Yahudilerin Mısır’da 210 yıl süren ağır esaretlerinden kurtulup, özgürlüklerine kavuşmalarının kutlandığı Pesah Bayramı’nın hikâyesi, Bereşit Kitabı’nın sonunda İsrailoğullarının Mısır’a yerleşmesiyle başlar ve şemot Kitabı’nın ilk bölümlerinde detaylı olarak anlatılır. Tora’nın farklı yerlerinde de ‘Yetsiat Mitsrayim’ - Mısır Çıkışı’ndan sık sık bahsedilir.

" />
Batya Natan

Yahudilerin Mısır’dan Çıkışı PESAH

Yahudilerin Mısır’da 210 yıl süren ağır esaretlerinden kurtulup, özgürlüklerine kavuşmalarının kutlandığı Pesah Bayramı’nın hikâyesi, Bereşit Kitabı’nın sonunda İsrailoğullarının Mısır’a yerleşmesiyle başlar ve Şemot Kitabı’nın ilk bölümlerinde detaylı olarak anlatılır. Tora’nın farklı yerlerinde de ‘Yetsiat Mitsrayim’ - Mısır Çıkışı’ndan sık sık bahsedilir.

Yahudilerin Mısır’dan Çıkışı PESAH

Bereşit Kitabı’nın (Tora’nın birinci kitabının) sonlarında, Yaakov ile ailesi, hem yaşadıkları Kenaan topraklarında kıtlığın baş göstermesi, hem de Yaakov’un küçük oğlu Yosef’e daha yakın olmak için Mısır’a gelmişlerdi. Yosef, Paro’nun (Mısır Firavunu’nun), rüyalarını doğru yorumlayıp Mısır halkını ve komşularını kıtlıktan kurtardığı için, Mısır’da çok itibar gören bir konumdaydı. Yaakov’un oğulları yaşadıkları sürece, İsrailoğulları Goşen’de saygı ve hürmet gördüler, refah içinde yaşadılar ve bereketle çoğaldılar.

Fakat Yosef’in ölümünden sonra, Mısır’ın başına, Yosef’in halkı kıtlıktan kurtarıp ülkeye büyük zenginlik kazandırdığını ‘unutmayı’ seçen bir hükümdar geçti ve halkına seslenerek: “Bakın; Bene-Yisrael halkı bizden kalabalık ve güçlü hale geldi. Gelin onlardan daha akıllı davranalım ki (daha da) çoğalmasın ve olur da bir savaş çıkarsa o da düşmanımıza katılıp bize karşı savaşarak, (bizi) ülkeden sürmesin,” dedi.(İkinci Kitap-Şemot 1:9–10)

Esaret hayatının başlaması

Paro’nun halkına seslendiği günden itibaren Mısır’daki Yahudiler adım adım köleleştirilmeye, ağır işlerde çalıştırılmaya, zulüm altında yaşamaya başladılar. Paro Yahudilere ne kadar eziyet ederse, onlar da o kadar çoğalıyordu. Sonunda Paro, Şifra ve Pua adındaki Yahudi ebelere, yeni doğan bütün Yahudi erkek çocuklarını doğar doğmaz öldürmelerini emretti. Ebeler Tanrı’dan çekinerek Paro’nun emirlerini yerine getirmediler. Bu arada Paro’nun astrologları şok edici bir kehanette bulunarak, Yahudiler’i özgürlüğe kavuşturup Mısır’dan çıkaracak bir bebeğin doğmak üzere olduğunu gördüklerini söylediler. Bu haberle panikleyen Paro, bütün doğanYahudi erkek bebeklerin Nil Nehri’ne atılıp boğulmalarını emretti.

Leviler’den Amram’ın karısı Yoheved, erken doğum yaptığı için bebeğini üç ay boyunca gizleyebildi, ama üç ayın sonunda, Mısırlı askerler gelip bebeğini nehre atmadan, kendisi bebeğini bir sepete koyarak, Nil Nehri’ne bıraktı. Paro’nun kızı Bitya nehre yıkanmaya giderken, sazların arasındaki sepeti gördü ve sudan çıkardı. Sepetteki bebeğin Yahudi olduğunu hemen anladı. İçinde, ağlayan bu çok tatlı bebeğe karşı şefkat hisleri uyandı ve onu saraya götürmeye karar verdi. Onu evlat edindi ve ismini, ‘sudan çekilmiş, çıkarılmış’ anlamına gelen; ‘Moşe’ koydu. Moşe, kraliyet sarayında bir prens olarak büyütüldü.

Moşe: Yahudi halkının lideri

Moşe’nin annesi Yoheved, Ona sadece ilk yıllarında bakabilmişti. Buna rağmen, Ona kendi halkına yönelik sevgi ve bağlılığı o kadar derinden aşılamıştı ki, Moşe, Mısır sarayının antisemit ortamında büyümesine rağmen, hiçbir zaman bir Mısır prensi gibi hissetmemiş, Yahudi benliği her zaman kuvvetli ve etkin olmuştu.

Moşe delikanlılık çağına geldiğinde bir Mısırlının Yahudi bir köleyi acımasızca dövdüğünü gördü. Hemen araya girerek görevliyi öldürerek cesedini kuma gömdü. Olay, Paro’nun kulağına geldi ve Moşe’nin öldürülmesini emretti. Bunun üzerine Moşe, Mısır’dan kaçıp Midyan’a geldi.

Mısır’da Yahudilerin durumu gün geçtikçe daha da kötüye gidiyordu. Kendilerini kurtarması ve Mısır’dan çıkarması için sürekli olarak Tanrı’ya dua ediyorlardı. “Tanrı, onların çığlıklarını duydu.”(Şemot 2:24)

Bir gün, Moşe, kayınpederi Yitro’nun davarını güderken, ateşle kaplı olmasına rağmen yanmayan bir çalılık gördü. Tanrı, Moşe’ye bu çalılığın içinden seslenerek, Onu, elçisi olarak görevlendirdiğini söyledi. Moşe’ye, halkının çektiği acıları gördüğünü, onları Mısır’dan çıkarıp süt ve bal akan bir ülkeye getireceğini açıkladı. Halkı Mısır’dan çıkaracak kişi de Moşe olacaktı.

Moşe, sarayda edindiği konuşma bozukluğu yüzünden bu göreve layık olmadığını söyleyince, Tanrı, Moşe’nin ağabeyi Aaron’u da, sözcü olarak atadı.

On felaket

Moşe ve Aaron, Paro’nun sarayına gittiler. İsrailoğulları’nın Tanrısı’nın, kendilerini elçi olarak gönderdiğini, Paro’nun, Yahudi halkının Mısır’dan çıkmasına izin vermesini emrettiğini söylediler. Bu söylenenlere kahkahalarla gülen Paro, Yahudilere verilen işlerin daha da ağırlaştırılmasını emretti.

Bunun üzerine bazı Yahudiler Moşe ve Aaron’a çok kızarak, ek ağır işler için onları suçladılar.

Tanrı, Moşe’yle konuştu ve yakında Mısır’ın üzerine büyük felaketler getirerek Paro’yu, Yahudileri serbest bırakmaya zorlayacağını bildirdi. Tanrı, Mısır’a on felaket gönderdi:

1. Mısır’da tüm suların kana dönüşmesi

2. Kurbağalar

3. Bitler

4. Vahşi hayvanların istilası

5. Salgın hastalık

6. Çıbanlar

7. Dolu yağışı

 8. Çekirgelerin istilası

 9.  Karanlık

 10. Behorların ölümü (annenin ilk doğan erkek çocuğunun ölümü)

Bu son felaketten önce, Tanrı, Moşe’ye, bütün İsrailoğulları’nın birer kuzu kurban etmelerini, onun kanını evlerinin kapı pervazına ve kirişine sürerek işaretlemelerini söyledi. Tanrı, bu işaretleri gördüğü evleri ‘atladı’ ve İsrailoğulları bu felaketten etkilenmedi.

Mısır’dan çıkış

Onuncu beladan sonra Paro Moşe’yi çağırarak halkını da alıp derhal Mısır’ı terk etmesini söyledi. Yahudiler aceleyle çıkarken, açtıkları hamurun mayalanmasını bekleyemediklerinden, hamur kabaramamıştı. (Bu yüzden Pesah boyunca mayalı yiyecekler yenmez.)

Yahudiler ülkeyi terk ettikten sonra, Paro kararından pişmanlık duyarak tüm ordusunu önüne katarak onları takibe başladı. Yahudiler, bir tarafta Firavun’un ordusu, bir tarafta Kızıldeniz arasında kısılıp kalmıştı. Tanrı, Moşe’ye, asasını kaldırarak elini denizin üzerine uzatmasını söyledi. Moşe bunu yapınca, bütün gece boyunca deniz, kuvvetli doğu rüzgârıyla itelendi ve sular yarıldı. İsrailoğulları kuru topraktan rahatça geçerlerken, Tanrı, Moşe’ye, tekrar elini denizin üzerine uzatmasını söyledi. Bunu yapınca, sular normale dönerek, Yahudiler’i takip eden Paro ve tüm ordusunun üzerine kapandı. Bu sırada İsrailoğulları kuru toprakta, denizin içinde yürüyorlardı.

O gün, deniz kıyısında bütün Mısırlılar öldü ve Tanrı İsrailoğulları’nı Mısır’ın elinden tamamen kurtardı. İsrailoğulları, o zaman Tanrı’nın büyük gücüne şahit oldu ve derin bir saygı duydu. Moşe ve İsrailoğulları, Tanrı’ya olan inanç ve güven duygularını şarkıya dökerek dile getirdiler.

Tanrı’nın, ‘Behorların ölümü’ felaketi sırasında, kapısı işaretli Yahudi evlerini ‘atlaması=pesah’, nesillerce Yahudileri özgürlüklerine kavuşturan Tanrı’ya şükran duyarak ve O’nun mucizelerine olan büyük inançla anılır. Her yıl Pesah Agadası’nda bu hikâye, çocukların da anlayacağından emin olunacak bir şekilde anlatılır.

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
5550