Batya Natan

Beni dinliyor musun?

Birbirimizi dinliyor muyuz? Gerçekten dinlemekten bahsediyorum. Gerçekten dinlemek nasıl mı olur?

Bakın şöyle olur: yargılamadan, zihninden başka düşünceler geçirmeden, ona ne cevap vereceğini düşünmeden, yüzde yüz beyninle, kalbinle, ruhunla orada olup bütün dikkatini karşındakine vererek dinlemek. İşte dinlemek budur. Kolay mıdır? Hayır, hiç de değildir. Çalışma gerektirir. Karşımızdaki konuşurken aklımıza sürekli üşüşen düşüncelerle, karşımızdakinin sözü bittiği an ona vereceğimiz cevaplarla, sıkılıp sözünü kesme isteğiyle, yargılamalarımızla o kadar meşguldür ki zihnimiz dinlediğimizi zannettiğimiz zamanda aslında dinlemiyoruzdur. Ve biliyor musunuz ki karşınızdaki de aslında gerçekten dinlenilmediğinin farkındadır. İşte bir iletişim de en başında başlamadan biter böylece. Oysa karşılıklı dinlenip yürekten konuşulabilseydi iletişimimiz çok farklı olurdu. Samimi ilişkiler kurulur, dürüstçe kendimizi ifade edebilirdik bize böyle güvenli bir ortam sağlandığı için.

 Gerçekten dinlemek emek ve dikkat gerektiren bir iştir. Karşınızdakini uzun bir süre yüzde yüz adanmış bir şekilde dinleyemezsiniz. Çünkü yorulursunuz. Aslında çoğumuz seçici dinleme halindeyiz ve çoğu zaman bu sağlıklı bir olaydır. 2 yaşındaki çocuğunuzu, bütün bir gün bahsettiğim şekilde dinlemek mümkün değildir. Dinlemeyi seçmek bilinçli bir eylemdir.

Kaçımız böyle dinliyoruz ki? Böyle dinlenildiğinizi bir gözünüzün önüne getirin. Karşınızdaki başka hiçbir şey düşünmeden sadece sizinle ilgileniyor, zihninde başka düşüncelere yer vermiyor, sizi olduğunuz gibi kabul ediyor, yargılamıyor, sesinizi kesmiyor, kendi düşüncelerini aktarmaya çalışmıyor, fikir vermiyor, yüzde yüz kabulde. Ne hissederdiniz acaba? Konuşmaya başlar mıydınız? Size sunulan bu güvenli ortamda kendinizi çok iyi hissederek kendinizin bile anlamadığınız duygularınızın ortaya çıkmasına izin verir miydiniz? Konuşurken giderek rahatladığınızı hissedip olaya bakış açınızı değiştirir miydiniz? Ya da sorununuza çözüm bulduğunuzu hisseder miydiniz? Cevapların aslında sizde olduğunun, sadece dışarıya çıkarmak için iyi bir dinleyiciye ihtiyacınız olduğunun farkına varır mıydınız?

Yaptığım meslekten dolayı buna cevabın çok büyük bir kesinlikle “evet” olduğunu biliyorum. İyi bir yaşam koçu her şeyden önce çok iyi bir dinleyicidir. Siz de deneyin. Kendi kendinizin koçu olun. Etrafınızı dinlemeye başlayın. Müdahale etmeden dinleyin. Yukarıda anlattığım şekilde dinleyin. Bakın ilişkileriniz nasıl değişecek; insanlar size anlatmaya başlayacak, çünkü kendilerini sizinle güvende hissedecek.

Bazen “sana söylüyorum, anlatıyorum ama beni duymuyorsun” diye sitem eder etrafımızdakiler. Biz ise onları dinlediğimizi söyleriz. Bu sesi ciddiye alın lütfen. Orada duyulmaya ihtiyacı olan biri var demektir. Ve eğer duyulmamaya devam ederse kolayca çözülebilecek sorunlar, büyüyerek çözülmesi daha zor durumlara gelebilir. Her şeyi bırakın ve duyulmaya ihtiyacı olan kişiyi dinleyin. Sadece dinlendiğini hissettiği anda bile o kişi rahatlayacaktır. Ne anlattığı çok önemli değildir; önemli olan dinlenildiğinin bilinmesidir. Bazen sorunları çözen anahtar iyi bir dinleyici olmaktır.

Bugün pek çok ilişki artık birbirlerini duyamadıkları için kopma noktasına gelmiş durumda. İnsanlar dinlemekten çok konuşmaya, bildiklerini kabul ettirmeye, sadece kendi doğrularını aktarmaya, akıl ve nasihat vermeye, karşısındakine yanlış yolda olduğunu kanıtlamaya o kadar çok enerji harcıyor ki. Bu enerjiyi harcamaya değer mi? Kime ne kanıtlamaya çalışıyoruz ki? Oysa karşısındakinin bütün bunlardansa dinlenmeye ihtiyacı olabilir. Onu koşulsuz sevgiyle dinleyecek, ona akıl vermeyecek, ona o güven ortamını sağlayacak iyi bir dinleyiciye ihtiyacı olabilir. Sizinse yapacağınız tek şey orada ve o kişi için olmaktır. Deneyin ve farkı görün. O kişiye milyonlarca nasihatten daha değerli bir hediye vereceksiniz. Onu olduğu gibi kabul ederek, kendisini sınırsızca ifade etme hakkını tanıyacaksınız. Bu herkes için çok büyük bir şanstır.

Peki biz kendimizi dinliyor muyuz? Zihnimizi gereksiz düşüncelerden arındırıp, sakinleştirip, içimizdeki sessizliği sağlayıp kendimizi duyabiliyor muyuz? Zihni sakinleştirmenin en etkin yollarından biri nefesimize odaklanmaktır. Nefesi alırken ve verirken onu izlemek, geçtiği organları takip etmek. Müthiş bir sakinleşme yöntemidir. Uyandığınızda veya yatarken, ayrıca gün içi aklınıza her geldiğinde durun, gözlerinizi kapatın ve nefesinize odaklanın. Kendinizi duyabilmek için bu sakinleşmeye ihtiyaç vardır. Sonra da dinleyin kendinizi. Kendinizle randevulaşın ve keyifli bir zaman geçirin her gün beş dakika bile olsa. Dinleyin onu. Siz onu dinlemeyi öğrendikçe o size daha çok anlatacaktır kendini.

Her şeyden önce kendinizi dinleyin, sonra başkalarını. Kendinizi dinlemeye vakit ayırın ki başkalarına da ayırabilesiniz. Duyun kendinizi sonra da etrafınızdakileri…

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
1210