What A Wonderful World

Louis Armstrong’un seslendirdiği parçada “I see friends shaking hands, saying how do you do; They´re really saying, I love you” der bir couplet. Şu anda dünyamızın tam da ihtiyaç duyduğu şey bu cümlede. Arkadaşlık, sevgi, bazen basit bir nasılsın sorusu. Çatışmaların, atışmaların, tartışmaların, (iç) savaşların zirveye doğru hızla gittiği dünyamızda çıkış noktası çoğu zaman ekonomik aslında.

İktisat bilimi insanlığı refaha kavuşturamadıkça, tam istihdam düzeyine ulaşılamayıp, dış ticaret açıkları sona ermedikçe, mukayeseli üstünlükler ile rekabet bitmedikçe, bileşik faiz finansalları katlamayı bırakmadıkça, sermaye kârlılığı rasyosu var oldukça, arz- talep dengeye gelmedikçe, kaydi para ışık hızında artmaya devam ettikçe, insanoğlu karnını cebindekinden daha fazla doyuramayacağını kabul etmedikçe, pastayı (dünyamızı) paylaşımda el sıkışamadıkça teknolojik ivme ile her geçen gün finansal krizler yeni ve daha büyük krizleri doğuruyor. Gündem yine yoğun. Önce gözden kaçanlarla birlikte küresel olanlardan başlayalım.

Başkan başarısız mı?

Kuzey Kore ve ABD arasındaki tansiyon ilk gündem. Roket adam diye isim taktığı Kuzey Kore liderine en son “Bush, Obama, Clinton ambargolarla denedi olmadı, bu sefer olacak, bu yöntemler tutmadı, ben yapacağım” mealinde Twitter’dan direkt yürüyen başkan Trump aslında seçim beyannamesindeki en önemli ve ilk maddesini uygulamaya sokmuş durumda. Döviz manipülatörü ilan ettiği Çin’le olan dış ticaret dengesizliğini lehine gidermek adına, beyannamesindeki iptal edeceğim taahhüdü ile seçilir seçilmez ilk iptal ettiği Trans-Pasifik İşbirliği (ekonomik) Antlaşmasının puzzle tamamlayıcısı olarak Asya Pasifik’te askeri olarak boy gösterip ticaret adamı olarak bölgeyi istikrarsızlığa atarak niyetini icra ediyor. Nitekim Çin, Kuzey Kore firma ve vatandaşlarının ülkesinde şirket kurmasını ve tekstil ithalatını yasakladı. Seçildiğinden bu yana hiçbir taahhüdünü daha gerçekleştiremedi diyen ekonomi yorumcularına ve köşe yazarlarına buradan daha hatırlatmamız gereken konular var. Sağlık reformunu iptal edemedi diyenler için ‘business man’ en son kabinesinde bu hafta sağlıktan sorumlu sekreteri Tom Price’ı göndererek cevap verdi. Kongrede istediği manevraları yapamıyor ve spin atıyor ancak Formula’da son düzlükte kimin damalı bayrağı sallayacağı belli olmaz. Gelelim Meksika duvarına. Sekiz prototip inşa edilmeye başlandı, beğenilenle devam edecek. Hiçbir köşe bunu yazmıyor. FED Başkanını da bugün yarın seçecek. Ve son olarak geçen hafta yeni vergi reform taslağını sundu. Senatodan ve kongreden geçerse ABD tarihinin Reegan’dan sonraki en büyük vergi reformu olacak. Vergi taslağı yatırımı ülkesinde yapacaklara verilecek vergi indirimlerini de içeriyor. Kurumlar vergisini yüzde 35’den yüzde 20’ye çekiyor. Burada Apple’dan çok otomobil üreticileri aslında akla gelince oldu mu Meksika’ya bir duvar daha. Seçim beyannamesinde ne varsa hepsini tek tek yapıyor. Son olarak BM’de kürsüde benim işim “Make America great again” dedi. Daha ne yapsın?

Dünya ekonomisi nasıl kurtulur?

Seçim öncesi analiz yazılarımızda belirttiğimiz üzere iş adamının ekonomik vaatleri gerçekleşirse uzun vadede ABD ekonomisinin ve bundan hareketle dünya ekonomisinin düze çıkma ihtimali olduğunu özetle yazmıştık. Eğer vergi reformu kabul edilir, yeni FED Başkanı bilanço daraltma operasyonunu başarıyla yönetir, bu arada ABD Hazinesinin üst limitine dayanmış 20 trilyon dolarlık borcunu vadeye yayarak yeniden yapılandırırsa, uzun vadede ABD ekonomisi düze çıkar. Bu nedenledir ki faizler artmak zorunda diye daha önceleri de yazmıştık. 21 Eylül 2016 tarihli “Çok Uluslu Kurumsal Savaşlar Yayılıyor” yazımızdan hareketle iş adamı kısa vadeli borç rasyosunu düzeltmek adına İran’a sataşıp Suudi Arabistan’a, Katar’a, bölgeye silah satarak, Uzakdoğu’da tansiyonu arttırarak tahsilatı arttırıyor. Kuzey Kore ve Kuzey Irak gerilimi petrolü 55 dolar bandının üstüne çıkarsa da Suudi Arabistan düşen petrol gelirlerinin bütçesinde yarattığı hasarı gidermeyince bu strese ülkede kadınlara araba sürme izni vererek cevap verdiler. Aman petrol canım petrol diyen süper starımız ise taa 1980’lerde bu durumu Eurovision’da görmüştü.

Euro’nun vizyonu

Euro(pean) Union sarsılmaya başladı. Almanya’daki seçimlerde Meclise giren aşırı sağ, yine Meclise giren Le Pen’in devamı olarak yeni gelişmelerin öncü sarsıntısı. Macron’la rahatladığını düşünen Avrupa Katalonya referandumu ile yeni Meksika Dalgasına hazırlanabilir. İspanya Bask, Almanya Bavyera, Belçika Valon, Fransa Korsika ve Bretonya, İngiltere İskoçya, Yunanistan Makedonya gibi yeni başlıklar gündeme daha sık gelebilir. Bu durumda 1,20’den dönen Euro/Dolar paritesi önümüzdeki dönemde yine tarihsel destek seviyesi 1,05’lere hızla gidebilir. Üzerine ABD’de vergi reformu, Kuzey Kore tansiyonu gelirse dolar mark 0,80’ler yine önceki yazılarımızda belirttiğimiz üzere ütopya olmaktan hızla çıkar. Macron nitekim “AB eski AB değil, hantal” benzeri bir cümle söyledi iki hafta evvel. Vizyonu net göstermese de varlık alımlarını azaltıyoruz diyen ECB’nin Euro’yu güçlü kılmaya çabası acaba yine bir öncü gösterge mi? Yoksa AB ekonomisi toparlıyor mu?

Uzay yarışı esas şimdi başlıyor

Tüm bu gündemde pastayı büyütecek tek alternatif uzay ekonomisi. Bunun için de önümüzdeki tek şans Elon Musk. Başkanın danışmanlığından istifa eden iş adamı yine geçen hafta Mars’a koloniyi nasıl taşıyacağını ve kuracağını basın toplantısında anlattı. 1 milyon kişiyi oraya götürme niyetinde ciddi. 2022’de ilk kargoları göndereceğini söyledi. Tabii ticari düşünmek zorunda. SpaceX’i Mars’a göndermek süre alacağı için likiditesini korumak, yatırımın geri dönüşünü hızlandırmak için roketleri ile hava taşımacılığı yapacağını da söyledi. 1 saatin altında İstanbul’dan New York’a gitmek mümkün olacak diyor. Esas başarı ise Gotham City’ye veya Metropolis’e uçması halinde mümkün. Şaka bir yana Boring ile yeri delip Hyperloop ile 1.200 kilometre hıza ulaşmak acaba daha mı maliyetli geldi. Bizde ise KOSGEB uzay taşımacılığına kredi vererek uzay yarışında biz de varız dedi. Kredi tutarı 50 bin Lirayı ise henüz isteyen firmamız olmadığı basına yansıdı. Araba üretimine gönüllü girişimci çıkmadığı dikkate alındığında uzay taşımacılığı için geriye kalan son şansımız bu yüzden elin oğlu Elon Musk. Şarkısı da belli. “Fly Me To The Moon; Let me see what spring is like; On a, Jupiter and Mars”.

Sokaktaki vatandaşın durumu

Yeni vergi paketi başta MTV olmak üzere vatandaşı mutsuz etti. Konunun bir başka boyutuna ekonomi, büyüme ve istihdam üzerinden dikkat çekmekte fayda var. Finans kurumlarına yüzde 22 kurumlar vergisi uygulanması sermaye kârlılığına direkt etki eder, bu durumda zaten düşen aktif karlılığını daha çok öne almak zorunda kalacak olan sektör kredi faizlerine daha çok basmak zorunda kalabilir. Ancak mobil bankacılık kullanan bir müşterisine telefon açıp “Akıllı telefon kullanıyor musunuz” diye soran sektörde, verimliliği ve kârlılığı faiz veya vergide aramak yerine CRM’i etkin kullanmakta aramakta mümkün. Enflasyonla birlikte düşmekte zorlanan faizler FED’in bilanço daraltması, faiz artışı ile beraber yatırımları, dolayısı ile OVP’deki büyüme hedeflerini ve işsizlik hedeflerini etkiler. Enflasyon ve işsizliğin çift hanede olduğu düşünülürse yüzde 5 ortalama büyüme hedefinin reel değil nominal olacağını destekler. Burada verginin tabana yayılması için şirketlerde kurumsallaşma ve kayıt dışılığın yapısal olarak giderilmesi, çok elzem olursa da rant ve ciro vergisinin mevcut dolaylı vergilerden çok düşünülmesi kalıcı bir ekonomik refahı gündemimize taşıyabilir.

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın! Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın