Türkiye'nin İsrail'i tanıyan ilk Müslüman ülke olmasının tabii ki bu sevgide payı vardır. Ama Türklerle İsrail halkı arasında kültürel yakınlık da vardır. Türkiye'den giden Yahudiler için Türkiye anavatan gibi değerlidir. Türkiye'nin hem İsrail halkı hem de devleti nezdinde çok ama çok özel bir konumu vardır.

" />
Batya Natan

Bu hafta ağımıza takılanlar...

Türkiye'nin İsrail'i tanıyan ilk Müslüman ülke olmasının tabii ki bu sevgide payı vardır. Ama Türklerle İsrail halkı arasında kültürel yakınlık da vardır. Türkiye'den giden Yahudiler için Türkiye anavatan gibi değerlidir. Türkiye'nin hem İsrail halkı hem de devleti nezdinde çok ama çok özel bir konumu vardır.

Bu hafta ağımıza takılanlar...

Güncel

BEYAZ SARAY’IN HANGİ NOKTADA KAFASININ ATACAĞINI ÇOK İYİ HESAP ETMEK GEREKİR

Erdoğan’ın tutumuna bakarsak, İran kartını, hiç değilse şimdilik elinde tutmakta kararlı olduğu görülüyor. Bu kartla bazı pazarlıklar yapmak istiyormuş izlenimini veriyor. Bu pazarlıklara, İsrail’in Gazze’ye yönelik politikalarında değişiklik, Soykırım açıklamaları, PKK konusunda destek gibi konular girebilir. Aslında bu, aynı zamanda çok riskli bir karttır. İktidarların elini yakabilir. Washington ile belirli bir noktaya kadar bu oyunu oynayabilirsiniz, ancak Beyaz Saray’ın hangi noktada kafasının atacağını çok iyi hesap etmek gerekir. Belirli çizgiler çizildikten sonra da, hâlâ ısrarla engelleme yapmayı sürdürürsek, elimizdeki kartlar ne kadar yüksek değerde olursa olsun, elimizi yakabilir.

Mehmet Ali Birand

http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1225621&AuthorID=86&Date=16.04.2010&b=Erdogan,%20Iran%20icin,%20neden%20bu%20kadar%20risk%20aliyor&a=Mehmet%20Ali%20Birand

HAHAMIN SÖYLEDİKLERİ

Yahudi Haham Reichhorm 1869 yılında Prag'da Yahudilere verdiği bir konferansta yapmış olduğu beyanlarda bugün Yahudilerin işledikleri cinayetlerin nerelere dayandığını ifade eder.

(...)

Hahamın söyledikleriyle ülkemizdeki tatbikat ne kadar da örtüşüyor. Ticari sahada devletin ekonomisini ellerine geçirmişlerdir. Sosyo-politik alanda ahlâk  dışı bir metodla ideallerine ulaşmayı denemektedirler. Siyasi, iktisadî, ekonomik metodları, dünya hakimiyeti kurma çalışmalarını sürdürmektedirler. Sosyalizm, faşizm ve komünizm Siyonistlerce desteklenmektedir. Bununla milletleri içten ifsat ederek tahakküm, aciz ve iradesiz köleleri haline getirmektir. Birçok Siyon protokollerinde dünya basınının önemine değinilmekte, basının bir devletin millî bünyesini ifsat eden en etkili rolü oynadığı ifade edilmektedir.

Mevlut Özcan

http://www.milligazete.com.tr/makale/bir-hahamin-itiraflari-159638.htm

‘YAHUDİ HAHAM’ İFADESİNİ ÖZELLİKLE BEĞENDİM. YAHUDİ OLMAYAN HAHAMLAR, NE BİLEYİM, MECCUSİ HAHAMLAR, ŞAMANİST HAHAMLAR FİLAN OLABİLECEĞİNİ HİÇ DÜŞÜNMEMİŞTİM, ÖĞRENMİŞ OLDUM BÖYLECE.

 

Birinci cümlesinde üç kez ‘Yahudi’ kelimesinin kullanılması ilgimi çekti. “Yahudi Haham” ifadesini özellikle beğendim. Yahudi olmayan hahamlar, ne bileyim, Meccusi hahamlar, Şamanist hahamlar filan olabileceğini hiç düşünmemiştim, öğrenmiş oldum böylece.

(...)

Hıristiyan antisemitizminin iki temel eseri vardır. Biri Haham Reichhorn’un beyanlarını içeren ve 1872’de Çarlık Rusyası’nda yayımlanan bir broşür; diğeri de yine Çarlık Rusyası’nda 1905’te yayımlanan Siyon Protokolleri. Mevlüt Özcan Protokolleri gözden kaçırmış olamaz diye düşünüyordum ki, beni hayal kırıklığına uğratmadı. Yazısının sonlarında, “Siyonistler 3’üncü Siyon Protokolleri’nde şu maddeyi uygulamaya karar vermişlerdir” demiş (‘3’üncü Siyon Protokolleri’ değil, ‘Protokollerin 3’üncü maddesi’ demek istiyor, okuma yazması kıttır, kusuruna bakmayın). Madde şöyle: “Onları (Yahudi olmayanları, bilhassa Müslümanları) kumar, eğlence, taraflık ve seks gibi şeylerle meşgul edeceğiz. Genelevler, çıplaklar kamplarını her tarafa yayacağız.” Haham Reichhorn’un beyanları, Hermann Goedesche adlı bir Alman’ın ‘Sir John Retcliffe’ takma adıyla yayımladığı Biarritz isimli romanın ‘Prag’daki Yahudi Mezarlığında’ başlıklı bölümünden alınmıştır. Romanın bu bölümü önce Rusya’da bir broşür olarak yayımlanmış, sonra tüm Avrupa’ya yayılmıştır. Siyon Protokolleri, sözde 1897’de İsviçre’de toplanan Yahudi liderlerinin aldığı kararlardır. Gerçekte ise, 1890’ların ikinci yarısında Rus gizli polisi Pytor İvanovich Rakovsky tarafından yazılmış ve Maurice Joly adlı bir Fransız’ın “Cehennemde Montesquieu ile Machiavelli arasında bir diyalog” adlı satirik eserinden alınmışlardır. Bu iki ‘belge’, Çarlık Rusya’sı ve Nazi Almanya’sında milyonlarca masum insanın katledilmesinde kullanılmıştır. İslamî inançlara değer verenlerin, Müslüman olduğunu iddia ederek kavmiyetçilik yapan sahtekârları deşifre etmesi iyi olurdu doğrusu. Bunu yapmak bana düşmemeliydi.

Roni Margulies

http://taraf.com.tr/makale/10919.htm

OBAMA’NIN VE DEMOKRATLARIN HÂL KARAR VEREMEMELERİ, İSRAİL YÖNETİMİNİ İLE DÜNYADAKİ VE ÖZELLİKLE DE ABD’DEKİ MUSEVİLERİ ÇILDIRTMIŞ DURUMDA

İran’ın nükleer tesisleri diğer ülkeninkilere göre çok daha iyi saklanmış durumda ve çok daha iyi korunuyor. Tesisler yok edilemezse, İran yakın bir gelecekte atom silahı yapmaya muktedir olacak. Bu kontrolsüz gelişme, İsrail’in Ortadoğu’daki varlığına son verebilecek. İşte salt bu nedenle, İsrail, Obama’yı savaşa ikna etme çabasında. Obama’nın ve Demokratların hâlâ karar verememeleri, İsrail yönetimini ile dünyadaki ve özellikle de ABD’deki Musevileri çıldırtmış durumda. Bu gelişmeler ışığında, İsrail’in ABD’ye sormadan İran’ın nükleer tesislerini vurması gündeme gelebilir. Bu durumda ABD’nin ne yapacağı tartışılıyor. New York Times’ta bile, konu Brookings Institution’un araştırması esas alınarak tam sayfa işlendi. Obama yönetimine baskı yapmak amacıyla, ABD’de konu sürekli gündemde tutuluyor. Yine bu konuda, onlarca kitap vitrinleri süslüyor.

Yaman Törüner

http://www.milliyet.com.tr/israil-icin-varolus-sorunu/yaman-toruner/ekonomi/yazardetay/13.04.2010/1224264/default.htm

NEDEN BAŞBAKAN ERDOĞAN AYNI POPÜLERLİĞİ İSRAİL'DEKİ HALK ARASINDA DA İSTEMESİN?

Sayın Erdoğan, Suriye sokaklarında çok popüler. Ve Suriye Devlet Başkanı biliyor ki, Erdoğan'ın bu ilişkiyi sürdürmesi, Suriye'deki insanlar tarafından kabul görüyor. Benim bu sözlere yanıtım çok açıktı: Neden Başbakan Erdoğan aynı popülerliği İsrail'deki halk arasında da istemesin? Eminim aynı durum İsrail Türkiye arasında da Erdoğan sayesinde gerçekleşecektir.

Gaby Levy

http://www.bugun.com.tr/haber-detay/99208-israil-turkiye-nin-gucunu-kabul-etti-haberi.aspx

TÜRKİYE'DEN GİDEN YAHUDİLER İÇİN TÜRKİYE ANAVATAN GİBİ DEĞERLİDİR

Ben genelde Arapların Türkiye'ye karşı bir ‘aşk/nefret' ikilemi içinde olduklarını gözlemlemişimdir. Kimisi, gururla uzak akrabasının Türk olduğunu söyler, kimisi ise geleneksel Doğu nezaketini bir yana bırakabilirse Osmanlı'nın zulmünden dert yanar.

Araplarla tarihten de gelen kültürel bir yakınlığımız olduğu inkâr edilemez. Ama bir elin parmakları gibi olduğumuz tartışmalı. Demokrasi, çokseslilik, kadın hakları, iş yapma kültürü denince aslına bakarsanız, bölgedeki Yahudi devleti, İsrail'le birbirimize çok daha fazla benziyoruz. Üstelik İsrail halkı, Türk halkını da çok sever. Türkiye'nin İsrail'i tanıyan ilk Müslüman ülke olmasının tabii ki bu sevgide payı vardır. Ama Türklerle İsrail halkı arasında kültürel yakınlık da vardır. Türkiye'den giden Yahudiler için Türkiye anavatan gibi değerlidir. Türkiye'nin hem İsrail halkı hem de devleti nezdinde çok ama çok özel bir konumu vardır.

Ne yazık ki bu özel konum hükümetin tavrı nedeniyle erozyona uğruyor. Türkiye olarak İsrail'in yanlış politikalarına göz yummak zorunda değiliz. Eleştirileri yüksek sesle dile getirelim de. Ama İsrail'e tavır alırken Arap ülkeleriyle birlikte davranmak, Türkiye'nin İsrail nezdindeki ağırlığına büyük darbe vurur. Washington'daki zirvede, Türkiye'nin Mısır ve diğer Arap ülkeleriyle birlikte işbirliği yapıp İsrail'i hedef alacağı yönündeki haberler üzerine İsrail Başbakanı'nın ABD'ye gitmekten vazgeçmesi ilk bakışta başarı olarak görülebilir. Ama Türkiye'yi Ortadoğu'da gerçek anlamda oyuncu yapan, taraflara eşit uzaklıkta olmasıydı. Şimdi ise hükümetin o çok sevdiği arabuluculuk misyonunu Türkiye üstlenemez hale gelmiştir.

Barçın Yinanç

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?YZR_KOD=141&HBR_KOD=138822

SAKIN KİMSE BUNU YİNE ‘İSRAİL’İN TÜRKİYE ALEYHİNE ÇEVİRECEĞİ DOLAPLARA’ FALAN YORMASIN

‘İdealler dünyası’ndan ‘dünya gerçekleri’ne döndüğümüzde de, başka sorunlar var. Türkiye’nin Ortadoğu’da, bu kadar öne çıkması, bir yere kadar kendi öncelikleriyle açıklanabilir. Diğer önemli etken, bölgede artan İran nüfuzunu dengeleyecek bir güç olarak görülmesi idi. Kendisine yüklenen bu rolden uzak durmanın, Türkiye’yi dış politika alanında zora sokacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Ve de sakın kimse bunu yine ‘İsrail’in Türkiye aleyhine çevireceği dolaplara’ falan yormasın. Dünya sisteminin çıkarları ve bölgedeki güç denklemlerinden söz ediyorum. Bizim gibi orta ölçekte bir güç olan bir ülke, kendi ağırlığını ancak, bu sistem ve denklem içinde doğru tartarsa gerçekçi dış politika yürütebilir. Benim de kabul etmekten hiç hazzetmediğim gerçek ne yazık ki budur.

Nuray Mert

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=991596&Yazar=NURAY

NE ZAMAN İRAN’IN NÜKLEER PROGRAMININ TÜRKİYE AÇISINDAN İÇERDİĞİ JEOPOLİTİK TEHDİTLERDEN SÖZ AÇILSA, ANINDA İSRAİL’İN NÜKLEER GÜCÜNÜ GÜNDEME GETİREREK TARTIŞMAYI SAPTIRMAYA KALKAN İSLAMCILARIN BU “ŞARK KATAKULLİSİ”NE PRİM VERMEMEK GEREKİYOR

İsrail bir nükleer güce dönüşmeyi, nüfus ve yüzölçümü bakımından kendisinden kat kat üstün olan Araplara karşı yaşamda kalmanın stratejik güvencesi olarak görmüştür. Yahudi devleti, 60’lı yılların sonunda sahip olduğu tahmin edilen nükleer gücünü halen aynı gerekçeyle korumakta, mukabele ve vuruş kabiliyetini geliştirmektedir. İsrail’in nükleer stratejisi, stratejik dengenin korunması için İran’ın ve Arap ülkelerinin nükleer silaha sahip olmasının ne pahasına olursa olsun engellenmesini öngörüyor. İran ise nükleerleşme vizyonunu Şah döneminde bölgesel hegemonya amacıyla oluşturdu. İslam Devrimi ile proje rafa kaldırıldı; ancak teokratik rejim, İran-Irak Savaşı’ndan çıkardığı dersler ışığında nükleerleşme projesini savaşın ardından yeniden yürürlüğe koydu. İslamcı karaktere bürünmüş hegemonyacılığın paralelinde bir stratejik caydırıcılık elde etmeyi amaçlıyorlardı. İran’ın nükleerleşmesinden varoluşsal tehdit algılayan tek bölge ülkesi İsrail’dir. İran’ın nükleerleşmesi uluslararası sistem tarafından durdurulmazsa, bu ülkeye yönelik bir İsrail saldırısı ihtimal dahilindedir.

Kadri Gürsel      

http://www.milliyet.com.tr/iran-israil-turkiye-ve-nukleer-tartisma/kadri-gursel/dunya/yazardetay/18.04.2010/1226530/default.htm

TÜRKİYE’NİN IMF ANLAŞMASINI İMZALAMAK YERİNE, ARAP SERMAYESİ SAYESİNDE KRİZDEN EN AZ HASARLA ÇIKMASI BİLE BİR ŞEKİLDE HAMAS SİYASETİ İLE İLGİLİ

Türkiye’nin Hamas ile ilişkisi aynı zamanda Ortadoğu’ya giriş için de bir anahtar olma niteliğinde. Irak Savaşı sonrasında İran’a karşı bölgede ağırlığını giderek arttıran Türkiye’nin Ortadoğu’da bu kadar sıcak karşılanması gerek Gazze gerek de Hamas konusunda gösterdiği tavırla yakından ilgili. Bu süreç ekonomik ilişkileri de etkiliyor. Türkiye’nin IMF anlaşmasını imzalamak yerine, Arap sermayesi sayesinde krizden en az hasarla çıkması bile bir şekilde Hamas siyaseti ile ilgili. Fakat madalyonun öteki yüzünde ise tablo biraz farklı. Türkiye’nin Hamas ile ilişkisi çok daha siyasi bir karar. Hamas ile görüşmeler bile bizzat şu an Başbakanlık Ofisi tarafından yönetiliyor. Bu ilişkinin mimarlarından biri Ahmet Davutoğlu. Başbakan danışmanı görevinde iken 39 kere Suriye’ye gelerek bu konuda büyük çaba göstermişti. Fakat şu an Davutoğlu’nun başında olduğu Dışişleri Bakanlığı’nın bu konudaki rolü “sınırlı”. Zaten yılda bir yapılan büyükelçiler konferansından basına sızan haberlere göre de bazı büyükelçilerin Suriye, İran, Hamas gibi ilişkilerle ilgili rahatsızlıkları var.

Emre Çalışkan

http://t24.com.tr/content/authors.aspx?article=1854&author=54

Netten Okumalar

FİLMİN ARKASINDA İSRAİL Mİ VAR – Mehmet Şekeroğlu

http://www.odatv.com/n.php?n=o-filmin-arkasinda-israil-mi-var-1304101200

ZİNO DAVİDOFF VE BİRAZ PURO FELSEFESİ - Vedat Özden

http://www.t24.com.tr/content/authors.aspx?article=1849&author=22

13 NİSAN 1933: Türkiye’de gayrimüslimler üzerindeki baskılar artıyor

http://www.marksist.org/tarihte-bugun/782-13-nisan-1933-turkiyede-gayrimuslimler-uzerindeki-baskilar-artiyor

Netten Seyretmeler

A Turkish-Jewish-Muslim Tale – Güler Orgun (Ladino)

http://centropastudent.org/?typ=subtitel&fLang=ENG&movID=38&nID=78&q=m

Netten Ciddi(!) Bir Haber

Başbakan Erdoğan'ın "İslami Terör Olmaz" Açıklamasına El Kaide'den Sitem Dolu Yanıt: "Elimizden Geleni Yapıyoruz!"

http://www.zaytung.com/haberdetay.asp?newsid=11697

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
519