Evrenin Şarkısı–Perek Şira– 4

Yahudiliğin çevre ve unsurlarına verdiği önemi vurgulamak için birkaç ay önce başladığımız Çevreci Tora yazı dizisi kapsamında, Evrenin Şarkısı Perek Şira kitabını ele almış ve en son, örümcek ve sinekte kalmıştık. Yazımıza bıraktığımız yerden devam ediyoruz

Estreya SEVAL VALİ Kavram
2 Ekim 2013 Çarşamba

Denizin dev yaratıkları: “Aşem’i övün, deniz devleri ve tüm su derinlikleri” (Teilim 148:7).

Bundan daha açık ifade edilebilir mi, sevgili okurlar? Deniz dibinin ne kadar büyüleyici olduğunu hangimiz inkâr edebilir? Peki denizin devleri kim oluyor? Balina türleri, köpekbalığı, vb.

Bir ürün, onu yapanın becerisini gösterir. Aşem derinliklerin yaratıklarını yapmış, onları yaşamlarını sürdürmesine yardım etmektedir.

Leviatan: “Şükredin Aşem’e çünkü O iyidir, çünkü şefkati ebedidir” (Teilim 136.1).

Önce bir açıklama: Leviatan efsanevi, devasa bir su yaratığıdır. Çoğalabilseydi, denizleri doldurur, dünyayı istila ederdi. İnanışa göre Aşem, Leviatan’ı tek başına, gizli bir yerde tutmaktadır. Kurtuluş günü geldiğinde, Aşem, Leviatan’ı, tsadikler için özel hazırlanmış muhteşem bir ziyafet sofrasında onlara sunacaktır. Yaratılışın sırları ortaya çıktığı ve anlaşıldığı zaman, Leviatan, Aşem’in sonsuz merhametine karşı duyulan minneti simgeleyecektir.

Balıklar:  “Aşem’in sesi suların üstünde, görkem Tanrısı gürler, Aşem yoğun suların üstündedir” (Teilim 29:3).

Büyük âlim Rabi Akiva, Tora öğretmekte ısrar ettiği için Romalılar tarafından çok acı bir ölüme mahkûm edildi. Rabi, ölmeden az önce Yahudilerin Tora’ya bağlılığını balıklara benzetti. Balık, su olmazsa yaşayamaz. Bilirsiniz sevgili okurlar: Tora, suya benzetilir. Yahudi halkı tıpkı suyun dışında yaşayamayan balıklar gibi, Tora olmadan yaşayamaz. Bu bazı çevrelerce bir ‘suç’ bile sayılsa, Tanrı’nın Sesi ve Görkemi, hayatımızın kaynağıdır. 

Kurbağa: “Görkemli krallığının Adı sonsuza dek mübarek olsun” (Mişna Yoma 3:8).

Kurbağa, Tanrı’nın iradesini yerine getirmek için kendini feda etmeyi simgeler. Tanrı, Mısır’ın üstüne kurbağa belasını getirdiğinde, kurbağalara her yeri istila etmeleri, hatta kızgın fırınların içine atlamaları emredilmişti.

Kral Nabukadnezar, peygamberler Hananya, Mihael ve Azarya’yı, putların karşısında eğilmedikleri takdirde kızgın fırına atmakla tehdit ettiğinde, dediler ki: “Küçücük bir kurbağa fırının içine atladıysa, biz daha azını mı yapacağız?”

Kral David, yazdığı muhteşem mezmurlarla gurur duyduğunda, bir kurbağa gelip onu azarladı ve şöyle dedi: “Ben Tanrı’yı gece gündüz överim.” Bir kurbağanın vıraklaması, David’in mezmurlarıyla kıyaslanabilir mi peki? Evet, çünkü Tanrı’nın yarattıkları, Aşem’in kendilerine verdiği yetenekler çerçevesinde, Onu ellerinden gelen en iyi şekilde över.  

Küçükbaş kaşer hayvan: “Semavi güçler arasından kim senin gibidir Ey Aşem? Senin gibi kutsallıkta heybetli, övmekten çekinilen, harikalar yapan kim vardır?” (Şemot 15:11).

Koyun ve keçiler kolay avlanır çünkü peşlerine düşenler gibi hızlı değillerdir. Bilgelerimize göre Tanrı, sürüsüne karşı yapılan korkunç ezalar karşısında bazen sessiz kalır. Hâlbuki Tanrı’nın sessizliği bile ne kadar büyük olduğunu gösterir. Eğer O, büyük olmasaydı, güçlü birçok imparatorluk çöküp yok olurken, Yisrael hayatta kalamazdı. Yisrael, tıpkı hayata tutunan ve üremeyi sürdüren koyunlar gibi, ‘Günlerin Sonu’nda da varolacaktır. 

Büyükbaş kaşer hayvan: “Gücümüz olan Tanrı’ya, coşkuyla şarkılar söyleyin. Yaakov’un Tanrısına sevinç çığlıkları atın” (Teilim 81:2).

Peygamber Şmuel zamanında Peliştiler, Şilo şehrindeki mişkanı yıktı ve içindeki Ahit Sandığı’nı çaldı. Tanrı, Peliştilerin üzerine çeşitli belalar yağdırdı. Bunun üzerine Peliştiler, Ahit Sandığı’nı, ineklerin çektiği arabalara yükleyip Bene Yisrael’e geri verdi. İnekler o sırada bir tür şarkı söylüyordu. Bilgelerimiz ineklerin çıkardığı sesleri, Levi’lerin dualar sırasındaki nağmelerine benzetti.

Kaşer olmayan küçükbaş hayvan: “İyilik yap Aşem, iyilere ve kalplerinde doğruluk olanlara” (Teilim 125:4).

Tavşan geviş getirir ama çift toynaklı olmadığı için kaşer sayılmaz. Tavşanlar düşmanlarından hızlı oluşları ve Tanrı’nın onlara verdiği barınakların şekilleri sayesinde korunur. Eğer Tanrı, kaşer olmayan bir hayvanla bile bu kadar ilgileniyorsa, iyi insanlarla nasıl olur da ilgilenmez?

Kaşer olmayan büyükbaş hayvan: “Elinin emeğinin meyvesini yediğinde, mutlusundur ve her şey senin için iyidir” (Teilim 128:2).

İnsanoğlu kendisine hizmet etmeleri için hayvanlardan yararlanabilir ancak onlara karşı merhametli olmalıdır. Dürüstlükle yapılan bir çalışma, övgüye değerdir; yeter ki başkalarına zararı dokunmasın. İnsanın öncelikli amacı ne para, ne de güç olmalıdır. Kişinin yeterince parası ve malı olduğunda, tinselliğe yönelmelidir.

Deve: “Tanrı yukarıdan haykıracak, Sesi, Kutsal Evi’nden yankılanacak” (Yeremya 25:30).

Tanrı cezalandırmadan önce, olası günahkârı uyarır ki, pişman olsun ve teşuva yapsın. Peygamber ve bilgelerimiz aynı şekilde, Bet Amikdaş’ın yıkılacağını önceden haber vermiş, uyarmış, rica etmiş, ve Bene Yisrael’in böylece pişman olacağını umut etmiştir. Ama Bene Yisrael hareketlerini düzeltmedi. Yine de topraklarımızdan uzakta olduğumuzda bile Aşem bizi çölün sert koşullarında hayatta kalmayı beceren develer gibi dayanıklı kılmıştır.   

At: “İşte! Efendisinin eline bakan hizmetkârın gözleri gibi, sahibinin eline bakan kölenin gözleri gibi, öyle bakar gözlerimiz Aşem’e, O bize lütfedene kadar” (Teilim 123:2).

Motorun icadına kadar, insanla at birbirine muhtaçtı. At, eğitmesi kolay, sadık ve çalışkan bir hayvandır. Çalışmasından ötürü ıstırap çekmez çünkü sahibi ona bakar, besler, tımar eder. Aksi halde sahibine hizmet etmesi mümkün değildir. İnsanoğlu Efendisine sadakatle hizmet ettiği zaman, Efendisi ona iyi davranacak ve ihtiyaçlarını karşılayacaktır. 

Katır: “Yeryüzünün tüm kralları sana şükreder, ağzının sözlerini duyunca” (Teilim 138:4).

Katır muhteşem bir hayvandır. Hem atın, hem eşeğin tüm özelliklerine sahiptir. Ancak aynı zamanda tehlikelidir. Dahası üreyemez. Krallar, efendiler ve yöneticiler, Tanrı’nın eserlerini daha da düzeltebileceklerini sanır. Tabii ki bu mümkün değildir. Katır, Tanrı’nın yaptıklarının mükemmel olduğunu beyan eder. Eğer insan hâlâ anlayamıyorsa, yapacak bir şey yok.

Öküz: “O zaman Moşe ve Bene Yisrael şu şarkıyı söylemeye karar verdi. Şöyle söylediler: Tanrı için şarkı söyleyeceğim çünkü kibirlilerin üzerinde gururlandı. At ve binicisini denize çarptı” (Şemot 15:1).

Öküz, evcilleştirilmiş hayvanlar arasında en güçlü olanıdır. Gücünden ötürü gururludur. Gücüne meydan okuyan her şeye karşı tehlike salar. İnsanoğlu, zekâsı sayesinde öküz üzerinde hâkimiyet kurar ve bu yüzden gurur duyar. Ancak en büyük güç, Aşem’dir. Her şeyin üstünde yücelir. Tapılması gereken O’dur. Moşe ile Bene Yisrael, Tanrı’nın ürkütücü gücünü ve doğanın dahi onun hâkimiyeti altında olduğunu görünce, tarihin en güzel övgü ve minnet şarkısını söyledi.

Vahşi hayvanlar: “İyi Olan ve iyi Yapan Aşem mübarektir” (Mişna Berahot 9:1).  

Bu sözcükler yemek sonrası okunan şükran duası Birkat aMazon’un dördüncü berahası’nı oluşturur.  Romalılar, Betar Yahudilerini toplu olarak katlettikten sonra, ölenlerin bedenleri çok sonrasında gömülünceye kadar bozulmadan kalmıştır. Beraha, bu olayı anar. Ayrıca, bir evladın doğumu ve büyük bir mirasa konmak gibi önemli bir yarar elde edenler tarafından da okunur. Vahşi hayvanlar avlanır ve katledilir. Yaşam alanlarının insanoğlu tarafından işgal edilmesi yüzünden aç kalırlar. Yine de Tanrı, onların hayatta kalmasına yardım eder. Bu, Aşem’in iyiliğini gösteren bir ders olmalıdır.

Geyik: “Ben, Senin kudretini terennüm edecek ve şefkatin için sabaha karşı neşeleneceğim, zira Sen benim kalem oldun ve sıkıntılı günümde sığınak” (Teilim 59:17).

Geyiğin eti çok lezzetli olduğundan hem insanlar, hem de hayvanlar tarafından avlanır. Ancak Tanrı, geyiğe düşmanlarından kaçması için hızlı koşma yetisi ve gücü vermiştir. Bilgelerimiz geyikten esinlenmiş, onun tek gözü kapalı uyuduğunu, tehlikenin her zaman bilincinde ve kaçmaya hazır olduğunu belirtmiştir. Geyiğin şarkısı, Aşem’e, verdiği güvenlik duygusu için şükreder. Mişna, Yisrael’in, Tanrı’nın hizmetinde geyik gibi koşmasını ister.  

Fil: “Ne muhteşemdir yaptıkların Aşem, düşüncelerin çok derindir” (Teilim 92:6) .

Fil, kara hayvanlarının en büyüğüdür. Devasa cüssesine rağmen at gibi hızla dörtnala koşabilir. Çok da akıllı olduğu için insana çeşitli şekillerde hizmet edebilir. Filin varlığı bile, Aşem’in büyük edimlerinin ve derin düşüncelerinin bir örneğidir.  

Ayı: “Ormanlar ve şehirler seslerini yükseltecek, Kedar’ın yaşadığı açık şehirler” (Yeşaya 42:11-12)

Ormanların görüntüsü insanı büyüleyecek kadar güzeldir. İnsan ormanın ne kadar vahşi ve tehlikeli olabileceğini çoğu zaman unutur. Ayı da aynı şekilde, sevimli bir oyuncak görüntüsü verilerek insanlara pazarlansa da, aslında aniden saldırabilen vahşi bir yaratıktır. Bu yüzden insanlarda güven uyandırmak suretiyle ruhlarına tuzaklar kuran, sözde dost halkları temsil ederler. Bu halklar kış uykusundan uyanan ayılar gibi beklenmedik bir anda saldırır. Maşiah geldiği zaman ayı ile inek bir arada yatacak, doğru ama Tanrı’ya hizmet edenler bu arada sözde dostlara karşı çok dikkatli olmalıdır.

Kurt: “Bir boğa, eşek, davar, bir giysi ya da herhangi bir kayıpla ilgili olarak, her türlü sahtekârlık durumunda tanıklar “Evet, budur” dediği zaman, iki tarafın iddiaları mahkemeye kadar gelir. Mahkemenin suçlu bulduğu taraf, akranına çift ödeme yapmalıdır” (Şemot 22:8).

Kurt, hırsızların başında gelir. Korkusuz aslan gibi, kendilerini koruyabilen hayvanlara saldırmaz. Buna karşın zayıf ve savunmasız olan koyunları gözüne kestirir. Kurdun şarkısı, bir tür sorumluluk ezgisidir: Hilekârlıkla hırsızlık yapan kişilerin mahkeme karşısında hesap vereceğini ve cezalandırılacaklarını duyurur. Kimsenin varlığını inkâr edemeyeceği yüksek bir mahkeme vardır. Tanrı, emirlerini ihlal edenlere karşı sabırlı davranır ama eninde sonunda hesap sorar.

Tilki: “Evini dürüstlükle, üst katlarını da adaletle inşa etmeyene, işçilerini parasız çalıştırana ve gündeliklerini vermeyene eyvahlar olsun!” (Yeremya 22:13)

Tilki, kurttan beterdir. Korunaksız yerlere girer, çalıp çırpar ve yakalanmadan kaçar. Tilkiyi andıran insanlar, çekingen görünüşleriyle aldatıcıdır. Başkalarının saf duygularından istifade ederler. Sadece kurbanlarını değil, kanunu da atlatabileceklerinden emindirler. Bunda başarılı olabilirler ama her zaman değil. Kurbanlar ve hâkimler insan oldukları takdirde onları aldatmaları mümkün olabilir ama hiçbir şekilde alt edemeyecekleri Bir Yargıç vardır.

Tazı: “Neşeyle şarkı söyleyin, ey sadıklar, Aşem sayesinde, dürüstlerin övgüleri uygundur.” (Teilim 33:1)

Tazı avda kullanılan bir köpek türüdür. Avcı ve köpeğinin peşine düştüğü hayvanın eninde sonunda onlara kurban olacağı kaçınılmaz gibi görünse de, kimin başaracağına, avcının ne vuracağına ve tazının ne yakalayacağına karar veren bir tek Tanrı’dır. Dürüst olan, sonunda hayatta kalacaktır. Hayatı tehlikeye girse bile, inancı ona sevinç verecektir. Tazının şarkısı bunu anlayanların ve inananların ezgisidir.

Kedi: “Düşmanlarımı kovaladım, onlara yetiştim ve yok etmeden geri dönmedim” (Teilim 18:38).

Bilgelerimiz kedi ile ev kadını arasında temel bir fark vardır, der. Her ikisi de fareden nefret eder ancak ev kadını, evinde fare bulunmasın ister. Kedi ise yakalayabilmek için etrafında fare olsun ister.  Dürüst bir insan, başka bir insanın peşine düşüp onu yok etmeyi istemez; bu onun doğasına aykırıdır. Ancak Tanrı emrettiğinde, insan doğasını bastırıp Tanrı’nın iradesini yerine getirmeye hazır olmalı, görevini tamamlayıncaya kadar da işin peşini bırakmamalıdır.

Böcekler: “Yisrael Yaratıcısında neşelensin, Tsiyon çocukları Krallarında neşelensin” (Teilim 149:2).”

Bazı yaratıklar çirkin hatta itici ve görünürde gereksizdir ancak Tanrı onlara Kendi dünyasında yer verir. Buradan çıkaracağımız ders, hiç kimseyi hor ve aşağı görmemektir; günahkârları bile çünkü Tanrı onları da korur. Neden mi? Bunun cevabını bilmeyebiliriz çünkü Aşem’in hikmeti bizim algımızın ötesindedir.

Üretken sürüngenler: “Eşin meyve veren bağ gibi olacak evinin içinde; çocukların zeytin filizleri gibi masanın etrafında” (Teilim 128:3).

Burada sözü edilen kertenkele gibi büyük sürüngenler ve bazı kemirgenlerdir. Üretkendirler çünkü bir batında çok fazla sayıda yavru dünyaya getirirler. Talmud, zeytini, evlatlara ve Tora’ya benzetir. Zeytin yıl boyunca tüketilebilir. Tora da yıl boyunca okunur. İkisi de ışık kaynağıdır. Zeytin nasıl ışık kaynağı mı oluyor? Zeytinyağını düşünün sevgili okurlar. Zeytinyağı Menora’nın ışığını, Menora ise Tora’nın ışığını simgeler. Evlatlarımızın tümü, Tora çalışma ve böylece dünyayı aydınlatma potansiyeline sahiptir.

Yılan: “Aşem her düşeni destekler ve her eğileni doğrultur” (Teilim 145:14).

Gan Eden’deki yılanın bacakları ve ikna edici bir dili vardı. Hava’yı günah işlemeye ikna etti ve bu yüzden konuşma gücüyle bacaklarını kaybetti. Yılan yerlerde sürünür ve insanların nefretine maruz kalır. Ancak buna rağmen hayatta kalır. Tanrı ona yiyeceğini sağlar. Aynı şekilde bir günahkâr da yükseklerden en derinlere düşebilir ama şunu bilmelidir ki düşenlerin de desteği vardır çünkü Tanrı onu unutmaz ve derinliklerden çıkarmaya hazırdır.

Akrep: “Aşem iyidir herkese ve merhameti tüm yaratıklarının üstündedir” (Teilim 145:9).

Midraş, öfkeli kişiyi akrebe benzetir. Her ikisi de zehirlidir, ölümcül olabilirler. İnsanlar her ikisinden de kaçmak ister. Ancak Tanrı hem onların kurbanlarına, hem de kendilerine karşı merhametlidir. Akreplere ve onların insan benzerlerine karşı barınak ve yiyecek sağlar. Öfkeli ve bu yüzden tehlikeli olan kişi kendini dinlemesini öğrenmeli ve Tanrı’nın kendisini, tehlikeli olmaya devam edebilmesi için korumadığını anlamalıdır. Benliğini kötülüğe sevk eden gücü kontrol altına almalı ve iyilik için kullanmalıdır çünkü Tanrı herkese karşı iyi ve merhametlidir. 

Salyangoz “Sürünürken eriyen salyangoz gibi, yeni doğmuş köstebek gibi hiç güneş görmemiş” (Teilim 58:9). Salyangozun şarkısı, Aşem dürüstlerin şarkısını duyduğu zaman kötülüğün yok oluşunu simgeler. Kötülük hızla ortaya çıkar ama son derece yavaş bir şekilde ortadan kaybolur. Ancak eninde sonunda, hiç gün yüzü görmemiş gibi geriler, erir ve yok olur. Salyangozun şarkısı bu yüzden bir umut ezgisidir. Sona ulaşmak çok çok ağır olabilir ama son, mutlaka gelecektir.

Karınca: “Karıncaya git, ey miskin, nasıl davrandığını gör ve akıllan” (Mişle 6:6).  

Karınca sanayi ve refah konularında canlı bir derstir. Her karınca yiyecek arayışına çıkar ve toplu olarak yaşadıkları yuvaya, kendi vücut ağırlığının altı katı yiyecek taşır. Ömrü sadece altı aydır ama birçok ömre yetecek kadar yiyecek toplar. Bu da Tanrı’nın ona daha uzun bir ömür vereceğine olan umudunu gösterir gibidir. Aynı şekilde, insan Tora bilgisi ve mitsvalarının sayısıyla yetinmemelidir. Yapacak ve öğrenecek hep daha fazlası, hizmet edecek hep daha çok insan vardır.  

Fare: “Bütün başıma gelenler konusunda haklısın çünkü ben kötülüğe neden olurken, Sen doğru hareket ettin” (Nehemya 9:33).

Fare ve sıçanlar kadar nefret edilen pek az yaratık vardır. Talmud onları kötülüğün simgesi olarak tarif eder çünkü giysileri bile kemirirler. Fare, şarkısında, kötü olduğunu bildiğini, kendisinden neden nefret edildiğini ve neden avlandığını anladığını, bütün bunları hak ettiğini çünkü Aşem’in doğru olduğunu söyler.

Aslan: “Aşem, güçlü bir savaşçı gibi ileri gidecek, bir savaş adamı gibi intikam hissi uyandıracak; zaferle haykıracak, hatta kükreyecek ve düşmanlarını alt edecek” (Yeşaya 42:13)

Ormanın kralı ürkütücü ve görkemlidir. Aslan, Tanrı’nın hâkimiyetinin çok soluk bir benzetmesidir. Mişna, Tanrı’nın hizmetinde aslan gibi güçlü olmamızı talep eder ancak yıkıcı bir şekilde değil; doğru olanı sarsılmaz ve korkusuz bir biçimde yapmamız açısından. Eğer kendimizi bu göreve adarsak, gerçek Kral’ın bize gerekli gücü ve kutsamayı vereceğini ümit edebiliriz.

 

Köpek: “Gelin! secde edelim, eğilelim, Yaratanımız Aşem’in önünde diz çökelim” (Teilim 95:6).

Hayvanlar krallığında köpek, sadakati temsil eder. İnsanın en iyi dostudur. Kendisine iyi davranan efendisinin sözünden dışarı çıkmaz. Kendisine hayat, sağlık, geçim, gelişme potansiyeli ve bütün dünyayı veren Efendisine minnet göstermesi ve ebedi ödüle layık olması için bundan daha iyi örnek olabilir mi?

Perek Şira’nın ele aldığımız örneği burada sona eriyor. Ele aldığımız örneği diyorum (Perek Shirah, The Song of the Universe, translation and insights by Rabbi Nosson Scherman, Mesorah Publications Ltd., Brooklyn, 2005) çünkü az çok değişiklikler gösteren başka versiyonları da var.

Sabahları gözümüzü açtığımızda nefes aldığımız için şükrederken ettiğimiz duanın, her gün yeni şarkılara vesile olması umuduyla, esen kalın sevgili okurlar.