Devletin içinde yuvalanmış gizli odakların karanlık ilişkilerini deşifre eden bir dedektifin, devleti suçüstü yakalamasını anlatan film, 25 yıl önce  yayınlanan bir TV dizisinden alınma.

" />
Batya Natan

Devlete suçüstü/ “EDGE OF DARKNESS”

Devletin içinde yuvalanmış gizli odakların karanlık ilişkilerini deşifre eden bir dedektifin, devleti suçüstü yakalamasını anlatan film, 25 yıl önce  yayınlanan bir TV dizisinden alınma.

Devlete suçüstü/ “EDGE OF DARKNESS”

Thatcher döneminde geçen olayları günümüz ABD’sine nakleden senaryo, ABD’li silah tüccarlarının, devletin bilgisi ve himayesi altında, nükleer silah sattığını ileri sürüyor. Kızı gözünün önünde öldürülen dedektif, adaletin tecellisi için tek kişilik bir savaşa girişiyor. Mel Gibson bu rolü inandırıcı kılıyor.

ABD içindeki derin devlet, özel sektör ile işbirliği içinde bulunan kirli politikacıların karanlık ilişkilerini anlatan “İntikam Peşinde / Edge of Darkness” son derece cesur bir film.

Devletin içinde yuvalanmış gizli odakları deşifre eden bir dedektifin, devleti suçüstü yakalamasını sergileyen film, 25 yıl önce yayınlanan BBC’nin bir televizyon dizisinden alınma.

Margaret Thatcher döneminde geçen olayları günümüz ABD’sine nakleden senaryo, ABD’li silah tüccarlarının, devletin bilgisi ve himayesi altında, birçok yabancı ülkeye (ve bazı terör örgütlerine) gizli nükleer silah sattığını ileri sürüyor.

Bu son derece sağlam kurulmuş, zeki diyalogları içeren, inandırıcı senaryodaki malzemeyi, İngiliz yönetmen Martin Campbell, usta bir hikaye anlatıcısı olduğunu kanıtlayan, mükemmel bir mizansen eşliğinde işliyor.

İçlerinde ‘Casino Royale’in de bulunduğu bazı Bond filmleriyle, ‘The Mask of Zorro’dan hatırladığımız Martin Campbell, tansiyonu hiç düşmeyen bir gerilim atmosferi içinde bizlere Hollywood’un pek sevdiği bir ‘tek kişilik adalet’ öyküsü anlatıyor.

Gözü önünde öldürülen kızının acısını yaşarken, bu cinayetin sırlarını araştıran, kasten yalnız bırakılan, engellenen bir dedektifin, yıllarca hizmet ettiği devletine baş kaldırmasını, adaletin sağlanması için tek başına giriştiği mücadeleye tanık oluyoruz.

TEK KİŞİLİK ADALET

Devletin Gladio türü örgütlenmeleri, inanılmaz komplolar, derin devletin kirli işleri, hayatta kaybedecek hiçbirşeyi kalmamış, tehditlere boyun eğmeyen bu müfettiş tarafından günışığına çıkarılıyor. ‘İşaretler’ filminden bu yana, sinemadan sekiz yıl uzak kalmış Mel Gibson, görkemli kompozisyonu ile, herşeyi çözen Amerikalı polis karakterini inandırıcı kılıyor.

Soğuk savaş döneminin Demir Leydisi, Margaret Thatcher yönetiminin, hükümete uzanan bir sırrın örtbas edildiğini anlatan 6 bölümlük bir BBC polisiye gerilimi, inanılmaz komploların yaşandığı günümüz ABD’sine uyarlanarak beyaz perdeye aktarılmış.

Film yağmurlu bir Boston akşamında şok edici bir cinayet  sekansıyla açılıyor. Karısından boşandıktan sonra kendini mesleğine adayan polis müfettişi Thomas Craven (Mel Gibson) uzakta yaşayan kızının ziyaretinden mutludur. Ancak burnu kanayan, hasta olduğu gözüken kızını doktora götürmek üzere kapıyı açınca, maskeli bir kişinin açtığı ateş ile kızının öldürülmesi karşısında dehşete düşer.

Craven kendisine düzenlenen bir saldırıda kızının yanlışlıkla öldürüldüğünü düşünür, ancak soruşturmasını sürdürürken, kızının çalıştığı nükleer tesiste dönen dolaplardan hedefin kızı olduğuna kanaat getirir.

POLİSİYE ve AİLE DRAMI

Silah tüccarlarının, yozlaşmış aracı avukatların, kirli politikacıların, kiralık katillerin, satın alınmış polis müdürlerinin karıştığı entrikalara dayanan, devletin de karıştığı bir kirli sermaye ilişkisini gören Craven, adaletin tecellisi için tek kişilik bir savaşa girişir.

Kızının cinayetini araştırırken, sevdiği tek insanın intikamını almak isterken, en yakınları tarafından dahi, hedef haline geldiğini gören dedektif filmin tamamına yayılan geriye dönüşlerle, nostaljik baba-kız sahneleriyle, aralarındaki sarsılmaz  sevgi bağı ustalıkla işlenmiş.  “İntikam Peşinde”, usta işi araba takibi sahneleriyle bir polisiye, bir cinayetin araştırılmasıyla bir gerilim filmi, bir babayı hayata bağlayan tek kişinin öldürülmesiyle bir aile dramı. Martin Campbell, gereksiz aksiyon sahnelerine yer vermeden, tıkır tıkır işleyen bir sinematografi eşliğinde, üç kolda da başarılı oluyor. Kendisine mükemmel görüntüleriyle, kameramanı Phil Meheux, sade yorumuyla oyuncusu Mel Gibson destek oluyorlar.

Film, dünya ile aynı haftada bizde gösterime girdi.

Yön: Martin Campbell, Senaryo: William Monahan, Andrew Bovell, Gör: Phil Meheux, Müzik: Howard Shore, Oyuncular: Mel Gibson, Danny Huston, Ray Winstone, Shawn Roberts, Caterina Scorsone.

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
556