Futbolcu tüketimi

Kapitalist sistemin bir gereği olarak bireylerin evlenmesi, düzenli bir aile kurması, evlerini küçük ev aletleri ile doldurmaları, hafta sonları düzenli olarak alışveriş merkezlerini ziyaret etmeleri ve sonuç olarak daha fazla tüketmeleri beklenir. Düzen bu şekilde kurulmuştur.

Hayat bu şekilde bir rutine girmiş ve bu sistem üzerinden devam ederken, hayatımızın diğer alanlarında da bu tüketim toplumu yansımalarını göstermiştir. Futbol da bu kapitalist düzende çabuk tükettiğimiz, zamanı dolmadan yenisi istediğimiz transfer düzeni içinde yaşıyor. Sözleşmesi bitmeden gönderilen futbolcular, formayı terletmeden kulübüne geri gönderilen oyuncular, kulübede yaşlanan genç yetenekler…

Sezon başlarında transfer zamanı hem medya hem taraftarlar için farklı ve heyecan dolu bir dönemdir. Genelde transfer döneminde şampiyon olanların aynı başarıyı yılsonunda göstermediğini biliriz. Buna rağmen Türkiye tatil dışında gelmesine ihtimal olmayan futbolcuların transferler başlıkları herkesi heyecanlandırır.

Türkiye’de yapılan transferleri detaylı inceleyebileceğiniz bir kaynak bulunuyor (transfermarkt.com.tr). Türkiye transfer pazarında buradan bir göz atarsak durum oldukça enteresan. Takımlara 2014/2015 yılında 377 futbolcu katılmış. Toplam lig gelir/gider dengesinde ligimiz 31milyon Euro zarar etmiş. Ortalama olarak her takım yirmi bir futbolcu transfer etmiş. Bu sayı geçen yıl 29 futbolcuydu. Süleyman Seba’nın son başkanlık yaptığı 2000 sezonunda takım başına transfer edilen futbolcu sayısı dokuzdu. Ligimiz 2013/2014 sezonu transferlerinden yaklaşık 78 milyon Euro zarar etmişti. Üç büyüklerin son beş yıllık transfer harcamalarına baktığımız zaman Fenerbahçe 80 milyon Euro, Galatasaray 87,5 milyon Euro, Beşiktaş 50 milyon Euro zarar etmiş. Dolayısıyla kulüplerimiz sürekli bir transfer yarışında. Futbolcular en fazla iki sezon takımda bulunduruluyor, sonrasında yeni arayışlarda bakılıyor. Özelikle yabancı transferinde sürekli bir sirkülasyon söz konusu, kulüpler adeta futbolcuları tüketiyorlar/öğütüyorlar, burada kuşkusuz her transferde komisyon oranı alan ajanslarında bu işte payı büyük. Tüketim futbolda transfer ile kendini göstermektedir.

Bu yıl, federasyonumuz ligimize Süleyman Seba sezonu adını verdi. Süleyman Seba ismi bu hareketle popüler kültürün bir malzemesi yapıyor. Altı doldurulmadan Süleyman Seba ismi bu lige verildi. Süleyman Seba ismi futbolseverlerin gönlünde, şerefli 2. liglerin, temiz futbolun, centilmenliğin karşılığıdır. Kazandığın zaman bile rakibe saygı göstermenin ne demek olduğu en iyi Süleyman Seba’nın yaşadıklarını, yaptıklarını takip ederek anlayabilirsiniz. Örnek vermek gerekirse Süleyman Seba son defa kulübünün başında başkanlık yaptığı sezon, üç büyüklerin taraftarı beraberce maç seyredebiliyorlardı, kulüpler karşılıklı açıklamalar yapıp taraftarı germiyorlardı, şike söylentileri bu derece açığa çıkmamıştı, belirgin değildi.

Bu yıl ligimizde asıl ön planda olan yapılan transferler, futbolcuların bedelsiz olarak gönderilmesi, Türk futbolcularına verilen yüksek rakamlar. Fakat bize gösterilen, daha doğrusu federasyonun bize sunduğu ‘Süleyman Seba Sezonu’. Geçen yıl olan kavgaların en azından yarısı 2014/2015 sezonunda olursa, Seba’ya en büyük saygısızlığı yapmış oluruz. Dolayısıyla federasyonun bu ismi koyarken en azından altını doldurulması gerekir. Bu şekilde Süleyman Seba’ya ve onu sevenlere ayıp oluyor, daha da olacak gibi maalesef.

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın