoyu toparlayan ‘Gazze'ye özgürlük’ örgütü ve İHH'nin ikisi siyasi, biri insani üç amacı olduğunu saptayarak, siyasi amaçlarla insani amaçlar arasında bir gerginliğin bulunduğunu da kayda geçiyor. Gazze'de bu gemileri alabilecek derin limanın da olmamasına dayanarak birincil amacın siyasi olduğu yargısına varıyor.

Rapor İsrail askerlerinin önce gemilere kauçuk botlardan çıkmaya çalıştıklarını, bu başarısız olunca helikopterlerden indirme yapmaya çalıştıklarını ancak bu ilk teşebbüslerde öldürücü silah kullanmadıklarını belirtiyor. Benzer şekilde İsrail askerlerine bu aşamada gemiden silahla ateş açıldığına dair kanıt bulunmadığını da ekliyor. Daha sonraki aşamalar hayli karışık ve detaylar açık değil. Ancak İsrail askerlerinin ateş açmalarıyla birlikte ölümlerin başladığını, ölümlerin en az ikisinin yakın mesafeden infaz tarzıyla gerçekleştiğini öne sürüyor.

Saldırının bitmesi ardından Aşdod Limanı'na götürülürken, limanda ve tutukluluk süresince de yolculara insanlık dışı muamele yapıldığının, uluslararası insani hukuk kurallarının ihlal edildiğini de kanıtlarıyla ortaya koyuyor.

Kısacası İnsan Hakları Konseyi'nin raporu büyük ölçüde Türkiye'nin tezlerini destekler ve İsrail'i suçlar nitelikte. Bu nedenle de İsrail hükümeti raporu önyargılı bulduğunu ilan etti.

Türkiye ise bu bulgular ve yargılar ışığında İsrail hükümetinden özür ve tazminat talebini sürdürecektir. Bu durumda iki ülke arasındaki gerginliğin yakın zamanda geçmesi ihtimal dışıdır.

Soli ÖZEL

http://www.haberturk.com/yazarlar/554923-ilk-rapor

ARAMIZA ÖRDÜKLERİ O UTANÇ DUVARLARINI HALA YIKAMADIĞIMIZI GÖRMEK DOĞRUSU ÜZÜYOR BENİ SEVGİLİ BENSİYON!

Anlatmasaydın olmazdı Bensiyon!

Sayende Yahudi vatandaşlarımızın sadece neler çektiklerini, ne tür ayrımcılıklara ve baskılara uğradıklarını değil, neler düşündüklerini ve nasıl yaşadıklarını da öğrenme imkânı buldum.

Anılarınla Yahudi mahallesine, muhitine, sinagonuna alıp götürdün bizi.

Aslında Bensiyon, sen kendini anlatırken hepimizi anlatmış oluyordun.

Sende ben kendimizi buldum.

Bu ülkenin yaşanmış tüm acı gerçekliğini...

Bu ülkeyi büyük kılan o farklılıkları bir arada tutan çoğulcu anlayışın zaman içerisinde nasıl tekçi bir anlayışa doğru dönüştürüldüğünü izlerken, aslında giderek küçüldüğümüzü ve fakirleştiğimizi gördüm.

O birilerinin bizi bilinçli/yönlendirici propagandalarla birbirimize karşı nasıl sağır ve kör hale getirdiklerini gördüm.

Aramıza ördükleri o utanç duvarlarını hala yıkamadığımızı görmek doğrusu üzüyor beni sevgili Bensiyon!

Türk Musevi Cemaati’nin onursal başkanı Bensiyon Pinto’dan söz ediyorum.

Bilesin ki sevgili Bensiyon, aramızdaki hayli yaş farkına rağmen senden önadınla söz ediyor olmam, seni yürekten sahiplenmemle ilgilidir. Sana duyduğum yürekten sevgi ve saygıdan dolayıdır.

Benim adım Mehmet, seninkisi Bensiyon...

Ben Müslümanım, sen ise Yahudi...

Her ikimiz de Allah’ın kuluyuz... Ve bu ülke her ikimizin de, hepimizin de...

Hep birlikte Türkiye’yiz Bensiyon!

Mehmet Metiner

http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mehmet-metiner/anlatmasaydin-olmazdi-bensiyon-296432.htm

İYİ BİR İZLENİM BIRAKMAK İÇİN İSRAİL’İN ÇOK UZUN BİR YOL KAT ETMESİ GEREKTİĞİ SONUCUNA VARILIYOR

Konuyu aktaran haberlerde de ifade edildiği gibi ‘işkence ve ağır muamele’; gemidekilere ‘bilerek ve isteyerek zarar verme ve yaralama’; ‘gemilere ve içinde bulunan malzemeye hukuka aykırı şekilde el koyma’ gibi suçların işlendiği açıkça bildiriliyor.

Bitmedi... “Önceki örneklerde de görüldüğü gibi, İsrail hükümetinin, İsrail askerlerini konu alan bir araştırma söz konusu olunca gerçeğin ortaya çıkmasına yardım etmek bir yana, engel olduğu” vurgulanıyor.

En vahimi de İsrail’in bu tür uluslararası konularda sahip olduğu kötü şöhreti düzeltmek için İsrail hükümetinin tavır değişikliği yapması umut edilse bile, iyi bir izlenim bırakmak için İsrail’in çok uzun bir yol kat etmesi gerektiği sonucuna varılıyor. Anlayana ağır gelmez mi?

Oktay Ekşi

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15862736.asp?yazarid=1&gid=61

BENİM BİLDİĞİM İNANIŞTA - AFFEDEBİLMENİN ERDEMİ -ÜZERİNE DE TELKİNLER VARDI

Bir de Gül, Mavi Marmara’da ölenleri unutmayacağız ve İsrail’i de asla affetmeyeceğiz demiş - son olarak. İşin içine ‘ölüm’ girince doğrusu konuşması kolay değil. Ama Amerika’nın bugün Japonlar ve Vietnamlılar ile ilişkilerine bakıyorum. Birine atom bombasını attı, diğerinde 50bini aşkın askerini kaybetti. Bugün halklar böylesi zorlu bir geçmişi ‘affedebilmişler ki’, yaşamı birlikte paylaşıyorlar. Ve hatta bugün birlikte ‘askeri’ işbirliği yapabiliyorlar. Gül’ün dini inancını sorgulamak haddim olmaz, ama sanki benim bildiğim inanışda - affedebilmenin erdemi -üzerine de telkinler vardı. Hem Arapların, vaktinde, 35bini aşkın insanımızın yaşamına mal olan bölücü Kürt terör örgütü PKK’ya verdikleri desteği unutup, bağrımıza basmışız; 9 kişinin lafı mı olur...

Bitmedi, çünkü döndük başa. Bir şekilde, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İsrail’le krizi tırmandırmayı seçti. Türkiye’nin ekseni üzerine kaygıların ve sorgulamaların olduğu bir dönemde; yılın - en kapsamlı - devlet ve hükümet yöneticilerinin buluştuğu uluslararası bir toplantıda, Haaretz gazetesine manşeti Gül söylettirdi. “Türkiye Cumhurbaşkanı, Peres’le randevusunu iptal etti ama Ahmedinecad’la görüşmeyi planlıyor.” Ben bunun adını diplomatik gaf diyim, siz de gönlünüzden ne geçiyorsa onu...

Tülin Daloğlu

http://www.hasturktv.com/homepage_articles/74.htm

TREN YOLLARINI ENGELLEYİN, BU TRENLERİ SÜRMEYİ KABUL ETMEYİN

Otto Ulrich, Mefisto’nun XV. tablosunun sonunda şöyle konuşur:

“...Almanlara demeli ki: Dinleyin! Geceleyin, topraklarınızdan trenler geçiyor, iyi dinleyin, erkek ve kadın dolu bu trenler. Bugün, komünist ve sosyalist bunlar; yarın, Yahudiler olacak; daha sonra sıra size gelecek. Tren yollarını engelleyin, bu trenleri sürmeyi kabul etmeyin. Lokomotif kazanlarını ısıtan kömürü çıkarmayı reddedin. Ray yapılan çeliği dökmeyi reddedin. Hizmet etmeyi kabul etmeyin, kabul etmeyin hizmet etmeyi!”

Özdemir İnce

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15862704.asp?yazarid=72&gid=61

 

İlginizi çekecek siteler

 

http://bunubugunogrendim.blogspot.com/

 

http://nedimsaban.blogspot.com/

 

Netten okumalar

 

KANLI MAVİ MARMARA – Rafael Sadi

http://odatv.com/n.php?n=kanli-mavi-marmara-2409101200

 

Küçük Cevher – Nesim Güveniş

http://www.hasturktv.com/arsiv/825.htm

 

Diyet ve Tophane konseyi – Shrulik

http://www.skyturk.net/diyet-ve-tophane-konseyi/

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
518