SILK&CASHMERE, ‘Modayı fısıldar’

Silk & Cashmere’in baş tasarımcısı Elzi Kalma bu göreve gelene kadarki yaşam öyküsünü, bugün dünyanın en zengin kaşmir koleksiyonu olma şanına sahip ve birçok üniversitede ‘bir girişimcilik öyküsü’ olarak örnek gösterilen, aynı zamanda hakkında en çok tez yazılan Türk markası unvanına sahip Silk & Cashmere’i anlattı.

SILK&CASHMERE,  ‘Modayı  fısıldar’

Bu bir reklamdır

 

Kalma ile ürünleri tasarlarken nelerden etkilendiğini, hangi konseptlerle çalıştığını, kimlere hitap ettiğini, küçük dokunuşlarla, aksesuarlarla nasıl şık olunabildiğini konuştuk

Öncelikle Elzi Kalma kimdir,    bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

Çocukluğumdan beri müziğin yanı sıra en meraklı olduğum oyun karton bebekler ve Barbilerdi, onların giysileri yetmez yenilerini çizerdim ya da olanlarına pullar tüyler yapıştırırdım, annem ve anneannem çok güzel dikiş ve örgü bildiklerinden onlara da sürekli kumaş parçalarından kıyafetler diktirirdim. Elimdekiler  bana hiç yetmezdi zira bebeklerime durumlar kurgular ve o duruma uygun giydirmek isterdim. Pikniğe ayrı, plaja ayrı, düğüne ayrı vs. Elbette bu kadar çeşitlilik imkânsızdı çünkü satılan karton bebek kıyafetleri ya da Barbi bebek kıyafetleri son derece kısıtlıydı; bahsettiğim 63-67 yılları,  ama o küçücük yaşımda bile takıntılarım vardı hep ortama göre giydirilmek isterdim. Orta ve lise öğrenimimi S.B.L Fransız kolejinde tamamladım defterlerimin çoğunun  arka sayfalarından başlayarak ortaya kadar çizim ve desenlerle doldururdum. 70’li yıllarda üniversitelerimizde tasarım bölümleri yoktu. Gezmeyi ve seyahati çok sevdiğimden  turizm okumayı seçmiştim ama ne yazık ki eğitimimi bitiremedim. Sonraları İtalya’da katıldığım ‘yaratıcı tasarım’ atölyesi yeteneğimin  farkına varmamı sağladı. Çıraklık dönemimde uzun yıllar tekstilin farklı konularında çalıştım; özellikle deri ve kürkte tasarım yaptım ve üretimleri ile  ilgilendim. Sonraları Candan Yaka’ya özel triko koleksiyonu hazırladım. Devamında ise tüm çizgi film kahramanlarını aplike ettiğim ve çok sevilen çocuk trikoları ürettim.  Bir yandan da henüz çocuk modasında pek çeşitlilik olmayan yıllarda doğan kızımı (1981) giydirirken sınırlarımı zorlamaktaydım.

Profesyonel yaşama nasıl geçtiniz?

İlk profesyonel işim 14 yıl süren RA tekstil süreciydi; kendimi keşfettiğim,  potansiyelimi ortaya çıkaran ilk patronum Cefi Nahmiyas’la birlikte çıktığım uzun bir vizyon yolculuğu.

90’lı yıllar henüz markalaşmanın çok yeni olduğu, dünya markalarının henüz mağaza ya da korner açmaya yeni başladığı yıllarda  biz Cavalli, Donna Karan, Calvin Klein gibi markaları barındıran, tekstilin her sahasını kapsayan 67 dünya markası ile yola koyulduk. Tüm koleksiyonların satın alımından,  projelendirilmesinden satış ekibinin eğitilmesine kadar sorumluydum. Dünyadaki Avrupa ve Amerika’daki neredeyse tüm kadın erkek ayakkabı çanta giyim fuarlarını ziyaret ediyordum.  Bunlar devam ederken  ‘Rachel ’mayolarının proje mimarı oldum Türkiye ye ilk mixandmatch kavramını getirdim, ilk senaryolu defileleri ve multi marka showroom konseptini oluşturdum. Yine Ra şemsiyesi altında olan ‘Sheba’ triko koleksiyonunun kuruluşundan ve markalaşmasından üç yıl sonra  tasarımını üstlendim. Bu moda yolculuğu gelebileceği en iyi noktada iken  2000 krizine çarptı maalesef. Aynı dönemde ablam çok rahatsızlandı ve ben işten ayrılıp uzun bir müddet Amerika’ya onun yanına gittim. Döndükten sonra profesyonel hayatımın ikinci perdesi olan Silk & Cashmere ailesine tasarım bölümünü kurmak üzere katıldım 13 yıldır buradayım.

Turist rehberliğinden tasarımcılığa geçiş nasıl oldu?

Ben aslında turizm rehberliği hiç yapmadım sayılır ama gönlümde yatan aslandı yarım kalmıştı. Hayalim belli bir yaşa geldiğimde seyahatler organize edip, Urla’ya yerleşip rehberlik yapmaktı. İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca biliyordum. Geleceğime yatırım yapmak amacıyla Turizm İl Müdürlüğü’nün açtığı kursa bir yıl boyunca her gece devam ettim ve dört lisanda profesyonel tur rehberi oldum.

Cashmere’in üstünlüğü nedir neden bu kadar çok tercih ediliyor?

Kaşmir, olağanüstü keyifli bir malzeme, hem tasarımı, hem üretimi, hem de kullanılması açısından. Bir kere doğal dokusu termal özelliğe sahip; ne çok ısıtır ne de üşütür, vücut ısısıyla paralel çalışır. Tene teması son derece yumuşak ve şefkatlidir öyle ki müptelası olursunuz. Bir kaşmir giymeye başladınız mı başka bir yün grubunu zor  kullanırsınız teniniz şımarır adeta. Ekolojik ve çevre dostudur kaşmir. Keçi katledilmeden elde edilen bir üründür. Şöyle ki evren, yüksek irtifada ve çok soğukta yaşayan  kaşmir keçilerini soğuktan korumak amacıyla kışın beliren ve baharda dökülen bir ekstra tüy tabakası bahşetmiştir. Kaşmir işte tam bahar aylarında tüyler dökülmeden az önce taranarak alınır. Bu yüzden kaşmir yaşayan bir dokudur eskimez nesiller boyu yaşar. Bir keçinin üç yıllık mahsulünden ancak bir kazak çıktığından çok kıymetli ve nadidedir.

Ürünleri yaratırken en çok nelerden etkileniyorsunuz?

Silk & Cashmere koleksiyonu diğer  markalar gibi kapalı bir konsepti olan ve sadece belli bir kadına hitap eden bir koleksiyon değildir. Tamamlayıcı bir ürün grubudur zira aksesuar kazak ve gömlek ağırlıklıdır. Kendini sadece ipek ve kaşmirde kısıtlamıştır. Dolayısıyla herkesi, her yaşı, her bedeni, her tarzı eşit mesafede kucaklamayı misyon edinmiştir. Tek sezon kullanılmak üzerede tasarlanmamaktadır. Bu yüzden koleksiyonu tasarlarken elbette ki güncel moda detaylarını takip edecek her türlü materyalden besleniriz(fuarlar, reportlar, workshoplar, konferanslar, seminerler, mecmualar, internet) ama tüm detayları kendi süzgecimizden geçirir zamansız bir moda yaratmaya çalışırız. Moda olan ilişkimizi şöyle özetleyebilirim: “Biz modayı bağırmayız sadece fısıldarız.” Silk & Cashmere ‘in bir başka özelliği başka markaların tersine tasarımın değil materyalin başrolde olmasıdır. Bu dengeyi sağlamak, güncelken klasik olabilmek sanıldığından çok daha zordur ama markamız bunu başarabilen ender markalardandır. Ben en çok sokak modasından etkileniyorum. Hem iş hem de keyif için çok seyahat etmekte ve çok farklı coğrafyaları ziyaret etmekteyim. Her yolculuğumda mutlaka bir yarım gün bulunduğum şehrin en şık sokağında bir cafe de yarım gün oturur insanları izlerim. Aynı zamanda yaptığım kültür gezisi bana o şehrin insanlarının etnik renk ve zevklerini  gösterir. Koleksiyonumuz işte böyle oluşmaktadır;  yılların birikimi, dünya görüşü, farklı coğrafyalar, güncel moda bilgileri folklor ve şehir insanlarının karmasından…

SILK & CASHMERE’İN KURULUŞ ÖYKÜSÜNÜ VE BUGÜNLERE GELİŞİNİ ANLATABİLİR MİSİNİZ?

Silk & Cashmere’ in harika bir öyküsü var. Kurucumuz ve Ceo’muz bu fikrin asıl mimarı Aysen Zamanpur 21 yıl önce bu hayali görmüş ve kararlı adımlarla kaşmir aşkını hayatının işine dönüştürmüş, ipekle kaşmiri dünyada ilk defa bir konsept parantezinde bir araya getirmiş ve doğan markasına bu dahiyane ismi koymuş. Türk müşterisini kaşmirle tanıştırmış bu keyfi ulaşılabilir bir düzeyde kurgulamış, yurtdışında da adını duyurmayı hayal etmiş. Bugün geldiğimiz noktada bunu nasıl da başarabildiğini ve dünya markası olma yolunda nasıl dev adımlarla ilerlediğini görebiliyoruz. Bugün dünyanın en zengin kaşmir koleksiyonu olma şanına sahip ve birçok üniversitede ‘’bir girişimcilik öyküsü ‘’olarak örnek gösterilmekte aynı zamanda hakkında  en  çok tez  yazılan Türk markası unvanına sahip.

 

Kimlere hitap ediyorsunuz?

Hitap ettiğimiz kişi eğitimli, çevreci,  damıtılmış zevke sahip, kendine önem veren, kültür seviyesi yüksek, doğru yatırım yanlısı, kaliteye dış görünüşten fazla prim veren, başkaları için değil kendisi için giyinen, her yaşta cinsiyette ve  bedende kişiler.

Bize 2014 modasından biraz bahsedebilir misiniz?

Moda artık öyle bir hale geldi ki trendlere baktıkça ne yok ki diyor insan. Modayı artık fikirler ve temalar değil çok ince detaylar ve renkler yönetiyor, Pieds de poule, ekose, dantel, altın, payet, kristal, kadife, varak, uzun, kısa, dekolte, kapalı, bol, dar, transparan, maskülen, leopar, timsah, kamuflaj hepsi var nedeyse ama en uçta farklı görünen önü kısa arkası uzun üstler, çok bol ve çok uzun tunikler. Çizgi yok mesela onun yerine blok renkler var, ince sim yerine varak baskı var. Son yılların en radikal  değişikliği ayakkabı ve çantalarda oldu.

 Yılbaşı gecesi günlük bir kıyafete küçük dokunuşlarla şık olmanın tüyoları nelerdir?

Bu sorunun Türkiye deki tek  cevabı gerçekten de SILK & CASHMERE. zira aşırı zengin şal koleksiyonunda neler yok ki tamamı incili şallar, pullarla bezenmişleri, işlemelileri, payetlileri, baskılılar hepsi de ancak çok sade tek renk bir elbisenin yada kıyafetin üzerinde kullanılmak üzere tasarlanmış. Bu son derece detaylı  koleksiyonda Amaç örneğin  dümdüz abartısız bir elbiseyi ya da aynı renkte takımlanan iddiasız bir pantolon ve üstü tamamen farklı bir boyuta taşıyacak kadar iddialı ve şık şallar tasarlamak. Şal kullanmayı sevmeyenlerde düşünülmüş elbette yine aynı kıyafetlerin üzerinde kullanılabilecek incili taşlı minik ceketlerde söz konusu iddiasız kıyafetleri baştan çıkartmak için birebir.

Ayrıca incelteceğiniz bir çorap, yükselteceğiniz bir topuk, saçınıza ekleyebileceğiniz küçük bir detay, değiştirip azcık abartacağınız takılarınız, bir tırnak ya da ruj renginin kırmızıya dönüşmesi… İşte bu dokunuşlardan biri ya da bir kaçı iddiasız bir kıyafeti harikaya dönüştürecektir.

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın