Mase:Sığınma şehirleri

Tora’da anlaşılması karmaşık olan birçok konu mevcuttur. Mase peraşasında yer alan ‘are miklat – sığınma şehirleri’ bu konulardan bir tanesi olarak karşımıza çıkmaktadır. İstemeden bir dikkatsizlik sonucunda bir kişiyi öldüren kişi bu şehirlerden birine sürgüne gönderilir ve Gemara Masehet Makot’a göre zamanın Kohen Gadol’ü vefat edene kadar orada kalırdı.  Doğal olarak Kohen Gadol ailesi devamlı olarak endişe içinde yaşamaya devam ederdi. Buradaki endişe birinin Kohen Gadol’ün yaşamına son verebilecek olmasından kaynaklanan endişe değildir. Ama sürgünde olan kişinin yakınları belki de Kohen Gadol’ün erken ölmesi ve tutuklunun serbest kalması için dua edebilirdi ki bu arada Kohen Gadol’ün annesi de bu şehirleri dolaşarak onlara yiyecek sunardı. Sığınma şehirlerinin tek sakinleri bu dikkatsizler değildir elbette. Günümüzün Rabilerinin yaptıkları görevleri o zaman gerçekleştiren Levi oğulları bu şehirlerde yaşarlardı. Hem diğer şehirleri dolaşarak kişilere Tora emirleri öğretirler hem de burada yaşayan sürgünlerin hayata kazandırılmasında olumlu rol oynarlardı. Bu söylediklerimizi üst üste koyacak olursak ortaya oldukça karışık bir görüntü çıkacaktır. 

İngiliz Mandası döneminde Rabi Arye Levin hapiste bulunan suçlular için bir baba gibidir. Dışarıdan yiyecek, giyecek getirir bunları sevgisini de katarak mahkûmlara verirdi. Hava şartları onun hiçbir zaman Şabat Tefila’sını aksatmasına neden olamamıştır. Ancak bir Şabat sabahı hapishanede Tefila söylerken kızının felç geçirdiğini ve durumun umutsuz olduğunu öğrenir. Çaresizlik içinde evine gider. Mahkûmlar Şabat bitiminde durumu öğrenirler.

Bir hafta sonra Rabi yeniden hapishaneye gelir. Evdeki problem devam etmektedir ama Rabi mahkûmlarla birlikte yine de Tefila söylemek için gelir. Tora okunurken mahkûmlar Şabat bitiminde bağışlanmak üzere az bir tsedaka vermeyi adet edinmişken bu hafta toplanan para çok daha fazladır. Tora’ya kalkan her mahkûm Rabi Arye için daha büyük fedakârlıklara hazır olduklarını büyük bir içtenlikle dile getirirler. Hatta birçoğu hayatlarından bile vazgeçmeye hazır olduklarını ifade ederler. Rabi bu içten yakınlık karşısında çok duygulanır ve gözyaşlarına boğulur. Rabi’nin kızı o gece hareket etmeye başlar. Birkaç hafta sonra da sağlığına tam olarak kavuşur.

Are Miklat hiçbir zaman bir hapishane olarak değerlendirilemez. Burada kalan kişiler devamlı olarak Levi oğullarının olumlu etkisi altındadırlar. Dikkatsiz davranışlarının nelere mal olacağını anlamak için burada kalmaktadırlar. Leviler Tora öğrenmekte, öğretmekte ve burada kalanlara olumlu bir şeyler katmaya çalışmaktadırlar.

Kohen Gadol’ün annesinin görevi halka yemek dağıtmaktan çok daha farklı bir yerdedir. Her şeyden önce bu kişilerle bağ kurmaktadır. Suçlular devamlı olarak bir annenin çocuğuna yönelik sevgisini ve çocuğunu korumak için kendilerinden bilinçaltında ricada bulunuşunu görmektedirler. Toplumdaki yüksek konumuna rağmen bir yabancının sürgünde yaşadıkları bu sığınma şehrinde kendi ihtiyaçlarının karşılanması konusundaki gayretlerine şahit olmaktadırlar. Belki de bu şekilde istemeden ölümüne neden oldukları kişinin acılı ailesini akıllarına getirmekteydiler. Bu kişiler Rabi Levin’in mahkûm dostları gibi yaşamlarını Kohen Gadol için feda edebilecekleri duruma gelmekteydiler.

Tora’daki cezaların amacı kişileri yeniden topluma kazandırmaktır. Dikkatsiz bir katil zaman içinde daha iyi ve dikkatli bir kişi haline gelmektedir. Ceza sistemi açısından Tora, sert cezalandırmalarının yanı sıra böylesine kazandırıcı cezalarıyla da mükemmel bir adalet sisteminin ispatıdır. 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın