Ve lig bitti diye derin nefes alırken, şimdilerde yepyeni başka bir heyecan başladı: Transfer. Özellikle spor gazetelerinin en çok sevdiği üç aylık dönem resmen başladı.

" />
Compass doganbaruh

Transfer pompaları

Ve lig bitti diye derin nefes alırken, şimdilerde yepyeni başka bir heyecan başladı: Transfer. Özellikle spor gazetelerinin en çok sevdiği üç aylık dönem resmen başladı.

Transfer pompaları

Her gün gazeteyi açar açmaz gördüğümüz transferlerle heyecanlanıyoruz, hatta resmen titriyoruz. Genelde ‘Bomba’ diye lanse edilen bu transferlerin çoğunun aslında ‘Pompa’ olduğunu anlamamak mümkün değil. Neden mi? İşte nedeni…

Ligler biter bitmez gazete manşetlerini süsleyen haberlere ‘Transfer Pompaları’ denir. Sonuçta basının da haklı bir şekilde okuyucuya ulaşması gerekir. Güzel şeyler yazılmalıdır ki, manşette bomba isimleri gören sporseverler gazetelerin tirajlarını arttırsın. Bu üç ay, transfer rüzgârıyla taraftarın heyecanının arttığı bir dönemdir. Zira taraftar, gelecek futbolcularla yeni sezonda takımının neler yapabileceğini düşünüyor, bomba bir takımın hayalini kuruyor ve tabi ki daha çok gazete okuyor.

 İçinde bulunduğumuz ‘Pompa Transfer’ döneminde, geçen sezonu kış uykusunda geçiren Galatasaray’ı ele almak istiyorum. Son yılların en kötü sezonunu geçiren sarı-kırmızılıların ilk transferi aslında yeni Başkan Ünal Aysal oldu. Camia onun gelişi ile inanılmaz heyecan duymaya başladı. Ve herkes yeni başkanın keseyi açacağını ve takıma süper isimler kazandıracağına inandı.

Ama çiçeği burnunda Başkan çok akıllıca bir hareketle önce Galatasaray’ın mali durumunun ne kadar içler acısı olduğunu kamuoyuna duyurdu. Bir bakıma mesaj verdi: “Bu ekonomik durumda kimse iyi transferler beklemesin, mali durumumuz ortada!” İlk önce NTV’ye konuk oldu ve orada takımın başına geçecek ismin Fatih Terim olacağını açıkladı. Terim zaten her sağlıklı Galatasaray taraftarı için bir ilah olduğundan dolayı, sarı-kırmızı renklere gönül vermişler için adrenalin yüklemesi o anda başladı. Ardından “Elmander’i transfer ettik” dedi. İsveç Milli Takımı’nda İbrahimoviç’in yedeği olan Elmander ile adrenalin yüklemesi daha da artarak devam etti. Ardından Türkiye Süper Ligi’nin kanımca en iyi yerli futbolcusu olan Selçuk İnan transferiyle taraftarların başı dönmeye başladı.

Ancak sonra birden her şey durdu! Uzun süre Galatasaray’dan ses çıkmadı. Medyaya Klose ismi düştü ancak Klose Lazio’nun yolunu tuttu.

Didier Drogba, ismi basında lanse edildiği ilk günden beri sarı-kırmızılı taraftarların rüyalarına giriyordu. Hatta Galatasaray’a transfer olduğu haberini almak için Twitter’da nöbet tutarak bekleyen taraftarlara dahi şahit oldum. 

Bu esnada Başkan Aysal kimsenin beklemediği bir şekilde özel jetiyle Madrid’in yolunu tuttu. Hedefte üç isim vardı: Reyes, Forlan ve Ujfalusi. Taraftarlar arasında anket yapsalar, kanımca yüzde 90’ına yakını Ujfalusi’nin ismini duymamıştır. Ancak Reyes ve Forlan isimleri adrenalin hücumuna sebep olacak transferlerdir. Bu iki isim gündemdeyken Ujfalusi muhtemelen Atletico Madrid’in hediyesi olur diye düşünmekten kendimi alamamıştım.

Başkan İstanbul’a iner inmez çok kesin bir konuşma yaptı. Verdiği mesajlar spor medyamıza en az on gün yetecek cinstendi. Galatasaray, Forlan ve Reyes manşetlerden inmedi… Bugün geliyorlar, yarın geliyorlar, imzayı atmak üzereler, taraftara mesaj yolladılar…

Sonuçta bu üç isimden en isimsizi sessiz sedasız İstanbul’a geldi ve imzayı attı. İşte kıyamet o zaman koptu. Herkes yazmaya başladı. Bazıları Atletico Madrid’in Galatasaray’ı oyuna getirdiğini yazarken, diğerleri ise Başkan Aysal’ın strateji hatalarından bahsetti. Sonra Reyes’in İspanya’da kalacağı ve Forlan’a 4 Temmuz’a kadar süre verildiği yazıldı.

Tüm bu belirsizlik içinde sadece bir somut gerçek vardı: Ujfalusi Galatasaray ile sözleşme imzaladı! 33 yaşındaki Çek futbolcunun İspanya’yı terk edişine en çok sevinen isim ise kuşkusuz her karşılaştıklarında ondan tekmeler yiyen Messi oldu.

Galatasaray Pazartesi günü itibariyle sezonu açtı. Başkan Terim’e üç transferi bir hafta içinde bitireceğinin sözünü verdi. Asıl trajik komik olay ise Fatih Terim’in hâlâ Galatasaray ile somut bir sözleşme imzalamamış olması. Sanırım önümüzdeki günler sarı-kırmızılı camiada epey hareketli ve hararetli geçecek.

Henüz takımın bir kalecisi yok, orta sahada savaşan oyuncusu yok, sol beki yok… Galatasaray taraftarını şu tablo itibariyle yine stres dolu günler bekliyor. Pasiflora stoku yapmak lazım.

‘Pompa’ transfer haberleri gündemi en az iki ay daha meşgul edecek ve bu haberlerin altından adını sanını hiç duymadığımız oyuncular “Futbolcu Cenneti Türkiye”ye gelip refah ve huzur içinde yaşayacaklar. Olan yine biz sadık taraftarlara olacak! Sinir harpleri geçireceğiz, kurdeşen dökeceğiz.

Ama ya ‘Drogba’ gelirse?

Neler oluyor bana? Ben de rüyalarımda ‘Pompa Transferler’ görmeye başladım sanırım…

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın