Alüminyum Hurda Geri Dönüşüm

Auschwitz’i tanıyalım

Almanya’daki rejim karşıtlarının hapsedilmesi ve SS kontrolündeki, değişik endüstrilere işçi tedarik etmek amacıyla kurulan Auschwitz Kampı, zaman içinde dünyanın en büyük ölüm fabrikasına dönüştü

Auschwitz Toplama Kampı kompleksi kendi türünde Nazi rejimi tarafından oluşturulan en büyük kamplardan biriydi. Üç ana kamptan oluşuyordu. Başlangıçta kampların hepsinde zorunlu çalıştırılmak için getirilmiş ve hapsedilmiş esirler vardı. 1942 yılında kamplardan biri ‘Nihai Çözüm’ programı çerçevesinde öldürme merkezi olarak da kullanıldı. Kamplar savaş öncesi Almanya-Polonya sınırında yer alan Yukarı Silesia yakınına, Krakov’un yaklaşık 37 mil batısına kuruldu. Yukarı Silesia bölgesi Polonya’nın işgalinden sonra 1939 yılında Nazi Almanya’sına katıldı. SS subayları Polonya’daki Oswiecim şehrinin yakınına üç tane ana kamp kurdu: Mayıs 1940’ta Auschwitz I, 1942’nin başında Auschwitz II (Auschwitz-Birkenau) ve Ekim 1942’de Auschwitz III (Auschwitz-Monowitz) kampları.

Auschwitz toplama kampı kompleksi Toplama Kampları Müfettişliği’nin emrindeydi. 1941’den itibaren Toplama Kampları SS Operasyonları Merkez Bürosu’nun, Mart 1942’ye kadar Toplama Kampları Müfettişliği’ne bağlı kaldı. Mart 1942’den Auschwitz’in kurtuluşuna kadar, Müfettişlik SS Ekonomik-İdari Merkez Bürosu’na bağlıydı.

Kasım 1943’te, SS idaresi Auschwitz-Birkenau ve Auschwitz-Monowitz kamplarının bağımsız birer toplama kampı olacağını belirten kanun hükmünde kararname yayınladı. Auschwitz I’in komutanı Auschwitz’e atanan bütün SS birimlerinin SS garnizon komutanı olarak kaldı ve üç kumandanın en kıdemlisi oldu. Esirlerin kayıtlarını tutmak, çalıştırılmalarını düzenlemek, genel anlamda idari işlerden sorumlu SS bölümleri, Auschwitz I’de kalarak, kampın merkezi idaresini sağladı. Kasım 1944’te, Auschwitz II Auschwitz I ile yeniden birleştirildi. Auschwitz III’in ismi değiştirilerek Monowitz toplama kampı oldu.

Auschwitz Toplama Kampı’nın komutanları, Mayıs 1940’tan Kasım 1943’e kadar SS Yarbay Rudolf Hoess, Kasım 1943’ten 1944 Mayıs ayı ortalarına kadar SS Yarbay Arthur Liebenenschel, 1944 Mayıs ayı ortasından Ocak 1945’e kadar SS Binbaşı Richard Baer idi. Bağımsız bir kamp olduğu süre içinde (Kasım 1943’ten Kasım 1944’e kadar), Auschwitz-Birkenau Kampı’nın komutanları ise Kasım 1943’ten 1944 Mayıs ayı ortalarına kadar SS Yarbay Friedrich Hartjenstein ve Mayıs ayı ortalarından Kasım 1944’e kadar SS Yüzbaşı Josef Kremer oldu. Monowitz Toplama Kampı’nın komutanı ise, Kasım 1943’ten Ocak 1945’e kadar SS Yüzbaşı Heinrich Schwarz’dı.

AUSCHWITZ I

Ana kamp Auschwitz I, Oswiecim yakınlarında kurulan ilk kamptır. Kampın yapımı şehrin dışındaki terk edilmiş Polonya ordusuna ait topçu barakalarında Mayıs 1940’da başladı.  Kampın kurulduğu ilk yılda, SS subayları ve polis yalnızca kampın kullanımına hizmet edecek yaklaşık 40 km2’lik bir alanı ‘kalkınma bölgesi’ ilan etti. İlk Auschwitz esirleri siyasi nedenlerle hapsedilen, Almanya Sachsenhausen’deki toplama kampından getirilen Almanlardan ve Krakov Bölgesi’nde bulunan Tarnow’dan ve Lodz’da bulunan Dachau Toplama Kampı’ndan gelen Polonyalı siyasi esirlerden oluşuyordu.

Diğer Alman toplama kampları gibi, Auschwitz I’in kurulmasının da üç amacı vardı:

1) Almanya’daki rejim karşıtları ve Polonya’daki Alman işgalci birliklerine zarar verebileceği düşünülen kişilerin süresiz hapsedilmesi,

2) SS kontrolünde, değişik endüstrilerde kullanılabilecek işçi tedariki,

3) Nazi Almanya’sının güvenliği için, Nazi rejimi, SS subayları ve polis tarafından ölüm emri verilen hedef grupların fiziksel olarak ortadan kaldırılabileceği bir alan sağlamak.

Diğer toplama kamplarında olduğu gibi, Auschwitz I’de de gaz odası ve krematoryum vardı. Başlangıçta, SS mühendisleri geçici ihtiyacı karşılamak üzere ilk deneysel gaz odasını 11. Blok’un bodrumunda kurdu. Daha sonra ise, daha büyük, kalıcı bir gaz odası krematoryumun bir parçası olarak inşa edildi.

Auschwitz I’de, 10 numaralı blokta SS doktorları tıbbi deneyler yaptılar. Bebekler, ikizler, cüceler üzerinde temiz ırk yaratma araştırmaları, yetişkinler üzerinde ise zorunlu kısırlaştırma, hadım etme, dayanıklılık gibi deneyleri gerçekleştirdiler. Bu doktorların en ünlüsü SS Yüzbaşı Dr. Josef Mengele idi.

Krematoryum ve tıbbî deneylerin yapıldığı blokların arasında (11. ve 10. Blok), SS subaylarının binlerce esiri infaz ettiği ‘Kara Duvar - Black Wall’ yer alır.

AUSCHWITZ II

Auschwitz II ya da Auschwitz-Birkenau Kampı’nın yapımı Brzezinka (Birkenau- huş ağacı) civarında Ekim 1941’de başladı. Oswiecim yakınlarına kurulan üç kampın arasında, Auschwitz-Birkenau kampı en yüksek toplam esir sayısına sahipti. Kamp dikenli elektrikli tellerle birbirinden ayrılan birçok bölüme ayrılmış olup, Auschwitz I’de olduğu gibi, SS subayları ve Ukranyalılar tarafından korunuyordu. Kampta kadınlar ve erkekler için bölümler, Almanya, Avusturya, Bohemia ve Moravia’dan getirilen Romanlar ve Terezin (Theresienstadt) Gettosu’ndan getirilen Yahudi aileleri için aile kampı mevcuttu.

Auschwitz-Birkenau Kampı’nda ayrıca ölüm merkezi olarak kullanılabilecek tesisler de vardı. Bu kamp Almanların Avrupalı Yahudileri yok etme planında (Nihai Çözüm)  çok önemli bir rol oynadı. 1941 yazı ve sonbaharında, toplu öldürme aracı olarak Zyklon B gazı Alman toplama kamplarında kullanılmaya başlandı. Auschwitz I’de, Eylül ayında, SS subayları Zyklon B gazını ilk kez toplu katliam aracı olarak test etti. Bu deneylerin ‘başarısı’ Zyklon B’nin Auschwitz kompleksindeki tüm gaz odalarında kullanılmasına yol açtı. SS subayları öncelikle, Birkenau yakınında iki çiftliği gaz odası hâline getirdi. ‘Geçici’ gaz odası I 1942’de çalıştırılmaya başlandı ve daha sonra kaldırıldı. Geçici gaz odası II Haziran 1942’den 1944 sonbaharına kadar kullanıldı. Ancak var olan gaz odaları yetersiz kalmaya başlayınca 1943 yılının mart ve haziran ayları arasında dört büyük krematoryum binası daha inşa edildi. Tüm krematoryumlar üç bölümden oluşuyordu: soyunma odası, gaz odası ve ceset yakma fırınları. Auschwitz-Birkenau Kampı’ndaki gaz odalarında öldürme işlemi Kasım 1944’e kadar devam etti.

AUSCHWITZ MAHKÛMLARI

Avrupa’da Almanya tarafından işgal edilmiş ya da Almanya’nın müttefiki olan hemen hemen bütün ülkelerden trenler, Yahudi yolcularını bırakmak üzere sık sık Auschwitz-Birkenau Kampı’na gelirdi. Trenler 1942’den, 1944 yazının sonuna kadar Yahudi taşımaya devam etti. Ülkelere göre, kampa getirilen Yahudilerin sayısı yaklaşık olarak aşağıdaki gibidir: Macaristan: 426.000, Polonya: 300.000, Fransa: 69.000, Hollanda: 60.000, Yunanistan: 55.000, Bohemya ve Moravya: 46.000, Slovakya: 27.000, Belçika: 25.000, Yugoslavya: 10.000, İtalya: 7.500, Norveç: 690, diğerleri (toplama kampları da dahil olmak üzere): 34.000.

Auschwitz-Birkenau Kampı Nihai Çözüm planı kapsamında Avrupa Yahudilerini yok etme açısından çok verimli kullanıldı. Örnek olarak, 1944’te, nisan sonu ve haziran başında 426.000’i Auschwitz Toplama Kampı’na olmak üzere, yaklaşık 440.000 Macar Yahudi’si kamplara gönderildi. SS subayları gelenlerin yaklaşık 320.000’ini doğrudan Auschwitz-Birkenau’daki gaz odalarına gönderdi ve yaklaşık 110.000’ini ise Auschwitz Toplama Kampı’nda zorla çalıştırdı. SS yetkilileri hayatta kalan Macar Yahudilerinin birçoğunu, Auschwitz’e geldikleri hafta, Almanya ve Avusturya’daki diğer toplama ve çalışma kamplarına gönderdi.

Toplamda, çeşitli ülkelerden yaklaşık 1,1 milyon Yahudi Auschwitz’e gönderildi. SS subayları ve emniyet yetkilileri 140.000–150.000 Yahudi olmayan Polonyalı, 23.000 Roman ve Sinti (Çingene), 15.000 Sovyet savaş esiri ve farklı milletlerden (Sovyet siviller, Litvanyalılar, Çekler, Fransızlar, Yugoslavlar, Almanlar, Avusturyalılar ve İtalyanlar) 25.000 kişi olmak üzere, yaklaşık 200.000 kurbanı daha Auschwitz’e gönderdi.

Auschwitz-Birkenau Kampı’na yeni gelenler arasında çalışmaya uygun olan ve olmayanlar olarak seçim yapıldı. SS yetkilileri gelenlerin çoğunluğunun çalışmaya uygun olmadığına karar verdi ve bu kişileri derhal gaz odalarına gönderdi. Gaz odaları kurbanlarını yanıltmak için duş tesisatı olarak kamufle edilmişti. Gaz odasına alınanların eşyalarına el konuldu. El konulan bu eşyalar daha sonra Almanya’ya gönderilmek üzere  ‘Kanada’ deposunda tasnif edildi. (Kanada esirler için zenginliği sembolize ediyordu.)

Auschwitz’de en az 960.000 Yahudi öldürüldü. Bunun dışında, 74.000 Polonyalı, 21.000 Roman (Çingene) ve 15.000 Sovyet savaş esiri ve diğer milletlerden (Sovyet sivilleri, Çekler, Yugoslavlar, Fransızlar, Almanlar ve Avusturyalılar) 10.000–15.000 kişi daha öldürüldü.

7 Ekim 1944’te, Auschwitz-Birkenau’da ölüm sırasının kendilerine geldiğini hisseden bir grup Sonderkommando (çoğunlukla Yahudilerden oluşturulan, gaz odalarından cesetleri toplama, cesetlerden altın dişleri çıkartmak gibi zorunlu görevleri olan mahkûmlar)  isyan başlattı. Ayaklanma sırasında, esirler üç gardiyanı öldürdü ve krematoryumu ve yanındaki gaz odasını tahrip etti. Patlayıcılar silah fabrikasında çalıştırılan Yahudi kadınlar tarafından kampa kaçak olarak sokulmuştu. Almanlar ayaklanmayı bastırdı ve ayaklanmaya katılan esirlerin neredeyse hepsini öldürdü. Patlayıcıları kampa sokan Yahudi kadınlar ise, Ocak 1945’in başında herkesin gözü önünde asılarak idam edildi.

Gaz odalarındaki katliamlar Kasım 1944’e kadar devam etti. Sovyet Kuvvetlerinin yakınlaşması üzerine Ocak 1945’te tüm gaz odaları ve krematoryumlar SS ler tarafından yıktırıldı.

ROMAN AİLE KAMPI

1942 Aralık ayında, Himmler, tüm Sinti ve Romanların başta Auschwitz olmak üzere, toplama kamplarına gönderilmelerini emretti. Bu emirden hemen sonra Auschwitz-Birkenau’da Ziegeunerfamilienlager (Roman aile kampı) olarak adlandırılan, diğer bölümlerden tecrit edilmiş bir kamp kuruldu. İlk Alman Roman kafilesi 26 Şubat 1943’de bu kampa yerleştirildi. Bu özel kampta 32’si yatakhane, 6’si tuvalet olarak kullanılan toplam 38 baraka bulunmaktaydı. Toplamda 20.927 kadın, erkek ve çocuk Roman 32 barakaya yani baraka başına 634 kişi sıkıştırıldı.

1700 Polonyalı Roman’dan oluşan ikinci kafile 23 Mart 1943 tarihinde Bialystok’tan yola çıkartıldı. Ancak kafilede tifüs salgını olduğundan bu grup hiç kampa sokulmadan Auschwitz gaz odalarına gönderildi.

2-3 Ağustos 1944’de Roman aile kampının kapatılması ve Romanların imha edilmesi kararı üzerine kamp sakinleri gaz odalarına gönderildi.

Roman’ların Naziler tarafından katledilmesine Roman dilinde ‘Parajmos – Acı Olay’ olarak adlandırılır.

AUSCHWITZ III

Buna ya da Monowitz olarak da bilinen Auschwitz III, Polonya kasabası Monowice dışında bulunan Buna sentetik kauçuk fabrikasında çalışacak esirleri barındırmak üzere Ekim 1942’de kuruldu. 1941 baharında, Alman I.G. Farben şirketi yöneticilerinin sentetik kauçuk ve akaryakıt üretme planlarını uygulamak için toplama kampındaki işgücünden faydalanarak bir fabrika kuruldu. I.G. Farben, Auschwitz III’e 700 milyon Reichsmarks’tan (1942’de yaklaşık 1,4 milyon ABD doları) fazla yatırım yaptı. Mayıs 1941’den Ekim 1942’ye kadar, mahkûmlar Auschwitz I’den Buna Kampı’na yürüyerek, daha sonraki tarihlerde trenle nakledildi. 1942 sonbaharında Auschwitz III’ün inşası ile birlikte, Buna’da konuşlandırılmış esirler Auschwitz III’ esir kampında yaşamaya başladı.

Auschwitz III’te yalnız Yahudiler değil, Yahudi olmayan esirler de bulunuyordu. İş disiplinine uyum sağlamaları amacıyla Yahudi olmayanlar için yapılmış bir ‘İşçi Eğitim Kampı’ da vardı.

AUSCHWITZ ALT KAMPLARI 

1942–1944 yılları arasında, Auschwitz’deki SS yetkilileri 39 yan kamp kurdu. Kampların bazıları Budy, Rajsko, Tschechowitz, Harmense ve Babitz de dahil olmak üzere, resmi ‘kalkınma bölgesi’ olarak ayrılmış alanlarda kuruldu. Blechhammer, Gleiwitz, Althammer, Fürstengrube, Laurahuette, Eintrachthuette gibi kamplar ise, Yukarı Silesia’nın kuzeyinde ve Vistula Nehri’nin batısında kuruldu. Yan kampların bazıları da Moravya, Freudental ve Bruenn (Brno)’da bulunuyordu. Genel anlamda, esirlerin sanayi ve silah ürünlerinin üretiminde ya da yeraltı madenleri çıkartmaya dayalı sanayilerde çalıştırıldığı kamplar  (kömür madenleri, taşocakları gibi) idarî açıdan Auschwitz-Monowitz’e bağlıyken, tarım ürünleri üreten ve işleyen yan kamplar idarî açıdan Auschwitz-Birkenau’ya bağlıydı. Kasım 1943’ten sonra, idarî anlamdaki bu ayrılık ortadan kalktı.

Auschwitz’de kalanlar Rajsko’daki deneysel tarım merkezi de dahil olmak üzere, büyük çiftliklerde çalıştırıldı. Bu kişiler ayrıca kömür madenlerinde, taş ocaklarında, balıkçılıkta ve özellikle SS’e ait German Equipment Works (1941’de kurulan Alman Teçhizat İşletmeleri) gibi silah sanayinde faaliyet gösteren fabrikalarda çalışmaya zorlandı. Esirler düzenli aralıklarla seçim işlemine tabi tutuluyordu. SS esirlerin çalışamayacak kadar zayıf ya da hasta olduğuna kanaat getirilirse, bu esirler Auschwitz-Birkenau’ya sevk edilip öldürülüyorlardı.

Çalıştırılmak için seçilen esirler Auschwitz I’de kayıt oluyor ve sol kollarına kimlik numaraları dövme ile işleniyordu. Ardından yan kamplar da dahil olmak üzere, ana kampta ya da alt kamplarda çalışmak için ayrılıyorlardı.

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın