Hitchcock’un karelerinde çocukluğunu buldu

Holokost kurtulanı Yehuda Danzig, Alfred Hitchcock’un Nazi temerküz kampı Bergen Belsen’in özgürlüğe kavuşması sonrasında çektiği, 70 yıl boyunca gizli kalan, ancak son zamanlarda ortaya çıkan belgeselinin bir karesinde kendisini ve kardeşini görünce göz yaşlarına boğuldu

Nelly BAROKAS Kültür
27 Mayıs 2015 Çarşamba

Yehuda Danzig, Bergen-Belzen Nazi temerküz kampının 1945 Nisan ayında özgürlüğüne kavuşturulmasının ardından çekilmiş bir fotoğrafta kendisini ve kardeşi Michael’i görünce gözyaşlarına boğuldu. Bu aslında çok yakında gün yüzüne çıkmış ve basında yer almış bir fotoğraftı. Ünlü yönetmen Alfred Hitchcock’un 70 yıl önce bu Nazi kampında çektiği belgesel son zamanlarda ortaya çıktı ve bu fotoğraf da o belgeselden bir kareydi. Bugüne dek tanıdığımız ve gördüğümüz belgeseller savaş sonrasında müteffik güçler tarafından Bergen-Belsen, Auschwitz ve Dachau kamplarının özgürlüğe kavuşturulması sırasında çekilmişlerdi.

Alfred Hitchcock’un bitirilmeden bırakılmış filmi 70 yıl sonra İngiltere Kraliyet Savaş Müzesinin film uzmanları tarafından tamamlandı. 2014 Berlin Film Festivalinde prömiyeri yapılan film, sonradan New York Yahudi Mirası Müzesinde (New York’s Museum of Jewish Heritage) gösterildi. Ardından, ‘Memory of the Camps’ adı verilen bir versiyonu da ABD’de TV kanallarında, seyirci ile buluştu.

Bir Holokost kurtulanı olan Yehuda Danzig, birçok çocuk arasında 12 yaşındaki kendisini tanıdığı bu fotoğrafı The Times of İsrael’in web sitesinde gördü. O anda döktüğü gözyaşlarının sevinçten mi, yoksa acıdan mı olduğunu kendi de bilmiyor.

Bu fotoğraf, 1950’den beri Toronto’da yaşamakta olan Danzig’i çok eskilere, acı anılara geri götürdü. Bugün 82 yaşında olan Danzig, geçen yıl 79 yaşında ölen ve Bergen-Belsen’deki kötü anılarını hiç unutmayan kardeşi Michael dışında fotoğraftaki diğer çocukları anımsamıyor.

Özgürsünüz

Asıl adı Zlate Moravce olan Yehuda Danzig, 1944 yazı üvey annesi, iki erkek kardeşi ve bir kızkardeşi ile Çekoslovakya’dan bu kampa gönderilmişlerdi. Daha önce aileden ayrılan baba, Berga temerküz kampında öldürülmüştü.

15 Nisan 1945’te bir İngiliz subayı Danzig’in bulunduğu barakaya girmiş ve “You are free!” (özgürsünüz) demişti. “Ne dediğini anlamamıştık. Birisi bu sözleri Almanca’ya tercüme edince dışarı çıkmaya çalıştık. Hasta ve zayıf bedenlerimiz öylesine halsizdi ki barakadan çıkmayı başaramadık” diyen Yehuda Danzig bu fotoğraf karesinin kampın özgürlüğe kavuşturulmasından iki hafta kadar sonra çekilmiş olabileceğini varsayıyor.

“O dönemde İngiliz askerleri bizi tedavi ediyor, doyuruyordu. Yıkanabiliyorduk, temizdik artık” sözleri ile anılarını tazeliyor. Üvey annesi, iki erkek ve bir kız kardeşi ile Slovakya’nın batısında, Bratislava’nın 100 km yakınındaki evlerine döndüler. Ancak savaş süresince gizlenmeyi başaran bir amca dışında aileden hiç kimsenin hayatta kalmadığını gördüler.

1948’de İngiltere’den bir Yahudi din adamı, öksüz çocuklara yardımcı olmak üzere yaşadıkları kente geldi. Yehuda Danzig ve iki erkek kardeşini İngiltere’ye götürdü. Erkek kardeşlerden biri yeşivaya girdi. Yehuda, kız kardeşi ve üvey anneleri önce İsrail’e gönderildiler. Daha sonra Yehuda ile Michael’in tam olarak yetim oldukları için (baba Holokost’ta anne doğum yaparken ölmüşlerdi) Kanada’ya gönderilmelerine karar verildi.

1948’in Ağustos ayında Toronto’ya varan kardeşler Yahudi Cemaati’nden iki aileye evlatlık verildiler. Teknik okulda elektronik eğitimi gören Danzig, 1958’de Etty ile hayatını birleştirdi. İki oğulları, dört torunları var.

Eşi Etty, “Yehuda Holokost’tan bahsetmekten kaçındı her zaman. Çocuklarımız ancak birer yetişkin olduklarında onlara savaş yıllarındaki deneyimlerini anlattı” demekte.

Yehuda Danzig, Steven Spielberg’in kurduğu Shoah Fondation’a (Holokost Vakfı- Holokost kurtulanlarının anlatılarını filme çekip kayıt altına alan bir kuruluş) birkaç yıl önce Holokost deneyimlerini anlattı. Oğullarının elinde babalarının tanıklık yaptığı filmin bir kopyası var. Şimdi de babaları ve amcalarının çocukluklarında Bergen-Belsen’de çekilmiş, ailenin birkaç gün öncesine dek varlığını dahi bilmediği bir fotoğraf da eklendi bu değerli anılara.