Alüminyum Hurda Geri Dönüşüm

Sabetayizm ve Kabala

İlkini daha önceki haftalarda yayınladığımız Sabetaycılar yazısının ikinci bölümünde, Sabetayizm’i etkileyen fikirlerden bahsedeceğiz. Bu etkilerin en güçlüsü, Yahudi mistik bilgisi olarak tanımlanabilecek Kabala’dır

Sabetayizm ve Kabala

Sabetayizm’i etkileyen fikirlerin bir kolu da, son derece köklü bir geçmişi olan Yahudi geleneğine uzanır. Bu etkilerin en güçlüsü, Yahudi mistik bilgisi olarak tanımlanabilecek Kabala’dır

Zohar ve Tanah gibi İspanyol Kabalasına ait kitaplarla 16. yüzyılın Lurianik Kabalasının fikir ve imgelemeleri, Sabetayist ermişlerin düşüncelerinin somutlaşmasında en önemli rolü oynamıştı.

İnanan Yahudilerin pek azının bu literatür ile teması bulunsa da; Kabala Sabetayizm’e inanan orijinal kitlenin çekirdeğini oluşturan küçük bir hahamlar grubu için oldukça aşinaydı. Dahası, Kabala metinleri geniş Yahudi kitlelerince bilinmese de, Safed Kabalacılarının kişilik ve efsaneleri oldukça ünlüydü.

Yahudilerin İspanya’dan sürülmesinin ardından Kabala yavaş yavaş uzmanların oluşturduğu küçük ve gizli çevrelerinden çıkarak halka indi. 16. yüzyılda Zohar’ın İtalya’da baskısı yapıldı. Böylece parası olan her din adamı bir nüshasını alabilecekti. Diğer büyük bir gelişme de, yüzyılın daha sonraki kısmında Safed’de yaşanan Kabalacı düşünce patlamasıydı. Safed mistikleri arasında en etkili ekollerden biri Haham Isaac Luria’nınkiydi (AR”I). Luria ve öğrencilerinin doğaüstü bilgeliğine dair efsaneler, Yahudilikte azizlere dair yazılmış ilk örnekler arasında yer alıyordu. Bu hikâyelerde Luria, hem bir ermiş hem de Mesih olarak gösteriliyordu.

Kabalacıların otoritesi neden kaynaklanıyordu?

Kabalacıların otoritesi, Talmud, Midraşim (tefsir) ve kanunlar konusundaki engin bilgilerden kaynaklanmıyordu. Onların bilgeliğinin altında bir tür ruhani yetenek, hayal gücü ve çok zaman bunlara eşlik eden bir kehanet becerisi yatıyordu. Toplum içindeki güçleri itibarına dayanıyordu; mucizeleri, şifacılıkları, gerçekten haber verme becerileri… Dilden dile söyleniyordu… Kabalacıların çalışmaları, seçkin hahamlar ve onların literatürü ile doğrudan rekabete giriyordu.

Sabetayizm hareketinin başladığı tarihlerde henüz kırkında bile olmayan Sabetay Sevi’nin bir Talmud uzmanı, tefsirci gibi vasıfları yoktu. Ama Nathan gibi ruhanilik, çilecilik, kehanet yönleriyle ve Kabala metinlerindeki ustalığıyla itibar kazanmıştı. Kabalacılar gizli cemaatlere hükmeden bir cemaatti; dışarıdan birinin sorular sormasının yolu yoktu. Onun için bir kitabın soyağacını tahrif etme ve bu şekilde haham otoritesini zayıflatma yolu vardı.

 Sabetayist hareketin başlangıcında Gazzeli Nathan’ın, Sabetaycıların en büyük rakibi R. Jacob Sasportas haricinde hiç kimse tarafından fark edilmeden alabildiğine iddialı sahtekârlıklara imza atabilmesini bu açıdan daha iyi anlayabiliriz. Yahudiler, bir anda ortaya çıkıveren mistik ögeler içeren eserlere alışık olduklarından, kendilerine sahte eserler sunan Nathan de Moses Suriel’in üstüne gitmedi.

Anlaşılabilir kaynaklara dayandıkları söylense bile, Kabalacıların yaptığı birçok yorum, uzman olmayan biri tarafından kolay anlaşılamazdı. Farklı yorumlar, Kabalacı’ya esin ile gelir. Bu ezoterik bilginin önemli bir kısmı, Kabalacılara göre ruh gücü sayesinde elde edilir. Bu görüş özellikle Luria çevresinde yaygındı. Buna göre insanların içinde birden çok ruh vardır ve bunlar eski çağlardan çıkıp bir tek kişide toplanmıştır…

Kabala’nın bu gnostik bilgeliği sayesinde Sabetayistler, gülünç olabilecek bazı iddiaları çok ciddi bir şekilde ortaya koyabildiler. Kabala’yı Sabetay Sevi’nin garip hal ve tavırlarını, dinsel buyrukları çiğnemesini ve hareket içindeki gelenekleri izah etmek için kullandılar. Sabetay Sevi ve Nathan, daha eski çağlarda yaşamış bilge zatların, örneğin Haham Isaac Luria ve öğrencisi Hayyim Vital’in ayrıca Haham Akiba’nın, bazı din büyüklerinin ve diğer tarihi karakterlerin ‘gilgulimleri’ yani reenkarnasyonları olduklarını iddia ettiler. Gariptir, sade insanların ruhu başka insanlara pek devredilmiyordu. Mesela İspanyol mistik çalışması ‘Sefer ha- Mesiv’de yer alan metinler bir Kabalacı veya onların meydana getirdiği bir grup tarafından yazılmamış, Kabalacılara doğrudan doğruya kutsal melekleri tarafından yazdırılmıştı.

Kabalacıların tahrifat içeren metinlerde ortaya koydukları fikirlerin üretimi modern dönemlerdeki kehanetlerdi, nitekim de Kabala sözcüğü ‘alınan şey’ anlamına gelir. Bu tür eğilimler 16. yüzyılın Safed çevrelerinde sürekli olarak yayıldı.

17. yüzyılda Sabetay Sevi hareketi kuvvetlendi

 Sonuç olarak 17. yüzyılda Sabetay Sevi hareketi bu şartlar altında çok kuvvetlendi. O kadar ki insanlar, Tevrat yasalarının ihlaline ve geleneğin mistik olanla değiştirilmesine razı oldular.

Kabala’nın hazırladığı zemin olmasaydı, Sebetayizm muhtemelen başarılı olmayacaktı. Kabala, Mesih hareketinin başarısı için gereken birçok araca sahipti. Sabetay Sevi ve Nathan, mistiklerin yeni seçkinleri arasında yerlerini almışlardı. Kuşkusuz Sabetayizm’in gelişmesi başka birçok tali faktöre de bağlıydı. Örneğin, Hıristiyanlığın dönen ‘Conversos’ların Mesih beklentisi idi. Yahudilerin kabul edilmediği kentlerde örneğin Amterdam ve Londra’da “Converso” tüccarlardan oluşan gruplar, İberyalı Katolik (daha ziyade Portekiz) kimliğinin koruması altında yeni bir hayat kurarken, Mesihlik ve kehanet meselelerinde belirli bir eğilim sağlıyorlar ve Mesihlik senaryolarında kendilerine özel bir rol vereceğine inanıyorlardı.(1)

 Sabetay, Safed’den gelen Luriacı Kabalacılar ile kısa sürede temasa geçti ve tanıştı. Her sabah Talmud akademisine gidiyor ve buradaki âlimlerle fikir teatisinde bulunuyordu, şehre gelişinde birkaç ay sonra burada bir ev satın aldı. Evden çıktığı zaman genellikle şehir dışındaki Yuda çölündeki dağlara veya mağaralara gidiliyordu. ‘Rycaut, The History of the Turkish Empire’  adlı eserinde ‘Sabetay, kâinatın tek hükümdarı olacak, sonra da cennetten yapılmış, düzeltilmiş ve güzelleştirilmiş kutsal mabet gelecektir’ demekte.(2)

Keza Amsterdamlı yaşlı bir haham olan Shalom Ben Joseph, sinagoglarda okunan, ilahilerin, Isaac Luria’nın büyük hayranlık duyduğu Najara’nın mistik şiirlerinden uyarlandığını ve ilahilerin kurtuluş gününü müjdelediğini iddia ediyordu…

Yemen’deki Sabetaycı hareketin sözcüsü durumuna gelen şair Shalom Shabbazi bile şöyle diyordu; “…Mesih geldi, beraberinde İlyas Peygamber ile! Haykırışımız yankılansın. Mutluluk şarkılarıyla Sina’ya yükselsin”. (3)

Erken modernite döneminde ortaya çıkan bunalım

Yahudiliğin erken modernite döneminde ortaya çıkan bu bunalım, Sabetay Sevi ile Benedict de Spinoza’nın 17. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıktıkları zaman ortak koşullara ve gerçekleştirdikleri ortak sonuçlara da bağlıydı. İkisi de tescilli olarak Konverso (dönme) deneyimiyle bağlantılıydılar; Sabetaycılar ve Spinosizm, rabinik otoritenin ve ilkelerinin yasallığına meydan okuyan ideolojilere meydan açmışlardı. Bu konuda en iyi araştırmacılardan biri Gershom Scholem’dir. (Kabbalah, Kudüs 1974). David B. Ruderman’ın(4) yararlandığı bu büyük araştırmacı, ‘The Messianic Idea in Judaism and Other Essays  İn Jewish  Spirituality’de bu konuyu ayrıntılı olarak işlemektedir.

Kabalistler, görünenin ardında mutlaka bir şeylerin gizlendiği fikrinden hareket etmişlerdir. Bunun için kutsal metinlerde çeşitli sayılar ve matematiksel işlemlerle gizli gerçeği ortaya çıkarmaya çalışıyorlardı, ortaya çıkarılmaya çalışılan gizli gerçekler arasında kurtarıcı Mesih’in kim olacağı ve hangi tarihte geleceği de vardı. Aralarında en çok rağbet görenlerden birisi de Mileniyum’da bir Mesih’in mutlaka geleceği şeklindeydi. Yine Kabala’da 666 sayısının şeytanın yılı, ya da sayısı olduğu şeklinde bir inanış bulunuyordu. Bu iki sonuçtan hareketle,1666 yılının ‘hayati önemine’ ilişkin yaygın bir inanış oluştu. Sabetaycı inancın temellerini oluşturan Yaratılış ve Mesih’in gelişi kavramlarını çeşitli semboller oluşturur. ‘Kuzu Bayramı’ tepsisinde Davud’un Kalkanı, Yıldızı görülmektedir. Sabetaycı düşüncede temel bir konumu olan, Luria Kabalası’na göre evren, Tanrı’dan saçılan ilahi kıvılcımlar tarafından yaratılmıştır. Tepsinin sol üst ve sağ tarafında bulunan yılan başları, Sabetaycı inancın temelini oluşturan Zohar Kabalası’na göre Yaratan’ın iyi ve kötü yüzlerini ortaya koymaktadır ve birbirleriyle mücadele halindedirler. Mesih’in peydahlanacağına Ahiret günlerinde bu iki yılandan kötü olan kazanacak ve iyi yılana dönüştükten sonra Yahudi ulusunun kurtuluş kapılarını açacaktır, üstelik İbranice de yılan anlamına gelen ‘nahaş’ sözcüğünün ebced (gematrianın karşılığı: harflerin sayısal değeri ile gizli bilgileri çözmek) hesabına göre, sayısal değeri ‘maşiah’ sözcüğü ile eş değerdir.

Öte yandan Zohar kitabında geyik simgesiyle İbranilerin Mısır esaretinden kurtulması arasındaki ilişki işlenmiştir. Sevi, İbranice Tzvi (geyik) demektir. Bu durumda Mısır esaretinden kurtuluşu simgeleyen geyiğin doğumu aynı zamanda Mesih’in gelmesiyle gerçekleşecek kurtuluşu da simgelemektedir. Tepsinin iki tarafındaki gül rozetlerinin de Musevi mistik düşüncesi bağlamında yorumlanması mümkündür.

Luria Kabalasında Mesih gelmeden Yahudi Ulusunun gözyaşları vadisinden geçeceği ve yolunda dikenler arasında güller gibi dağılmış uluslar arasındaki kutsal ruhları seçeceği yazılıdır… Sabetaycı inancına göre Sevi’nin Mesihliği de bir Pesah günü ilan edilecekti.(5)

“…Ne çare ki Adem başarısız oldu, birleştirilmesi gerekeni birleştirip ayrılması gerekeni ayıracağı yerde o birleşmiş olanı kopardı”.

Tekvin 2’deki düşüş hikayesinden esinlenen Kabalacı bir metaforla ifade edildiği gibi, Adem meyveyi ağacından ayırdı. Bu metaforik anlam gelişmesiyle… 1662 yılında Sabetay Sevi’nin açıkladığı Mesihliğin Avrupa’dan Asya’ya uyandıracağı müthiş yankıları kimse hesap edemezdi… Ünlü tarihçi ve araştırmacı Gershom Scholem’in Sabetay Sevi üzerinde en kapsamlı ve tutarlı araştırması Sabetay Sevi, Mistik Mesih adlı kitabı, İzmir doğumlu Sabetay Sevi’nin ve müritlerinin ortaya çıkışını, Sabetay Sevi’nin ölümüne kadar geçen süredeki ilginç olayları, tam bir tarihçi tarafsızlığı ile okuyucuya sunmaktadır.(6)

KAYNAKÇA:

( 1) Sabetayist  Ermişler, Matt Goldish, Kırmızı Kedi, 2011,S.68-72 ve S. 64

(2) Sahte Mesih,Erhan Afyoncu, Yeditepe,2013, S. 103-107

(3) Kayıp Mesih, John Freely, Remzi Kitabevi,2001,S.127-132

(4)Erken Modern Dönem Yahudi Tarihi, David B. Ruderman,İnkilap,2013,S.125,126-131

(5) Sabetaycı Kabala’da Yaratılış ve Mesih (Gad Nassi,www.gadnassi.com)

(6) Sabetay Sevi, Mistik Mesih, Gershom Scholem, Kabalacı Yayınevi,2012

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın