Batya Natan

Bravo Soli Levi

Yatağımın başucundaki masada sürekli birkaç kitap durur. En üsttekiler okunmakta olanlardır. En alttaki ikisinin yeri ise hiç değişmez. Bunlardan biri, Allen Carr’ın “Sigarayı Bırakmanın......”, diğeri ise “Yeni Başlayanlar İçin Yidiş”tir. Aklıma geldikçe kitabı elime alır, birkaç sözcük veya cümle ezberler, sonra yerine koyarım. Allen Carr’ın kitabına ise bir türlü sıra gelmiyor. O inatla beklemede. Umarım çok geç olmadan onu da hatmederim.
Yidiş el kitabına baktıkça toplumumuzdaki değişim rüzgarlarını farketmemek olası değil. Sayıca çok daha kalabalık olduğumuz geçmiş yıllarda Sefaradlar Sefaradlarla, Aşkenazlar Aşkenazlarla, Karaylar da Karaylarla evlenirdi. Herkes geleneklerini kendi aralarında sürdürürdü, herkes bir diğerine saygılıydı; kısaca ortalık süt limandı. Zaman içerisinde çoğunluğu Sefarad olan Türk Yahudileri’nde Sefaradlarla Aşkenazlar birbirlerinden kız alıp vermeye başladılar. Sözle ifade edilmese de, her iki taraf durumdan pek hoşnut değildi, ama çare yoktu. Nadir de olsa, o dönemlerde Gürcistan’dan, Rusya’dan kız alanlar olduğu da bilinen bir gerçektir. Tıpkı Ankaralı’nın Ankaralı’yı, Vanlı’nın Vanlı’yı istediği gibi. Yani, eskilerin deyimiyle, ‘At alacaksan köyünden alacaksın.’
Günümüze gelindiğinde, küçülmekte olan toplumumuzda Aşkenaz- Sefarad birlikteliği, iki değişik kültürü yansıtmaktan ziyade, birbirini yadsıyan insan topluluğunu anımsatıyor.
Konu ile ilgili düşüncelerimi Yidiş Ders Kitabı’ndan bir alıntıyla noktalıyorum: “Der jam is on grund, und jidische zores -  on a breg” (Denizin dibi yoktur. Yahudilerin dertlerinin de sonu yoktur)
* * *
Biz burada gerekli/gereksiz ayrıntılarla uğraşırken, ailesiyle Türkiye’den Amerika’ya göç eden 12 yaşındaki Soli Levi adındaki genç kızın yazdığı bir şiir kitabı elime geçti. Kitabın adı: “Take me on a journey” (Beni bir yolculuğa çıkar). Şiirlerden oldukça etkilendim. Onları kaleme alan, sanki, edebiyatın içinden, yetişkin biriydi. Buna karşılık, hayal gücünün satırlara yansıma şekli gerçekten takdire değer.
Konu yeterince çarpıcı. Ama bana göre bu henüz bir başlangıç. Soli, kitabının ilk sayfasında şöyle diyor: “Bu kitap benim Bat- Mitzva projem. Kitaptan elde edilecek gelir ‘Bir Çocuğun Kalbini Kurtar Vakfı’na (www.sachef.org) bağışlanacak.”
* * *
‘Bir Çocuğun Kalbini Kurtar’ (SACH) projesi din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin üçüncü dünya ve gelişmekte olan ülkelerde çocuk kalp ameliyatları gerçekleştiren, dünyanın en etkin kuruluşudur.
Yaşam kurtarma çalışmalarını hayata geçirmek için, Dr. Amram (Ami) J. Cohen bir vakıf kurdu. Ailesi ile birlikte 1992’de Amerika’dan İsrail’e göç eden doktor; Kore’de, Suudi Arabistan’da, Moldova’da, Etiyopya’da ekibiyle beraber yüzlerce kalp ameliyatı yaparak, çocukları yaşama döndürdü.
Ameliyatları insani boyutlar çerçevesinde gerçekleştiren Dr. Ami Cohen, meslekdaşlarına: “Bu çalışma dolar/cent içermiyor, ancak sonuç bir hazineye bedel” demişti.
Genç yaşta hayatını kaybeden Ami Cohen, ileri görüşlülüğü ile programın devamlılığı açısından birçok doktor ve hemşire eğitmişti. Dr. Lior Sasson, bugün Cohen’in bıraktığı yerden çalışmalara devam etmekte.
Vakıf halen gelirini üç ana kaynaktan elde etmektedir. Birincisi, her yıl bağışlarını yineleyen yardımseverler; ikincisi, okul, dernek, kulüp gibi kurumlardan toplanan yardımlar; üçüncüsü ise, Bar/Bat- Mitzva’sını kutlayan 12- 13 yaşındaki genç yetişkinlerin vakfa yaptıkları bağışlar...
Soli Levi Bat- Mitzva’sında, acil kalp ameliyatı gereksinimi olan çocuklara yardım elini uzattı. Önce kendisini, sonra da ailesini kutluyorum. Büyümek biraz da böyle oluyor.
“www.sachef.org” herkesin ulaşabileceği bir site.
Belki, Bar/Bat- Mitzva yapan çocuklarımız, almak kadar vermenin de değerli olduğunu duyumsamak isterler..

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
1413