Öncesi ve sonrasıyla ‘AB Liderler Zirvesi’

Dünya piyasaları Avrupa Birliği’ne endeksli… AB’de finansal sorunların çözüleceği beklentisi, hem paritede hem de emtia fiyatlarında artışı beraberinde getiriyor.

Rafi OJALVO Ekonomi
19 Ekim 2011 Çarşamba

Umut dolu bir haftayı geride bırakarak ve yine umutlarla dolu bir haftaya merhaba diyoruz. Piyasaların gözü kulağı AB’den gelecek PIIGS ve bankacılık krizini çözecek adımlarda. Bu konuda şu ana kadarki gelişmeler bu ayın 23’ünde kapsamlı bir plan açıklanacağını işaret ediyor. Piyasalar da bu beklentiyle olumlu görünümünü devam ettiriyor. Tüm kürede hisse senedi endekslerinin neredeyse tamamında yukarı yönlü hareketler olurken, AB’de sorunların çözüleceği beklentisi Euro/Dolar paritesinde de yukarı yönlü hareketi destekliyor. Bunun yanında emtia fiyatlarında da genel olarak yukarı yönlü hareket izliyoruz.

Kürenin geleceği AB’nin elinde 

Gelelim 23 Ekim’de AB’den beklenen karara. Çıkabilecek kararların neler olacağı ve piyasalara nasıl etki edebileceğinden önce sorunu tanımlamak gerek. Avrupa’da sorunun şu anda üç boyutu var. Bunlardan ilki Yunanistan başta olmak üzere iflas sorunu bulunan ülkeler, ikincisi ciddi boyutlarda sermaye ihtiyacı olan bankalar ve üçüncü olarak da ülkelerin ekonomi politikalarında birlik oldukları imajı çizememeleri yani her ülkenin kendi başına buyruk hareket etmesi. 23 Kasım’da bu sorunlardan hangisinin ya da hangilerinin çözüleceği yılın geri kalanıyla birlikte önümüzdeki birkaç yıllık sürecin de resmini ortaya koyabilir. Gelelim senaryolar… Öncelikli olarak piyasaların ağırlık verdiği senaryoya değinecek olursak, bu senaryoda AB’nin PIIGS ve bankacılık sorununa yani yukarıda bahsettiğim ilk iki soruna kalıcı çözümler getireceği bekleniyor. Eğer dağ fare doğurmaz ve AB bu iki sorun için kesenin ağzını gerektiği ölçüde açar ve garantiler verebilirse, planın açıklanmasının ardından başlangıçta ufak çaplı kâr realizasyonları gelse de borsalarda yılın geri kalanı kurtarılmış olur. Bu nedenle hafta sonu bu yönde bir karar açıklanacak olursa orta ve uzun vadeli hisse senedi alımında bir mahsur görünmüyor. Bu iki sorundan en acil çözüm bekleyeni olan bankacılık sorununa çözüm bulunacak fakat PIIGS konusunda yeterli adımlar atılmayacak olursa, kısa vadede bir rahatlama olabilir. Fakat orta ve uzun vadede gerçek anlamda bir ülke iflası gelene kadar, öldürmeyen ama güldürmeyen de bir piyasa sürecine gireriz.

Üçüncü problemle ilgili olarak beklentimiz, temennilerin geleceği ve kısa vadede olmasa da orta ve uzun vadede bir çözüm arayışı içinde olunacağı mesajlarının verilmesi yönünde. Bu da diğer adımların atılması durumunda şu an için yeterli bir adım olacak. Özetle bankacılık ve PIIGS sorununa birlikte çözüm üretilecek bir senaryoda orta ve uzun vadeli portföylerde hisse senedi pozisyonlarına ağırlık verilmesi gerekecek. Buna karşın geçtiğimiz hafta olduğu gibi bu hafta da bu beklentiyle coşkunun devam etmesi karar sonrası ilk etapta bir kâr realizasyonu gelmesine neden olabilir. Bu nedenle bu hafta primlerin abartılması durumunda karar sonrası alım için bir süre beklenebilir.

En kötü senaryo AB’nin hiçbir şey yapmaması ya da yapamaması:

Bu senaryoya çok düşük bir olasılık vermekle birlikte, eğer AB bankacılık ve PIIGS krizini çözme konusunda sağlam bir irade ortaya koyamazsa, Euro Bölgesi ile birlikte tüm kürede de Lehman krizi sonrası yaşanan kara tablo tekrarlanacak olur. Şu ana kadarki tüm göstergeler AB ve Japonya haricinde global ekonominin genelinin resesyonun çok uzağında olduğu ve büyümenin devam edeceği görünse de AB’de başlayacak bir panik bu beklentilerin hepsinin tersine dönmesine neden olabilir. Bu durumda hisse senetleri başta olmak üzere tüm riskli varlıklardan kaçış hızlanır. Fakat başta da değindiğimiz gibi bu senaryonun gerçekleşme olasılığı çok çok düşük.

OVP açıklandı, temenniler güzel ama:

İçeride ise geçtiğimiz hafta 2012 ile 2014 aralığını kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) hükümet tarafından açıklandı. Plandaki temennileri olumlu karşılamakla birlikte, senaryo fazla iyimser bir eksen üzerine oturtulmuş görünüyor. Programın makroekonomik çerçevesi oluşturulurken; dönem içerisinde, küresel büyümenin tedrici olarak artacağı, ticaret ortaklarımızın ise daha ılımlı büyüyeceği, yükselen piyasa ekonomilerine sermaye girişinin devam edeceği, uluslararası mal ve ham petrol fiyatlarının yatay bir seyir izleyeceği varsayılmış. Bu senaryoya göre hedeflenen rakamlara ulaşmak mümkün görünse de, 2012’de yapılacak bir referandum, 2013 yerel seçimleri ve 2014 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi mali disiplinde olabilecek bozulma, güney sınırlarımızda, Suriye, Irak ve Kıbrıs Rum kesiminde yaşanan sorunların şiddetlenmesi ile askeri müdahale seçenekleri ve AB’nin ılımlı da olsa büyüme sürecine giremeyecek olması senaryolarından herhangi birinin gerçekleşmesi, bu planda bahsedilen hedeflere ulaşılmasını çok zor hale getirebilir.

Kurumların OVP hakkındaki değerlendirmelerine bakıldığında da temkinli bir yaklaşım görülüyor. Piyasalar açından da OVP’nin geride kaldığı, ileriye dönük bir etkisinin olmayacağını düşüncesi hakim.

ABD’de bilançolar izleniyor:

ABD’de üçüncü çeyrek bilançoları geçtiğimiz hafta Alcoa ile başladı. Alcoa beklentilerin altında kâr açıklarken ardından gelen bilançolardan beklentileri aşanlar da vardı. Fakat negatif bilançoların dahi piyasanın moralini bozmadığını gördük. Piyasalarda AB beklentisi devam ettiği sürece bu hafta da beklentilerin altında kalan kârlar görmezden gelinebilir. Bu nedenle bilanço kaynaklı ciddi gerilemeler beklememekle birlikte, AB’den ters bir açıklama gelmediği sürece olası bir gerilemenin de alım fırsatı olarak kalacağını düşünüyoruz. Bu hafta ABD’de bilançosu açıklanacak önemli şirketler ise şöyle. Citigroup, Wells Fargo, IBM, Bank of America, Coca-Cola, Goldman Sachs, Apple, Intel, Yahoo, Morgan Stanley, American Express, ebay, Microsoft, Capital One, General Electric ve McDonald’s.

İMKB 30

İMKB’de geçtiğimiz haftayı artıyla kapatmış olmamamıza karşın, yurtdışı piyasalarla kıyasladığımızda haftalık bazda primin düşük kaldığı görülüyor. Bundan önceki haftalarda yurtdışında yaşanan düşüşlerden de daha az etkilenilmiş olması etkili oldu. Teknik olarak grafikler pozitif görünümünü korumaya devam ediyor. İMKB 30’da oluşan simetrik üçgen formasyonunda hareket alanı gitgide daralıyor. Bu formasyonda kırılma yönünü önceden kestirmek çok zor olsa da endeksin son günlerde bu formasyonu yukarı doğru kırma girişimini izliyoruz. Kırılma sonrası kısa sürede çok sert hareketler yaşanma olasılığı oldukça yüksek. Geçen hafta olduğu gibi formasyonun yukarı kırılma olasılığı yüksek, bu nedenle de aşağı yönlü pozisyonlara temkinli yaklaşarak, strateji alım üzerine kurulmalı. Bu nedenle de olası geri çekilmelerde destek seviyelerinden ya da dirençlerin aşılmasıyla alım yapılacak bir strateji izliyoruz. Endekste bu hafta bahsettiğimiz formasyon gereği 73.000 üzerinde kalındığı sürece yukarı yönlü pozisyonlara ağırlık verilmesi hatta aşağı yönlü pozisyonlardan uzak durulması gerekir. Fakat 72.750 altına olacak sarkmalarda kısa vadeli ve dar stoplu aşağı yönlü işlemler yapılabilir. Endekste görünümün negatifleşeceği seviye ise 72.000. Ciddi bir satış baskısı ve panik havasının oluşacağı yer ise 70.800 altı olarak görülüyor. Bu seviye altına olacak bir sarkma, aşağı yönlü sert hareketlerin başlamasına neden olabilir. Yukarıda ise ilk olarak 74.000 direncini ardındansa ana hedef olarak gördüğümüz 76.250/76.500 aralığını takip ediyor olacağız. Bu direncin aşılması kısa vadede olmasa da ilerleyen günlerde 80.000’li rakamları dahi gündeme getirebilir.     

USD/TL

Yurtdışı gelişmelerin verdiği destek ve TCMB’nin müdahalesi Dolar/TL kurunda yukarı yönlü hareketi sınırladı. Buna karşın gerek dolar endeksine gerekse diğer gelişmekte olan para birimlerinin geçtiğimiz iki haftadaki seyrine baktığımızda Dolar/TL kurunda TCMB’nin baskısına rağmen gerilemenin emsallerinin ortalamaların üzerine çıkamadığı görülüyor. Bu durum TCMB müdahalesinden ziyade orta vadede küresel konjonktürün takip edilmesi gerektiğini gösteriyor. Kurda aşağı yönlü hareketlerde 1,8150 çok güçlü destek konumundayken, yukarı yönlü hareketlerde takip ettiğimiz ilk önemli direnç 1,85 civarında bulunuyor. Kur bir süre bu bant içinde hareket edebilir. Fakat özellikle 1,85’in aşılması durumunda hareketin hızlanması ve yeniden 1,90’lı rakamların görülme ihtimalinin artması beklenebilir.

Kurda sert geri çekime yaşanıp yaşanmayacağına dair birçok soru alıyoruz. Bu konuda görüşler kurda 1,8150 desteğinin kalıcı bir şekilde kırılıp, aşağı yönlü yeni bir hareketin başlama olasılığının oldukça düşük olduğu yönünde. Bu yönde olacak bir hareket için küresel risk iştahının artması ve gelişmekte olan ülkelere sermaye akışının hız kazanması gerekecek. Aksi takdirde TCMB müdahalelerine bağlı sert geri çekilme beklentisi yok. Zaten TCMB’nin de böyle bir hedefi olmadığını, amacının volatiliteyi düşürmek olduğunu düşünüyoruz.