Kipam olmadan asla!

Kipam olmadan asla!

Fransa’da ocak ayı hüzünlü başladı. Bir yıl önce 7 Ocak’ta Charlie Hebdo’ya ve 9 Ocak’ta Hyper Casher mağazasına yapılan ve 17 kişinin ölümüne neden olan terör saldırılarının birinci yılında bir hafta boyunca anma törenleri gerçekleştirildi. Paris Belediye Başkanı, İçişleri Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın katıldığı törenlerde anma plaketleri ve çiçekler konuldu, saygı duruşunda bulunuldu. Pazar günü, artık sembol haline gelen Republique Meydanındaki geniş katılımlı törende de 2015 yılında gerçekleşen tüm terör saldırıları lanetlendi, 10 metre yüksekliğinde bir meşe anı ağacı dikildi. Ünlü şarkıcı Johnny Hallyday gitarıyla ‘Ocak Ayında Bir Pazar Günü’ adlı bestesini seslendirdi.

Üzüntülere üzüntüler, korkulara korkular eklenmeye devam ediyor: 11 Ocak günü Marsilya’da kipa (Yahudi erkeklerin başlarını örtmekte kullandıkları küçük takke) takan Yahudi bir öğretmene, lise girişinde 15 yaşında Kürt kökenli bir Türk vatandaşı palayla saldırdı. 35 yaşındaki öğretmenin saldırgandan, elindeki din kitabını kullanarak korunduğu, elinden, sırtından ve böbreklerinden yaralandığı belirtildi. Marsilya Savcısı düzenlediği basın toplantısında daha önce sabıka kaydı olmayan gencin saldırıyı Allah ve İslam Devleti adına yaptığı yönünde ifade verdiğini, olayın kasıtlı işlenen bir antisemit saldırı olduğunu aktardı.

Paris’ten sonra Fransa’nın en yoğun Yahudi nüfus bulunan ikinci şehri Marsilya. 855 bin nüfuslu bu şehirde 70 bin Yahudi yaşıyor. Olayın ertesinde Marsilya Yahudi Konsistuar Başkanı Zvi Ammar verdiği demeçte şehirdeki Yahudilere ‘bu problemli günlerde kipalarını takmamaları’ tavsiyesinde bulundu. Açıklamasında ‘daha iyi günler gelene dek’ ibaresi dikkat çekiciydi. “Sözlerim ne teröre, ne bu barbarlara boyun eğmek değil, ama benim için insan hayatı diğer tüm kriterlerden daha kutsal. Ne yazık ki olağanüstü koşullar altında, olağanüstü bir karar almak zorunda kaldık. Olaylar karşısında biraz saklanmak gerek, başka çaremiz yok. Çok üzgünüm...” dedi. Kendilerine gereken korumayı sağlamaya çalışan devletten daha fazla bir şey isteyemeyeceklerini, her Yahudinin arkasına bir polis, jandarma veya asker koyulamayacağının altını çizdi.

Ammar’ın açıklamaları farklı tepkiler aldı. CRIF bölge temsilcisi Michèle Teboul, kişisel planda ‘normal’ yaşamaya devam etmek gerektiğini ama eğer Yahudilerin güvenliğini sağlayacaksa bu kararın karşısında eğilmekten çekinmeyeceğini belirtti. CRIF Başkanı Roger Cukierman ise bu tavsiyeye kesinlikle karşı olduğunu, bunun bir ‘vazgeçiş’ anlamı taşıyacağını, cihadistlere zafer duygusu vermeyeceklerini belirtti. “Kipa giymeye devam edecek, pes etmeyeceğiz” diyen Cukierman’a Fransa Baş Hahamı Haïm Korsia da destek verdi. Korsia Ammar’ın cemaate uyarı çağrısı yapmak istediğini, bunun bir ‘duygusal çığlık’ olduğunun altını çizdi. Hatta ertesi gün yapılacak Marseille-Montpellier maçına gelecek Marsilya taraftarlarına kafalarını örterek dayanışma göstermeye davet etti. Merkez Konsistuar Başkanı Joël  Mergui ise ‘Kipama dokunmayın!’ çağrısı yaparak Ammar’ın tepkisini abartılı bulduğunu, kipa takmamanın terörizm sorununu çözmeyeceğini belirtti. Toplumun her kesiminin vicdan özğürlüğünü desteklemesini istedi.

Politik yanıt da fazla gecikmedi. Cumhurbaşkanı  François Hollande, Fransız vatandaşlarının dini tercihleri nedeniyle ‘saklanmayı’ gerekli görmelerinin kabul edilemez olduğunu, buna asla izin vermeyeceklerini söyledi. Adalet Bakanı Christiane Taubira, “Günlük hayatta ve ülkemizin her yerinde her vatandaşımızın özgürlüğünü ve inancını yaşayabilmesini garanti etmek zorundayız. Tüm Fransız vatandaşları gibi Fransa’nın Yahudileri de kendilerini güvende hissetmelidir” dedi.

Europe 1’de konuşan ünlü felsefe hocası Raphaël Enthoven, ‘hiç bir zaman gelmeyecek olan iyi günlere dek’ kipayı çıkartarak dikkatli olmaya çalışmanın aslında akılsızca olduğunu söyledi: “Bir Yahudinin risk almadan kipayla gezmesi bir gün mümkün olabilir mi? Bence olmaz. Bugün kipayı giymemek artık hiç giyememek demek. Kipalı bir adama saldırı bir cemaat sorunundan çok evrensel bir sorundur. Kipa sadece dini bir sembol değil aynı zamanda bir kimliğin dışa vurumudur. Başörtüsü, türban, mini etek gibi… O zaman herkesin benzer bir saldırıya maruz kalma olasılığı vardır” diyen Enthoven Jean-Paul Sartre’a atıfta bulundu: “Fransa’da bir Yahudi hayatından endişe duyduğu müddetçe hiç bir Fransız güvende olamaz.” Polemik bütün hafta gündemi meşgul etti. Televizyonlardaki tartışmalar, gazete ve internette yazılanlar, en güzeli de çizilen karikatürlerdi.

Peki daha iyi günler gelebilir mi? Ne zaman? Bir çok ülke gibi, Fransa’da da Yahudi olmak, özellikle dini kurallara uygun yaşayanlar için, hiç kolay değil. Gün geçmiyor ki giyimi nedeniyle gençlere laf atılmasın, alay edilmesin, saldırılmasın; sinagoglara grafitiler çizilmesin, mezarlıklar gamalı haçlarla boyanmasın. Yahudi dinine, kültürüne bağlı kimi Fransızların işe/okula gitme, metroya binme, ekmek almaya çıkma gibi günlük sıradan işlerde bile kaygı duymaları huzursuzluğun göstergeleri.

Hyper Casher saldırısında o dehşeti yaşayanlarla yapılan röportajlarda kimilerinin İsrail’e göç etme karar aldıklarını izlemiştik. İsrail’e göç rakamı 2013 yılında 3.293 iken 2014’de 7.231’e, 2015’de de 10 bin kişiye ulaştı. İnsanın köklerinden kopmak zorunda kalması, doğduğu-büyüdüğü, tamamen entegre olduğu, sosyal ‘kod’larını iyi bildiği ülkesinden bir gün ayrılmak zorunda kalması çok acı. Hele hayatından, çocuklarının geleceğinden endişe duyması oldukça hazin.

Yine de Baş Haham Korsia gibi iyimser olanlar var. Napolyon’un Cremieux kararnamesinden Dreyfus olayına, eski cumhurbaşkanlarından Jacques Chirac’ın Yahudilerin II. Dünya Savaşında Nazi kamplarına gönderilmesinde Fransız devletinin sorumluluğunu itiraf etmesine uzanan süreçte Korsia bir ‘franco-judaïsme’ üretildiğine inanıyor. “Kadınıyla, erkeğiyle, Sefaradıyla, Aşkenazıyla, laiğiyle, dindarıyla, 550 bin nüfuslu Fransız Yahudi toplumu capcanlı ve Fransa’ya gönülden bağlı” diyen Korsia her cumartesi sabah duasında ‘Fransa’yı kutsa ve koru’ diye Tanrı’ya yakarıldığının altını çizmekte. “Fransız Yahudilerinin tarihi Fransa’nınkiyle içiçedir ve ne olursa olsun umut doludur” diyen Korsia’ya biz de şair Edmond Fleg’in dizeleriyle katılalım: “Yahudi olmak, herkes umut etmekten vazgeçtiğinde bile umut etmektir, herkes inanmayı unuttuğunda bile inanmaya devam etmektir.”

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın