1945 yılının Nisan ayında Dachau ölüm kampını özgürlüğüne kavuşturan ABD askerleri, ölü beden yığınları arasında nasılsa hayatta kalabilmiş yedi Yahudi anne ile bebeklerini bulmuşlardı

" />

Dachau’da doğan altı bebek 65 yıl sonra buluştu

1945 yılının Nisan ayında Dachau ölüm kampını özgürlüğüne kavuşturan ABD askerleri, ölü beden yığınları arasında nasılsa hayatta kalabilmiş yedi Yahudi anne ile bebeklerini bulmuşlardı

Dachau’da doğan altı bebek 65 yıl sonra buluştu

Ölüm kampında bulunan bebeklerin altısı geçtiğimiz günlerde oldukça duygusal bir buluşmada,  Münih yakınlarındaki Dachau’da yeniden bir araya geldiler. Alman televizyonu üçü erkek, dördü kız, yedi Yahudi bebeği ile annelerinin Nazi ölüm makinasının çarklarından nasıl kurtulduğuna ilişkin bir belgesel çekmek üzere oradaydı.

George, Jossi, Leslie, Marika, Agnes, Judit  ve Szuzi yaşamlarının ilk ayını Münih’in 50 km batısındaki Kaufering 1 kampında geçirdiler. Aralarından 65 yaşındaki Marika Novakova, Slovakya’nın Dunajska Streda adlı kasabasında büyüdüğü halde kimliğinde doğum yeri olarak Bavarya’nın Kaufering kasabasının adının yer almasının sebebini bilmiyordu. Annesi ona bunun sebebini açıklamaktan kaçınmıştı.

ALMAN TELEVIZYONUNUN BELGESELİ

Almanya televizyonundan Eva Gruberova ile Martina Gawaz bu anne ile söyleşi yapmak istediler. Eva Fleischmanova başlangıçta söyleşi yapmayı reddettiyse de kamera karşısında geçmişi gün yüzüne çıkardı.

Savaşın dehşetini ve vahşetini anlatan Eva Fleischmanova, Auschwitz’de az daha nasıl gaz odasına gönderildiğini, kabusun Kaufering’de son bulduğunu aktardı. Kızını gizlice nasıl dünyaya getirdiğini açıklarken, Slovakya’daki antisemitizm nedeniyle Holokost ile ilgili deneyimlerini yıllarca sır olarak saklamayı tercih ettiğini söyledi.

Annelerden 87 yaşındaki Miriam Rosenthal belgesel filmin bazı bölümlerinde görülüyor. Belgeselde kullanılan 65 yıllık eski bir siyah/beyaz fotoğrafta, ranzalar arasında Eva Fleischmanova’nın yanında oğlu Leslie’yi kucaklamakta olan Miriam Rosenthal açıkça seçilmekte.

Belgeseli çeken Eva Gruberova ile Martina Gawaz, bu fotoğraftan yola çıkarak araştırmalarına başladılar. Miriam Rozenthal kamera karşısında savaş yıllarına ait anılarını anlatırken Kanada’ya göç etmek üzere Almanya’yı terk ettiğinden beri ilk kez Almanca konuşuyor. Miriam ile bir Holokost kurtulanı olan eşi, kendilerine ve çocukları Leslie’ye Toronto’da yeni bir yaşam kurdular. Geçmişin kabusundan kurtulamayan Miriam, konuşurken gözyaşlarına boğuluyor.

65 yıl öncenin bebeklerinden Marika Novakova; “Küçük bir kızken ormanda doğduğumu zannederdim. Annemin bana tek anlattığı bulunduğumuz kampta insanlara çok kötü davranıldığıydı” demekte.

Belgeselin yönetmenleri Eva ve Martina, Marika Novakova’yı annesinin bulunduğu yerlerin izini sürmesi için bir geziye götürdüler. Auschwitz’de, silah fabrikasında zoraki işçi olarak çalıştırıldığı Augsburg’a ve Kaufering 1’e…

Dachau toplama kampına bağlı, tutsakların çalıştırıldığı fabrikaların yakınında Kaufering gibi kamplar vardı. Marika Novakova’nın annesi, kimlerin ölüme, kimlerin de çalışmaya gönderileceğine karar veren Auschwitz’in ölüm doktoru Dr.Josef Mengele tarafından iki kez kontrole tabii tutulmuştu. Dr. Mengele, süt gelip gelmediğini kontrol etmek için kadıncağızın göğüslerini sıkmıştı.

SS Komutanı Heinrich Himmler, tüm Yahudi çocukları yok etmeyi hedeflemişti. Bu hedefinin ilk sinyallerini 1943 yılının 6 Ekim günü Polonya’nın Poznan kentinde yaptığı konuşmada vermişti. Bu hedef doğrultusunda Holokost’ta 1.5 milyondan fazla çocuk katledildi.

Miriam Rosenthal öldürülmekten nasıl kurtulduğunu anlatıyor: “Elinde megafon bir SS; ‘Bütün kadınlar dışarı. Gelenler iki misli ekmek alacaklar’ diye anons yapmaktaydı. Kadınların çoğu itaat etti.” Rosenthal barakadan çıkmadı. Sanki bir ses onu uyarmıştı… Dışarı çıkan tüm kadınlar krematoryuma gönderildi. Miriam Rosenthal Auschwitz’den Kaufering’e gönderildiğinde 22 yaşındaydı.

Genç anneler Kaufering’de çalışmaya gönderildiklerinde yeni doğmuş bebekleri onlara bakan diğer kadın tutukluların desteği sayesinde hayatta kalabildiler. Bu tutuklu kadınlar bebekleri gizlediler ve doyurmaya çalıştılar.

YILLAR SONRA BİRLİKTE

Bebekleri ile hayatta kalan bu yedi anne İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra susmayı tercih etti ve birbirleriyle ilişki kurmadı. Yıllar sonra Miriam Rosenthal siyah/beyaz bir fotoğrafın kopyasını Eva Fleischmanova’ya göndermek suretiyle eskiyi yeniden gündeme taşıyan ilk kişi oluyordu. Fotoğrafı gören Eva Fleischmanova’nın kızı Marika, yaşamının ilk birkaç haftasının öyküsünü Rosenthal’den dinlemek üzere Kanada’ya gitti.

Temerküz kampı bebeklerinden yedisinin altısı 65 yıl sonra çok duygusal bir buluşma ile Dachau’da bir araya geldiler. Kampta yedi annenin Dachau kampındaki kaderlerine ilişkin özel bir sergi de yer aldı. Hazırlanan belgesel Almanya ARD televizyonunda yayınlandı.

 

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın