Yahudi mitolojisi ve folkloru

Bu haftadan itibaren sizleri yepyeni ve eğlenceli bir yolculuğa çıkmaya davet ediyorum. Yahudi folkloru ve mitolojisi birbirinden ilginç efsaneler ve hikâyelerle dolu masalsı bir dünyayı kapsıyor. Bunların içinde hem dinsel, hem de dindışı, rengârenk öyküler içeren anlatılar olacak

Yahudi mitolojisi ve folkloru

YAHUDİ FOLKLORU

Yahudi folkloru; efsanelerden, müzikten, yazılı olmayan tarihten, atasözlerinden, fıkralardan, peri masallarından, hikâyelerden, Yahudi geleneklerini içeren anlatılardan meydana gelmiş, rengârenk, ilginç ve binyıllara dayanan bir folklordur.

Folklorik hikâyeler gerçeküstü yaratıkların öykülerini kapsar. Bunların arasında devler, cüceler, cinler, periler, hayaletler vs. vardır. İnsanlar aniden hayvan haline, uçan atlara dönüşürler veya 100 senelik uykulara dalarlar. Hatta Og veya Başan ülkesinin kralı gibi tarihi karakterler abartı öğeleri katılarak, masalsı kahramanlar haline getirilirler.

Bazı öyküler, Rabilerin anlattıklarından, Yunan mitolojisinden veya doğrudan Pers ve Hint kaynaklarından alınarak, Yahudilikle harmanlanarak folklora katılmıştır.

Ortaçağ’da Folklor

Yahudiler, asırlar boyunca ağızdan ağza anlatılan ve yayılan bu hikâyeleri, Avrupa’da ‘Doğu Öyküleri’ adı altında kayıt altına alıp yazarlarken, bildik olanlara kendileri de eklemeler yapmışlar ve bunları Avrupa’da bulunan Yahudi gettolarında anlatmışlardı. Meydana getirilen bu koleksiyon Yidiş dilinde ‘Maasebücher’ olarak adlandırılmıştı. Bu öyküler yüzyıllar içinde kişiler tarafından derlenmiş ve yayınlanmıştı. Bunların tümüne tabiidir ki folklorik hikâye denmese de, yine de cin, peri masalları ve süper kahramanlı öyküler bunların arasında en popüler olanlardır.

YAHUDİ MİTOLOJİSİ

Yahudi mitolojisi kutsal ve geleneksel bilgileri sembollerle anlatan, böylece akılda kalmasını daha iyi sağlayan, bin yıllara dayanan bir kültür birikimidir.  Bu mitoloji daha sonraki yüzyıllarda Hıristiyan ve Müslüman toplumlara da esin kaynağı olmuştur.

Yahudi mitolojisi çoklukla Ortadoğu kültürlerinin etkileşimleri ile doğmuştur. Antik İbrani anlatılarında, çoğunlukla çevre komşularının tapındıkları tabiat Tanrılarının ve heykelsi putlarının, İsrail’in Tanrı’sıyla karşılaştırılıp yarıştırılması, sonuç olarak İsrail Tanrı’sının galebe çalmasıyla sonuçlanan öyküler ön plana çıkarlar.

Tanah’da yer alan İşaya, Ezekiel ve Yeremya Peygamberler, mitolojinin en önemli kişiliklerindendir. Bu üç peygamberin kendi yaşamları ve duru görüleri mitolojik öğeler taşır ve gizemlerle doludur. Yahudi mitolojisi çağlar boyunca birçok sanatçıya ilham kaynağı olmuştur.

Rus asıllı çağdaş Yahudi yazar Isaac Asimov’un yazdığı tüm fantastik romanlarının kaynağı Tevrat ve Talmud’dur.

 

LİLİTH’İN HİKÂYESİ

Lilith, Yahudi folklorunda ve mitolojisinde anlatılan en önemli ve özgün karakterlerinden biridir. Lilith ayrıca kadın haklarının ilk savunucusu, ilk feminist kadın örneğidir. Her ne kadar tuttuğu yol çok özendirici değilse de, her şeye rağmen kişilikli ve kararlı bir tavır sergilemektedir.

Tevrat’ın Yaratılış Kitabı’nın ilk bölümünde birbiriyle çelişen iki cümle göze çarpar: Yaratılış Bap 1:27-28.bölümde “Ve Allah insanı kendi suretinde yarattı, onu Allahın suretinde yarattı; onları erkek ve dişi olarak yarattı. Ve Allah onları mübarek kıldı ve Allah onlara dedi; semereli olun ve çoğalın ve yeryüzünü doldurun ve onu tabi kılın ve denizin balıklarına ve göklerin kuşlarına ve yer üzerinde hareket eden her canlı şeye hâkim olun.” Yaratılış Bap 2:18-25.bölüm’de ise şöyle bir ifade vardır: “Ve Rab Allah, Adam’ın üzerine derin bir uyku getirdi ve o uyudu ve onun kaburga kemiklerinden birini aldı ve yerini etle kapladı ve Rab Adam’dan aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı ve onu Adam’a getirdi. Ve Adam dedi: Şimdi bu benim kemiklerimden kemik ve etimden ettir; buna Nisa denilecek çünkü insandan alındı. Bunun için insan anasını ve babasını bırakacak ve karısına yapışacaktır ve bir beden olacaklardır.”

Tevrat’ta okunan bu iki cümlenin arasındaki çelişki, ilk kadının iki kere yaratıldığı şeklindedir. Birinci kadın Adam ile birlikte topraktan yaratılıp içine Tanrı tarafından ruh üflenen ilk kadın, ikincisi ise, Adam’ın kaburgasından imal edilen Nisa’dır (Cennetten kovulduktan sonra adı Havva olmuştur).

Midraş Kitabı’nda, din bilginleri Adam’la birlikte topraktan yaratılan ilk kadını Lilith olduğunu yazarlar.

Ve işte karşınızda efsanevi LİLİTH…

Lilith’in öyküsü Adem ile Havva’dan öncesine uzanıyor. Yani Adem’in ilk karısı Havva değil Lilith’dir. Tanrı, tüm evreni ve bitkilerle diğer canlıları yarattıktan sonra, topraktan ilk insanları erkeği ve kadını yaratır. Lilith ve Adam’ı mutlu olarak yaşasınlar diye cennetin doğusuna Eden Bahçesi’ne yerleştirir. Ama bu çift hiçbir zaman huzuru yakalayamazlar. Adam bu ilişkide her zaman ön planda olmak isteyip, sürekli olarak Lilith’den taleplerde bulunur. Lilith inatçı ve kişilikli bir kadındır. Adam’ın her isteğine boyun eğmez ve sürekli kavga ederler.

Gerek günlük hayatlarında, gerekse cinsel hayatlarında, Adam her şeyi kontrolü altında tutmak ve erkeklik üstünlüğünü ortaya koymakta ısrar eder. Kısacası Lilith’in her konuda koşulsuz olarak, ona uyum sağlamasını ister.

Lilith bu isteklerin tümüne şiddetle karşı çıkar. İkisinin de eşit şartlarda yaratıldıklarını, bu yüzden de eşit şartlarda yaşamalarını gerektiğini savunur. Adam’dan nefret eder ve onu terk etmeye karar verir. Tanrı’nın dile alınması yasak olan gerçek adını söyleyerek, göğe yükselir.

Sahip olduğu olanakları teperek cenneti terk eden Lilith artık dışlanmışların ve düşmüş meleklerin arasında yaşamaya başlar. Çevresindeki cinlerle ve cinlerin kralı olan Şamael (Satan) ile ilişkiye girer ve onlardan çocukları olur.

Bu arada cennette yalnız kalan Adam sürekli sızlanmakta, ağlayıp halinden şikâyet etmektedir. Tanrı’ya Lilith’i ona geri getirmesi için yalvarır. Tanrı, Sanvai, Sansanvai ve Samangelof isimli üç meleğini, Lilith’e gönderir ve onu cennete geri getirmelerini ister. Eğer onlarla birlikte geri dönmezse, Lilith’in cezalandırılacağını söyler, her gün 100 tane cin çocuğunu öldürecektir. Lilith bunları dinler ama kesinlikle cennete Adam’ın yanına dönmeyeceğini meleklere bildirir. Tanrı’nın tehdidi yerine gelir. Lilith her gün 100 tane cin çocuğunu kaybeder. Müthiş acılar içinde kıvranan Lilith, bundan böyle dünyaya gelecek tüm bebeklerin ve annelerinin baş düşmanı olmaya yemin eder. Yeni doğan erkek bebeklerin ilk sekiz günde, kız bebeklerin ise yirmi gün içinde canını alacaktır. Sadece eğer bebeklerin yakınında bu üç meleğin adları veya şekilleri varsa kötülüğü onlara tesir edemeyecektir. Lilith bebeklerin ayrıca annelerin de düşmanı olacak, hamile kadınlara, doğum yapmakta olanlara ve loğusa kadınlara zarar verecektir. Bu efsaneden etkilenen insanlar, bebeklerini Lilith’in kötülüklerinden korumak için, loğusaların yastık altına bıçak ve muskalar koyarlardı. Yeni anne olan kadınlar, saçlarına kırmızı kurdele bağlarlar, kırmızı renkli loğusa şerbetleri kaynatırlardı. Erkek bebeklerin sünnet edileceği sandalyenin adı ‘Kisse şel Eliyahu’ olup, sünnet edilen bebeği, Peygamber Eliyahu’nun koruyacağına inanılırdı.

Yani sonuç olarak Tanrı Lilith’in yanında olmamış ve ona hak vermemiştir. Böylece Lilith, inadının kurbanı olmuş, kötülerin yanında olmayı yeğlemiştir.

Tanrı cennette yalnız kalan Adam’a yeni bir kadın yapmaya karar verir. Adam’ın derin bir uykuya dalmasını sağlar ve kaburgasından yeni bir kadın yaratır. Bu kadın, Adam’ın bir parçasından yaratıldığı için, ona tabi olacak, itaat edecek ve erkeğini her şartta mutlu edecektir.

Lilith’in Yahudi efsanelerinde ilk kez ne zaman boy gösterdiği bilinmiyor. Çünkü efsaneler, Antik doğu kültürlerinin birçoğunda ortak veya benzerlikler taşıyan öğelere sahipti. Yahudi’lerin şeytanla ilgili inanışlarında Lilith büyük önem taşırdı. Erkeklerin aklını başından alan bir şeytan olarak görülür ve ondan çok korkulurdu.

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın