1933’te Yahudi bir öğretmen olan Anna Essinger 65 Yahudi çocukla Almanya’yı terk etti. İngiltere’de kurduğu Bunce Court okuluna savaş yıllarında Avusturya, Çekoslovakya, Polonya ve Macaristan’dan çocuklar gönderildi. Anna Essinger çoğunluğu savaş sonrasında yetim kalan bu çocuklara sahip çıktı, annelik ve öğretmenlik yaptı

" />

Savaş döneminde hayat kurtaran okul

1933’te Yahudi bir öğretmen olan Anna Essinger 65 Yahudi çocukla Almanya’yı terk etti. İngiltere’de kurduğu Bunce Court okuluna savaş yıllarında Avusturya, Çekoslovakya, Polonya ve Macaristan’dan çocuklar gönderildi. Anna Essinger çoğunluğu savaş sonrasında yetim kalan bu çocuklara sahip çıktı, annelik ve öğretmenlik yaptı

Savaş döneminde hayat kurtaran okul

Ailesi ile, Hitler’in iktidara geldiği yıl Almanya’dan kaçtığında, dokuz yaşında bir çocuk olan Eric Bourne yaşamının özgür ve mutlu yıllarına doğru yol aldığını bilmiyordu.

“Berlin’in bir semtinde şişmanca birkadın ile buluşup konuştuğumuzu anımsıyorum.1933 yılının Ekim ayında Almanya’dan kaçan diğer 60 Yahudi çocukla birlikte İngiltere’de bir okuldaydım” diyen Eric Bourne şimdilerde 87 yaşında.

Eric,çok değerli bir öğretmen tarafından kurulmuş bir okulda eğitim görmekteydi. Bu öğretmen Nazi Almanya’sında Yahudi çocukların artık eğitim görmelerinin mümkün olmadığını düşünmekteydi. Anna Essinger adlı bu öğretmen, Yahudi öğrencilerinin aileleri ile tek tek ilişkiye giriyor, çocuklarını Ulm yakınındaki okuldan alıp bir daha geri dönmeyecekleri bir okul gezisine çıkarmasına izin verilmesi için onları ikna etmeye çalışıyordu.

Öğretmen ile çocuklar Dover’e ulaştıklarında üç gün önce kendi okullarından tek başlarına yola çıkarılmış üç çocuk onları beklemekteydi. İleride Peter Morley adıyla ünlü bir film yönetmeni olacak dokuz yaşındaki Peter Meyer ile ağbisi ve kız kardeşi…Peter Morley ileriki yıllarda anılarını; “1933’te ailemizden koparılıp İngiltere’ye gönderildik. Rıhtımda tek başımıza diğerlerinin gelmesini bekledik. 5 Ekim günü bindirildiğimiz yeşil minibüslerle yeni bir hayata başlamak üzereyol alıyorduk” sözleri ile dile getirecekti.

1933’te Yahudi bir öğretmen olan Anna Essinger  65çocukla Almanya’yı terk etti. Göç ettikleri İngiltere’de önceleri kiraladığı, sonra satın aldığıKent’teki büyük bir eve Almanya’dan gelen bazı öğretmenleri yerleştirdi, çocuklarla kaynaşmaları için İngiliz öğrencileri de kabul etti.

Bir yardım komitesi binanın bodrumunda yaşları daha büyük yirmi öğrenciye yatakhane oluşturulmasına yardımcıoldu. Mekanhavasızdı, koşullar zordu. Bulaşıcı hastalıklar baş gösterince okul bir süre karantinaya alındı. Yardım komitesi gıda paketlerini kapı dışında bırakır oldu.

Zamanla Bunce Court’taki okulaPolonya, Çekoslovakya, Macaristan ve Avusturya’dan da sığınmacı Yahudi çocuklar getirildi. İlk dönemlerde ülkelerinden ve ailelerinden koparılmış zavallı çocuklara öğretmenlik yapacak eğitmenler bulmak da zor olmuştu. Zira o yıllarda İngiltere henüz savaşa girmemişti, ülkede bir barış havası vardı, halk Almanya’da olup bitenleri idrak etmekte, Anna’nın bir sürü çocukla birlikte Almanya’dan kaçıp neden İngiltere’ye geldiğini anlamakta zorlanıyordu.

“Anna İngilizceyi aksansız konuşan çocukların okulda okumasından, bu çocukların ailelerinin eğitimkarşılığında bir ücret ödemelerinden memnundu” diyen Martin Lubowski de savaş yıllarında küçük yaşta okula gönderilen çocuklardan biriydi.

Bunce Court adlı yoksul okulda öğrenciler ders aralarında bulaşıkları yıkamak, temizlik yapmak, kırık döküğü tamir etmekle yükümlüydüler. Öğrenciler arasında ileride ünlü olacak çocuklar da vardı: artist Frank Auerbach, komedyen Gerard Hoffnung, Henry Kissinger’ın danışmanı olacak Helmut Sonnenfeldt ve bağışıklık sistemi uzmanı Profesör Leslie Brent.

Profesör Leslie Brent o günlere ait anılarını anlatırken, o okulda başarılı olmasına pek fırsat bulunmadığını, çünkü okulun bilimsel bir laboratuara sahip olmadığını söylüyor. “Buna rağmen birçoğumuz doktor, bilimadamı olduk. Bu da, o okulda sağlam bir ilk ve orta öğrenim gördüğümüzün en belirgin kanıtıdır.”

Bir kadının yabancı bir ülkede, ailelerinden koparılmış birçok göçmen çocukla birlikte, çok kısıtlı maddi olanaklarla nasıl okul kurup eğitim verdiğine inanmak zor.Profesör Brent; “Biz ona TA diyorduk kısaca, ‘TanteAnna’nın (Anna Teyze)  ilk harflerini kullanarak. O mükemmel bir kadındı. Güçlü, katı, çocuklara karşı da pekiyi sayılmazdı ama kesinlikle çocuklarının iyiliği için yaşıyordu” demekte.

1938’de ilk Kindertransport ile okula gelen Leslie Brent, öğretim kadrosundaki kişilerden bahsederken; “Birgökbilimci öğretmen vardı matematik öğretirdi. Tiyatro yönetmeni olan bir kişi binanın ısıtılmasından sorumlu olarak çalışmaktaydı. Bahçıvanımız da bize müthiş piyano resitalleri verirdi” demekte.

Anna Essinger ile Almanya’dan gelen öğretmenler idealist kişilerdi, bu çocukları eğitmekten mutluluk duymaktaydılar. Gıdaların vesikaya bağlı olduğu dönemlerde dahi çocuklara mümkün olduğunca lezzetli yemekler hazırlanıyordu.

Savaş sonrasında okula Nazi temerküz kamplarında hayatta kalmayı başarmış kimsesiz çocuklar da alındı. Bunce Court okulu 1948’de kapandı. Anna artık yaklaşık 70 yaşındaydı ve görevini tamamlamış olmanın huzurunu taşıyordu. Anna Essinger, Bunce Court’un çatısı altında 900 çocuğa annelik yapmıştı. Burada okuyan çocukların çoğu yaklaşık on yıllarını bu çatı altındaki sınıflarda geçirmişlerdi. Anna Essinger’in okulunda okuyan göçmen çocukların çoğunluğunun ailesi ölüm kamplarında yaşamlarını yitirdiler.Onlar Anna’ya inanmışlar, çocuklarının hayatta kalıp yeni bir yaşama başlamalarına olanak sağlamışlardı.

Bunce Court öğrencilerinden Martin Lubowski’nin de ailesi kamplarda yok edildi.Lubowski yaşamını kibbutzlarda sürdürmeyi yeğledi. Leslie Brent, ileriki yıllarda asıl soyadı Baruch’u yeniden kullanmaya başladı. Yönetmen Peter Morley’in ilk belgesel filminin konusu BunceCourt’du. Morley filminde, Bunce Court’un ailelerini yitiren çocuklar için bir ev niteliği taşıdığını anlatmaya çalışmıştı. Morley; “Anna Essinger öyle bir mekan yaratmıştı ki öğretmenlerle öğrenciler adeta bütünleşmişti. Birbirimizi sürekli kollardık, bu da hepimizi mutlu eden bir aidiyet duygusu oluşturmuştu” sözleri ile okuldaki insan ilişkilerini dile getirmekte.

Anna Essinger öldüğü 1960 yılına dekBunce Court’da yaşadı. Anna günün birinde Almanya’da anılacağını aklının ucundan dahi geçiremezdi. Ölümünden yıllar sonra Anna Essinger adı Almanya’da saygı ile anılmaya başladı. Almanya’da okulunu açtığı Herrlingen müzesinde Anna’nın öğretmen ve yaşam kurtaran bir kişi olarak öyküsü, 1934’te açtığı okulun Naziler tarafından Mareşal Rommel’e tatil evi olarak verildiği  anlatılıyor.

Anna Essinger kimdi?

Dokuz çocuklu bir ailenin en büyük çocuğu olan Anna Essinger, eğitim gördüğü Amerikan üniversitelerinde Quaker felsefesine ilgi duymuştu. 1926 yılında iki kızkardeşi ile birlikte Almanya’nın kırsal bir bölgesi olan Herrlingen’de birokulaçtı. Bu kırsalın eğitim için oldukça uygun olduğuna inanıyorlardı.

Yerleşik eğitimden uzak duruyor, ‘Reformpedagogic’ olarak adlandırılan liberal bir eğitim sistemini uyguluyordu. Bu sistemde öğrenci eşit addediliyor, topsumsal ruh teşvik ediliyordu.

Essinger’in Herrlingen’deki okulu 1933’e dek varlığını sürdürebildi.BirYahudi olan Anna Essinger, Hitler’in güçlenmesinin ardından, bu okul öğrencilerinin olgunluk sınavına girmeye hakları bulunmayacağına ilişkin köstekleyici bir tebliğ almıştı.Bu da yetmezmiş gibi aynı yıl, Hitler’in Nisan ayındaki doğum gününde tüm okullarda gamalı haçlı bayrakların asılması emri gelmişti. Essinger çaresiz itaat etti, ama öğrencilerini bir günlüğüne okuldan uzaklaştırdı. Anna Essinger’in bir yeğeni o günü şöyle anlatmakta: “Bayrağın tamamen boşaltılmış bir binada dalgalanması kendi başına anlamlıydı. Teyzemin de anlatmak istediği tam olarak buydu.”

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın