Kasım görünümlü haziran…

Biyometeoroloji terimine yabancıydım.  Biyometeoroloji, iklim faktörlerinin canlılar üzerinde bıraktığı etkileri inceleyen bilim dalı.  Bugünlerde çevremde gördüğüm enerjisizlik, mutsuzluk ve uykusuzluğu incelemeye yarayan, aradığımız bilim dalı bu olsa gerek.  Plankton patlamasından dolayı Maldivlerdeki gibi turkuaz bir denize kavuşmamız bile, bizi tam anlamıyla bir yaz havasına sokamıyor.  Boğazın büyüleyici rengi yabancı basına haber olsa da, haziran ayı biterken balkonda titremeden bir kahve keyfi yapamıyoruz.  Sonbahar kıvamında kat kat giyinmeden yürüyüş yapamıyor, bazılarımız ise yağmur öncesi başlayan migren ağrıları, eklem ağrılarıyla mücadele ediyoruz.  Bütün sene beklediğimiz üç yaz ayından biri, balkondan süpürülen fazla sular gibi gözümüzün önünde akıp gidiyor.  

***

İlk defa sokaklarda yağmur çizmeli insanlar gördüğüm bir haziran ayında bu aralar duyduğum en güzel haber ise, perşembe gününden sonra güneşe ve gerçek bir yaza kavuşacak olmamız.  Bu kasım formalı haziran ayının biteceğine en çok da okulları yeni biten çocuklar için seviniyorum.  Bütün sene okula gitmiş çocukları haftalarca yağmurlu bir yazın beklediğini düşünemiyorum. Bazı ülkelerde maalesef durum bu… Aslında insan psikolojisini etkileyen, soğuk havadan ziyade, güneş ışığının azlığı… Serotonin seviyemizin düştüğü bu ‘yaz’ ayında güneşli ve keyifli günler bizi bekliyor.  Belki de geç gelen yaz, bazen kıymetini bilmeden geçiştirdiğimiz güzel havaların keyfine varmamıza sebep olur.  

***

Gök gürültülü ve sağanak yağışlı havalardan en çok etkilenen canlılardan biri de köpekler. Bazıları sahiplerinin yanından ayrılmazken, bazıları titreme geçiriyor veya bir köşede gül böreği gibi kıvrılıp mutsuz ve korkan gözlerle etrafına bakıyor. Hatta panik atak geçiren köpekler de oluyor.  Sebebi ise köpeklerin, fırtına öncesi insanların hissedemediği barometrik basınçlar ve gök gürültüsünden önce insanların duyamadığı gürültüler duymaları. İnsan kulağıyla duyulamayan bu gümbürtülerin ne olduğunu anlamamaları, korkuya sebep oluyor. Bu durumda önerilen en iyi yöntemlerden biri köpeğinize daha yatıştırıcı sesler dinletmek. Bir müzik CD’si takmak, hatta televizyonu açmak bile köpeğinizi rahatlatabilir. Gök gürültüleri, en cüsseli köpeği bile endişeli bir yavru köpek görünümüne sokabiliyor. Bu durumda köpeğinizin yanında olmak, onu okşamak aslında onun için en büyük güvence. 

***

İşin bilimsel kısmını bilmem ama doğadaki ani değişiklikler beni hep kokutur. Boğazın yeni renginin keyfine doyamadan ofisimde masamın sallanmasına sebep olan deprem endişelerimi arttırsa da, sonradan okuduğum açıklamalar bu konuda beni rahatlattı. Bu güzel rengin sebebinin 29 Mayıs’tan itibaren Karadeniz’de artan fitoplankton sayısı olduğunu, daha evvel de sayının arttığını ama ilk defa denizin renginde bu kadar gözle görülebilen bir açılma olduğunu da NASA’nın açıklamalarından öğrendim. Turkuaz boğaz ve deprem birbirinden bağımsız olaylar olduğuna göre, bize de bu güzel rengin keyfine varmak düşüyor…

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın! Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın