Futbol ve trajedi

Bu hafta Manchester United takımının 1958 yılında yaşadığı trajediyi hatırlıyoruz...

Futbol ve trajedi

Her zaman futbolun milyonları peşinden sürükleyen bir alışkanlık olduğundan bahsedip durdum. Öyle bir alışkanlık ki, diğer alışkanlıklardan insanlar çeşitli tedavilerden sonra vazgeçebilir ancak maalesef futboldan vazgeçenine rastlanmamıştır.

Öyle günler vardır ki, futboldan nefret edenler bile farklı düşünürler. O günler, futbolun kara günleridir. Bunlardan ilk akla gelen 1958 yılında Manchester United takımının yaşadığı trajedidir.

50’li yıllarda futbol artık bütün dünyayı saran bir eğlence halini almaya başlamıştı. Futbolun beşiği kabul edilen İngiltere tamamen bu eğlenceye odaklı bir ülke idi. 50’ler, geçmişi çok parlak olan kulüplerin adlarını dünya pazarlarına yazdırmaya başladığı dönemdir. O yıllarda İngiltere’nin modası ‘Kırmızı Şeytanlar’ yani bizim bildiğimiz adıyla Manchester United’dı.

50’li yılların efsane Teknik Direktörü Sir Matt Busby’nin başında olduğu Kırmızı Şeytanlar’ın yaş ortalaması 22 idi. İngiliz basını bu takıma ‘Busby’nin bebeleri’ lakabını takmıştı. Bebeler, tek kelime ile İngiltere’de fırtına gibi esiyorlardı.

Artık sıra Avrupa’ya çıkıp başarılara imza atmaya gelmişti. 56-57 sezonunda o senenin kupa şampiyonu Real Madrid tarafından elenmeleri onları yeni sezon için oldukça hırslandırmıştı. Söz verdikleri gibi 57-58 sezonuna tek kelime ile bomba gibi girmişlerdi. İlk turda Shmarock Rovers’ı, ardından da Dukla Prag takımlarını elemişlerdi. Çeyrek finalde rakipleri Yugoslavya’nın güçlü Kızılyıldız takımı idi. Kıran kırana geçen bir maçın ardından Old Trafford’da 21 Ocak 1958 yılında rakiplerini 2-1 yenmeyi başardılar. Herkes Manchester’ın Avrupa şampiyonu olacağına inanmıştı.

Tek şart vardı; O da Yugoslavya’dan başarılı bir sonuç almak. Büyük rövanş gelip çatmıştı. Olağanüstü bir maçın ardından 3-3 lük beraberlik Manchester United’ı yarı finale çıkarmıştı. Bütün takım oldukça sevinçliydi. Baş koydukları yolda emin adımlarla yürüyorlardı. Final için sadece tek engelleri vardı. Kâbus dolu gece uçağın rötar yapmasıyla başladı. Hemen ardından oyunculardan Johhny Barry’nin pasaportunu kaybetmesi ortalığı gerdi. Uçak geç de olsa hareket etti. Tarih 6 Şubat 1958’i gösteriyordu. Önce Münih’e inilip yakıt takviyesi yapılacaktı. Uçakta mürettebat dahil 44 kişi vardı. Uçak havadayken oyuncular yorgunluklarını uyuyarak atıyorlardı. Uçak Münih’e inmek için alçaldığında olumsuz hava koşullarından etkilendiği açıktı. Pilot James Thain, ilk seferde alana inememiş, ikinci iniş hazırlığına başlamıştı. Oyuncular durumdan rahatsız olmaya başlamışlardı. Hatta oyunculardan Liam Whelan dua etmeye başlamıştı. Münih’te inanılmaz bir tipi başlamıştı. Pilotların görüş açısı kapanmış ve rüzgâr ile kar uçağın motorlarını olumsuz şekilde etkilemeye başlamıştı. Pilotlar üçüncü kez iniş yapmaya hazırlandıklarında uçaktaki herkes gözlerini kapamış dualarını ediyorlardı. Uçuş kulesinden duyulan son söz pilotun ağzından çıkmıştı, ‘Tanrım, bizi affet.’

Manchester United takımının bindiği uçak yere çakılır. Sürüklenmeye başlar ve sonra alev alır. Münih itfaiyesi olay yerine gider. Etrafta çığlıklar ve koşturmalar vardır. Manchester United takımının rüya gibi başlayan yolculuğu kâbus ile sonlanmıştır.

Kara haber bir anda dünya gündemine bomba gibi düşer. Yedi Manchester United’lı oyuncu olay yerinde can vermiştir. Geoff Bent, Roger Bryne, Eddie Colman, Mark Jones, David Pegg, Tommy Taylor ve Liam Whelan hayata gözlerini yummuşlardır. Kazadan 15 gün sonra da Duncan Edwards da hayatını kaybeder.

Yaralı oyuncuların bazılarının da futbol hayatı sona ermiştir. Pasaportunu son anda bulup uçağa binen Johhny Berry bunlardan biridir. 6 Şubat tarihi her zaman Manchester takımı için önemli bir tarih olmuştur.

Menajer Matt Busby ağır yaralıydı ve hastaneden çıkması tam iki ayını aldı. Bu depresyonu atlatması oldukça zor oldu. Eşi Jean, “Sen mükemmel bir babasın çocuklarını asla kaderlerine terk etmezsin,” sözüyle kocasının takıma geri dönmesini sağladı.

Onun yokluğunda yardımcısı Jimmy Murphy takımın başına geçti. Özel izinlerle takıma takviye oyuncular alındı. Hiçbir şekilde ligden ve Avrupa kupalarından çekilmediler. Ölenlerin anısını yakaladıkları başarılar ile taçlandıracaklarına ant içtiler. Kazadan sonra genç takımdan aldığı oyuncularla çıktığı Sheffield Wednesday maçını 3-0 kazandılar. O maç belki de dünya tarihinin en duygusal maçı oldu. Sahaya siyah formalarla çıkan Kırmızı Şeytanlar’ın bütün oyuncuları, hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Aynı şekilde Old Trafford tribünleri bir ağızdan hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Maçı anlatan spiker bile ağlamaya başlamıştı. O gün formasına siyah giren Manchester United, siyahı resmi forma renklerinden biri kabul ediyordu artık.

Yarı finalde efsanevi Milan’ı Old Trafford’da yenip, San Siro da 4-0 yenilerek, Avrupa kupalarına yarı finalde veda ettiler. Bütün dünya onlara hayranlıkla bakıyordu.

Tarihte birçok spor kulübünün başına buna benzer kazalar gelmiştir. Marshall futbol takımı, Torino A.C gibi… Bizde ise 80’li yıllarda Samsunspor.

Trajedinin ne zaman geleceğini bilmiyoruz. Hele hele milyonların hayran olduğu sporcuların bu tür toplu trajedilere kurban olması tek kelime ile kötü kader.

Alex Ferguson, Manchester’ın bu günlere gelmesine sebep olarak hep 6 Şubat tarihini gösterir. Her zaman Busby’i örnek aldığını söyler.

Hayat devam ediyor ve Manchester yolunda tam hızla ilerliyor. Bu kazada hayatını kaybeden bütün oyuncuları, görevlileri, mürettebatı ve yolcuları tekrar saygıyla anıyoruz.

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın