Batya Natan

Harold Abrahams...

Harold Maurice Abrahams 1899 – 1978 yılları arasında yaşamış olan spor tarihinin en önemli atletlerinden biridir. 1924 Olimpiyatları’ndaki efsanevi 100 metreyarışını kazanarak tarihte yer edinmiş olan Abrahams’ın dönemin güçlü Amerikan atletleri arasından sıyrılışı 1981 yılında çekilen “Chariots of Fire” isimli filme bile konu olmuştur

Harold Abrahams...

Litvanya’dan İngiltere’ye yerleşmiş olan bir Yahudi ailesinin küçük çocuğu olan Harold, ağabeyi olimpik uzun atlamacı Sir Sidney Abrahams’ın izinden atletizm ile ilgilenmeye başladı. Bu sırada, eğitimini de aksatmayan Harold, Bedford School, Repton School, Gonville ve Caius College da eğitimini sürdürdü. Cambridge’de hukuk eğitimine devam ederken çocukluğundan beri sürdürmekte olduğu sprint ve uzun atlama sporlarında mücadele etmeye devam etti.

1920 yılında ilk defa olimpiyatlarda mücadele etme şansını elde eden Harold Abrahams için bu oyunlar, hayal kırıklığı ile sonuçlandı.

100 metre ve 200 metre yarışlarında çeyrek finalde elenen Abrahams, uzun atlamada da yirmincilikle yetinmek zorunda kaldı. Bu oyunlardaki tek olumlu sayılabilecek sonucu 4 x

100 metre

yarışında İngilizlerin kazanmış olduğu dördüncülük oldu.Ulusal mücadelede rakiplerinden  üstün olmasına karşın Abrahams, 1924 Paris Olimpiyatlarında hiçbir otorite tarafından şanslı görülmemekteydi. Fakat bu oyunlarda başarılı olmayı kafasında takmış olan Abrahams, Eric Liddell tarafından tanıştırıldığı Sam Mussabini’yi antrenörlüğüne getirdi. Altı ay boyunca kendisiyle

100 metre ve 200 metre üzerine çalışan Abrahams, yarışa başlama, sprint ve kondisyon olarak mükemmel bir hale geldi. 1924 Olimpiyatları’ndan bir ay önce uzun atlamada kendisinden sonra 32 sene kırılamayacak olan İngiltere rekorunu kırdı. Aynı gün

100 yard yarışını 0.6 saniyede koşarak bir rekor daha kırmasına karşın pistin az da olsa eğimli olduğunun farkına varılmasının ardından bu rekor geçerli sayılmadı. Olimpiyatlarda ise Abrahams 100 metre yarışını bütün favori Amerikalı atletleri yenerek kazandı. Bu yarışta bir evvelki olimpiyat şampiyonu Charlie Paddock ve daha sonra Yeni Zelanda Valiliği’ne getirilecek olan yakın arkadaşı Arthur Porritt’i de geride bıraktı. (Abrahams ve Porritt yarışın koşulduğu 7 Temmuz saat yedide, yarıştan sonra Abrahams’ın ölümüne kadar her sene yemeğe çıkmaya devam ettiler.) Abrahams 200m yarışında ise final serisine kaldı fakat altıncı olmaktan kurtulamadı. Uzun atlama müsabakasına katılmayan Abrahams, 4 x 100 bayrak takımı ile de İngilizler’in gümüş madalya kazanmasında çok önemli bir rol oynadı.

Mayıs 1925’te ayağının kırılmasının ardından sporculuğu bırakan Abrahams hukuk kariyerine geri döndü. Bu sırada spordan kopmayan Abrahams, sonraki kırk yıl boyunca atletizm yorumculuğuna devam etti. BBC radyosunda da yayıncılığa devam eden Abrahams, 1930 Berlin Nazi Olimpiyatları boyunca da Berlin’den yayın yaptı. Ayrıca Abrahams, Jewish Athletic Association’da başkanlık yaptı.

14 Ocak 1978 günü Enfield’de yaşama veda eden Abrahams ve müthiş kariyeri, Londra Golders Green’de yaşamış olduğu eve asılmış olan İngiliz Mirası Mavi Plaketi ile yaşatılmaktadır. 1981 yılında International Jewish Sports Hall of Fame’e dahil edilen Abrahams, aynı yıl En İyi Film de dahil olmak üzere dört dalda Oscar’a layık görülen Chariots of Fire filmi ile de ölümsüzleştirilmiştir.

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
1085