Batya Natan

Sevsek de sevmesek de Trump dünyayı değiştiriyor

2017 yılını başarısız olarak bitiren Trump, 2018 yılının hemen her gününde gündeme adını yazdırmayı başarıyor.

2017 yılının kasım ayında İsrail’deki ABD Büyükelçiliğini İsrail’in başkenti Yeruşalayim’e alma kararını imza atan Trump sadece imza atmakla kalmayıp geçtiğimiz mayıs ayında da kararını uygulamaya koydu.

İran ile yapılan nükleer anlaşmanın sadece bir kandırmacadan ibaret olduğunun fazlasıyla farkında olan Trump bu anlaşmadan da çekilmekten geri kalmadı.

Kuzey Kore Lideri Kim Jong-Un ile baş başa görüşen Donald Trump, Kuzey Kore lideriyle görüşen ilk ABD Başkanı oldu. Zirve öncesinde nerdeyse son güne kadar liderlerin bir araya gelip gelmeyeceği bilinmiyordu. Zirveden henüz bir hafta önce zirveyi iptal etmekten bahseden Trump, Singapur’da Kuzey Kore lideriyle görüşerek tarih yazdı.

Toplantı sonrası yapılan açıklamalardan bu görüşmenin sadece bir başlangıç olduğu ve alınması gereken daha çok yol olduğu izlenimi doğdu. Genel olarak her iki lider de memnuniyetlerini ifade ederlerken herhangi bir neticeden bahsetmediler.

Koltuğa oturduğu günden beri dış ticaret açığına dikkat çeken ve ziyaret ettiği hemen her ülkede dış ticaret konusunu gündeme getiren Trump uzunca bir süredir konuşulan ticaret savaşlarını başlatmak üzere.

Çin’i, iç pazarını ABD mallarına yeterince açmamakla suçlayan Trump, Çin’e bazı uygulamalarından vazgeçmesi yönünde çağrıda bulundu. Çin ise uygulamaların aynı şeklide devam edeceğini bildirdi.

Trump, 200 milyar dolarlık Çin ürününe yeni gümrük tarifeleri uygulanabileceğini, ilk aşamada 50 milyar dolarlık ürüne yüzde 25’lik gümrük vergisi uygulanabileceğini bildirdi.

Gümrük duvarlarının yükseltilmesi ABD ile başlasa bile eninde sonunda diğer ülkelere de sıçrar. Gümrük duvarları yerel üreticileri korusa, cari açıkta geçici bir düzeltme sağlasa bile tüketicilere zararı çok daha büyüktür. Bu tip kısıtlamalar sermayeyi korumaya da yetmez. Kaldı ki serbestçe hareket eden sermaye, üretimi, maliyeti daha düşük bölgelerde yapmayı tercih eder.

Gerek işçilik, gerekse de altyapı ve insan kalitesi sebebiyle Çin’de imalat yapan veya ihtiyacı olduğu bir takım malzemeyi Çin’den alan ABD sermayesi ister istemez gümrük duvarlarının olmadığı ülkelere veya ABD iç pazarına yönelmek zorunda kalacaktır.

Bu durum maliyetlerde yukarı doğru bir baskı yaratacağı gibi senelerdir ABD’nin muzdarip olduğu düşük enflasyon sorununa da çözüm olacaktır. Elbette ABD’deki işsizlik oranının tarihi düşük seviyelerde olduğu ve Trump’ın aynı zamanda çok sıkı bir göçmen politikası izlediği göz önüne alınırsa ABD’de çalışan maaşlarının daha da yükseleceği ve sermayenin sanılanın aksine zayıflayacağı anlamına gelir.

Ancak neticede hem enflasyon, hem ücretler kontrollü olarak artacak, aynı zamanda ABD cari açığı azalacaktır. Uygulanan politika doğru mudur? 

Bu arada Japonya enflasyonun artmamasına gerekçe olarak internet üzerinden yapılan alışverişi göstermiş. Şimdi Japonya internet üzerinden yapılan alışverişi yasaklayarak enflasyonu arttırsa doğru mu yapmış olur?

Daha doğrusu ister istemez globalleşen dünyada, teknolojiye, gelişime ve en önemlisi sermaye hareketlerine karşı koyarak ne kadar ilerlenebilir ki?

 

————————————————

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın