Web´den Seçmeler

• Seferad Yahudileri, Ege Bölgesi başta olmak üzere İstanbul ve Anadolu´nun pek çok yerine dağıldıklarında da boyozu Anadolu halkına tanıtmışlardı. Ama sadece İzmir ve çevresinde beğenilip, ticari bir ürün haline gelebildi boyoz. Kimse kusura bakmasın, bugün satılan boyozları kesinle beğenmiyorum ve yemiyorum da. Çünkü boyoz, bugün satılanlar gibi adeta milföy hamurundan imal edilmiş bir börek asla değildir. Keşke yaşıyor olsaydı da, efsanevi boyoz ustaları arasında en ünlüsü efsanevi Boyozcu Avram´ın boyozlarından yemek nasip olsaydı herkese. Ben çok yedim. Kemeraltı´nda bulunan fırınında yaptığı boyozun hastası ve sürekli müşterisiydim. İzmir’de çok ünlüydü. Hatta Avram usta öldükten sonra çok sayıda fırın bu üne sahip çıkarak kendi ürünlerini "Boyozcu Avram´ın boyozları" adı ile satmışlardır. Hamdi Türkmen – www.kanalben.com

  • ROGAN’IN BİR MAKALESİNDE YAZDIĞI GİBİ, “GÖRÜNÜŞTE LORD BALFOUR FİLİSTİN’İ SİYONİST HAREKETE SUNUYORDU. ASLINDAYSA, LLOYD GEORGE’UN HÜKÜMETİ SİYONİST HAREKETİ, FİLİSTİN’İ İNGİLİZ YÖNETİMİNE ALABİLMEK İÇİN KULLANIYORDU.”

İngilizlerin Balfour Deklarasyonu’ndaki vaatlerinin bir başka nedeni daha vardır. Osmanlı İmparatorluğu’nun Ortadoğu’daki topraklarını ve Anadolu’nun bir kısmını Fransa ve İngiltere arasında nüfuz bölgeleri olarak paylaştıran Sykes-Picot Anlaşması’nda, Filistin uluslararası yönetime verilecekti. 1917’deki pozisyonları 1916’ya göre daha güçlü olan İngilizler, Süveyş Kanalı’ndaki stratejik çıkarlarını koruyabilmek için Filistin’in önemini daha iyi kavramışlardı.

Bu nedenle savaşın sonunda Filistin’in mutlaka İngiliz denetiminde olmasını sağlamak öncelikleriydi. Bu projede, büyük güçlere bağımlı olan Siyonist hareketi doğal müttefikleri olarak görmüyorlardı. Yani, Rogan’ın bir makalesinde yazdığı gibi, “görünüşte Lord Balfour Filistin’i Siyonist harekete sunuyordu. Aslındaysa, Lloyd George’un hükümeti Siyonist Hareketi, Filistin’i İngiliz yönetimine alabilmek için kullanıyordu.”

Osmanlı hükümeti Balfour Deklarasyonu’nu çok ciddiye almış görünmüyor. Ayhan Aktar ve Ozan Kuyumcuoğlu ile yazdığımız bir makale için yaptığımız araştırma, basında bu konuda hemen hiçbir şey yazılmadığını gösteriyor. Bolşeviklerin iktidarı almasıyla Rusya’nın savaştan düşeceğini gören Osmanlı yönetimi, bu şekilde Almanya’nın Doğu Cephesi’nde rahatlayacağını ve savaşı kazanacağını hesaplamış. O durumda da Ortadoğu’da kaybedilen toprakların da geri alınabileceğini hesap etmiş olmalılar.

Yurtdışında yaşadıkları için meseleye daha kapsamlı bakabilen Hüseyin Hilmi Paşa ve Bern Sefiri Fuad Selim Bey ise, Balfour’un tarihsel anlamını doğru değerlendirmişler. Bâb-ı Âli’ye, Yahudilerin bir kısmının da karşı oldukları bu harekete verilen imtiyazların Müslüman ve Hıristiyan Arap dünyasında çok olumsuz yankı yapacağını ve Osmanlı yönetimini zora sokacağı konusunda ciddi uyarılarda bulunmuşlar.

Soli Özel

http://www.haberturk.com/yazarlar/soli-ozel/1695345-balfour-deklarasyonu

 

  • SADECE İZMİR'DE BİR YAHUDİ TOPLUMU YAŞIYOR. NÜFUSU İSE 1200 CİVARI. BU NÜFUS DA, BÜYÜK BİR DÜŞÜŞ EĞİLİMİ İÇERİSİNDE. DOĞUM AZ, VEFAT İSE ÇOK FAZLA. 2017 YILI İTİBARIYLA HER 2 DOĞUMA KARŞILIK 30 VEFAT MEVCUT

Ben dedektif değilim. Ama uzmanlığım Batı Anadolu Yahudi Tarihi. Batı Anadolu Yahudilerinin kökeni ise 2600 yıl önceye değin uzanıyor. Batı Anadolu'da Babil, Pers, Hellen, Roma, Bizans, Beylikler, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerinden söz ediyorum.

Peki bu konuda, toprak üzerinde zengin bir kaynak koleksiyonu var mı? Diyebilirim ki, toprak altındaki toprak üzerindekinden daha fazla.

Peki elimizde her döneme ilişkin zengin epigrafik malzeme var mı? Pers dönemiyle ilişkilendirilenler sayılı.

Hellen ve Roma dönemleri ise öncekine nazaran zengin sayılabilir. Bizans'ın son dönemine ve Beylikler dönemine ilişkin epigrafik malzeme bulmakta ise zorlanılıyor. Osmanlı dönemiyle ilgili pek çok resmi belge var. Osmanlı bürokrasi geleneği adeta tarihçiler için çalışmış.

Nezaretlerden (Vekaletlerden/ Bakanlıklardan) birine yazılan belge kaza eseri kaybolsa dahi onun tıpkısını bir başka Nezaret arşivinde bulmak olası. Söz gelimi dâhiliye arşivinde yer alan bir belgenin eşine vilayetler, sıhhiye ve harbiye arşivlerinde de rastlayabiliyoruz. Öte yandan uzmanlık alanım olan Batı Anadolu Yahudilerine ait maddi kalıntılara bir göz atalım. Mezarlıklar, sinagoglar, hastaneler, okullar, ziraat çiftlikleri neredeler? Hepsi hala mevcut mu? Hayır.

(…) Batı Anadolu kentleri, Yunan İşgalinin sonlarına değin büyük bir Yahudi nüfus barındırıyordu. Diyebilirim ki, hemen hemen her Batı Anadolu kentinde birden fazla sinagog ve oldukça büyük bir Yahudi cemaati mevcuttu. Eylül 1922'de pek çok kent İzmir'e doğru geri çekilen Yunanlılar tarafından yakıldı. Yanan yerleşim yerlerinden ayrılan Yahudiler aileleriyle birlikte İzmir'e göç ettiler. Öte yandan 1922 yılına dek İzmir'de yaşayan Yahudi ailelerin büyük bir bölümü yanan ve yıkılan İzmir'den ayrıldı.

Milli Mücadele sona erdikten sonra geriye dönenler oldu. Ama İzmir Yahudi toplumunun silüeti de değişti. Diyebilirim ki, 1923 yılından itibaren İzmir Yahudilerinin kökeni Turgutlu, Salihli, Akhisar, Alaşehir, Manisa, Menemen, Foça ve Urla kentleri oldu. Adlarını saydığım kentlerde bugün Yahudi mevcut değil. Sadece İzmir'de bir Yahudi toplumu yaşıyor. Nüfusu ise 1200 civarı. Bu nüfus da, büyük bir düşüş eğilimi içerisinde. Doğum az, vefat ise çok fazla. 2017 yılı itibarıyla her 2 doğuma karşılık 30 vefat mevcut.

Siren Bora (Pınar Tarcan röportajı)

http://m.bianet.org/biamag/diger/191191-bati-anadolu-yahudileri-nin-tarihi-aslinda-2600-yillik

 

  • KEŞKE YAŞIYOR OLSAYDI DA, EFSANEVİ BOYOZ USTALARI ARASINDA EN ÜNLÜSÜ EFSANEVİ BOYOZCU AVRAM'IN BOYOZLARINDAN YEMEK NASİP OLSAYDI HERKESE

Yüzyıllardır İzmir ve çevresinde tüketilen boyoz aslında bir Musevi yiyeceğidir. Zaten artık kullanılmasa da geçmişte "Yahudi Böreği" olarak da geçtiğini biliyoruz adının.

Araştırmalar bu yiyeceğin kökeninin Sefarad kültürüne dayandığını gösteriyor. Sefarad kökenli Musevilerin İspanya'dan gelirken yanlarında getirdikleri bir ürün olan boyoz, doğal olarak yalnızca Ege Bölgesi'ne has bir ürün değildir.

Seferad Yahudileri, Ege Bölgesi başta olmak üzere İstanbul ve Anadolu'nun pek çok yerine dağıldıklarında da boyozu Anadolu halkına tanıtmışlardı. Ama sadece İzmir ve çevresinde beğenilip, ticari bir ürün haline gelebildi boyoz.

Kimse kusura bakmasın, bugün satılan boyozları kesinle beğenmiyorum ve yemiyorum da.

Çünkü boyoz, bugün satılanlar gibi adeta milföy hamurundan imal edilmiş bir börek asla değildir.

Keşke yaşıyor olsaydı da, efsanevi boyoz ustaları arasında en ünlüsü efsanevi Boyozcu Avram'ın boyozlarından yemek nasip olsaydı herkese.

Ben çok yedim. Kemeraltı'nda bulunan fırınında yaptığı boyozun hastası ve sürekli müşterisiydim.

İzmir’de çok ünlüydü. Hatta Avram usta öldükten sonra çok sayıda fırın bu üne sahip çıkarak kendi ürünlerini "Boyozcu Avram'ın boyozları" adı ile satmışlardır.

Bu kadar ünlü ve yaygın bir yiyecek olan, bugün özel bir Festivali bile yapılan boyoz sözcüğünün anlamını bulabilmek için Yahudilerin 1492 yılındaki İspanya'dan Anadolu'ya gerçekleştirdikleri göçe dönmemiz gerekiyor. Seferad olarak anılan bu Museviler, yolculukları sırasında yanlarında sadece inançlarını değil, aynı zamanda kültürlerini de getirmişlerdir.

Anadolu'ya geldiklerinde Judeo olarak bilinen İspanyol dilini kullanan bu topluluk, günlük yaşantılarında bu dili kullanmayı sürdürmüş ve okullarında yine aynı dille eğitim yapmıştır.

Hamdi Türkmen

http://www.kanalben.com/haber/449083/boyoz-aslinda-bir-yahudi-boregidir.html

 

  • MİTVİM ADLI İSRAİLLİ DÜŞÜNCE KURULUŞUNUN YENİ YAPTIĞI “İSRAİL DIŞ POLİTİKASI” ARAŞTIRMASINA GÖRE, İSRAİL’DE “TÜRKİYE İLE HAZİRAN 2016’DA VARILAN ANLAŞMA SONRASINDA SİZCE İLİŞKİLERİN DURUMU NEDİR?” SORUSUNA YÜZDE 61 “HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMEDİ” YANITINI VERMİŞ. YÜZDE 19 İSE “KÖTÜLEŞTİ” GÖRÜŞÜNDE

Ortadoğu’da bu günlerde en kaygılı ülke hiç kuşkusuz İsrail. Düşünün ki kuruluşundan bu yana göbekten bağlı olduğu ABD, bugün sarsıntı içinde. Bir yandan, dünya üzerindeki hegemonyası yavaş yavaş kırılıyor. Diğer yandan, ABD Başkanı Trump’ın İsrail’e verdiği açıktan ve güçlü destek hiçbir işe yaramıyor. Zira Başkan daha kendi koltuğunun derdinde.

