Batya Natan

Hatice’yi arayanlara

Yiğiter Uluğ’un yazmış olduğu çok güzel bir kitap vardı: Hatice’ye Mektuplar. Hani şu kendisine bakmayıp neticeye baktığımız Hatice. Yiğiter Uluğ ise bu düşman kardeşlerden sadece Hatice’ye ithafen yazmış olduğu Pazar yazılarını bir kitapta toplayarak hepimize Hatice’yi hatırlatmaya çalışmış. Zaman zaman kitaptaki bazı yazıları baştan okumak istiyorum, çünkü ne yazık ki her defasında Hatice’nin bir köşede kenarda sessizce oturduğu zamanlarda “Netice” nin omuzlarda taşındığına tanık oluyoruz. Sadece Türkiye’de değil, maalesef dünyanın her yerinde her spor dalında bu böyle.

Son yazımda Zico’yu övmüştüm uzun uzun. Ne oldu şimdi o Zico’ya? Edirne’den öteye geçmesini bilmeyen Fenerbahçe’yi bu sene Avrupa’da çeyrek finale çıkarıp, tarihinde altın sayfalar açan Zico’ya? Sadece Volkan o iki saniyelik hatayı yapmasa, Zico bu gün dilediği paraya anlaşmayı imzalamış olmayacak mıydı?

Mourinho’nun karizması kendisinde yok diye yerden yere vurulan Avraham Grant, Mourinho’nun senelerdir başaramadığını başardığı halde işinden olmadı mı? Sezonun en iyi oyuncularından John Terry kayıp penaltıyı kaçırmasaydı omuzlarda taşınan o olmayacak mıydı? Belki Sir Avraham Grant bile olmayacak mıydı? Ya da sezon boyunca her türlü ödülü kazanan Ronaldo kaçırdığı penaltı yüzünden yerden yere vurulmayacak mıydı?

Şimdi kahramanlık hikayesi olarak gösterilen teknik direktörsüz şampiyonluk, sonuç bu olmasaydı yönetim zaafı olmayacak mıydı? En kritik zamanda gemiyi kaptansız bıraktıkları için Adnan Polat ve yönetimine saatin kaç olduğu sorulmayacak mıydı?

Sakat olduğu açıklanarak bütün sezon kadroda olmayan Ronaldinho, bize alıştığımız performansını sergilese, ya da bütün sene sakatlıklardan biraz daha az canları yansa, Rijkaard için Katalanlar beyaz mendil sallıyor olacak mıydı?

Tabi ki bu konuyu “annemin bıyıkları olsaydı” boyutuna taşımak lazım. Ama artık basın klişesi haline gelen ve popülist yöneticilerin diline yapışmış olan “istikrar” kelimesinin içinin doldurmayı öğrenmek gerekmiyor mu? Manchester United’ı, San Antonio Spurs’ü, Lyon’u senelerdir başarılı kılan bu değil mi? Yoksa saniyelik olayların sonucunda elden kaçan başarılar sonrasında yapılan her şeyi bir kenara atarsak bir yere varamayacağımızı göremiyor ya da görmek mi istemiyoruz?

Örnekler saymakla bitmiyor ne yazık ki? İşte o yüzden ara sıra raftan çıkarıp yeniden bakıyorum Hatice’den Mektuplar kitabına. Zaman zaman kendi mektuplarımı da yazmaya çalışıyorum bu satırlarda. Hatice’nin bizlere çok kırgın olduğunu ve mektuplarıma cevap vermeyeceğini bilsem bile.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
828