Oyunu Değiştirecek Yeni Teknolojiler

1982 senesinde Amerikalı yazar John Naisbitt ‘Mega-Trends’ adında bir kitap çıkartmıştı. 35 sene önce global dünyada modern insanın hayatını şekillendiren büyük değişimi özetlemeye çalışmıştı. Gelişmiş ülkelerin daha fazla hizmet sektörüne yöneldiği, ekonomilerin bölgesel olmaktan küresel olmaya doğru evrildiği, ABD’de politikaların giderek yerelleştiği, insan hayatında yüksek teknolojinin giderek daha fazla yer alacağı, örgütlenmede piramit yapıların yerini ağ yapılarının alacağı gibi öngörülerde bulunmuştu. Nüfus artışı, şehirleşme ve küreselleşme ana trendinde bir değişim olmasa da, teknolojinin getirdiği yeniliklerle hayatın akışı Naisbitt’in öngörülerinden daha hızlı değişiyor.

Hani bir klişe vardır: ‘Değişmeyen tek şey, değişimdir’. Çok uzun vadeler için yapılan tahminler genelde bilim kurgu filmlerin konusu olmaktan öteye gidemiyor. Teknolojilerin hızlı gelişmesine rağmen hayatı tümden değiştiren büyük dalgaların yer etmesi o kadar kolay olmamakta. Çünkü eski alışkanlıklardan vazgeçmek kolay değil veya ekonomik ömürlerini tamamlamadan mevcut sistemdeki yatırımları çöpe atmak mantıklı olmuyor. Örneğin, halen benzinli arabadan elektrikliye geçiş ağır aksak ilerlemekte; keza, mevcut telekom operatörleri internet üzerinden bedava konuşma yapma olanağının hızlı gelişmesini istememekteler. Ekonomistlerin ve fütüristlerin geleceğin ne getireceği tartışmalarına katkı yapıp yapmadıkları tartışılır. 

Geçen ay bir webinarda sunumunu izlediğim Saxobank Global Makro Stratejist’i Kay van Petersen, beş senelik bir pencerede güçlü bir şekilde değişimi tetikleyecek trendlerin neler olduğunu özetledi. Hoşuma giden bu sunumun özetini Şalom okurları ile paylaşmak istedim. Bu sunumun ana hedefinin önümüzdeki beş sene içinde büyük davranış değişiklikleri yapması beklenen değişimleri tahmin etmek ve bu değişimi yaratan şirketleri (yatırım amaçlı) belirlemek olduğunu hatırlatmak istiyorum. Sekiz sene önce Şalom’da ‘Facebook Nereye Koşuyor?’ başlıklı yazıyı yazdığım zaman Facebook’un 300 milyon kullanıcısı vardı. Bugün 2 milyar olmuş. O gün bana 300 milyon kullanıcı büyük gözükmüş idi, nereden nereye gelmiş. Büyük trendleri 5-10 yıl öncesinden doğru tahmin edenler (şirket olsun, yatırımcı olsun) büyük para kazanabiliyor. Bazı birikimlerini serpiştirmek isteyenler için bu yatırım temaları ilginç olabilir diye düşündüm.

Petersen’e göre, önümüzdeki beş sene içinde hayatımızı hissedilir şekilde etkileyecek dört büyük teknolojik değişim geliyor: Birincisi, kripto para birimleri. Yani, Bitcoin, Ethereum, Dark Coin, Ripple vb. Bunların en büyüğü Bitcoin ve halihazırda sirkülasyonda 75 milyar dolarlık bir değer olduğu ifade ediliyor. Büyük merkez bankalarının dünyayı likiditeye boğduğu, sonra da elinizdeki paraları pul etmek için enflasyonu azdırmaya çalıştıkları bir ortamda, sadece sınırlı bir miktarda tedavüle çıkma taahhüdü ile gelişen Bitcoin ve benzeri paraların cazibesi de buradan geliyor. Üstelik son bir senede değeri beş kat artan Bitcoin’in insanlardaki yüksek risk-yüksek getiri dürtüsünü de tetiklediği bir gerçek. Petersen’e göre, ‘sonra pişman olmamak için’ bir miktar Bitcoin almak gerekiyor.

İkinci büyük trend IoT denilen, ‘internet of things’ yani şeylerin interneti. Makinelerin makinelerle konuştuğu bir dünyanın yapay zekâ (AI) ile birleşmesinden gelen inanılmaz yeniliklere her gün yenileri eklenmekte. Eve yaklaşırken çalışmaya başlayan kombimiz veya stok kontrolü yapıp sipariş veren buzdolabımız olduğunda bu değişimi daha fazla hissedeceğiz. Tesla bu sene 30 bin araca bir günde yazılım güncellemesi yapmış; belki de arabayı tamire götürmek yerine evdeki 3D yazıcıdan yedek parça imal ettiğimiz günlere doğru gidiyoruz. Petersen, 2020’ye kadar 50 milyar adet ‘şey’in birbirleri ile konuşacağını tahmin ediyor.

Üçüncü büyük trend şoförsüz arabalar. Bu da yeni değil. Yakın bir arkadaşım geçen gün yeni BMW’sinin Zorlu’nun otoparkında park yerini kendi bulup kendi park ettiğini anlatınca bu işin sandığımdan daha yakın olduğunu düşünmeye başladım. Google, Apple, Uber ve Tesla’nın bu hedefe ciddi yatırım yaptıkları biliniyor. Intel’in 15 milyar dolara İsrailli teknoloji firması Mobileye’i satın alması da şoförsüz arabalara doğru büyük bir gelişim olacağı beklentisini güçlendiriyor.

Dördüncü trend Sanal veya Zenginleştirilmiş Gerçeklik (Virtual or Augmented Reality) ile hayatımıza girecek olan değişim. Petersen’e göre en heyecan verici değişim burada hissedilecek. Sanal gerçeklikte görme ve işitme gibi duyularınızı dış dünyadan koparıp sizi içine alan bir deneyimden bahsediyoruz. Turizm ve eğitim uygulamaları muhteşem olabilir. Ulus Musevi Lisesindeki biyoloji dersinin bir uygulamasına tanık oldum; öğrenciler kan dolaşım sistemini direkt damarların içinde gezerek öğrenebiliyorlar. Veya oturduğunuz yerden Ayasofya’nın kubbelerini aynı gerçekmiş gibi inceleyebiliyorsunuz. Zenginleştirilmiş gerçeklikte ise, dış dünyadan kopmadan, görmekte olduğunuz gerçek ortamın içerisine yeni bir unsuru yerleştiren bir araç. Bu da Google Glass gibi gözlük yardımı ile tecrübe edilebilecek. Petersen’e göre, başarılı olunduğunda, PC, tablet ve bilgisayar gibi her gün kullandığımız araçlara ihtiyaç kalmayacak. Mesela, bir araziye baktığınızda (mimari büroların şimdi çokça yaptığı rendering gibi) inşa edilecek binaları anında görebileceksiniz veya ofiste oturup uzaktaki müşterinizle karşılıklıymış gibi toplantı yapabileceksiniz. Henüz bu teknoloji hem pahalı hem de kullanımı zor. Facebook’un üç sene önce Oculus’u 2 milyar dolara satın alması da bize sanal gerçeklik alanında yepyeni değişimlerin hazırlanmakta olduğunun haberini veriyor.

Son olarak, bu teknolojik değişim beklentisini demografik gelişim beklentisi ile evlendirmek gerektiğini söylüyor Petersen. Başka bir ifadeyle, ‘game changer’ teknolojilerin yarattığı değişimi yaşlı Avrupa’da değil, öncelikle Çin başta olmak üzere, Uzak Doğu’da ve genç nüfusa sahip ve yüksek teknolojiye kolay adapte olabilen ülkelerde göreceğimizi söylüyor. Singapur, Güney Kore, Çin’in bazı gelişmiş bölgelerindeki gençlerin şehir hayatını yeniden şekillendirmeye aday bu büyük teknolojik değişimleri en hızlı adapte edenler olabileceğini söylüyor. Türkiye’de de yeni teknolojilere olağanüstü hızlı bir şekilde adapte olabilen bir gençlik mevcut. Kıssadan hisse, Uzak Doğu’daki gençler neyle ilgileniyorlar ise, onlara yatırım yapmak lazım galiba. 

https://www.home.saxo/education/webinars?list=archive&cat=all

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın! Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın