Ağa takılanlar/ Ucuz İsrail düşmanlığının peşine takılarak sinsi antisemitizm yapmamak

İzak BARON Dünya
17 Şubat 2010 Çarşamba

Güncel

UCUZ İSRAİL DÜŞMANLIĞININ PEŞİNE TAKILARAK SİNSİ ANTİSEMİTİZM YAPMAMAK

Bana göre 20. yüzyılın en önemli olayı olan SHOAH’yı bütün boyutları ile anlamadan, öğrenmeden, okumadan ne Avrupa Birliği anlaşılır, ne Avrupa’nın barış arzusu algılanır, ne bugünkü İsrail’in ne anlama geldiği görülür, ne bu ülkenin MEŞRU bir ülke olduğu bilinir, ne Batı’nın İsrail’le ilgili politikasının temelleri algılanır, hatta ne de AB’nin Türkiye politikası çözülür. SHOAH’yı anlamadan, dünyayı bile anlamak imkânsızlaşır. Cehaletten, Türkiye’de çoğu insanın yaptığı gibi uyduruk komplo teorileri peşinde koşulur. Buna göre Museviler 11 Eylül’ü gerçekleştirir, ABD’yi yöneten Yahudiler dünyayı ele geçirmek için tsumaniyi tetikleyecek atom bombalarını okyanustaki fayda patlatır, dünya finansını ellerinde tutan Museviler ekonomik krizi planlar ve tabii ki dünyayı Yahudiler yönetir! Komplo teorilerinin tümü uydurmadır ve ırkçıdır. Bunların bir bölümü Hitler’in soykırım politikasının gerekçesini oluşturdu ve fiilen altı milyon insanın yok edilmesine yol açtı. Tümü antisemit olan bu zırvaların ne kadar tehlikeli ve ölümcül olabildiklerini bize Nazizm gösterdi. Onun için antisemitizme hizmet eden bu saçmalıklara önemsiz muamelesi de yapılamaz, yalanla sürekli mücadele etmek de gerekir...

Ben İsrail’de iken Türkiye’yi ve Türkiyelileri bu kadar seven dünyada başka bir millet olmadığını gördüm. Türkiye’nin imajının dünyada en mükemmel olduğu tek ülke İsrail’dir. Biz bile kendimizi acımasız bir şekilde eleştirirken, onlar bizim aleyhimize tek kelime söylemiyorlardı. Ankara’nın İslamcı ve antisemit nutuklarından sonra şimdi ne durumdadır bilemem. Ama İsraillilerin kendilerini sırtlarından bıçaklanmış hissettiklerini sanıyorum; tehlike içinde günlük yaşadıklarından dünyanın en politize toplumu olduklarını da bu arada hatırlatayım. Türkiye’de İsraille ilgili en küçük bir olayın orada yayılıp bütün toplum tarafından öğrenilmesi için sadece birkaç saat yetiyor. Bölgede kader birliği yapacak sadece iki ülkeyiz. Biz onlardan demokrasiyi öğreneceğiz, onların devletlerini yaşatabilmesi için de en azından moral askeri bir güvenceyi de biz sağlayacağız. Türkiye’yi dost olarak arkasına almış bir İsrail geleceğe daha bir güvenle bakar. Bölgeye barışın gelmesi yükselen siyasi islam nedeniyle (özellikle İran faktörü) uzmanlara göre en az 25 yıl süreceği için, yapılması gereken ucuz İsrail düşmanlığının peşine takılarak sinsi antisemitizm yapmamak ve ırkçılık tuzağına düşmemektir. Ve tabii SHOAH’yı hiçbir zaman unutmamak ve genç kuşaklara sürekli hatırlatmaktır.

Erol Özkoray

http://kuyerel.com/modules/AMS/article.php?storyid=4052

GELENEKSEL ‘ETLİYE SÜTLÜYE KARIŞMAMA’ POLİTİKALARI

Peki, bu ekonomik paketle çanına ot tıkanacak olan asıl ekonomi ‘oyuncuları’ nerededirler? Niçin hiçbir holding sahibinden, yöneticisinden tık yoktur? Anlı şanlı TÜSİAD nerededir? Niçin, borsa ağzını açmamaktadır? Niçin hiçbir ‘gayrimüslim vatandaş’ tepki göstermemiştir? Geleneksel ‘etliye sütlüye karışmama’ politikaları uyarınca mı, yoksa ‘korku ve Selanik'ten’ sözeden ünlü deyimi haklı çıkarmak için mi?

Hem "Bana Varlık Vergisi koydular" diye ağlayacaksın, hem de bu konuyla ilgii bir televizyon dizisi yapılacağı zaman kapına geldiklerinde "Aman bizi karıştırmayın" diye yan çizeceksin... Yoksa "Arap ülkeleriyle ilişkilerin sıfırlanması" projesi hoşuna gitti de, bu uğurda servetini feda etmeye bile razı mısın? Maşallah maşallah.

Engin Ardıç

http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ardic/2010/02/11/tik_yok

DİN HANESİ

Nüfus kaydından din hânesinin çıkarılması meselesi henüz 1920’li yıllarda gündeme gelmiş ve kanun koyucular nüfus kaydında dinle ilgili bilgilerin çıkarılmasını düşünmüşler, fakat ilginçtir ki buna Lozan Anlaşması ile azınlık vatandaş statüsü kazanan gayrimüslim cemaatlerinden itirazlar gelmiş. Azınlık okullarında genellikle öğrencilere ağırlıklı olarak dinî esaslara göre belirlenmiş bir müfredat uygulandığı için, “Başka mezhebe mensup gayrimüslimler, bu okullara kayıt yaptırmak isterse nereden bileceğiz?” fikriyle uygulamaya karşı çıkılmış. Bu yüzden 1972 yılına kadar yürürlükte kalan eski nüfus kanununda kişilerin sadece dinleri değil, mezheplerini de belirten bir hâne daha yer alıyordu. Batı’daki uygulamaya göre bizim ‘mezhep’ diye bildiğimiz Katoliklik, Protestanlık, müstakil bir ‘din’ olarak nitelenmekteydi; o yüzden 1972 yılından daha önceki tarihlerde doğan her TC vatandaşının ‘nüfuz cüzdanı’nda hem din, hem mezhep hânesi yer alıyordu.

Ahmet Turan Alkan

http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/yazarDetay.do?haberno=26058

Haftanın anısı

ŞAM TATLISI

Yıllar önce Edirne’de ortaokula giderken sabahçıydım. Erken saatlerde buz gibi odada uyanır, çok küçük bir kahvantıdan ve uzun bir yürüyüşten sonra okula varırdık...

Moiz Bayer

http://www.alaturkaonline.com/?p=358

Haftanın okuması

YAHUDİ TİYATROSU ÜZERİNE – FRANZ KAFKA

Varşova’daki sofu Yahudi anne babam için, tiyatro kuşkusuz trefe’ydi (yasaklanmış, mundar), yani chazer’den (domuz) başka bir şey değildi. Sadece Purim’de tiyatro vardı; çünkü o zaman kuzenim Chaskel, küçük sarı keçi sakalının üstüne büyük kara sakalını yapıştırıp sırtına kara kaftanını ters geçirir ve neşeli bir Yahudi esnafı oynardı – Küçük çocuk gözlerimi ondan ayıramazdım. Bütün kuzenlerim içinde en sevdiğim oydu, onu kendime örnek almak için didinir dururdum ve daha sekizime bile basmadan ben de Seder’de (Yahudi ilkokulu) kuzen Chaskel gibi oynamaya başlamıştım. Rebbe (Öğretmen) gitti mi, Seder’de hep tiyatro oynardık, ben yapımcı olur, sahne yöneticisi olur, kısaca her şey olurdum, kuşkusuz daha sonra Rebbe’den herkesten daha çok sopa yerdim. Ama biz buna aldırmazdık; Rebbe bizi döverdi, ama biz her gün başka oyunlar hazırlar, oynardık. Bütün bir yıl boyunca Purim gelse de, kuzenim Chaskel’i yeniden kostümle görsem diye umutla bekler ve dans ederdim. Bu konuda kararlıydım – büyür büyümez, her Purim’de ben de kuzen Chaskel gibi makyaj yapıp şarkılar söyleyerek dans edecektim.

http://www.ismailersevim.com/?p=237

Eskilerden bugüne

YAHUDİ MAHALLESİ - ANKARA

http://www.dijimecmua.com/index.php?c=sw&v=166&s=373&p=101

Sevgililer Günü

Yahudilik rasyonel bir dindir. Bu rasyonellik, aşk ve evliliğe de yansır. Kendimize "Ona aşık mıyım ?" yerine  "Onun iyi değerleri var mı ?"; "Görünüşü güzel mi" yerine "O iyi bir insan mıdır?";  "Müzik ve yıldızlar" yerine "İlgi, merhamet, sadakat"; "Günbatımı ve sahil " yerine  

"Birlikte bir yuva kurabilir ve bir aile olabilir miyiz?" ; "Bir düzine çiçek ve Ritz Oteli’nde bir oda" yerine "Aynı amaçlarımız var mı?" diye sormalıyız. Ben Ritz 'de bir odaya karşı değilim, aksine hoşlanırım. Ancak kekten kremayı ayırt etmeye ihtiyacımız var. Dıştakiler kremadır. Kek üzerinde çabuk bozulan süslü bir kremayı istemiyoruz.

http://www.sevivon.com/aile/evlilik_arc2.asp