Alüminyum Hurda Geri Dönüşüm

Aydınlık bir geleceği böyle gençler kuracak

“Onu gözlükleriyle ve kalpaksız görün profesöre benzeyen bir edası var. Yüzünde idealist (hayalperest) bir şey var, özellikle gözlerinde, ama hayallerini gerçekleştiren bir hayalperest” C.K. Streit, Atatürk için

İstanbul’da bir fanusta yaşıyorlardı. Özel okullarda büyümüş, özel bir üniversitenin ikinci yılında eğitim görüyorlardı. Fanusta yaşadıklarının farkındaydılar. Onlara bir ülke, bir dünya sunuluyordu, televizyon üzerinden, diziler üzerinden… Kendileri gibi olmayan… Kendilerinden çok farklı olan bir Anadolu sunuluyordu. Bir fanusta yaşayıp bir illüzyonu seyrediyorlardı. Fanusun cam duvarları da onlara sunulan illüzyon gibi ayırıyordu her birini diğerinden. Sadece ekonomik olanakları/olanaksızlıkları değil, yaşamları, inançları, düşünceleri, eğitimleri... Her şeyleri farklıydı. Her biri öteki idi diğerine.

Derken bir gün görmek istediler. Dokunmak istediler onlara öteki olarak sunulanlara; öteki olarak sunulduklarını tanımak istediler. “Tanımıyorduk. Tanıyoruz, ama doğru tanıyor muyuz? Bilmiyoruz. Çünkü biz tanışmadık. Birileri bize tanıttı. Benim de asıl çıkış hayalim buydu. Sonuçta ben Türkiye’de yaşamak istiyorum ülkeme hizmet etmek istiyorum. Ülkemin insanını tanımak durumundayım haliyle. Gezmek görmek istiyorum. Ama bunu yaparken de bir yere bağlamak ve bir şeye hizmet etmek istiyordum” diyen Burak Savaş, bir gün liseden sınıf arkadaşı Denise Kazado’ya açıyor hayalini.

Mert Taslı’yı da alarak, üç arkadaş birlikte planlıyorlar neler yapmak istediklerini. Daha önce katıldıkları sosyal sorumluluk projelerinin her birinden kendi isteklerini bulamadıkları için ayrılmışlar. Ama birlikte çalışmışlar, hatta lisede bir kermesten 800 TL kazanmışlar. O 800 TL ile başlıyor her şey.  “Çocuklar” diyor Denise, “Çocuklarla bir şeyler yapalım.” Ve ülkelerini gezmek isteği ile faydalı bir şeyler yapma ihtiyacı arasında ‘Bir Tebessüm İçin’ projesini yaratıyorlar.

Tebessüm çünkü  “tebessüm anahtar” Burak için. “Çünkü öyle ya da böyle iki birbirini tanımayan, birbirinden uzak kalmış, uzak bırakılmış insan tebessümle birbirlerine ısınıp tekrar bir araya gelebiliyor. O tebessüm öyle bir şey ki, size o an güven verebiliyor, soru işaretlerini gideriyor kafanızdaki... O yüzden “bir tebessüm için” dedik. Şu anda çocuklar üzerinden ilerliyoruz ama aslında yapmak istediğimiz tam anlamıyla bir toplamsal uzlaşının temelini kurmak ve bunun da geçtiği yegâne noktanın, o ilk kıvılcımın, bir tebessüm olduğuna savunuyoruz.”

Yardım etmeye değil, ‘yardımlaşmaya’ gidiyorlar her şehirde bir ilkokula.  Birlikte oyun oynamaya. Beklentisiz. Ama oradaki çocuklara birer abla, abi olarak gidiyorlar. Toplar, atlama ipleri, yapbozlar götürüyorlar. Oynuyorlar çocuklarla, konuşuyorlar. Soruyorlar mesela, mutluluk nedir sizin için diye. İstanbul’daki akranları yeni bir telefonu sayarken mesela, ‘kardeşimin kahkahası’ cevabı ile karşılaşıyorlar. Okullara gittikçe, geliştiriyorlar projelerini; ‘hayalperest bir oda’ kuruyorlar okullarda. Hayalperest çünkü kendileri de aslında biraz hayalperest, “geleceğe dair umutlarımız da bizim gibi hayalperest insanlar üzerinden yeşerecek” diyorlar… O yüzden gezdikleri yerlerden mümkün olduğu kadar çok hayalperest yetişmesini istiyorlar.

Batıda ve doğuda. İmkanlar ve imkansızlıklar arasında, en çok şefkate ve önemsenmeye ihtiyacı olduğu gözlemliyorlar insanımızın.

İletişimi kuruyorlar bu gençler, çocuklarla oynuyorlar büyüklerle sohbet ediyorlar.  Ülkenin en çok ayrıştırılmış olan  -tabiri caizse- ‘İstanbullu züppe’ gençleri ile -yine tabiri caizse- ‘yurdum insanı’ bir köprü kuruyorlar ötekiliklerinin arasında.

Ve en önemlisi çok şey öğreniyorlar. Amaçları paylaşmak olunca kendi artılarını onların artılarıyla, görüyorlar ne kadar uzak durduğumuzu birbirimizden; “O kadar uzak duruyoruz ki birbirimizden! Oysa yan yana geldiğimizde çok güzeliz aslında. Çok eğlenebiliyoruz ve çok güzel işler başarabiliriz” diye özetliyor Denise. 

‘Bir Tebessüm İçin’ 18-24 yaş gençliğinin bir tebessüm üzerinden buluşma köprüsü. Yavaş ama sağlam büyümeye çalışıyorlar. Şimdi 15-20 kişiler. Daha da büyüyecekler. Tebessümün ve iletişimin, karşılık beklemeden paylaşımın toplumsal uzlaşının temelinde olduğunu görüyorlar çünkü. Onlara sunduğumuz ‘kavgacı ve birbirinden nefret eden güruhlar topluluklarının’ özünde öyle olmadığını görüyorlar. Nefretin bir seçenek olmadığını görüyorlar. Kendi sözleri ile “Kötülük iyiliğin önüne geçmek için illüzyonlar üretiyor. İyilikle kötülüğü yan yana getirdiğiniz zaman kötülüğün hiç bir şansı yok. O yüzden kötülük iyiliğin öne geçmemesi için önden önlem alıyor” Ancak bunu gözlemleyince, çözümün de ellerinde olduğunu da idrak ediyorlar. Korkunun bir seçenek olmadığını öğreniyorlar. Mutlu olmayı bilmediğimizi oysa aslında mutlu olmanın karşılıksız sevmenin çok kolay olduğunu öğreniyorlar. Farkına varıyorlar mutsuz olduğumuz zaman kendimizi mutlu edebileceğimiz şeylerin farkında bile olmadığımızı. “Mutsuzken gerçekten oturup mutsuz oluyoruz. Kendimizi kurtaralım noktasına gelemiyoruz hiç. Çünkü bilmiyoruz neyle nasıl kurtarabileceğimizi.”

En önemlisi de çözümün kendilerine bağlı olduğunu öğreniyorlar. “Gerçekten istediğim zaman bir şeyler başarabiliyorum ve gerçekten elimde bu gücün olduğunu öğretti bana çocuklar” diyor Denise. “Onların tebessümleri ile onların umuduyla ben bir şeyler başarabilirim. Ne kadar korkarsam korkayım, ben de bir şeyler yapabilirim bu dünya için”

Ve tüylerim diken diken, gözlerimde yaşlarla ayrılıyorum yanlarından. En umutsuz olduğumuz zamanlarda bile, gençlerimize güvenebileceğimizi görerek gururla ayrılıyorum. Biliyorum çünkü. Atamızın 19 Mayıs‘ı gençlere hediye ederken, geleceği onlara emanet ederken neden umutlu olduğunu biliyorum artık. Ülkemizin de, dünyanın da geleceğini bu gençlerin kuracağını görüyorum. Kötülüğün, nefretin, ayrışmanın yarattığı korunma fanuslarının anlamsızlığını görüyor artık gençler. Ayrışmanın barış ve huzur getirmediğini görüyorlar. Ve birlikte el ele vererek, fanus duvarlarını yıkarak aydınlık bir yaşamı kurmanın mümkün olduğunu keşfediyorlar.

Haklısınız hayalperest gençler. Birlikte çok güzelsiniz.

 

Meraklısına not:
‘Bir Tebessüm İçin’ projesini instagram’dan takip edebilirsiniz.  https://www.instagram.com/birtebessumicin

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın