Bir solukta ekonomik veriler

İktisat diğer adı ile ekonomi sözcüğünün eski Yunan’da ‘Oikia Nomos’ olarak ‘Ev Yönetimi’ kökeninden geldiği kaynaklarda geçer. En küçük organizasyon aile ise ailenin bütçesinin ve finansal verilerinin nasıl yönetildiğinden hareketle bu isim verilmiştir. İktisat haliyle refahın toplumda nasıl çoğaltılacağı ve eşit dağıtılacağı ile alakalı bir bilim dalıdır. Farklı kuramlar, hipotezler ve tezlere sahip ekollerin görüşleri ışığında gelişir.

Salt ekonomi ile ilgili akademik kitapların dışında yazılmış günümüzde birçok kitap -örneğin Freakonomics- bulunmasına karşın borsa, piyasa, 2008 krizi, bankacılık dışında salt ekonomik kuramları daha çok konu alan (2011 yapımı) bir film bulunur. Ki, ekonominin bu (s)alt başlıklarını konu alan filmlerin sayısı da on – yirmiyi ancak bulur, banka soyguncusu temalı Hollywood filmlerini haliyle ekonomiden sayamayacağımız için… Özetle, insanlığın varlığından bu yana kafasını meşgul eden para, iktisat gibi kavramlar ile ilgili çok fazla film bulmak mümkün değil. Star Wars serisi örneğin Galaktik bir yönetim modeli içerisinde farklı türlerin ekonomik çalışma modellerine günlük hayatları üzerinden atıfta bulunsa veya The Matrix serisi günlük insan hayatının aslında sanal bir gerçeklik üzerinde ekonomik olarak döndüğünü konu alsa da doğrudan ekonomiyle ilgili senaryo bulunmuyor ile film yoktan kastımız GYSİH, küreselleşme, finansal piyasalar, dış ticaret, ekolojik denge gibi iktisadi kavramları net ve salt bir şekilde konu alan filmler. Bunları içeren tek film ise Helena Norberg-Hodge, Steven Gorelick ve John Page’in 2011 tarihli belgesel filmi ‘The Economics of Happiness’. Özetle küreselleşmenin ve GSYİH gibi çeşitli endekslerin ve verilerin ifade ettiği ekonomik refah ve zenginlikten çok bunların negatif boyutlarını konu alan, sürdürülebilir gerçek zenginlik (ekonomik refah) ve mutluluğun ne olduğunu tanımlamaya çalışan çeşitli festivallerde ödüller almış bir film. Japonya’da Biyolojik Çeşitlilik Günü olarak 22 Mayıs 2011’de gösterime girmişti. Merak edenler için bir web sitesi de var1. Tabii, burada Erin Brockovich ile Julia Roberts hemen akla geliyor ve tabii piyasalar deyince Michael Douglas ile Wall Street. Salt ekonomi veya piyasa konulu filmlerin dünyada niye az olduğunu tartışmak lazım. Acaba bu konuda senaryo yazarlarının konuya uzak olması mıdır sorun, gişe kaygısı mıdır, uzaylılar daha mı ilginç bir konudur veya aslında para, ekonomi, piyasalar aslında o kadar önemli değil midir, yoksa “Zaten her gün haberlerde takip ediyoruz bir de para verip niye parayı tekrar seyredelim” midir? 2008 krizini konu alan filmlerin sayısındaki artış biraz cesaret verse de hâlâ bir elin beş parmağı kadar oldukları için, “Aman daha büyük bir kriz olmasın film sayısının artması için” diyelim ve ülkemizin ekonomik verilerinin özetine geçmeden hızlıca bir film eleştirmenliği koltuğuna geçelim. Madem filmlerle başladık yine oradan bir hatırlatma ve düzeltme yapalım.

THE DEVİL WEARS PRADA

Ayrıntılar önemlidir. Küçük nüanslardır farkı yaratan. Özellikle büyük markaların kurumsal (marka) iletişimi yönetmesi günümüzde sosyal medyanın varlığı nedeni ile daha kolay ancak bir o kadar da zor hale gelmekte. İletişim kazaları ekonomik terminoloji ve bilgi derinliği gerektiren konularda ve haber programlarında da yaşanabiliyor. Bugün kağıt para ile bozuk para arasındaki farkı bilmeyen birçok finans(al hizmetler) çalışanı bulunmakta. Bu vesile ile 8 Şubat 2017 tarihli ‘Paranın Yönetimi Hata Affetmez’ başlıklı yazımızı hatırlatalım. Kemal Soydere Kara Sevda dizisinin geçen haftaki bölümünde Emir Kozcuoğlu’nun kardeşi Asu Kozcuoğlu’nu aramaktadır. Bir emlak ajansından kaçırıldığı (saklandığı) evi bulmak için zorla bilgi alır. Emlakçı Asu’nun yanındaki Emir’in asistanı Tufan Kaner’e ulaşır ve evin bedelini bankadan daha hızlı göndermesini ister. Bu şekilde bankadan paranın transfer edileceği şubeyi ve kaldıkları bölgeyi bulmaları mümkün olacaktır. Para transfer edilince emlakçı hesabın bulunduğu şubedeki bankacıyı arar ve paranın geldiği şubeyi sorar ve Kemal Asu’ya ulaşır. Dizide ve senaryoda mümkün olan bu durum pratik hayatta Bankacılık Kanununa göre suçtur. Keza ticari sırrı açıklamak Türk Ceza Kanununa göre de suçtur. Müşteri bilgilerinin gizliliği ile ilgili maddeye göre kamuya açık bilgiler ve yasal durumlar gibi özel hallerin dışında banka müşterisi ile ilgili bilgilerin dışarıya verilmesi müşteri talimatı haricinde yasaktır. Gerçi benzer bir durum bir banka reklamında bireysel portföy temsilcisinin müşterileri ile çektiği hatıra fotoğraflarını uçakta yanındaki başka bir bankacıya gösterirken de olmuştu. Senaristler mevzuata hâkim olamayabilir ancak biz finansal okur yazarlığa katkı anlamında konuyu hatırlatalım istedik. Her durumda ekonomi, piyasa, ticari hayat ile ilgili film, belgesel ve dizileri desteklediğimizi daha önce yazmıştık. Özellikle birazdan ekonomik verileri özetlerken aslında toplumda finansal yönetim ve okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu vurgulamak açısından, ekonomik bilgiyi ve finansal kültürü anlatacak bu tarz sanatsal aktivitelere, film ve tiyatrolara belki de Kültür ve Turizm Bakanlığı ile beraber Ekonomi Bakanlığınca teşvikler sağlanmalı diyerek ekonomik ajandaya katkı yazımızı burada sonlandıralım. Sanata katkı içinse konuya uygun temalı iki tiyatro oyununa buradan bir teşvik biz sağlayalım. Hakan Yılmaz, Hande Subaşı, Turgut Tunçalp, Eylül Öztürk’ün performansı ile sahnelenen ‘Yetersiz Bakiye’ oyunu günümüz tüketim toplumunu konu alıyor. Devlet Tiyatrolarında ise Berkay Tulumbacı’nın performansı ile sergilenen ‘İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı’ 2001 krizini, insan kaynaklarını ve iş başvurularını konu alıyor.

EKONOMİK VERİLER AZ SONRA

Biliyorum hâlâ ekonomik verilere gelmediğimiz için yoruldunuz ama reyting almak öyle kolay bir iş değil. Magazin haber programında haliyle “az sonra, birazdan” diye kitleyi kendine bağlamak lazım. Sponsorlar daha çok kitlelere ulaşmak ister ve reklam günümüzde yazılı basın için hâlâ en önemli kaynak. Koca The Independent 2016 Mart ayı sonu itibarı ile salt online gazeteye döndü. Ekonomik verilere geçmeden önce dünyadaki genel konjonktürü şöyle bir hatırlayalım. 2008 küresel krizi sonrası birçok ülke hazinesi battı. Tarihe karışan (finansal) şirketler dışında merkez bankaları topa girdi ve küresel likiditeyi girdap seviyesine kadar arttırdı. O kadar likiditeye rağmen ekonomiler toparlanamayınca varlık alım programı önce FED’de yavaşladı, sonra durdu, şimdi bilançoyu daraltmayı konuşuyorlar. Bu arada Richmond FED Başkanı Jeffrey Lacker FOMC tutanaklarını sızdırdığı için istifa etmek zorunda kaldı. Derken FED faizleri arttırmaya başladı. Avrupa Merkez Bankası henüz bu sürece girmedi ama onların da kaçınılmaz bu sonu yakındır. Derken seçimler başladı. Scorpions ‘Winds of Change’ sağdan sağdan gelip, sabah yeli ılgıt ılgıt eserken Brexit ile AB’de kopuş başladı. Trump’ın seçimi ile beraber korumacı ekonomik anlayış koptu geliyor derken, Florida’da Çin Devlet Başkanı ile masaya oturduğunu gördük. Aynı gün Tomahawk’lar kopup Suriye’ye giderken, Kuzey Kore’ye doğru ABD filosunun galopa çıktığını gördük. Kıyamet kopmadan şu AB’deki seçimler bitse, Rusya ile AB(D) arasındaki tansiyon düşse, haliyle iki arada bir derede biz varız, bütün dünya buna inansa, insanlar kardeş olsa, hayat bayram olsa derken, ABD’deki seçimlere sızdığı iddia edilen Rus hacker’ın yakalandığı haberi gündeme düştü. Dünyada artan terörün yanında İtalyan bankalarında, Deutsche Bank’ta yaşanan sorunlar artık gündem bile alamaz hale geldi. Farkındaysanız Yunanistan ekonomisini konuşmuyoruz bile zaten piyasada traderlar da CDS’lerini fiyatlamıyorlar çünkü tahvil bile ihraç edemiyorlar. Yine Fransa’daki seçimlerin kaotiğinde ekonomik performans rasyoları Brexit referandumu öncesinde dibe vuran İngiltere’nin ekonomisini kimse konuşmaz oldu. Çin’in yavaşlayan ekonomisinde hafif hafif bozulan ekonomik verileri arasında kimse Suudi Arabistan’da çalışan expat’ların gelirlerine vergi koyacağının henüz farkında bile değil. Ekonomik korumacılık ile küreselleşmenin sona erdiğini ispat etmek için bir sinyal daha. Yatırım yapılabilir bu G-10 ülkeleri paradigmasını çoktan yıkan dünyadaki bu gelişmeler ışığında bakalım ülkemizde salt finansal veriler nasıl? Veriler BUMKO, Hazine, TCMB, TUIK, BDDK’dan özet olarak derlenmiştir.

 

EKONOMİK VERİ ÖZETİ

Kamu brüt borç stokumuz 2016 sonunda 819,5 milyar TL. 514 milyar TL.’si iç borç. TCMB ve kamu finansal varlıkları ve İşsizlik Fonu çıktığında nette 219 milyar TL. borcumuz var. 2000 yılından bu yana nette üç katına çıkan bu borcun GYSİH’ya oranı ise %8,4. AB tanımlı bu oran ise %28,3. Kamunun bütçesi faiz dışında fazla veriyor. Bütçenin GYSİH’ya oranı %1,4. Borçlanma gereksinimi düşük. İşsizlik %12 civarlarında. GSYİH 726 milyar Dolar. 142 milyar Dolar ihracata karşılık 198 milyar Dolar ithalat var. TÜFE %8,5. Endeksin başlangıç yılından bu yana ortalama enflasyon oranı %300 artmış. TCMB politika faizi %8, TCMB ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti yaklaşık %11. İki yıllık tahvil oranı %11. Bankaların sermaye karlılığı %14,28, sermaye yeterlilik rasyosu %15,57. Brüt dış borç 416 milyar Dolar seviyelerindeyken nette 260 milyar Dolar. TCMB döviz rezervi 89 milyar Dolara gerilerken DTH toplamı 180 milyar Dolar civarında.

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın! Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın