Kurşun kalemle bile yazsak deftere, silince hafif bir izi kalır. Yaptığımız her şeyin de hayatta izi kalıyor. Biz onu tekrar düşünmek istemesek bile, o bizi tekrar buluveriyor.

" />
Batya Natan

Duvar değiliz ki dönmeyelim

Kurşun kalemle bile yazsak deftere, silince hafif bir izi kalır. Yaptığımız her şeyin de hayatta izi kalıyor. Biz onu tekrar düşünmek istemesek bile, o bizi tekrar buluveriyor.

Bir şeyi iyice anladım. Hayat dalgalardan oluşuyor. Bir kardiyo grafiği düşünün, eğri her dibe düştüğünde nasıl tekrar yükseklere çıkıyorsa ve kalbin atışı devam ediyorsa, hayattaki her şey de döngüler halinde tekrar gündeme geliyor. Periyotların boyu ne olursa olsun… Bazen iki gün içinde tekrar bir titreşim gönderiyor, bazen uzun yıllar arayla. Döngülerin boyu ne olursa olsun mutlaka geliveriyor. Bu yüzdendir ki insanların kendine verdiği ‘geçmişi geride bırakıp yeni bir sayfa açma’ sözleri bana pek gerçekçi gelmiyor.

Kurşun kalemle bile yazsak deftere, silince hafif bir izi kalır.

Yaptığımız her şeyin de hayatta izi kalıyor. Biz onu tekrar düşünmek istemesek bile, o bizi tekrar buluveriyor.

“Asla dönmem, artık imkânsız, o iş kapandı, yeni bir insan oldum, yanlış yatırım yapmışım…” gibi hayıflanmalar aslında yersiz. Çünkü içinden geçilen her deneyim deftere sayfa olarak ekleniyor. Ve ‘bugünkü’ bizi tarif eden zaten o yenilgiler, o tuhaflıklar… Yaşamımızın her evresi, bir önceki evrede başımızdan geçen yenilgiler ile şekilleniyor. İnsan geçmişinde hayıflanarak veya acı çekerek unutmaya çalıştığı her şey sayesinde evrim geçiriyor. Marquez’in Benim Hüzünlü Orospularım’daki kahramanı, güzel bir tarif yapıyordu döngülerin insanlardaki etkisi ile ilgili; “Z aman bizi tüketmiyor” diyordu. ‘ Zaman, üzerimizdeki fazlalıkları yontarak atıyor; tıpkı bir keskinin mermer üzerinde gezinerek bir sanat eserini ortaya çıkarması gibi...’

Bu yüzden etrafımızda hoşumuza gitmeyen bir şey olduğunda sakin olsak. Döngünün bir düşüş anı deyip geçebilsek... Olumlu tavrımızı koruyup döngünün kırılmasına izin vermesek. Aşırı tepkiyle alınan kararlar mutlaka döngünün doğal akışını bozuyor.

Tekrar kusursuzluğu getirir derler. Örneğin bir piyano parçasını 10 kere tekrarlayan mı iyi çalar, 1000 kere mi? Ama her çalışta aynı notayı hatalı çalan 1000. kerede de kusursuzluğu yakalayamaz. Galiba yanlışlarımızı tekrarlayarak onların da kalıcı olmasını sağlıyoruz... Büyük tepkiler verip, büyük kararlar alıyoruz ve hatta bunları dile getirerek kayda alıyoruz. Hâlbuki benzer bir durumun karşımıza çıkması an meselesi... Eğri inişini bitirip her yere çarptığında aynı aşırı ve hatalı tepkileri vermemek ne güzel olurdu...

Bir insan yaşadığı sürece dalgalar devam edecek. Yepyeni insan olmak diye bir şey söz konusu değil.

Ancak bazen de bir döngünün sonuna geldiğinizi bilirsiniz. Eğrinin artık yükselişe geçmeyeceği aşağı yukarı bellidir. Nabız yorulmuştur tekrar tekrar aynı konuda çırpınmaktan. Bundan sonrası düz çizgidir. Çizgi yüksekten de seyir edebilir alçaktan da. Ama artık mutlaka düzdür. İyimser de kötümser de sonunda hayatı tamamlıyor. Ama biri daha mutlu… Olumlu duruşunu koruyan ve değişime uyum sağlayan daha huzurlu...

Fazlasıyla yontulmuş bir mermer olarak bunları söylemek kolay. Alınan kararların ve kararlaştırılan duruşların evladiyelik olmadığı bir dünya daha güzel olurdu. Ne mecburiyetler ne alkışlar için, sadece mutluluk için geçmişteki döngüleri sahiplenmek ve gerekiyorsa yeniden duruş belirlemek gerek... Geçmişini doğru yorumlayanlar ileriye, bir sanat eseri olmaya doğru adım atarlar. Prensipler adına mermer bloğu olarak kalmayı kabul etmiyorum. Duvar değiliz ki dönmeyelim…

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
1238