İsrail’in en korkulu rüyası da bugün gerçekleşmiş durumda. 1979 İran İslam Devrimi’nden bu yana en büyük düşmanı olan İran, bölgede istediği gibi at koşturuyor. Nüfuzu hiç olmadığı kadar fazla. Bu da İsraillilerin uykularını kaçırmaya yetiyor.

İşte tam da böyle bir dönemde, Türkiye İran’la gitgide yakınlaşıyor. Özellikle Kuzey Irak bağımsızlık referandumu sonrasında safları iyice sıklaştırdılar.

İlk bakışta bu durum Türkiye-İsrail ilişkisini son derece olumsuz etkiler gibi görünüyor. Ancak diğer yandan İsrail, Türkiye’yi iyice uzaklaştırırsa İran’la daha da yakınlaşacağına inanıyor. Bununla birlikte, İran’ın bölgede dengelenmesi için, güçlü bir Türkiye’ye ihtiyaç duyuyor.

Düşünün ki İsrail Tahran’a karşı Suudi Arabistan’la görüştüğünü bile artık saklamıyor. Geçenlerde yine Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Tel Aviv’de olduğu İsrail basınına yansıdı. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde İsrail, Türkiye ile ilişkileri rayına oturtmak için de çaba gösterebilir.

(…) Şimdilik iki taraf da ilişkiyi buzdolabında tutuyor. Özellikle Filistin meselesi gibi gerilim alanlarını kontrollü yönetiyorlar. Bu “donmuş hal” iki ülkenin toplumlarına da yansımış durumda. Mitvim adlı İsrailli düşünce kuruluşunun yeni yaptığı “İsrail Dış Politikası” araştırmasına göre, İsrail’de “Türkiye ile Haziran 2016’da varılan anlaşma sonrasında sizce ilişkilerin durumu nedir?” sorusuna yüzde 61 “Hiçbir şey değişmedi” yanıtını vermiş. Yüzde 19 ise “Kötüleşti” görüşünde.

İlişkileri sınayan gelişmelere bakınca, bu rakamlara şükretmek gerekiyor.

Verda Özer

http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/verda-ozer/israil-de-durumlar-fena-2549084/

 

  • HOLOKOST GİBİ ÖLÜMCÜL BİR KİTLESEL KATLİAMA İŞTİRAK EDEN TOPLUMSAL AKTÖRLER SON DERECE FARKLI SOSYAL ARKAPLANLARA, DENEYİMLERE, YAŞ GRUPLARINA VE EĞİTİM SEVİYELERİNE SAHİPTİ

Holokost gibi ölümcül bir kitlesel katliama iştirak eden toplumsal aktörler son derece farklı sosyal arkaplanlara, deneyimlere, yaş gruplarına ve eğitim seviyelerine sahipti. Aktörler arası bu çeşitlilik ve geçişkenlik, aslında bu devasa katliamların ve yıkım olaylarının düzenleyicisi ve birinci derecede sorumlusu olan merkezdeki devlet elitlerinin işini kolaylaştıran ve bu süreçlerde esnek koalisyonlar kurmalarına olanak sağlayan bir faktördü.

Bu esnek koalisyonlar söz konusu kitlesel şiddet eylemlerinin uzun vadede başarıyla sonuçlanmasına “katkı”da bulundu. Zira bu sayede merkezi devletin siyasal, askeri ve bürokratik elitleri, planladıkları ve uygulamaya geçirdikleri bu şiddet eylemlerinin sorumluluğunu diğer toplumsal kesimlere de teşmil ederek bir çeşit “suç ortaklığı” inşa etti.

Bu suç ortaklığı aynı zamanda inşa edilmesi tahayyül edilen yekpare kimliğe—bu ulus kimlik veya etno-dinsel kimlik de olabilir—ve/veya “kutsal amaca” hizmet etmek isteyen toplumsal gruplara aynı zamanda bu yapıya entegre olma ve muayyen bir aidiyet hissine sahip olmak “şansı” da verdi. Bu türden farklı toplumsal gruplar ve yerel aktörler, adeta yok edilmesi hedeflenen diğer toplumsal kesimlerin yıkımına destek ve “katkı” sağladıkları ölçüde yaratılması veya oluşturulması planlana ve niyetlenen yapıya ve kimliğe ait olma hakkına kavuştular.

Ümit Kurt

http://www.serbestiyet.com/yazarlar/umit-kurt/bir-ulusun-insasiutanc-ve-sucluluk-829250

 

Netten okumalar

 

  • KIRIK RUHLARIN ŞAİRİ COHEN (I) – GÜVEN GÜZELDERE

https://www.birgun.net/haber-detay/kirik-ruhlarin-sairi-cohen-i-188504.html

 

  • ORTA DOĞU'YU KARIŞTIRAN DEKLARASYONUN 100. YILI - TALHA CESİM GİRAY

https://www.cnnturk.com/dunya/orta-doguyu-karistiran-deklarasyonun-100-yili?page=1

 

  • İSRAİL'İN GÖZÜNDEN BALFOUR'UN 100. YILI – SELİM AMADO (ÇEVİRİ)

http://odatv.com/israilin-gozunden-balfourun-100.-yili-0211171200.html

 

  • ÇANAKKALE'DE GELENEKSEL BULUŞMA…

http://www.bogazgazetesi.com.tr/haber/11658-canakkalede-geleneksel-bulusma

 

  • HİTLER PABUCU YARIM… - BİLGEHAN UÇAK

http://www.agos.com.tr/tr/yazi/19635/hitler-pabucu-yarim

 

  • BEYOĞLU'NDA TÜRK YAHUDİ KÜLTÜRÜ VE MİRASINA YOLCULUK

http://www.mistikalem.com/inanclar/yahudilik/beyoglunda-turk-yahudi-kulturu-ve-mirasina-yolculuk-haberi-3097

 

  • YAHUDİ MUHACİRLER-23 – ERALP ADANIR

http://www.yeniduzen.com/yahudi-muhacirler-23-05-kasim-2017-11474yy.htm

 

  • HİTLER’İN ÇENE KEMİĞİ – YAVUZ ALOGAN

https://www.aydinlik.com.tr/hitler-in-cene-kemigi-yavuz-alogan-kose-yazilari-kasim-2017

 

Takılan tweetler

 

(((rivokkk)))‏ @Rivokhay  6 Kas

Daha fazla

Aşkenaz düğünü ve ritüellerini görmek için güzel kısa bir video. Ben de tören açıklamalarına katkıda bulundum http.

https://www.instagram.com/p/BbKVoyxhKGz/

 

ivo molinas‏ @basyazar  6 Kas

Daha fazla

Eğitim eğitim ve eğitim.

Dünya Nüfusuna Oranla Sayıları Pek de Fazla Olmayan Yahudiler Nasıl Bu Kadar Nobel Alıyorlar?

https://seyler.eksisozluk.com/dunya-nufusuna-oranla-sayilari-pek-de-fazla-olmayan-yahudiler-nasil-bu-kadar-nobel-aliyorlar

 

serkan inci‏ @srkninci  2 Kas

Daha fazla

8.5M nüfuslu İsrail'de, sadece YAPAY ZEKA üzerine kurulmuş şirket sayısı 430'un üzerinde Toplam değerleri; 3 milyar dolar!

 

Ottoman Istanbul‏ @istanbulotto  30 Eki

Daha fazla

Abraham of Lontesano, Rabbi of Constantinople, #Istanbul, 18th Century (İstanbul Hahambaşısı, 18.YY)

 

 

 

Alighieri‏ @Pallormortiss  5 Kas

Daha fazla

Bugün Neve Şalom Sinagogu’nun girişinde havaalanlarındaki güvenlik önlemlerini aratmayan tedbirler alınmıştı.

Aydın Selcen‏ @AydnSelcen  13 sa.13 saat önce

Daha fazla

muhteşem muhalefet örneklerinde bugün...

CHP'li Özel: Binali Yıldırım Yahudi lobisinden destek isteyecek

https://twitter.com/cumhuriyetgzt/status/927548029166551040

 

 

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın! Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın